diraase
الذهاب إلى القناة على Telegram
telegram ve youtube dışında sosyal medya kullanmıyorum. | youtube.com/@diraase
إظهار المزيد5 666
المشتركون
+624 ساعات
+97 أيام
-1230 أيام
أرشيف المشاركات
5 666
Kalbinin salâhını isteyen kimse, insanlarla bir araya gelmekten olabildiğince sakınmalı; buna ise yalnızca çevre değil, bilakis dizi ve sosyal medya ortamlarında karşılaşılan insanlar da fazlasıyla dâhildir.
Kalbini îmânla ve ihsânla korumak isteyen, insanlarla birlikteliği azaltmalıdır. Her gün sabah başka akşam başka bir arkadaşıyla birlikte olan bir kimsenin, gıybetten, sûi zandan, mâlâyani sözden, dünyâlıklardan konuşup da etkilenmemesi ya da muhatap olduğu kimse sebebiyle şükürden, rızâdan, hüsnü zandan ve güzel ahlâktan uzaklaşmaması kaçınılabilir değildir. İnsanlar çeşit çeşittir. Muhakkak onlardan etkilenecektir.
Serî es-Sakatî rahimehullah dedi ki: ”Sakın ola şerli kimselerle arkadaşlık kurma. Ve sakın sâlihlerin dostluğu da seni Allah’tan alıkoymasın.”
Vallahi bu söz, binlerce söze bedeldir. Benim için kâide olan öğütlerden biri olmuştur. Sâlihlerin dostluğu dahî, sevgide ve bir araya gelmede isrâfa düşüldüğünde kulu Allah’tan alıkoyar; fâsidlerin birlikteliği ve onlara yakınlık bir mü’mine nasıl etki etmesin?
Bu nedenle insanlarla uzun saatler birlikte olan kişi, kalbinde bir ağırlık, rûhunda bir huzursuzluk taşır. Aynı durum, sosyal medyada gerekli-gereksiz her şeye bakan ve izleyen kimseler için de söz konusudur.
Her gün farklı kalplerle karşılaşan bir kalp, nasıl tek bir hâl üzere sâbit kalsın, nasıl kendi sâfiyetini korusun? Kalbin de bir gücü ve sabrı vardır.. Nefis dayanamadığında kalp fesâda uğrar..
Filmlere, sanal sahnelere takılı kalan bir zihin nasıl berrak kalabilir ki kalbi meşgul etmesin de onu Rabbine munîb bir kalp kılsın? Böyle bir kalp Allah’a her hâlinde yönelik bir kalp kalamaz. Aksine onun zihninde dönen yalan manzaralar -ki çoğu zaman bu farazî manzaralar nefsi oyalayan ve onun salâhını bozan münker veya muharremâttandır- onun ibâdetinde dahî huşû bulmasını engeller.
Gerçekten kendisiyle ilgisiz şeylere maruz kalması kalbi öyle yorar ve yıpratır ki, artık o kalp kendisini ilgilendiren şeylere tâkât bulamaz.
Kalp, kendisine yasaklanan şeylerle hemhâl olmaktan kendisini alıkoymadığında, onun kirlenmesi ve böylece Allah’tan uzaklaşması kaçınılmazdır.
Başkaları için, Allah ile arandaki ilişkiyi zayıflatmaktan sakın. Hiçbir şey, kalbini korumandan ve kalbinde de Rabbinin rızâsını yaşatmandan daha önemli değildir. Vallahi değildir.
5 666
“Mesele sadece örtünün var olması değildir, ne ölçüde tesettür (ve iffet) sağladığıdır.
Hatları ortaya çıkaran veya bakışları celbedip dikkat çeken her giysi/örtü, tesettürün şerîatte emredilmesi ardındaki hikmetten sapar.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: «(Benden sonra gelecek çağlarda) öyle kadınlar (olacak ki), onlar giyinmiş/örtülmüş oldukları hâlde, (güzelliklerini gösterdikleri için esâsta) çıplaktırlar.»
Bununla verilmek istenen mesajla bir parça kumaştan çok daha derin bir manâ kastedildiğini çok az kişi anlayacaktır.”
5 666
“Sonra ölüm geldiğinde ve amel defterin kapatıldığında, sâlih amellerin sevâbının büyüklüğünü ve günâhların cezâsının büyüklüğünü gördüğünde; subhânAllah diyerek tek bir tesbîh getirebilmeyi yahut tek bir rekât namaz kılabilmeyi isteyeceksin, fakat yapamayacaksın..”
5 666
Elhamdulillah, burada aktif bulunmayı özlemişim.. Bunu hiç ummadığım şekilde benim için kolaylaştıran Allah’a hamd olsun…
Bu süreç içerisinde duâlarını ileten ve gıyâbımda duâ eden, tanıdığım ve tanımadığım her kardeşimize çok teşekkür ediyorum.. Allah her birinizin mükâfâtını hayrla versin, sizi sâlih olarak yaşatsın şehid olarak katına alsın. Allah üzerinizdeki âfiyeti ve nimetlerini dâim kılsın.
5 666
«Andolsun ki ben on iki meleğin, bu sözü ilk hangisi Allah’a arz edecek diye yarıştığını gördüm.»
5 666
Düşündükçe, Allah’a ne kadar da az hamd ettiğimizi fark ediyoruz.. Buna rağmen O’na hamdi artırmada günlük bir vird edinmiyoruz.. Günde elli, yüz, iki yüz, beş yüz kez “elhamdulillah” demeyi vird edinmek hayrlı bir amel olurdu. Rabbimiz şöyle buyurmuştur: «Andolsun eğer şükrederseniz, muhakkak ki size olan nimetimi artırırım..» Ve devâmında şöyle buyurur: «Ama eğer (nimetime) nankörlük eder (küçümser ve şükretmez)seniz, gerçekten Benim azâbım çok şiddetlidir.»
Şikâyetlerimizin her gün çoğalmasının en büyük nedeni, Allah’a şükrü unutmamızdır. Hem kalp (nimeti bilmek), hem dil (Allah’a hamd ve şükür etmek) hem de sâlih amel (nâfile ibâdetler) ile şükretmeyi unutmamız..
Zira şükrü ve hamd etmeyi çoğaltmak, kulun nimetleri görmesine, büyütmesine, hak etmediği hâlde sâhibi olduğunu ikrâr etmesine vesile olur.
Şükrü unutmak ise, kulun elindeki nimetlerden gâfil olması, elinde olmayan için şikâyetlenip hayıflanması, verilene doymayıp rızâsız olması, ulaşamadığına bakıp üzerindeki nimeti küçümsemesine sebebiyet verir.
Nimete şükrü unutmak, nefislerin iştihâsını çoğaltmakta ve kulun Rabbinden memnuniyetsizliğini artırmaktadır.
Bir hocamın dediği gibi: “Takvâ ile şükür, kardeştir.”
5 666
لا يجوز للمسلم أن يكره الحياة وييأس فيما عند الله تعالى من فرج وخير، والواجب عليه أن يصبر على ما يلاقيه من أقدار الله.
ابن باز
Müslümanın hayattan nefret etmesi ve Allah teâlâ katından gelecek rahatlık ve hayrdan ümit kesmesi ona helâl değildir. Aksine onun, Allah’ın takdirlerinden karşılaştığı her şeye karşı sabır göstermesi gerekir.
İbn Bâz
5 666
Rabbimiz, bizleri ıslâh et. Nefislerimize takvâsını ver, ve nefislerimizi arındırıp temizle, çünkü Sen temizleyenlerin en hayırlısısın. Sen nefislerimizin Koruyucusu ve Mevlâsısın..
Allah’ım, bütün hamd ve şükür yalnız Sana’dır. Rabbimiz, Nebîmiz Muhammed bin Abdullah’a salât ve selâm et. Bizi Senin zikrin, hüdân ve seçilmiş Rasûlünün sünneti üzere yaşat, ve bunlar üzere vefât ettir. Bizi Sana, Kitâbının hidâyetine ve Nebînin ﷺ Sünnetine döndür..
Rabbimiz, bizi Sana itaatte hizmet ettir ve bizi Senin sebîlinde kullan. Zâlimlere karşı bize nusretini ver, onlara karşı adâletini göster ve zulümlerinin cezâsını onların başlarına indir..
Müslümanları bağışla ey Rabbimiz, zulüm gören mü’minleri kurtar ve sabredenlere ve mücâhidlere Senden kesin bir zafer müjdesi ver. Bizi Dînin üzere ve Sana taatte sebât ettir, ey merhametlilerin en merhametlisi..
Allah’ım, mücâhidlerin imâmına, sâdıkların önderine, müşrikleri hezîmete uğratana, mü’minler kavmini cihâdı ile izzetli kılan ve kâfirleri keskin kılıcıyla zelîl edene salât et..
Göklerde ve yerde hamd ve şan, yalnız Sana aittir. Sen, her şeye gücü yeten ve kimsenin kendisini zelil edemeyeceği Azîz, ve her şeyi hikmetiyle bilen Hakîm’sin…
Muharrem, 1448
Cuma duâsı..
5 666
اللهم أصلحنا، وآتِ نفوسَنا تقواها، وزكِّها، أنت خيرُ مَن زكّاها، أنت وليُّها ومولاها..
اللهم لك الحمد ولك الشكر، ربَّنا صلِّ وسلِّم على نبيِّنا محمد بن عبدالله، وأحيِنا وأمِتنا على ذكرِك وهُداك وسُنَّةِ رسولِكَ المُصطفى.. ورُدَّنا إليكَ، وإلى هَديِ كتابِك وسنة نبيك..
اللهم استخدِمنا في طاعتك وفي سبيلك، وانصرنا على القوم الظالمين، وأرنا فيهم عدلك، واجعل عاقبة الظلم عليهم..
واغفر اللهم للمسلمين، ونجِّ المستضعفين من المؤمنين، وبشر الصابرين والمجاهدين بنصرٍ من عندك مبينٍ، وثبتنا على دينك وطاعتك يا أرحم الراحمين..
اللهم صلِّ على إمام المجاهدين وقائدِ الصادقين وهازمِ المُشركين، من أعزَّ بالجهاد قومًا مؤمنين، وأذلَّ بحدِّ سيفه ملة الكافرين..
لك الحمد والكبرياء في السماوات والأرض، وإنك أنت العزيز الحكيم..
5 666
Okuduğun bir fâideyi paylaşmaktan önce amel etmek içgüdüsü taşıyorsan, Allah’ın lütfuyla ilmi kendisine fayda veren kimselerdensin.
Öğrendiğin bir fâideyle başkasını etkilemekten önce kalbine ince ince nakşederek kalbini etkileme önceliği taşıyorsan, niyetinin ve amelinin sâlih olmasında muvaffak kılınmış kimselerdensin.
5 666
İbnu’l-Kayyim rahimehullah dedi ki:
“Çünkü temiz (güzel ve saf) olana, ancak temiz olan (şeyler) yakışır. Ve temiz olan da ancak temiz olana râzı olur, ancak temiz olanda sükûnet bulur ve kalbi de ancak temiz olanla huzura kavuşur... Aynı şekilde o, amellerin (fiil/davranışların) da ancak en temizine, ahlâkın da yalnız en temiz ve saf/erdemlisine yakınlık duyar... Aynı şekilde o ancak yiyeceklerin de en temiz ve en helâl olanını seçer; bunlar, hem beden hem de rûh için en iyi beslenmeyi sağlayan helâl, faydalı ve sağlıklı yiyeceklerdir.
Aynı şekilde o, eş olarak yalnızca en temiz ve en saf/erdemli kimseyi seçer.
Kokulardan ancak en hoş ve temiz kokuları..
Dost ve arkadaşlardan ancak en temiz olanları seçer..
İşte onun rûhu temizdir, bedeni temizdir, karakteri/ahlâkı temizdir, ameli/davranışı temizdir, sözleri temizdir, yiyeceği temizdir, içeceği temizdir, giysisi temizdir, evliliği temizdir, girdiği yer temizdir, çıktığı yer temizdir, döndüğü yer temizdir, bulunduğu her yer her dâim temizdir. İşte bu kimse, Allah teâlâ’nın kendisi hakkında şöyle buyurduğu kimselerdendir: «Meleklerin, canlarını tertemiz olarak aldığı kimseler...» (Nahl: 32).
Ve Meleklerin de onlara şöyle dediği kimselerdir: «Selâm size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedî kalmak üzere girin buraya!» (Zumer: 73).”
Zâdu’l-Meâd 1/65
5 666
Allah’ın, mutluluğunu Rabbine ve O’nun emirlerine itaatinde, hüznünü ise O’na karşı geldiğinde kıldığı kimseye ne mutlu.
Huzuru ve neşeyi Allah’ın sevdiği yerlerde, sevdiği işlerde ve sevdiği kimselerle bulan; Allah’ın sevmediği yerlerde, sevmediği işlerde ve buğzettiği kişilerle birlikte olmakla hoşnutsuz olan kimseye ne mutlu.
Dünyâsını bütünüyle Rabbinin rızâsına bağlamış o kimse, vallahi yeryüzündeki insanların en mutlusudur. Her ânını, her fiilini, bulunduğu mekânı Rabbi için seçen kimse ancak gerçek mutlu kimsedir. Zira Rabbini dâimâ hatırında kılmakla, onun kalbi kalplerin en dirisi ve rûhu rûhların en arı ve temizi olmuştur. Onun nefsinin arzuları, Rabbinin rızâsı ile bağlanıp kenetlenmiştir. O’nun râzı olduğuna râzı olmak, O’nun hoşnut olmadığından rahatsızlık duymak onda bir meleke hâline gelmiştir. Bunun lezzetini bilmeyen pek çok kimse bunu zor, kısıtlayıcı ve özgürlükten ödün verme olarak yorumlasa da bu, bir kula Rabbinin lutfettiği nimetlerin en azîmidir..
5 666
Hayâsızlık ile namaz bir arada bulunmaz..
Ahlâksızlık ile namaz bir arada bulunmaz..
Günâhlarda ısrâr ile namaz, bir arada bulunmaz..
Namazı hakkıyla “ikâmeye” devamlı olan ve namazın erkânı, şartları ve sünnetlerinde sabırlı olan kimseyi, Allah lütfuyla her türlü masiyetten uzaklaştıracak ve “namazlarını muhâfaza eden” [Mu’minûn: 5] sâlih mü’minler zümresine dâhil edecektir.
Allah subhânehu ve teâlâ buyurdu ki:
«Kitâbtan (Kur’ân’dan) sana vahyedileni, oku. Namazı dosdoğru kıl. Muhakkak ki namaz, fahşâdan (hayâsızlıktan) ve münkerden alıkoyar.» Ankebût: 45
• İbn Mes'ûd ve İbn Abbâs -radıyallâhu anhumâ- şöyle demiştir:
“Namazda, Allah’a isyân olan günâhlardan kulu engelleyici ve alıkoyucu bir güç vardır. Kimin namazı ona iyiliği emretmiyor ve münkerden de alıkoymuyorsa, onun namazı onun ancak Allah’tan uzaklığını artırır.”
• Hasen el-Basrî ve Katâde şöyle demiştir:
“Kimin namazı onu fahşâdan ve münkerden alıkoymuyorsa, onun namazı onun aleyhine bir vebâldir.”
• Rasûlullah’a sallallahu aleyhi ve sellem, beş vakit namazına devâmlı olduğu hâlde hayâsız işlerden uzak durmayan Ensâr’dan bir genç zikredildiğinde, aleyhissalâtu vesselâm buyurdu ki: «Namazı, onu muhakkak bir gün (işlediği fahşâlardan) alıkoyacaktır.»
• İbn Avn dedi ki: “Âyetin manâsı şudur: Namaz, sâhibi ona devâm ettiği (terk etmediği) müddetçe; sâhibini fahşâdan ve münkerden alıkoyar.”
[Tefsîru’l-Beğavî]
5 666
الذنب الذي يضر صاحبه هو ما لم يحصل منه توبة فأما ما حصل منه توبة فقد يكون صاحبه بعد التوبة أفضل منه قبل الخطيئة كما قال بعض السلف: كان داود بعد التوبة أحسن منه حالا قبل الخطيئة.
ابن تيمية | مجموع الفتاوى ٥٤/١٥
Sâhibine zarar veren günâh, tevbe etmediği günâhtır. Tevbe ettiği günâha gelince, belki de günâh sâhibi kimse tevbe ettikten sonra günâhtan öncekinden daha fazîletli olur. Seleften bazısının dediği gibi: “Dâvud (aleyhisselâm), tevbe ettikten sonraki hâli, hata etmeden önceki hâlinden daha hayırlı idi.”
İbn Teymiyye | Mecmûu’l-Fetâvâ 10/54
5 666
عن هشام بن عروة، قال: خرج أبي إلى الوليد بن عبد الملك فوقع في رجله الأكلة، فقال له الوليد: يا أبا عبد الله أرى لك قطعها، قال: فقطع وإنه لصائم فما تضور وجهه، قال: ودخل ابن له أكبر ولده إصطبل الدواب فرفسته دابة فقتلته، فما سمع من أبي في ذلك شيء حتى قدم المدينة، فقال: اللهم إنه كان لي أطراف أربعة فأخذت واحدا وأبقيت ثلاثة فلك الحمد، وكان لي بنون أربعة فأخذت واحدا وأبقيت لي ثلاثة فلك الحمد، وايم الله لئن أخذت لقد أبقيت، ولئن أبليت طالما عافيت.
حلية الأولياء ٢/١٧٩
Hişâm bin Urve dedi ki: Babam (Urve), Velîd bin Abdulmelik’e gitmek üzere yola çıktığında ayağı kangren oldu. Velîd de ona, “Ey Ebû Abdullah, bunu kestirmen gerektiğini görüyorum” dedi. Bunun üzerine Urve, oruçlu da olduğu hâlde ayağını kestirdi, ama yüzünde acının emâresi bile görülmedi. Aynı gün en büyük oğlu hayvan ahırına girdi ve bir hayvan onu tekmeleyip öldürdü, Medîne’ye gelene dek babamdan bu konu hakkında hiçbir şey duyulmadı. Tâ ki Medîne’ye gelince babam şöyle dedi: “Ey Rabbim, dört uzuvum vardı, birini aldın, üçünü bıraktın, Sana hamd olsun. Dört oğlum vardı, birini aldın, üçünü bıraktın, Sana hamd olsun. Sana yemin ederim ki Sen aldıysan da bıraktın, Sen şimdi belâyla sınadıysan da nice seneler âfiyetle yaşattın.”
Hılyetu’l-Evliyâ 2/179
5 666
Hüznün olumsuz etkileri sadece psikolojik değildir. Aksine şiddetli hüzün akla/zihne etki edip ilmi zayıflatabilir, bilgiyi silebilir, bildiğini unutturabilir..
Hıfzda önde gelen isimlerden Suheyl ibn Ebî Sâlih hadis hâfızlarının büyüklerindendi ve hadis imâmıydı. Fakat kendisine şiddetli bir hüzün isâbet edip derin bir üzüntüye kapılınca, hafızası etkilenmiş ve pek çok ezberini unutmuştur. Ali ibnu’l-Medînî şöyle demiştir: “Suheyl’in erkek kardeşi vefât ettiğinde Suheyl onun için çok büyük bir hüzünle hüzünlendi, bu da onun hadislerin çoğunu unutmasına sebep oldu.”
Bu nedenle Müslümanın hüzünden korunmak için sık sık duâ etmesi şerîatte meşrû kılınmış/emredilmiştir.
Enes radıyallâhu anh uzunca gelen bir hadisin bir bölümünde şöyle demiştir: “Allah’ın Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’e, seferde her konakladığında ben hizmet ederdim. Onun (sallallahu aleyhi ve sellem) çoğu zaman şöyle dediğini işitmişimdir:
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ»
«Allah’ım, kederden ve hüzünden, güçsüzlükten ve tembellikten, cimrilikten ve korkaklıktan, borcun ağırlığı altında kalmaktan ve güçlülerin bana üstün gelmesinden Sana sığınırım.» [Buhârî 2893]
#dualar
5 666
لا يجب للعاقل أن يغتم لأن الغم لا ينفع وكثرته تزري بالعقل. ولا أن يحزن لأن الحزن لا يرد المرزئة ودوامه ينقص العقل.
ابن حبان | روضة العقلاء ١٩/١
Akıllı insan, derin bir kederle kederlenmemelidir. Çünkü keder faydasızdır ve fazlası aklın değerini giderir. Ayrıca hüzünlenmemelidir, zira hüzün musîbeti ortadan kaldırmaz ve sürekliliği aklı zayıflatır.
İbn Hibbân | Ravdatu’l-Ukalâ 1/19
متاح الآن! بحث تيليغرام 2025 — أهم رؤى العام 
