es
Feedback
diraase

diraase

Ir al canal en Telegram

Hayatı Sana giden bir yol bildim.. O ne benim dileğimdir, ne hedefim olabilir ne de huzur bulduğum evim… • telegram ve youtube dışında sosyal medya kullanmıyorum. | youtube.com/@diraase

Mostrar más
5 752
Suscriptores
-124 horas
+227 días
+6630 días
Archivo de publicaciones
diraase
5 752
Kim Sana derdiyle geldi de sevinçle dönmedi? Hangi daralmış göğüs Senin kapına vardı da inşirâh bulmadı? Kim Sana sığındıktan sonra Senden ayrılmak istedi? Yazıklar olsun Senden başkasına meyleden kalplere, ne istediler? Yazıklar olsun huzur arayan nefislere, Senden isteyip de nasiplenselerdi ya? Senin rızânı kazanmaya gayret eden o azimlere ne oldu ki geri döndüler? Borç aldığın (Senin yolunda harcanan) malları eksildi mi? Hayır, celâlin hakkı için, aksine bereketlendi. Senin seçimin (her seçimden) öncelikli oldu, (kulun) bütün çâreleri boşa çıktı. Kaderin tecellî etti, artık (Senin lütfun olmadan) amel fayda vermez oldu. Sevgin, daha yaratılmadan önce, nice toplulukların ezeldeki nasîbi oldu. Bazı topluluklara da gazap ettin, artık itaat edenlerinin yaptıkları onlara fayda vermedi. Sana isyandan ve günâhtan yüz çevirmek, ancak Senin kuvvetin (iznin)ledir. Sana itaate tâkât yetirmek, ancak Senin yardımınladır. Senden kaçıp sığınılacak hiçbir yer yok, yine Senden başka. Ve umulacak hiçbir hayır yok, yalnız Senin lütfundan başka. İbnu’l-Cevzî | Tuhfetu’l-Vâiz

diraase
5 752
مَنْ الذي جاءَكَ بكربِهِ فلمْ يَفْرَحْ؟ أيُّ صَدْرٍ صَدَرَ عن بابِكَ ولَمْ يُشْرَحْ؟ مَنْ الذي لاذَ بجنابِكَ فاشتَهَى أنْ يَبْرَحْ؟ واهاً لقلوبٍ مالَتْ إلى غيرِك، ماذا أرادَتْ؟ ولنفوسٍ تُحِبُّ الرَّاحَةَ، هلَّا طَلَبَتْ منك واستفادَتْ؟ ولعزومٍ سَعَتْ إلى مرضاتِك، ما الذي رَدَّها فعادَتْ؟ هل نقصَتْ أموالٌ اقترَضْتَها؟ لا وحقِّكَ بل زادَتْ. سَبَقَ اختيارُكَ فَبَطُلَتِ الحِيَلُ. وجَرَتْ أقدارُكَ فما يَنْفَعُ العَمَلُ. وتقدَّمَتْ محبَّتُكَ لأقوامٍ قبلَ خَلْقِهم في الأَزَلِ. وغَضِبْتَ على أقوامٍ فلمْ يَنفَعْ مُطيعَهم ما فَعَلْ. فلا حَوْلَ عن عِصيانِكَ إلا بإرادتِك. ولا قُوَّةَ على طاعتِكَ إلا بإعانَتِك. ولا مَلجَأَ منك إلا إليك. ولا خيرَ يُرجَى إلا في يَدَيْك.
تحفة الواعظ لابن الجوزي

diraase
5 752
"وغيرُ تَقيٍّ يأمر الناسَ بالتقى طبيبٌ يداوي الناسَ وهو سقيمُ.."

diraase
5 752
Allah’ın lütfu, fadlı ve affından biz yüz çeviriyoruz.. üzerinde tefekkür edildiğinde Allah’ın ikrâmı karşısında kulu utandıran bir hadis olmasına rağmen onunla amelden ne kadar da gâfiliz.. Allahım bizi Seni çokça zikredenlerden kıl..

diraase
5 752
Repost from « bir sunnet »
Sa’d bin Ebî Vakkâs radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Sizden biriniz her gün bin hasene kazanmaktan âciz midir?» Onun yanında oturanlardan biri Ona -aleyhissalâtu vesselâm- sordu; “Bir kişi her gün bin hasene nasıl kazanabilir?” Buyurdu ki: «100 kez tesbîh eder; buna mukâbil ona 1000 hasene yazılır, yahut da 1000 günâhı ondan kaldırılır (affedilir).»
Muslim 2698
“100 kez tesbîh eder”: Yani; Allah’ı herhangi bir zikir çeşidiyle zikreder; subhânallah & elhamdulillah & lâ ilâhe illallah & allahu ekber veya başka herhangi bir zikri söyler.

diraase
5 752
والناس في الرجاء على ثلاث مقامات: فمقام العامة: رجاء ثواب الله. ومقام الخاصة: رجاء رضوان الله. ومقام خاصة الخاصة: رجاء لقاء الله حبًّا فيه وشوقًا إليه. ابن جزي | التسهيل لعلوم التنزيل ٣٥٢/٢ Ümit hususunda insanlar üç mertebededir: Avâmın (sıradan insanların) mertebesi; Allah’ın sevâbını (Cenneti ve nimetlerini) ummaktır. Havâssın (seçkinlerin) mertebesi; Allah’ın rızâsını ummaktır. Havâssu’l-havâssın (en seçkin kulların) mertebesi ise; O’na duyulan sevgi ve özlemden ötürü, Allah’a kavuşmayı ummaktır. İbn Cuzey | et-Teshîl li-'Ulûmi’t-Tenzîl 2/352

diraase
5 752
والناس في الخوف على ثلاث مقامات: فخوف العامَّة من الذنوب، وخوف الخاصة من سوء الخاتمة، وخوف خاصة الخاصة من السابقة، فإن الخاتمة مبنية عليها. ابن جزي | التسهيل لعلوم التنزيل ٣٥٢/٢ Korku hususunda insanlar üç mertebededir: Avâmın (sıradan insanların) korkusu; günâhlardandır. Havâssın (seçkinlerin) korkusu; kötü bir sondan (îmân üzere ölememekten)dir. Havâssu’l-havâssın (en seçkin kulların) korkusu ise; ezeldeki takdîrden (sadece Allah’ın bildiği, ezelde onun ne olduğu hakkında kesinleşmiş hükmünden)dir; çünkü zaten son (hâtime), ona göre şekillenir. İbn Cuzey | et-Teshîl li-'Ulûmi’t-Tenzîl 2/352

diraase
5 752
كذا فليجل الخطب وليفدح الأمر..m4a4.73 MB

diraase
5 752
Sâliha ve iffetli görülen kadınlara, onlara özel mesaj göndererek, onların dikkatini çekmeye çalışarak veya sürekli etkileşim göstererek yaklaşmaya çalışan her kimse, bununla ancak o kız gözünde kendi saygınlığını ve itibârını yitirmiş olur.* Allah’ın kadın kulu için fitne/imtihân dilemesi başka, sâliha hiçbir kızın kalbi, sâlih olmayan bir şekilde kendisine yakınlık gösterene ülfet duymaz, aksine bunu kendisine karşı büyük bir saygısızlık olarak görecektir. Sâlih tutum; hileyle, fitneyle, edebiyat ve gazelle başkasının da kalbini fesâda uğratarak yaklaşmak değil; itibâra saygı duyan, onura zarar vermeyi gurur meselesi yapan kimsenin tutumudur. Bir erkeğin mürüvveti/saygın karakteri ve asâleti; onun mahremi ve namahremi olan kadınlara karşı edebi, yaklaşımı ve üslûbuyla kendisini gösterir. Mahremlerine karşı nezâketi, merhameti ve nüktedanlığı; namahrem olanlara karşı ciddiyeti, mesâfesi ve vakârıyla kendisini gösterir. *O kadın açısından durum böyledir, peki o erkek bunu her zaman anlar mı, hayır çoğu zaman kendi zihnindekini oldurmaya çalışacak, olana kadar çabalayacak yahut da gerçekte olup bitene değil zihnindeki arzusuna inanacaktır, yani görmek istediğini -karşı taraftan aslında görmese bile- gördüğüne inanacaktır. Bu noktada kalplerinin zaafı ve inceliğiyle yaratılan kadınlar akıllı olmazlarsa, Allah’tan korkmayan adamlar yüzünden içinden çıkamayacakları işlere düşmüş olurlar. Erkeğin karakteri -bu konuda bilgisi olmadığı sürece-, kadının olgulara bakış açısı ve davranışlarının sebebini anlama noktasında son derece opaktır; bu onların, fıtratta -kadın gibi duygusal saflık ve katmanlı düşünceyle değil-, düz mantık ve -fiziksel güç yanında- kapsayıcı bir ruhsal güçle de ‘otorite kurma’ güdüleri sebebiyledir. Dolayısıyla, sâfiyetle yaptığınız hiçbir şey sâf okunmayacaktır. O karakterin anlayacağı tek tutum ‘duvar’ hissiyatıdır. Araya ona karşı red olarak hiçbir söz ve fiil dahi koymadan, net bir engel koymaktır. Sâliha her kız, genel olarak, kendisinin özel ve kutsal sınırları olduğunu hissettirmelidir; her yabancıya karşı aşılamaz duvarı olduğunu hissettirmelidir. İşte bu afîfe ve tâhire olanların hasletidir. Bir kadın kendi değerini kendisi belirler. Siz o duvarı ördüğünüzde, o duvarı aşmak isteyenler olsa bile, siz yıkmadıkça o duvarı hiç kimse yıkamaz. Allah’ın lütfu ve himâyesiyle.. Sosyal medya kullanan her müslümanın şu makâleyi okumasını, her cümlesini akıl ve mantıkla ele almasını tavsiye ediyorum:
https://t.me/diraase/3288

diraase
5 752
بيضٌ نَواعِمُ ما هَمَمنَ بِريبَةٍ كَظِباءِ مَكَّةَ صَيدُهُنَّ حَرامُ Onlar, ak tenli ve nâzenin kadınlardır ki akıllarından e
بيضٌ نَواعِمُ ما هَمَمنَ بِريبَةٍ كَظِباءِ مَكَّةَ صَيدُهُنَّ حَرامُ Onlar, ak tenli ve nâzenin kadınlardır ki akıllarından en ufak bir kötülük (günâh/iffetsizlik) geçmez Tıpkı Mekke'nin ceylânları gibidirler; onlara dokunulması (avlanması) harâmdır (Bîdun nevâ'ımu): Beyaz tenli, nârin, zarâfet sâhibi kadınlar. Arap edebiyâtında “beyazlık”; asâlet, iffet ve temizliğin, güneş altında yıpranmamanın sembolüdür. (Mâ hememne bi-rîbetin): Kötü bir şeyi akıllarından bile geçirmezler; şüphe uyandıracak hiçbir şeye yeltenmezler. Tamamen iffetli ve temizdirler. (Ke-zıbâi Mekkete): Mekke ceylânları gibi; Ceylân, Arap şiirinde güzellik ve ürkeklik timsâlidir. Bilindiği üzere Mekke Harem bölgesidir ve ihrâmlı olsun veya olmasın, Mekke sınırlarındaki hiçbir hayvana dokunulamaz, ürkütülemez ve avlanamaz. (Sayduhunne harâmu): Onları avlamak harâmdır. Şâir burada, o kadınların iffet, asâlet ve saygınlıklarından dolayı asla ulaşılamaz, dokunulamaz ve kutsal olduklarını kusursuz bir benzetmeyle anlatır. #edebî

diraase
5 752
“bir aktöre yönelik haklı eleştiri bizi başka bir aktörün siyasi projesini desteklemeye sürüklememeli”
“bir aktöre yönelik haklı eleştiri bizi başka bir aktörün siyasi projesini desteklemeye sürüklememeli”

diraase
5 752
«(Kız) utanarak (Mûsâ’nın) yanına geldi» Allah subhânehu ve teâlâ, Allah’ın Nebîsi Mûsâ’nın (aleyhisselâm) eşi hakkında şöyle buyurmuştur: «İki kadından biri, utanıp hayâ ederek (Mûsâ’nın) yanına geldi» Kur’ân’ın kadını tasvirinin bu şekilde olması ne kadar güzeldir.. Onun yürüyüşünde dahî hayâ vardır! Öyleyse onun diğer hareketleri nasıldır? Bir kadındaki en güzel şey onun hayâsıdır. Peki hayâya/utangaçlığa aykırı olan tutumlar nelerdir? Bir kadında hayâya aykırı olabilecek pek çok davranış vardır ve bunlardan bazısı şunlardır: -Toplu alanlarda sesini korumamak -Toplu alanlarda uygunsuz şekilde oturmak -Erkeklere karışmak, onlarla bir arada/aynı ortamda bulunmak -Dikkat çekici şekilde giyinmek/tesettürün şartlarına riâyet etmemek • Şeyh Ahmed el-Halîl

diraase
5 752
Yanmaya sabretmeyi gerektirir okumak ve anlamak.. إنما أنا كمثلك أحب أن أفهم ما أقرأ، وإلا لم يكن لقراءة ما نقرؤه معنى، فأغلق أنا كتابي، وتغلق أنت هذا الكتاب، ثم نرمي بهما جميعا في النار، فلعلها أعقلُ منك ومني، فتحرق هذا الكلام وتأكله، فربما كان معنى ذلك عندها: أنها تقرؤه وتفهمه، فتكون أحق مني ومنك بالحياة، أي بالتوقد والتوهج! محمود شاكر | نمط صعب ونمط مخيف ص/٨ Ben de ancak senin gibiyim; okuduğumu anlamak isterim. Aksi takdirde okuduğumuz şeylerin hiçbir anlamı olmaz. Öyleyse ben kendi kitabımı kapatayım, sen de bu kitabı kapat; sonra ikisini birden ateşe atalım. Belki ateş, senden de benden de daha çok izan/akıl sâhibidir; bu sözleri yakar ve yutar. Belki de ateşin nezdinde bu durum, onu okuyup anladığı manâsına geliyordur. İşte o zaman ateş, hayâta senden de benden de daha lâyık demektir! Yani yanıp tutuşmaya ve (ardından etrafa) ışık saçmaya! Mahmûd Şâkir | Namat Sa'b ve Namat Muhîf s. 8

diraase
5 752
تقوى الله في السر؛ هو علامة كمال الإيمان، وله تأثير عظيم في إلقاء الله لصاحبه الثناء في قلوب المؤمنين. ‏ابن رجب الحنبلي | جامع العلوم والحكم ٤١٠/١ Gizli hâllerde Allah’a karşı takvâ üzere olmak (emir ve harâmlarında O’ndan korkmak), îmânın kemâle erdiğinin alâmetidir. Kulun bu gizli takvâsının, Allah’ın o kul için mü’minlerin kalbinde övgü ve sevgi bırakmasında çok büyük bir tesiri vardır. İbn Receb el-Hanbelî | Câmiu’l-Ulûm ve’l-Hikem 1/410

diraase
5 752
يرفع الله الإنسان بعبادة السر ولو كانت قليلة، أكثر من عبادة العلانية ولو كانت كثيرة. الشيخ عبدالعزيز الطريفي Allah insanı, açıkça işlediği fazla ibâdetinden daha çok, az da olsa gizlide işlediği ibâdetleriyle yüceltir. Şeyh Abdulazîz et-Tarîfî

diraase
5 752
«”Andolsun ki eğer Rabbim bana doğru yolu göstermez (hidâyete eriştirmez)se, gerçekten de ben dalâlete düşmüş kimselerden olacağım” dedi..» En'âm: 77

diraase
5 752
Allahu teâlâ'nın insanların kalplerini şeyh Usame (rahimehullah)'ta topladığını ve dillerini ondan engellediğini iyi düşünün. Bunun nedeni, onun doğruluğu, dilinin iffeti, kendisini savunmakla meşgul olmaması hatta kendisini düşmanlarından daha fazla eleştirmesidir. Şeyh Ebû Yahyâ el-Lîbî

diraase
5 752
عليه أفضل الصلاة والسلام

diraase
5 752
Repost from diraase
Senin cihâdını, savaşını, mücâdeleni anmaktan korktular yâ Rasûlallah -aleyhissalâtu vesselâm-. Senin yalnızca yumuşak, hoşgörülü, sabırlı bir Nebî olduğunu anlatıp; Senin cesur, düşmanlarına karşı öfkeli, savaşçı, yiğit, kahraman bir Nebî olduğunu anlatmaktan korktular. Hâlbuki getirdiğin Dîn ve ilim, ancak senin kılıcın ve silâhınla korundu. İbn Teymiyye rahimehullah dedi ki: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in hadislerinin çoğu, namaz ve cihâd hakkındadır.” [Mecmûu’l-Fetâvâ 1/171] Yine dedi ki: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in en önemli, en sık tekrarlanan ve üzerinde en çok durulan hadisleri, namaz ve cihâd hakkındadır. Rasûlullah ﷺ hasta bir kimseyi ziyâret ettiği zaman, şöyle derdi: «Allah’ım, namaz kılan ve Senin için düşmanına vuran şu kuluna şifâ ver.»” [Câmiu’l-Mesâil 6/314] Senin devletin bir yılını savaşsız geçirmedi. Bir ay, iki ay, beş ay geçmezdi ki, bir gazve yahut seriyye için sancak dikilmesin! Medîne, en küçüğünden en büyüğüne cihâd için yetiştirdiğin yiğitlerle doluydu, ki o yiğitler evlerinden kadınlarının teşcî ve teşviki ile çıkarlardı. Sen öylelerini yetiştirdin ki, yaşı küçük olan gençler cihâda katılmak için yaşlarını gizliyorlardı.. Allah’ın salâtı ve selâmı, bize bu yüce ve azîm izzet dînini getiren Nebîmiz Muhammed’in üzerine olsun ﷺ… O kahraman ki -sallallahu aleyhi ve sellem-, on yıl içinde zaferle sonuçlanan 47 seriyyeye önderlik etmiş, 27 gazveye bizzat katılmış ve 9’unda bizzat savaşmıştır. [et-Tabakât 2/5] Sa’d bin Iyâd (tâbiî) rahimehullah dedi ki: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem az konuşan, konuşması az olan bir kimseydi. Fakat kendisine savaş emredildiğinde sürâtle kalkar, insanların en cesuru ve yiğidi olurdu.” [Musannef İbn Ebî Şeybe 4/229] Yani O ﷺ ortaya çok söz koymaz, bilakis ortaya fiil koyardı. Onun ameli, konuşmasını geçmişti. Bu ise erkekliğin kemâli, şecaatin ve mürüvvetin tamâma erdiğinin alâmetidir. Meşhûr edîb er-Râfiî’nin vasfettiği gibi: “Onlar, Onu -ﷺ- erkekliğin kemâliyle tanıdılar!”

diraase
5 752
فَمَن عَاملك مِن النَّاسِ بنيةٍ خَائنةٍ لاَ تعلمُها، وأنْتَ مَعَهُ مِن الصادقِين، فاعْلَم أنَّ وَكيلكَ الله. د. فريد الأنصاري Birisi sana, senin bilmediğin hâin bir niyetle yaklaşım gösteriyor, sen ise ona sâf bir doğrulukla muâmelede bulunuyorsan; bil ki (ona karşı) senin Vekîl’in Allah’tır. Dr. Ferîd el-Ensârî