ru
Feedback

Не попадитесь на канал ботавода! Telemetrio находит и помечает такие каналы 👉 Хотите видеть метку — оформите подписку 👈

diraase

diraase

Открыть в Telegram

Hayatı Sana giden bir yol bildim.. O ne benim dileğimdir, ne hedefim olabilir ne de huzur bulduğum evim… • telegram ve youtube dışında sosyal medya kullanmıyorum. | youtube.com/@diraase

Больше
5 704
Подписчики
+124 часа
-267 дней
-1430 дней
Архив постов
diraase
5 704
İstediğiniz zaman Allah’tan ‘muttakî’ bir eş isteyin. Zira takvâ sâhibi bir kimse, Allah korkusuna sâhip kimsedir ki kimde bu korku bulunursa o kimse beraberinde bütün hayrları taşır. Pek çok genç bu duânın önemini bilmiyor, dünyevî ve duygusal yönlerini doyuracak şeyleri tek tek isterken, Allah’tan ilk istemeleri gereken şeyi, belki de en sonda bile istemiyorlar. Hâlbuki gerçekten takvâ sâhibi olan kimse, dînî ve dünyevî her incelikte en kemâle eren kimsedir. Eşinin, senden önceki hayâtında da harâmlardan geri duran, dînî vecîbeleri titizlikle yerine getiren ve ahlâkında güvenilir biri olması, evliliğin ardından ise senin yanında olduğu gibi senin bilmediğin yerde de harâmlardan sakınan, iffetini koruyan, gözünü muhâfaza eden, kalbini her dâim inâbe ve murâkebe ile diri tutan, hayâ sâhibi biri olması ve ailesine de bunları emreden bir dindârlığa sâhip olması, onun ancak takvâya sâhip olması ile mümkündür. Takvâ sâhibi bir kuldan kimseye zarar gelmez, vallahi muttakî kimse karıncayı bile incitmez. Zira takvâ; kulu harâmlardan alıkoyan ve emredilenleri yerine getirten Allah korkusuna sâhip olmak demektir. Ve muttakî kimse de bu derin ahlâka sâhip kimsedir; kimsenin bilmediği yerde, Allah’ın onu bildiğini bilerek O’nun haklarını gözeten kimse. Bir kimse Allah’tan hakkıyla korkuyorsa, o korku ve heybeti kalbinde taşıyorsa, Allah’ın lütfuyla onda emândan ve sükûndan başkası bulunmaz. Bu bütün birliktelikler, arkadaşlıklar, dostluklar için böyle değil midir? Bu nedenle Hasen el-Basrî’nin şu yol gösterici öğüdünde esâsen büyük bir anlam gizlidir: Bir adam Hasen el-Basrî’ye: ‘Benim çok sevdiğim bir kızım var ve onunla evlenmek isteyen pek çok kimse var. Kızımı hangisiyle evlendirmemi tavsiye edersin?’ diye sordu. Hasen el-Basrî rahimehullah ona şöyle dedi: “Kızını Allah’tan korkan takvâ sâhibi bir adamla evlendir; zira eğer onu severse ona en güzeliyle davranır, şayet onu sevemezse de (takvâsı sebebiyle) ona zulmetmez.” [Şerhu’s-Sunne 9/11] Allah subhânehu ve teâlâ’nın bu konuda kullarına öğrettiği duâ da bu husûsiyeti esâs kılar.. Allah azze ve celle buyurdu ki: «(Rahmân’ın has kulları) şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz; bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla, ve bizi takvâ sâhiplerine önder kıl.”» Furkân: 74 Bu âyetin tefsîrinde İmâm Mucâhid rahimehullah fehmettiği derin bir anlayış ile vasfı nefse döndürerek şöyle der: “Yani; bizleri, muttakîleri önder edinen ve takvâ sâhiplerini kendilerine örnek edinenlerden kıl.” [Rûhu’l-Meânî 10/52] Zira Selef’in derin fıkhı, takvâ sâhiplerine önder olabilmek için evvelâ takvâ sâhibi olmak gerektiğini bilmiştir. Takvâ sâhibi olmak için de takvâ sâhiplerini önder edinmek gerekir. Burada neslin terbiyecilerine bir irşâd vardır; sâlih ve sâliha eşlerin bereketi, onların -inşaallah- nesline de sirâyet eder. Bu âyetin başındaki ve sonundaki duâyı bir bütün olarak okumak onun anlamını nefislerde derinleştirecektir. İbn Abbâs radıyallâhu anh «bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla» âyetinin tefsîrinde der ki: “Onlar (bu duâlarıyla) şunu kastederler: Bize, amelleri ancak Sana taat olan [günâh ve masiyet olmayan] eşler ve zürriyetler bahşet. Ki onlarla dünyâda da gözümüz mutluluğa ersin, âhirette de.” Hasen el-Basrî de mezkûr âyetin tefsîrinde şöyle demiştir: “Mü’minin, eşini ve çocuklarını [emirlerini işleme ve yasaklarından sakınmada] Allah’a itaatkâr görmesidir.” Ve İbn Cureyc şöyle demiştir: “Eşlerimiz ve çocuklarımız Sana ibâdet edenlerden ve kulluğunda en güzel olan kimselerden olsunlar. Bize leke getirecek suçlar/günâhlar işlemesinler.” [Taberî Tefsiri] Âyette ‘göz aydınlığı’ yani dünyâda ve âhirette sevinç kaynağı olacak eş ve çocuklar, âyetin sonunda “muttakîler” olarak vasfedilmiştir; “bize … bahşet, -sonra da- bizi o muttakilere önder kıl”.. Sanki demektedir ki, iki dârda da insana saadet tattıracak olan ancak, takvâdır. Allah subhânehu ve teâlâ’nın şu irşâdı kul için yeterlidir: «Ve bilin ki -donanılacak- azığın en hayırlısı takvâdır..» Bakara: 197

diraase
5 704
Her ne zaman bir hayrdan vazgeçecek olursan, kalbine dön ve onu ihlâsı noktasında ithâm et. Sonra bu öğüdü seni o hayrda sebât ettirecek bir rükun kıl.

diraase
5 704
• İşlerin devamlılığı, kişinin sıdkı ve samimiyeti ile orantılıdır فالصادقون يدوم أمرهم، والكذابون ينقطع أمرهم، هذا أمر جرت به العادة وسنة الله التي لن تجد لها تبديلا. ابن تيمية | شرح العقيدة الأصفهانية ص/٢٠٣ Sâdıkların (doğru ve samimi olanların) işi-ameli devâmlı olur. Yalancıların (sözü ve işi doğru olmayanların) işi ise bir zaman sonra sona erer.. Bu her zaman böyle olagelen, Allah’ın değişmez bir kanûnudur. İbn Teymiyye | Şerhu’l-Akîdeti’l-Esfahâniyye s. 203

diraase
5 704
Sana pervâsızlıkla sataşmak isteyene en büyük cevap sükûttur. Çok konuşmak ilmin belirtisi olmadığı gibi sükût da cehâletin belirtisi değildir. Aksine, açıklama ne kadar abartılırsa sözdeki hakîkat gücünü kaybeder. Aklın delili ise sükûtu sevmektedir.

diraase
5 704
Repost from N/a
كن مع الله نقيا لا تبالِ كل شيءٍ صائر نحو الزوال

diraase
5 704
Kavimlerin en aşağılık olanı Yahudi kavmiyle şu anda dünyâda kimler savaşıyor? Yahudiye karşı farz olan cihâdı şu anda kimler ikâme ediyor? İşte o mücâhidler hidâyet, sebât ve nusret duâsını hak eden müslümanlardır. Rabbimiz Beytu’l-Makdis’in hâmilerini, Gazze’nin mücâhidlerini, Dînine yardımcı olan bütün velî kullarını nusretinle müjdele. Bizleri Dîninin ilâsında kullan ve bize Mücâhid Nebîmiz Muhammed’in -sallallahu aleyhi ve sellem- yolunu sevdir. Bizi o yolda sonu şehâdete varan istikâmet ve cihâda muvaffak kıl.

diraase
5 704
• Cihâdın fazîleti ve Mücâhidlerin sevâbı « Allah yolunda cihâd eden mücâhidler; ki onlar Allah’ın kendileriyle Dînini ayakta tuttuğu, düşmanlarının şerrini kendileriyle defettiği, İslâm’ın beydasını (hayâtını, bütünlüğünü, mahremini) kendileriyle koruduğu, Dînin sınırlarını ve dokunulmazlığını kendileriyle muhâfaza ettiği Allah’ın askerleri ve ordusudur. Onlar ki, Dîn bütünüyle Allah’ın olsun ve Allah’ın (tevhîd) kelimesi en yüce olsun diye Allah’ın düşmanlarıyla savaşanlardır. İşte onlar; Allah sevgisi, O’nun dînine yardım etmek, O’nun kelimesini yüceltmek ve düşmanlarını bertaraf etmek uğrunda, kendi nefislerini, canlarını fedâ etmişlerdir. Onlar, kılıçlarıyla (silahlarıyla) korudukları herkesin -diyarları birbirinden ne kadar uzak olursa olsun- işledikleri amellerde ortaklarıdır. Onların cihâdı ve fetihleri vesîlesiyle Allah’a ibâdet edebilenlerin sevâblarının bir misli de onlarındır; zira buna (Allah’a ibâdet edilmesine) vesîle olanlar onlar (mücâhidler)dır. » İbnu’l-Kayyim | Tarîku’l-Hicreteyn 2/775

diraase
5 704
Türkçe Kur’ân meali için tavsiye edebileceğim meal, rowwad çeviri merkezi’nin tercümesi. Manâyı daha derin yansıttığını ve pek çok tercümeye nazaran âyeti tefsîr edici, açıklayıcı bir meal olduğunu düşünüyorum. • Sorulduğu zaman önerdiğim türkçe meal okuma programı şöyle: quranenc.com üzerinden veya QuranEnc uygulamasından, Türkçe tercümeyi seçtikten sonra, “Rowwad Translation Center” ve “Ali Ozek” tercümelerini aynı anda okumanız. Bir âyetin meâline ulaşmak için de bu uygulamayı kullanabilirsiniz. Her iki çeviriyi aynı anda okumak âyetin manâsını kalbe inşaallah daha güzel ulaştırıyor. Bu nedenle ben türkçe meâl arayanlara bu şekilde tavsiye ediyorum. Bir sorun oluştuğu için bir müddettir arayüzde türkçe dili desteklemiyor, türkçe meal mevcut, ama uygulama dilinde türkçe şu anda yok. Ancak ikinci bir diliniz olmasa bile yine çözebilirsiniz, çok kolay olmasa da çok zorlayacak da bir uygulama değil. İki meali de görüntelemek için âyetin altında yer alan “+show other translations” kısmına dokunun ve turkish translation’da Ali Ozek ismini bulun. Bu kısmı her seferinde yenilemeniz gerekecek (benim cihazımda bu şekilde belki androidde bu problem yoktur), kullanımı çok rahat ve iyi olmasa da işlevinin önemine inandığım bir uygulama. #tavsiye

diraase
5 704
Kur’ân-ı Kerîm Meâli | Rowwad Merkezi (QuranEnc.com)

diraase
5 704
“Şeytanın adımları vardır. Ve onunla ilk adımda savaşmak -Allah’ın izni ve yardımıyla- kolaydır ve zaferle sonuçlanır. Ancak
“Şeytanın adımları vardır. Ve onunla ilk adımda savaşmak -Allah’ın izni ve yardımıyla- kolaydır ve zaferle sonuçlanır. Ancak onun adımlarında yürüdükçe, her adımda kendi gücünden bir şeyler kaybedersin, onun ise sana olan gücü ve hakimiyeti daha da artar. İşte savaş o zaman zorlaşır.. Bu yüzden, açıkça haram olmadığı gerekçesiyle ilk adımı sakın hafife alma; çünkü asıl savaş ânı tam da o ândır.”

diraase
5 704
Kişinin mü’min olarak sabahlayıp kâfir olarak akşama erdiği, mü’min olarak geceleyip kâfir olarak sabaha erdiği böylesi çetin bir zamanda, kişinin Dînini koruyacağı en büyük sebeplerden biri -الله أعلم- başkasının dîni hakkında “dilini koruması”dır. İnsanların eksikliklerini, günâhlarını ve kusurlarını başkalarıyla konuşup eleştirmemek, küçümsememek ve Allah’tan kendi nefsi için hidâyetinin devamlılığını istemek; kişinin kendi istikâmeti ve sebâtı için muhtaç olduğu davranıştır. Başkaları hangi hâl üzere olursa olsun, velev ki bir harâma düşmüş olsa bile, mü’min kendisini ondan müstağnî görmemeli ve küçümseyici tavır takınmamalıdır. Onun ayıbıyla meşgul olmamalıdır. Zira bu nefsin kibrindendir ve kişinin Allah’ın ona verdiği nimetle büyüklenmesidir. Hâlbuki ona hidâyeti veren ve diğerini hidâyetten mahrûm bırakan, küçümsediği kimseye hidâyet etmeye ve onu ise saptırmaya kâdirdir. Allah’ın, başkalarını mahrûm ederken kendisine hidâyet ve tevfîk bahşettiğini gördüğü zaman kul şu âyetle kibrini kırmalı: «Daha önceden siz de öyleydiniz de, Allah size lütufta bulundu..» Nisâ: 94 Mühtedî kimse mütevâzıdır, kendisini muvaffak kılındığı üstünlükler sebebiyle üstün biriymiş gibi görmez. Bilir ki «Size verilen her ne nimet varsa, o yalnız Allah’tandır..» Nahl: 53 Hidâyet yalnız göklerin ve yerin sâhibi Allah subhânehu ve teâlâ’dandır.. Dilediğini mühtedî kılar, dilediğini saptırır… Allah bizleri dünyâda ve âhirette sapasağlam söz ile sâbit kılsın, dillerimizin şerri sebebiyle bizi nefislerimize bırakıp rezil etmesin.

diraase
5 704
Vallahi kişi kıyâmet gününü hakkıyla düşünse, Allah’ın önünde durdurulacağı ânı, hesâbı, sırâtı, cehennem azâbını tefekkür etse, bugün dert edindiği şeylerden dolayı Rabbinden hayâ ederdi. Gerçekten düşünen bir kimse için, ateşten kurtulmaktan başka hangi dert büyüktür? Gerçekten ‘âhirete îmân etmek’ ne demektir? O ‘son’a selâmetle varamayan bir nefsin bu dünyadan kazancı nedir? Allah’ım, Rabbimiz bize dünyâda da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi ateş azâbından koru. Rabbimiz bizi hesapsız ve azâbsız Firdevs Cennetine girdir..

diraase
5 704
«Hiç, Mü’min olan, (itaatten çıkmış) fâsık kimse gibi olur mu? Bunlar asla bir olmazlar.» «Îmân eden ve sâlih amel işleyenlere gelince, onlar için yaptıklarına karşılık konak olarak içinde (nimetler ve lezzetlerle) kalacakları Cennetler vardır.» «(Küfür ve günâhlara batıp, Allah’a taati terk ederek) Fâsıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve kendilerine; “Yalanlayıp durduğunuz ateş azâbını tadın!” denir.» Secde: 18-20

diraase
5 704
اللهم إني أسألك الجنة وأعوذ بك من النار..

diraase
5 704
photo content
+2

diraase
5 704
«Rabb’im, bana, ve anne-babama verdiğin nimetine şükretmemi, ve râzı olacağın sâlih ameller işlememi bana ilhâm et. Ve beni,
«Rabb’im, bana, ve anne-babama verdiğin nimetine şükretmemi, ve râzı olacağın sâlih ameller işlememi bana ilhâm et. Ve beni, rahmetinle sâlih kulların arasına kat.» Neml: 19

diraase
5 704
البركة التي تحل على الأبناء تكون بأعمال الآباء، ‏والبركة التي تحل على الآباء تكون بدعاء الأبناء. ‏ابن كثير | البداية والنهاية ٤١٦/٢٠ Çocuklar üzerindeki bereket, anne-babanın sâlih amellerindendir. Anne-babaya ulaşan bereket ise çocukların duâlarındandır. İbn Kesîr | el-Bidâye ve’n-Nihâye 20/416

diraase
5 704
photo content

diraase
5 704
Repost from Mehmet Emin Akın
Doğu Türkistan Çin zulmü altında, Hindistan'da Müslümanların binlerce Camisi yıkılıyor. Müslümanlar (!) Ali Muaviye, Yezid, Husî kavgasında. Müslüman liderler (varsa) bizim zaafımızdan siyaset üretip yaşıyorlar. Hani İslam Tevhid diniydi? Fitne'nin adı asla İslam olmayacak. Bizim dediklerimizin kavgası İsrail'in daha da güçlenmesi için. Ortadoğu için hazırlanan cehennem savaşlarına hazır olalım. Bu savaş adım adım geliyor. Bizi acı akibetten Allah'a tevhid üzere yönelip fitneyi ayaklarımızın altına almaktan başka bir şey kurtarmayacak. Fakat görünen o ki; Ali'den ve Hüseyin'den meded umanlar, Muhammed'e (sav) inen dine inanmadığımız iddiasıyla (!) Yahudilere alan açmak için önce bizi kırımdan geçiriyorlar. Şia'nın bizimle savaşı da asla İslam'ın zaferi olmayacak. İsrail ve ABD yemlemesi ise göz bağı. Herkes ortada neler döndüğünü çok iyi biliyor. Peki, sonuç. Siyonizm'e yem olacağız bu gidişle. İslam'da egemenlik Şia'nın olacaktı da, Allah mı yanılıp bunu Kur'an'da zikretmedi? Demokrasiye ve Şirk meşreplerine Ehl-i Sünnet diyen de zaten İslamdan çıkmıştır. Tevhid'e davetin adını Vehabbilik'le yaftalayarak aralarındaki şirk ehlini korumak için Arap düşmanlığı yapanlar, aslında Ahmed b.Hanbel'e düşmanlık yapıyorlar. Dinî öncelik asla Arapların olmamalı düşüncesi bu. Gerçek İslam'ın Türklerde de ve İran'da olduğu iddiası da bu. Yıllardır, ideolojik teleloglar Selefilik üzerine sempozyum, açık oturumlar yapanlar üsttenci bir tavırla bize kim ve nerde olduklarını açıkça beyan ediyorlar. Bunların birgün olsun ülkedeki ahlakî sapmayı, şirki ve küfrü gündem ettiklerini gördünüz mü? Göremezsiniz, çünkü bunlar ulufe teologları, etiket alimleri (!). Bunların hiç birisinin bu ülkede Hanefi ve sufi olduklarını söyledikleri halde namazı terk eden ve Allah'ın şeriatına sebbedenlere bir şey dediklerini duydunuz mu? Müslümansanız Allah'ın dinine söven hakaret eden ve Kur'an'ı Muhammed (aleyhisselam) yazdı diyenleri de tartışın ve konuşun. Türkiye'de Hanefiler olmadan demokrasinin bu kadar güçlü olamayacağını düşünün. Gerçekten Hanefi olduğunu ya da Sünni olduğunu iddia edenlerin hepsi tevhid üzere mi? Mürcie, Kemalizm ve laiklikten önce kellelerimize susamış. MÜRCİE artık bir mezhep değil, bir moda bir siyaset tarzı. Adamların en büyük derdi: Allah'a mekan tayin edenlermiş, Onlar da kim; Selefiler Vehhabiler yani Ahmed b. Hanbel (rh.a) Peki, İslam'a zulmedenlere ne dediniz? Onların hepsinin cenazesi Hanefi mezhebine göre kaldırılıyor değil mi? Bunu gündem etmeyesiniz ve uyanmayasınız diye sizin elinize oyuncak veriyorlar, siz de onunla eğlenip duruyorsunuz. Cenazeleri üzerine namaza durulsun diye sizi konuşturuyorlar. Yoksa herşey anlaşılır. | Mehmet Emin Akın 2.10.2026

diraase
5 704
اللهم صل وسلم على نبينا محمد وعلى آل محمد