❇️ Herhangi bir şeyin veya yapılan bir uygulamanın mizacını anlamak için benim kullandığım bir yöntem var:
O da şu: Her şeyin sonunun nereye varacağına bakıyorum.
Bunun sonu nereye varıyor ?
Mesela çok hurma yerseniz kan ağırlaşır, sevdavi olur.
Yani bir şeyin mizacını anlamak için bazen şu soruyu sormak yeterlidir:
“Çok fazla kullanırsam bende ne meydana getirir?
Şimdi gelelim çevremizde bulunan çeşitli dalgalara ve bunların beden üzerindeki etkilerine.
Dalgalar (radyasyon elektromanyetik dalgalar) ve bunların bedenle ne yaptığıdır.
Dalgalar da elektrik gibidir.
Birini elektrik çarparsa kanı kurur.
Demek ki etrafımızdaki bu dalgaların tümü mizaçta kuruluk oluşturur.
Peki soru şu: Dalgalar kanserojen midir? Çevremizde bulunan dalgalar bedende kuruluğu artırıyor olabilir mi? Peki bu durum kanserle ilişkili olabilir mi?
Bedene giren yüksek frekans, dokulardaki nemi kurutur. Dokularda aşırı kuruluk ve soğukluk meydana geldiğinde, kan dolaşımı yavaşlar, hücrelerin beslenmesi ve toksin atımı durur. Sertleşen ve kuruyan dokularda hücresel mutasyon yani kanser riski artar. Wi-Fi, 4G/5G, telefonlar gibi elektronik dalgalara maruz kalmak da bedenin hücresel düzeydeki doğal nemini tüketir. Buradan anlaşılır ki,
Kanserin sebebi sevda hıltının yükselmesidir.
Sevda hıltının yapısında ise kuruluk vardır. Bu nedenle,
Bedeni yumuşatmak ve sevdayı gidermek hareket gerekir
Sevda kuru bir yapıya sahip olduğu için hareket ile bedenden atılır.
Bedendeki sevda baskınlığını düşük seviyede tutmak, doğal yağların tüketimi, günlük doğal ballı süt tüketimi ve kuruluğa karşı diğer tedbirler alınmalıdır. Yürüyüş, egzersiz ve çıplak ayakla toprağa basmak statik elektriği atar, kanı akışkanlaştırarak sevdayı yumuşatır.
Sevdaya karşı tedbirlerden biri de rahatlamak ve kendini salıvermektir, gevşemektir.
Siz istiğfar ettiğinizde aslında kendinizi salıvermiş olursunuz.
Sevda mizacı baskın olan kişilerde takıntı, aşırı analiz, keder, kuruntu kontrol etme arzusu vardır.
Dua etmek, kişinin acziyetini kabul edip yükü ve kontrolü Allah'a devretmesidir. Kişi, Ben her şeyi çözemem dediği anda, zihnindeki o aşırı kasılma ve sertleşme dağılır. zihne esneklik, ferahlık ve sıcaklık getirir. Sıcaklık ve nem, sevdanın düşmanıdır. Ağlamak ve iç çekmek, bedende biriken o kaskatı ve birikmiş toksik enerjiyi dışarı atar
Dersiniz ki: Ben zaten önemli biri değildim, ben de hata yaptım.
Ben kusursuz değilim.
Allah'ım beni affet.
İşte bu rahatlama ve psikolojik gururu bir kenara bırakma, bedendeki sevdayı azaltır.
Tevazu, ağızdan alınan ilaçlardan çok daha güçlüdür.
İnsan istiğfar ile hafifler çünkü sevdayı, kibiri ve gururu bir kenara bırakır.
Mesela, kişi salavat getirerek Ehl-i Beyt'in yolunun doğruluğunu tasdik eder ve kendi benliğini bir kenara koyar. Başkalarını takdir etmek ve kendi benliğini kenara bırakmak, sıcaklık verir. Sevda, toprak demektir yani nefs demektir.
Bu kötü nefsi ne kadar öldürürsek, Allah'ın nuruna o kadar ulaşırız.
Dikkat ederseniz, tüm zikirler nefsi kırıp öldürür.
Sevda ise sürekli nefsi, kibri, gururu ve benliği besleyip büyütür.
İlginçtir ki, sevda giderici ilaçlar gibi bunlar da genellikle bir gecede iyileştirmez zamanla insanı ıslah eder, olgunlaştırır ve yıllarca nefsle mücadele gerektirir.
Yunus Zikri'ne dikkat edin bu zikirde sevdanın, benliğin ve bencilliğin ezilmesi vardır.
Lâ ilâhe illâ ente, subhâneke..
Bu duada insan önce kendi acziyetini kabul eder.
Ben kusursuzum demez.
Kendisini merkeze koymaz.
Her şeyi Allah'tan bilir ve Allah'a yönelir.
Sevdavi bir insan için dua etmek çok zordur çünkü bencildir, merkezinde sadece kendisi vardır ve kalbinde sevgi taşımaz.
Oysa dua bunun tam tersidir Kendini unufak eder, Rabbin ile aşk yaşarsın. Kanserden korunmak için İslamı hayatının merkezine köy sözünün açıklaması budur.
İnsan bazen kırılır...
Bazen gücü tükenir...
Bazen kendi çabasıyla toparlanamayacağını anlar.
İşte o zaman şöyle der:
Allah'ım, ben dağıldım.
Beni Sen toparla.
Beni kendi lütfun ve şefkatinle yeniden bir araya getir. İlahi, beni Senin lütfun ve şefkatin dışında hiçbir şey toparlayamaz.
Amin ya Rabbe'l-Alemîn
✍Asel K.