uk
Feedback
diraase

diraase

Відкрити в Telegram

telegram ve youtube dışında sosyal medya kullanmıyorum. | youtube.com/@diraase

Показати більше
5 668
Підписники
+324 години
+47 днів
-2030 день

Триває завантаження даних...

Залучення підписників
липень '26
липень '26
+60
в 5 каналах
червень '26
+133
в 4 каналах
Get PRO
травень '26
+234
в 11 каналах
Get PRO
квітень '26
+476
в 10 каналах
Get PRO
березень '26
+301
в 12 каналах
Get PRO
лютий '26
+386
в 15 каналах
Get PRO
січень '26
+254
в 13 каналах
Get PRO
грудень '25
+168
в 12 каналах
Get PRO
листопад '25
+179
в 13 каналах
Get PRO
жовтень '25
+203
в 21 каналах
Get PRO
вересень '25
+267
в 23 каналах
Get PRO
серпень '25
+296
в 15 каналах
Get PRO
липень '25
+221
в 31 каналах
Get PRO
червень '25
+243
в 26 каналах
Get PRO
травень '25
+232
в 28 каналах
Get PRO
квітень '25
+262
в 29 каналах
Get PRO
березень '25
+503
в 37 каналах
Get PRO
лютий '25
+310
в 26 каналах
Get PRO
січень '25
+273
в 25 каналах
Get PRO
грудень '24
+414
в 29 каналах
Get PRO
листопад '24
+304
в 19 каналах
Get PRO
жовтень '24
+420
в 17 каналах
Get PRO
вересень '24
+290
в 28 каналах
Get PRO
серпень '24
+475
в 28 каналах
Get PRO
липень '24
+340
в 21 каналах
Get PRO
червень '24
+283
в 24 каналах
Get PRO
травень '24
+389
в 24 каналах
Get PRO
квітень '24
+319
в 15 каналах
Get PRO
березень '24
+380
в 24 каналах
Get PRO
лютий '24
+277
в 13 каналах
Get PRO
січень '24
+273
в 7 каналах
Get PRO
грудень '23
+629
в 2 каналах
Дата
Залучення підписників
Згадування
Канали
11 липня+4
10 липня+11
09 липня+4
08 липня+6
07 липня+3
06 липня+8
05 липня+2
04 липня+7
03 липня+4
02 липня+9
01 липня+2
Дописи каналу
@tilaavet kanalını, Allah’ın Kitâbına maruziyetimizin azaldığı, onun âyetlerini dinlemeye müzik, şarkı veya ezgilerin tercih edildiği, onun kelâmını düşünmenin (tefekkür) yerini başkalarının sözleri aldığı ve Kur’ân’ın fehminin, onu gerçek manâda anlamanın terk edildiği bir zamanda, Allah’ın Kitâbını hatırlatmak kastıyla açtım. Müslümanların, Rabblerinin onlara gönderdiği mesajları işitmelerinde bir vesîle olmayı umarak, elimden geldiğince günlük olarak paylaşım yapmaya gayret ediyorum. Bunun için mutkin, -inşaallah- amelinde muhlis olduğuna hüsnü zan ettiğim, gereksiz tegannîden ve efektten uzak, kıraatinde huşû ve Kur’ân’ı tazîmi hissettiren kârileri seçmeye özen gösteriyorum. Zira Kur’ân’ı tefekkürden mahrum olmanın sebeplerinden biri de, Kur’ân’ı -hâşâ- lehv/eğlence edinmek, ona hak ettiği saygıyı, hürmeti ve tazîmi göstermemektir. Âyetler ile değil de okuyucunun sesiyle, okuyuşundaki tegannîler ile ilgilenmek de tedebbüre engeldir. Tıpkı Şeyh Abdulazîz et-Tarîfî’nin işâret ettiği gibi: “Bugün insanların birçoğu nefislerinde Kur’ân’ın bereketini ve tesîrini kaybediyorlar. Çünkü onlar Bâri’nin (yaratıcının) kelâmını tedebbür etmek yerine, kârinin (okuyucunun) sesini düşünmekle meşgûller..” Kur’ân’ı dinlemek de bir ibâdettir ve kul günlük olarak Kur’ân okumayı vird edindiği gibi, onu dinlemeyi de vird edinmelidir. Zira Kur’ân’ı dinlemekle sağlanan tefekkür, bazen kulu öyle yüce menzillere çıkarır ki, subhânAllah o âyetleri kendisi okuduğunda hissetmediği şeyleri dinlediğinde hisseder.. Esâsında tefekkür ibâdeti kişide bereketlerini Allah’ın lütfuyla dinlemeyle daha geniş gösterecektir. Âlimlerden bazısı, dinlemenin tefekküre okumaktan daha çok sebep olduğunu zikretmiştir; mutlak olarak böyledir diyenlerden değilim, fakat bunun kula ve kalbe tesîrinin çok büyük olduğuna îmân ediyorum. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kur’ân’ı Cibrîl’den sem' (duyma) ile almıştır.. Allah subhânehu ve teâlâ’dan bu kanalı Müslümanların ondan faydalanmasıyla bereketlendirmesini diliyorum.

2
"شيبتني هود.." - ﷺ
1 009
3
«Kim, sadece dünyâ hayâtını ve onun fâni süslerini isterse, Biz onlara çalışmalarının karşılığını orada (dünyâ nimetlerinden) eksiksiz veririz ve onlar orada (dünyâ hayâtında, dünyâ nimetlerinden) hiçbir eksikliğe uğratılmazlar. • Fakat işte onlar, âhirette kendileri için ateşten başka hiçbir şey olmayan kimselerdir. Orada (dünyâda) yaptıkları şeyler, boşa gitmiştir. Zaten onların yapmakta oldukları amelleri de (kendisiyle Allah’ın rızâsını arzulamadıkları için) bâtıldır.» • Hûd Sûresi 15-24 Abdulazîz el-Ğâmidî
971
4
Sıkıntın büyüdüğü, zihnindeki düşünceler karışıp seni âciz bıraktığı, dile dökemediğin yükler kalbinde ağırlaştığı ve nefesin içinde düğümlendiği zaman.. canını yakan bu acı üzerinde çok düşünme.. Fakat gözlerini kalbinle semâya kaldır ve Rabbinin buyruğunu hatırla: «Allah, hiç kimseye gücünün yetmeyeceğini yüklemez..» Başına gelen şey ne kadar büyük olursa olsun, sen onun karşısında kendini yıkılmış, tükenmiş, bitmiş hissetsen bile.. bu senin gücün dahilindedir, bir zerre bile aşmayacaktır. Allah seni senden daha iyi bilir, sana senden daha merhametlidir ve sana seni sevdiğini söyleyenden bile daha şefkatlidir… O sana, senin taşıyamayacağını yüklemeyeceğini vaad etmiştir. Fakat bununla birlikte O sana sıkıntı karşısında sabretmeni emretmiştir.. Sen bunu kaldırabileceğin için bununla sınandın. Yıkılsan da, yansan da, ölümü yudumlasan da.. Eğer gece uzarsa.. ve rahmetten yana ümidin kırılırsa.. o zaman sabra daha da sarıl, musîbetteki ecrini hesâb et ve her bir sebât anına karşılık elde ettiğin sevâbı düşünerek kalbine itminân ver. Çünkü kul, ameli ve gayretiyle mükâfâtlandırıldığı gibi, sabrı, sükûnu ve sessizliği ile de mükâfâtlandırılır. Allah, kulunun kendisi uğrunda çektiği sıkıntıyı boşa çıkarmaz.. Allah kulunun O’nun rızâsı için katlandığı hiçbir acıyı, zâyi etmez.. Bil ki musîbette asıl sabır, sabretmeye sabredebilmektir.. Sabretmeye sabretmek, tâ ki Allah rahmetiyle hâlini düzeltene dek. O dilemedikçe hiçbir şeyi değiştiremezsin.. Elinde sabretmekten başka ne vardır? Ya bu sabrı teslimiyet ve rızâ zînetiyle süslersen Allah indindeki seçkinliğini düşün.. Sen ise belâ içinde de olsan veya sabretsen de, yaptığın hiçbir şeyi kendi gücünle değil, yine ancak O’nun sana yardımı ve mededi ile yaparsın.. Sabrın bile O’nun ikrâmıdır, öyleyse O’ndan sana sabretmeyi öğretmesini ve kalbini O’nunla, O’nun sevgisi ve rızâsıyla doldurmasını iste, tıpkı seni kurtarmasını istediğin gibi.. Sen, sadece sıkıntının sona ermesini bekleme… Bilakis o geçip gittiğinde, daha sebâtkâr, Rabbine daha yakın ve daha temiz bir hâlde olmanı, yüzünde sabredenlerin nûrunu taşıyarak ondan çıkmayı bekle. İşte o zaman yol senin için aydınlanır ve sabredenlerin derecesine yükselirsin. İşte o zaman bütün hüzünler ve ıstıraplar bir kenarda kalır ve sana sabrının, teslimiyetinin, tevekkülünün ve münâcâtlarının lezzeti kalır.. «Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. • Büyüklük ve azamet, göklerde ve yerde yalnız O’nundur..»
1 257
5
Birkaç gün önce Medineli bir aile dostumuzun Deccâl fitnesi hakkında şöyle bir benzetme yaptığını -babamın nakletmesi üzerine- işittim ve mesel hoşuma gittiği ayrıca bu konu benim de sıkça dile getirdiğim bir konu olduğu için paylaşmak istedim. Aralarındaki konuşmada Şeyh sözü aldığında mânen şöyle bir söz söylüyor: “İnsanlara Deccâli anlatıyorum, onun bir gözünün kör olduğunu, iki gözü arasında kâfir (k-f-r) yazılı olduğunu ancak yalnızca mü’min kimsenin bunu okuyabileceğini anlatıyorum. Bana ‘İyi de biz onun bu özelliklerini bilirken neden ona iman edelim ki?’ diyorlar. Onlara şöyle diyorum: Sen sigara içiyor musun? Evet, diyor. Peki sigara kutusunda onun zararlı olduğu, hastalıklara yol açtığı, öldürücü olduğu yazıyor. Bunu görüyorsun ve okuyorsun değil mi? Fakat buna rağmen onu içiyorsun. Onun zararlı olduğunu bildiğin hâlde, öldürür yazdığını gördüğün ve okuduğun hâlde onu içmekten vazgeçmiyorsun..?” Allahu e’alem Şeyh burada bu fitnenin kimisi için bu yönden saptırıcı oluşuna örnekleme yaparken şuna dikkat çekmek istedi: Kimisi için mesele “fıkhetme” meselesidir. Baktığı hâlde görmemenin, kişinin akıl gücü-zaafiyetiyle bir bağı vardır. Mesele, bildiği şeyde kulun takındığı tutumdur; bilmesine rağmen, tepkisidir. Bugün pek çoğumuz, bildiğimiz hâlde takvâ yolunu ve takvâ sâhiplerinin amellerini işlemeyi tercih etmiyoruz. Fitnelerin şiddetinden yakınırken pek çok fitnede bizim de fitneye düşürülmüş olanlardan olduğumuzu idrâk etmiyoruz. Bu konuya öz bir şekilde şu makâlede değinmiştim, bizler Deccâl fitnesini ancak ‘fitne’ nedir ve ‘fitneye düşürülen kişi’ kimdir görebildiğimizde anlayabiliriz, bu meselenin anlaşılması bugün İslâm ehlinin içine düştüğü fitneleri özeleştiri yapmaktan çekinmeden ikrâr ettiğimizde mümkündür. Bildiği şeye karşı kişinin sergilediği davranış (burada bir nevi etki-tepki kuramından bahsediyoruz, dînî terminolojide ilim-amel paraleli); îmânın kuvveti, aklın firâseti ve takvânın basîretiyle görme/uyma/itaat etmesine göre şekillenir. Fitnelerin gizlisinden de açığından da Allah’a sığınmamızı bize Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem emretmiştir..
1 468
6
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Deccâl’den çok sıkça sakındırmış, ona karşı defalarca uyarıda bulunmuş, hatta kıldığı her namazında ondan Allah’a sığınmıştır. Hutbe vermek için kalktığı bir keresinde şöyle buyurmuştur: «Gerçekten ben sizi ona karşı şiddetle uyarıyorum. Ve (Allah’ın gönderdiği) hiçbir Nebî de yoktur ki, ümmetini Deccâl hakkında uyarmış olmasın!» [Muslim 169] Ve Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir gün ondan sakındırırken öyle mübâlağa etmiştir ki, ashâbtan Nevvâs bin Sem'ân radıyallâhu anh “Deccâl (yakınımızdaki) hurmalıklara kadar geldi zannettik” demiştir. [Muslim 2937] Ve bütün bunlara rağmen, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: «Deccâl’den önce ümmetim için en korktuğum şey, saptırıcı imâmlar/önderlerdir!» [Musned-i Ahmed 21296] Şeyh Muhammed el-Muneccid dedi ki: “Saptırıcı imâmlar ile kastedilen: insanların onları takip ettiği onlarınsa insanları Allah’ın yolundan saptırdığı liderler/önderlerdir. Bunlara fâsid devlet yöneticileri, fâcir/günâhkâr âlimler ve câhil âbidler dâhildir.”
1 222
7
Allah’ın râzı olduğu hicâba bürünmek için geç kalma. http://youtube.com/post/Ugkxwh1T7cWs0pYDF4XdYtE79Jh-mGk-tgUA?si=V_0-u4gV7kBeStYb
1 166
8
İlim ehlinden yahut cihâd ehlinden, iki gruptan biriyle birlikte olmayan bir mü’min bu dünyâya nasıl tahammül edebilir ki?.. Bunlar mü’minin yaşantısının dışında kaldığı zaman ‘gaflet’ büyür, bu kaçınılmazdır. Kulu gafletten koruyan iki yol vardır, bunlar üzerinde düşünen kimse akıl sâhiplerini bu iki yoldan birinde bulur: -Allah’ın kelimesini yüceltmek için Kur’ân’ın ve Sünnet’in hedyinde sıdkla talep edilen ilim, -Allah’ın kelimesini yüceltmek için Allah yolunda tam bir ihlâsla verilen mücâdele ve cihâd. İşte Mü’minde basîreti genişleten bu iki azîm yol, onun sâfiyetinin ve sebâtının menbaıdır. Bunlar dışında kalan âleme bir bak? Gaflet hissi seni kaplayacaktır.. Fakat ilim meclislerini görmenin, Allah yolunda ayaklarını tozlayanları görmenin nefsine girdirdiği sevinci, gururu ve heybeti düşün.. İşte hissettiğin o duygudur ‘hayât’, ‘diri olmak’ anlamına gelen.. Hayât, ya seni Allah’a yakınlaştıran faydalı ilimle vakti mamûr etmek ya da seni O’na yakınlaştıracak bir yolda mücâdele etmekten başkasında mıdır? Bu ikisinin dışında bir yaşam ben bilmiyorum, bu ikisinin dışında ‘yaşamak’ nasıl olur, bilmiyorum.. Kalbi Allah’ı gerçekten özleyen, tâ ki O’na kavuşana dek, bu dünyâda da O’na en yakın olduğu yolları seçer.. Kulu, ‘yalnızca Allah ile’ meşgul eden şeyler onun hayâtı ve diriliğidir. Fitnelerin şiddeti ve fesâdın gürültüsü içinde gerçek hayât, kalbin uyanıklığı ve rûhun canlılığı; yalnızca bizi Allah’a sürükleyen sözde ve ameldedir.. «Ey îmân edenler.. Allah’ın ve Rasûlü’nün çağrısına uyun.. Onlar sizi, “size hayât verecek” şeylere çağırdığı zaman..» Enfâl: 24 Belki de bu kadar ölgün hissetmemiz, tercihlerimizin, ‘bize hayât vereceği’ vaad edilen şeyler olmamasından kaynaklı..
1 507
9
“Edepli/kibar kiminle karşılaşmışsam, muhakkak onu keder, ıstırap ve duygusal hassasiyetle acı çekerken gördüm. Bu güzelliğin
“Edepli/kibar kiminle karşılaşmışsam, muhakkak onu keder, ıstırap ve duygusal hassasiyetle acı çekerken gördüm. Bu güzelliğin ardındaki hikâyeyi her zaman merak etmişimdir.. Ve keşfettim ki bu gibi kimselerin çoğunun rûhunu incelten şey, acıdır.” Ömer es-Sa'dân • “Ve işte bu yüzden onların rûhları (dünyâda değil), Cennet’te ikâmet etmeye lâyık hâle gelmiştir. Hârise bin Vehb radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: «Size Cennet ehlinin kimler olduğunu haber vereyim mi? İnsanlar tarafından zayıf/hor görülen, mutevâzı kimselerdir. Hâlbuki şayet o Allah’a yemin etse, Allah onun yeminini doğru çıkarır.»”
1 480
10
Kalbinin salâhını isteyen kimse, insanlarla bir araya gelmekten olabildiğince sakınmalı; buna ise yalnızca çevre değil, bilakis dizi ve sosyal medya ortamlarında karşılaşılan insanlar da fazlasıyla dâhildir. Kalbini îmânla ve ihsânla korumak isteyen, insanlarla birlikteliği azaltmalıdır. Her gün sabah başka akşam başka bir arkadaşıyla birlikte olan bir kimsenin, gıybetten, sûi zandan, mâlâyani sözden, dünyâlıklardan konuşup da etkilenmemesi ya da muhatap olduğu kimse sebebiyle şükürden, rızâdan, hüsnü zandan ve güzel ahlâktan uzaklaşmaması kaçınılabilir değildir. İnsanlar çeşit çeşittir. Muhakkak onlardan etkilenecektir. Serî es-Sakatî rahimehullah dedi ki: ”Sakın ola şerli kimselerle arkadaşlık kurma. Ve sakın sâlihlerin dostluğu da seni Allah’tan alıkoymasın.” Vallahi bu söz, binlerce söze bedeldir. Benim için kâide olan öğütlerden biri olmuştur. Sâlihlerin dostluğu dahî, sevgide ve bir araya gelmede isrâfa düşüldüğünde kulu Allah’tan alıkoyar; fâsidlerin birlikteliği ve onlara yakınlık bir mü’mine nasıl etki etmesin? Bu nedenle insanlarla uzun saatler birlikte olan kişi, kalbinde bir ağırlık, rûhunda bir huzursuzluk taşır. Aynı durum, sosyal medyada gerekli-gereksiz her şeye bakan ve izleyen kimseler için de söz konusudur. Her gün farklı kalplerle karşılaşan bir kalp, nasıl tek bir hâl üzere sâbit kalsın, nasıl kendi sâfiyetini korusun? Kalbin de bir gücü ve sabrı vardır.. Nefis dayanamadığında kalp fesâda uğrar.. Filmlere, sanal sahnelere takılı kalan bir zihin nasıl berrak kalabilir ki kalbi meşgul etmesin de onu Rabbine munîb bir kalp kılsın? Böyle bir kalp Allah’a her hâlinde yönelik bir kalp kalamaz. Aksine onun zihninde dönen yalan manzaralar -ki çoğu zaman bu farazî manzaralar nefsi oyalayan ve onun salâhını bozan münker veya muharremâttandır- onun ibâdetinde dahî huşû bulmasını engeller. Gerçekten kendisiyle ilgisiz şeylere maruz kalması kalbi öyle yorar ve yıpratır ki, artık o kalp kendisini ilgilendiren şeylere tâkât bulamaz. Kalp, kendisine yasaklanan şeylerle hemhâl olmaktan kendisini alıkoymadığında, onun kirlenmesi ve böylece Allah’tan uzaklaşması kaçınılmazdır. Başkaları için, Allah ile arandaki ilişkiyi zayıflatmaktan sakın. Hiçbir şey, kalbini korumandan ve kalbinde de Rabbinin rızâsını yaşatmandan daha önemli değildir. Vallahi değildir.
1 794
11
“Mesele sadece örtünün var olması değildir, ne ölçüde tesettür (ve iffet) sağladığıdır. Hatları ortaya çıkaran veya bakışları
“Mesele sadece örtünün var olması değildir, ne ölçüde tesettür (ve iffet) sağladığıdır. Hatları ortaya çıkaran veya bakışları celbedip dikkat çeken her giysi/örtü, tesettürün şerîatte emredilmesi ardındaki hikmetten sapar. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: «(Benden sonra gelecek çağlarda) öyle kadınlar (olacak ki), onlar giyinmiş/örtülmüş oldukları hâlde, (güzelliklerini gösterdikleri için esâsta) çıplaktırlar.» Bununla verilmek istenen mesajla bir parça kumaştan çok daha derin bir manâ kastedildiğini çok az kişi anlayacaktır.”
2 135
12
“Sonra ölüm geldiğinde ve amel defterin kapatıldığında, sâlih amellerin sevâbının büyüklüğünü ve günâhların cezâsının büyüklü
“Sonra ölüm geldiğinde ve amel defterin kapatıldığında, sâlih amellerin sevâbının büyüklüğünü ve günâhların cezâsının büyüklüğünü gördüğünde; subhânAllah diyerek tek bir tesbîh getirebilmeyi yahut tek bir rekât namaz kılabilmeyi isteyeceksin, fakat yapamayacaksın..”
2 282
13
Elhamdulillah, burada aktif bulunmayı özlemişim.. Bunu hiç ummadığım şekilde benim için kolaylaştıran Allah’a hamd olsun… Bu süreç içerisinde duâlarını ileten ve gıyâbımda duâ eden, tanıdığım ve tanımadığım her kardeşimize çok teşekkür ediyorum.. Allah her birinizin mükâfâtını hayrla versin, sizi sâlih olarak yaşatsın şehid olarak katına alsın. Allah üzerinizdeki âfiyeti ve nimetlerini dâim kılsın.
2 072
14
İşlediğin ibâdetin seni Allah’a daha da yaklaştırmıyor, günâhlarla aranı açmıyorsa..+1
İşlediğin ibâdetin seni Allah’a daha da yaklaştırmıyor, günâhlarla aranı açmıyorsa..
2 297
15
«Andolsun ki ben on iki meleğin, bu sözü ilk hangisi Allah’a arz edecek diye yarıştığını gördüm.»
2 418
16
Düşündükçe, Allah’a ne kadar da az hamd ettiğimizi fark ediyoruz.. Buna rağmen O’na hamdi artırmada günlük bir vird edinmiyoruz.. Günde elli, yüz, iki yüz, beş yüz kez “elhamdulillah” demeyi vird edinmek hayrlı bir amel olurdu. Rabbimiz şöyle buyurmuştur: «Andolsun eğer şükrederseniz, muhakkak ki size olan nimetimi artırırım..» Ve devâmında şöyle buyurur: «Ama eğer (nimetime) nankörlük eder (küçümser ve şükretmez)seniz, gerçekten Benim azâbım çok şiddetlidir.» Şikâyetlerimizin her gün çoğalmasının en büyük nedeni, Allah’a şükrü unutmamızdır. Hem kalp (nimeti bilmek), hem dil (Allah’a hamd ve şükür etmek) hem de sâlih amel (nâfile ibâdetler) ile şükretmeyi unutmamız.. Zira şükrü ve hamd etmeyi çoğaltmak, kulun nimetleri görmesine, büyütmesine, hak etmediği hâlde sâhibi olduğunu ikrâr etmesine vesile olur. Şükrü unutmak ise, kulun elindeki nimetlerden gâfil olması, elinde olmayan için şikâyetlenip hayıflanması, verilene doymayıp rızâsız olması, ulaşamadığına bakıp üzerindeki nimeti küçümsemesine sebebiyet verir. Nimete şükrü unutmak, nefislerin iştihâsını çoğaltmakta ve kulun Rabbinden memnuniyetsizliğini artırmaktadır. Bir hocamın dediği gibi: “Takvâ ile şükür, kardeştir.”
2 381
17
لا يجوز للمسلم أن يكره الحياة وييأس فيما عند الله تعالى من فرج وخير، والواجب عليه أن يصبر على ما يلاقيه من أقدار الله. ابن باز Müslümanın hayattan nefret etmesi ve Allah teâlâ katından gelecek rahatlık ve hayrdan ümit kesmesi ona helâl değildir. Aksine onun, Allah’ın takdirlerinden karşılaştığı her şeye karşı sabır göstermesi gerekir. İbn Bâz
1 757
18
Rabbimiz, bizleri ıslâh et. Nefislerimize takvâsını ver, ve nefislerimizi arındırıp temizle, çünkü Sen temizleyenlerin en hayırlısısın. Sen nefislerimizin Koruyucusu ve Mevlâsısın.. Allah’ım, bütün hamd ve şükür yalnız Sana’dır. Rabbimiz, Nebîmiz Muhammed bin Abdullah’a salât ve selâm et. Bizi Senin zikrin, hüdân ve seçilmiş Rasûlünün sünneti üzere yaşat, ve bunlar üzere vefât ettir. Bizi Sana, Kitâbının hidâyetine ve Nebînin ﷺ Sünnetine döndür.. Rabbimiz, bizi Sana itaatte hizmet ettir ve bizi Senin sebîlinde kullan. Zâlimlere karşı bize nusretini ver, onlara karşı adâletini göster ve zulümlerinin cezâsını onların başlarına indir.. Müslümanları bağışla ey Rabbimiz, zulüm gören mü’minleri kurtar ve sabredenlere ve mücâhidlere Senden kesin bir zafer müjdesi ver. Bizi Dînin üzere ve Sana taatte sebât ettir, ey merhametlilerin en merhametlisi.. Allah’ım, mücâhidlerin imâmına, sâdıkların önderine, müşrikleri hezîmete uğratana, mü’minler kavmini cihâdı ile izzetli kılan ve kâfirleri keskin kılıcıyla zelîl edene salât et.. Göklerde ve yerde hamd ve şan, yalnız Sana aittir. Sen, her şeye gücü yeten ve kimsenin kendisini zelil edemeyeceği Azîz, ve her şeyi hikmetiyle bilen Hakîm’sin… Muharrem, 1448 Cuma duâsı..
2 229
19
اللهم أصلحنا، وآتِ نفوسَنا تقواها، وزكِّها، أنت خيرُ مَن زكّاها، ‏أنت وليُّها ومولاها.. اللهم لك الحمد ولك الشكر، ربَّنا صلِّ وسلِّم على نبيِّنا محمد بن عبدالله، وأحيِنا وأمِتنا على ذكرِك وهُداك وسُنَّةِ رسولِكَ المُصطفى.. ورُدَّنا إليكَ، وإلى هَديِ كتابِك وسنة نبيك.. اللهم استخدِمنا في طاعتك وفي سبيلك، وانصرنا على القوم الظالمين، وأرنا فيهم عدلك، واجعل عاقبة الظلم عليهم.. واغفر اللهم للمسلمين، ونجِّ المستضعفين من المؤمنين، وبشر الصابرين والمجاهدين بنصرٍ من عندك مبينٍ، وثبتنا على دينك وطاعتك يا أرحم الراحمين.. اللهم صلِّ على إمام المجاهدين وقائدِ الصادقين وهازمِ المُشركين، من أعزَّ بالجهاد قومًا مؤمنين، وأذلَّ بحدِّ سيفه ملة الكافرين.. لك الحمد والكبرياء في السماوات والأرض، وإنك أنت العزيز الحكيم..
1 857
20
Okuduğun bir fâideyi paylaşmaktan önce amel etmek içgüdüsü taşıyorsan, Allah’ın lütfuyla ilmi kendisine fayda veren kimselerdensin. Öğrendiğin bir fâideyle başkasını etkilemekten önce kalbine ince ince nakşederek kalbini etkileme önceliği taşıyorsan, niyetinin ve amelinin sâlih olmasında muvaffak kılınmış kimselerdensin.
1 920