ES-SUNNE
Открыть в Telegram
Больше
Страна не указанаКатегория не указана
628
Подписчики
Нет данных24 часа
+57 дней
+630 день
Архив постов
628
🧕Ey Kızım.. Saliha Bir Hanım Olmanın Yolu2️⃣
💡اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ.
🌺TEVHİD: HAYATININ TEMELİ OLSUN
Bütün Peygamberlerin Başladığı Yer
✨بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
✨Ey kızım...
🤎Yeryüzünde insanlara verilen ilk emir namaz değildi.
🤎İlk emir oruç da değildi.
🤎İlk emir zekât veya hac da değildi.
🤎Allah Teâlâ, kullarını önce kendisini tanımaya ve yalnız O'na kulluk etmeye çağırdı.
🤎Çünkü kalp Rabbini tanımadan ibadetler hakiki meyvesini vermez.
🤎İbadetin ruhu tevhiddir.
🤎Tevhid olmadan yapılan amel, kökü toprağa ulaşmayan bir ağaca benzer.
Bir müddet yeşil görünse de sonunda kurur.
İşte bunun içindir ki Allah Teâlâ, bütün peygamberlerin davetini tek bir cümlede toplamıştır:
🤎وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِي كُلِّ أُمَّةٍ رَسُولًا أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاجْتَنِبُوا الطَّاغُوتَ
🤎"Andolsun, her ümmete: 'Allah'a kulluk edin ve tâğûttan uzak durun.' diye emreden bir peygamber gönderdik." (Nahl, 16/36)
Mukātil b. Süleyman şöyle demiştir:
🤎وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِي كُلِّ أُمَّةٍ رَسُولًا أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ
🤎"Yani: Allah'ı birleyin (tevhid edin)."
🤎قال الإمام مالك بن أنس -من طريق ابن وهب-:
«الطَّاغُوتُ: مَا يُعْبَدُ مِنْ دُونِ اللَّهِ».
وقال في قوله تعالى:
﴿وَاجْتَنِبُوا الطَّاغُوتَ﴾
«أَيِ: اجْتَنِبُوا أَنْ يُعْبَدَ الطَّاغُوتُ، فَكُلُّ مَا عُبِدَ مِنْ دُونِ اللَّهِ فَهُوَ طَاغُوتٌ
.
İmam Mâlik b. Enes , İbn Vehb rivayetiyle şöyle demiştir:
"Tâğût, Allah'tan başka kendisine ibadet edilen şeydir."
Allah Teâlâ'nın:
"Tâğûttan uzak durun." buyruğunu açıklarken de şöyle demiştir:
🤎"Yani tâğûta ibadet edilmesinden uzak durun. Allah'tan başka kendisine ibadet edilen her şey tâğûttur."
🤎Tefsîru'l-Me'sûr"🤎Ey yavrum... 🤎Selef'in bu açıklamaları gösteriyor ki tâğût yalnız putlardan ibaret değildir. 🤎Kulun Allah'ın hükmünü terk ederek peşinden gittiği her bâtıl yol, her sapkın önder ve her şeytanî çağrı bu ismin kapsamına girer. 🤎Bu sebeple tevhid, yalnız Allah'a yönelmekle tamam olmaz. 🤎Kalp aynı zamanda Allah'tan uzaklaştıran bütün bâtıllardan da yüz çevirmelidir. 🤎İşte peygamberlerin daveti bununla başlamıştır. Allah Teâlâ başka bir yerde şöyle buyurur: 🤎يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلٰهٍ غَيْرُهُ 🤎"Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur." 🤎Bu cümle Kur'ân'da Nûh, Hûd, Sâlih ve Şuayb aleyhimüsselâmın diliyle tekrar edilmiştir. Çünkü çağlar değişse de insanın en büyük ihtiyacı değişmez. 🤎İnsan, Rabbini tanımaya muhtaçtır. Allah Teâlâ yaratılış gayesini de şöyle açıklamaktadır: 🤎وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ 🤎"Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım."
(Zâriyât,56)İbn Abbâs 💚 şöyle demiştir: 🟡خَلَقْتُهُمْ لِيُقِرُّوا وَيَعْتَرِفُوا بِعُبُودِيَّتِهِمْ لِلَّهِ، طَوْعًا أَوْ كَرْهًا. 🟡"Onları, isteyerek veya istemeyerek Allah'a kulluklarını ikrar edip kabul etsinler diye yarattım."
🪐İbni Cerîr 21/254قال أبو الجوزاء: Ebû'l-Cevzâ şöyle demiştir: 🌸«أنا الَّذي أَرْزُقُهُمْ وَأُطْعِمُهُمْ، وَإِنَّمَا خَلَقْتُهُمْ لِيَعْبُدُونِي وَحْدِي». 🌸"Onlara rızık veren de, onları yedirip doyuran da benim. Ben onları ancak yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım."
İbnî ebi şeybe 14/44🦋Ey cennet yolcusu... 🍃Bu üç açıklama birbirini tamamlamaktadır. 💫Kul Rabbini tanır. 💫Tanıdığı Rabbi sever. 💫Sevdiği Rabbi birler. 💫Birlediği Rabbi yalnız bırakmaz. 💫Ve sonunda bütün ibadetini yalnız O'na tahsis eder. 💫İşte Selef'in nazarında tevhid budur. 📌Sadece dilde söylenen bir söz değil... 📝Kalbin bütünüyle Allah'a teslim olmasıdır. 💬Bugün insanların çoğu hayatlarını inşa ederken evlerinin temelini hesap ediyor. 💬Fakat kalbin temelini aynı titizlikle inşa etmiyor. 🧷Hâlbuki ömür boyunca ayakta kalacak olan bina, taş bina değil; tevhid üzerine kurulan kalptir. ✨İşte bunun için kitabımıza başka hiçbir konuyla değil, peygamberlerin başladığı yer olan tevhidle başlıyoruz.
628
🧕Ey Kızım.. Saliha Bir Hanım Olmanın Yolu
🌟بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
🤩Ey gönlümün emaneti...
➿İnsan bu dünyaya boş yere gönderilmedi.
➿Her nefes, ebedî hayattan önce verilen bir emanettir.
➿Her gün, ya cennete yaklaştıran bir basamak olur ya da kulun Rabbi'nden uzaklaşmasına sebep olur.
➿İnsan, ömrünün sonunda yanında ne servetini götürebilir, ne makamını, ne de insanların övgülerini. Kabre onunla birlikte girecek olan yalnızca imanı, salih ameli ve ihlâsla yaptığı işleridir.
➿İşte bu sebeple, nasihat mümin için lüks değil; hayatının en büyük ihtiyaçlarından biridir.
👈Çünkü kalpler değişir...
👈Nefis yorulur...
👈Dünya aldatır...
➿Şeytan fırsat kollamaktan vazgeçmez.
〰Kul ise her gün Rabbine dönecek yeni bir hatırlatmaya muhtaçtır.
Allah Teâlâ buyurur:
〰وَذَكِّرْ فَإِنَّ الذِّكْرَى تَنْفَعُ الْمُؤْمِنِينَ
〰"Öğüt ver. Çünkü öğüt, müminlere fayda verir."
📚(ez-Zâriyât, 51/55)🔖Bu sebeple Kur'ân'ın büyük bir kısmı emirlerden önce hatırlatmalarla, kıssalarla, ibretlerle ve kalbi dirilten öğütlerle doludur. Çünkü kalp diri olursa beden de itaat eder; kalp bozulursa ameller de zayıflar. 💭Ey gözümün nuru... 🪶Bu satırlar, kendisini kusursuz gören bir kimsenin sözleri değildir. 🪶Bunlar, Rabbinin rahmetine muhtaç olan bir kulun, kendi nefsine söylediği nasihatleri önce kendi kalbine yazma gayretidir. 🌿Çünkü Selef-i Sâlihîn, başkasına nasihat etmeden önce kendilerini muhasebe ederdi. Onlar, ilmi başkalarını susturmak için değil, nefislerini ıslah etmek için öğrenirlerdi. Bu sebeple sözleri asırlar geçmesine rağmen hâlâ kalplere tesir etmektedir. 🌟Bu kitap da aynı niyetle kaleme alınmaktadır. 🤎Bir kimseyi övmek için değil... 🤎Bir nesli ayıplamak için değil... 🤎Kalpleri yeniden Kur'ân'a ve Sünnet'e döndürmek için... 🤎Rabbimizi daha yakından tanımak için... 🤎Ve O'na kavuşmadan önce O'nun razı olduğu kullardan olabilmek ümidiyle... 🌿Ey cennet yolcusu... 🤎Bugün bilgi çoğaldı; fakat hikmet azaldı. 🤎Kitaplar arttı; fakat onları yaşayarak örnek olan insanlar azaldı. 🤎Sözler çoğaldı; fakat kalpleri dirilten sözler azaldı. 🤎İnsanlar din hakkında konuşuyor; fakat çoğu zaman dinin ilk neslinin nasıl yaşadığını öğrenmeye vakit ayırmıyor. 🌟Hâlbuki Allah Teâlâ bu ümmetin en hayırlı neslini Resûlullah 📿'in terbiyesi altında yetiştirdi. Onlar vahyi yalnız işitmediler; onunla yaşadılar. Kur'ân onların ahlâkı, Sünnet onların yolu, ihlâs onların azığı, takvâ ise hayatlarının süsü oldu. 📌Bu sebeple bu kitapta yalnız nasihat edilmeyecek; Kur'ân'ın beyanı, Resûlullah 📿'in sünneti, Sahâbenin anlayışı ve Selef-i Sâlihîn'in yolu merkeze alınacaktır. 🌱Çünkü hak, şahıslarla değil; vahiy ve onun ilk taşıyıcılarıyla bilinir. 🌷Ey yavrucuğum... 😊Bu kitabı okurken acele etme. 😊Her bölümü bitirmek için değil, her satırı yaşamak için oku. 😊Bir sayfayı anlayarak okumak, onlarca sayfayı düşünmeden bitirmekten daha faydalıdır. 😊Bir nasihat hayatını değiştirebilir. 😊Bir âyet kalbini diriltebilir. 😊Bir hadis seni yıllardır içinde bulunduğun gafletten uyandırabilir. 😊Allah Teâlâ'dan niyazım odur ki, bu satırları yazanı da okuyanı da Kur'ân ile diriltsin, sünnet üzere yaşatsın, Selef-i Sâlihîn'in yolundan ayırmasın ve son nefeste "Rabbim Allah'tır." sözü üzere sabit kılsın. 📩O, duaları işitendir. O, kullarına lütfu bol olandır. 📖وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ @es_sunnne
628
🧕Ey Kızım.. Saliha Bir Hanım Olmanın Yolu1️⃣
Mukaddime
🎀بسم الله الرحمن الرحيم
🎀Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, peygamberlerin sonuncusu Muhammed’e 🩷, ailesine, ashabına ve onların yolunu güzellikle takip edenlerin üzerine olsun.
🌱Ey kızım...
🪴İnsan bu dünyaya eli boş gelir; fakat eli boş dönmez. Ömrü boyunca söylediği her söz, yaptığı her amel ve kalbinde taşıdığı her niyet onunla birlikte kabre girer. Dünya ehli, geriye bıraktıkları mallarla ve makamlarla anılmak ister. Fakat mümin bilir ki asıl miras, ölümden sonra da sevabı devam eden hayırlı bir eserdir.
🤎Nice insanlar servetler bıraktılar; zaman onları tüketti. Nice insanlar saraylar inşa ettiler; yıllar onları harabeye çevirdi. Fakat Allah için söylenmiş samimi bir nasihat, öğretilmiş bir ilim ve ihlasla yazılmış bir satır, sahibinin amel defterini ölümünden sonra da açık tutmaya devam etti.
🤎Bir gün ben de bu dünyadan ayrılacağım.
🤎Sesimi duymayacaksın.
🤎Bir meselede bana danışamayacaksın.
🤎Kapımı çalamayacaksın.
🤎Fakat isterim ki bu satırlar yanında kalsın.🤎
🟣Sevindiğinde onları aç.
🟣Üzüldüğünde onları aç.
🟣Bir imtihanla karşılaştığında onları aç.
📌Çünkü burada benim sözümden çok Rabbimin kelâmı, benim düşüncemden çok Rasûlullah’ın ▪️ sünneti, benim nasihatimden çok da Sahâbe’nin ve Selef-i Sâlihîn’in hikmeti vardır.
🎀Ey kızım...
❌Sana dünyanın yollarını öğretmek istemiyorum.
🪶Çünkü dünyanın yollarını öğreten çoktur.
🪶Fakat cennetin yolunu gösterenler her zaman az olmuştur.
🔣Nice babalar evlatlarına ticareti öğrettiler; fakat tevhidi öğretmediler.
🔣Nice anneler kızlarına süslenmeyi öğrettiler; fakat iffeti öğretmediler.
🔣Nice insanlar çocuklarını dünya için yetiştirdiler; fakat ahiret için hazırlamadılar.
🟣Sonra gün geldi.
🟣Mallar dağıldı.
🟣Güzellikler soldu.
🟣Ömürler tükendi.
❗️Geriye yalnız Allah için yapılan ameller kaldı.
❗️Bu kitap sana ağır hükümler yüklemek için yazılmadı.
🌱Sana Rabbini sevdirmek için yazıldı.
🌱Çünkü Allah’ı seven kimse, O’nun emirlerini yük değil nimet olarak görür.
🎀Sana yalnız korkuyu öğretmek için değil, kalbine ümidi de yerleştirmek için yazıldı.
🌺Çünkü mümin, korku ve ümit arasında yürür. Korku onu günahtan uzaklaştırır; ümit ise onu Rabbinden ümitsizliğe düşmekten korur.
📖Bu kitap sana insanların övgüsünü kazandırmak için değil, Allah’ın rızasını aramayı öğretmek için yazıldı.
💌Ey kızım...
🩷Bu satırları okurken beni değil, delilleri dinle.
🩷Ben hata ederim.
🩷Fakat Allah’ın kelâmı hata etmez.
🩷Rasûlullah 🩷 yanılmaz.
🩷Sahâbe bu dini en doğru anlayan nesildir.
🩷Onların ardından gelen Selef imamları da onların izini takip ederek ümmete yol göstermişlerdir.
🩷Bu sebeple burada nefsin sözünden çok vahyin nurunu, insanların görüşlerinden çok Kitap ve Sünnet’in rehberliğini bulmaya çalışacaksın.🩷
🌱Ey kızım...
🌺Dua ediyorum ki Allah seni ilmiyle amel edenlerden eylesin.
🌺İffetiyle tanınanlardan eylesin.
🌺Takvâsıyla sevilenlerden eylesin.
🌺Sabırda örnek olanlardan eylesin.
🌺Evini Kur’ân’ın sesiyle süsleyenlerden eylesin.
🌺Çocuklarını Sünnet üzere yetiştiren saliha kadınlardan eylesin.
🌺Eğer bu satırlardan bir cümle bile seni Allah’a yaklaştırırsa, işte o gün bu kitabın yazılma gayesi gerçekleşmiş olacaktır.
🌷Unutma ey kızım...
🩷Dünya, kendisine bağlananı sonunda terk eder.❗️
🩷Fakat Allah’a bağlananı, Allah hiçbir zaman terk etmez.❗️
@es_sunnne
628
🧎♂Namaz ve gözyaşı❤️
🤩حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، قَالَ: حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، قَالَ: أَتَيْتُ صَاحِبًا لِي يُقَالُ لَهُ عِمْرَانُ بْنُ مُسْلِمٍ، «فَأَرَانِي مَوْضِعَيْنِ مُبْتَلَّيْنِ فِي مَسْجِدِهِ، أَحَدُهُمَا بِحِذَاءِ الْآخَرِ. فَقُلْتُ: مَا هَذَا؟ قَالَ: هَذَا وَاللَّهِ مِنْ دُمُوعِ ضَيْغَمٍ الْبَارِحَةَ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ وَهُوَ رَاكِعٌ»
🖊136. Ubeydullah bin Ömer bildiriyor: İmrån bin Müslim adında bir arkadaşımın yanına vardım. Bana mescidinde birbiri hizasında iki yer gösterdi. "Nedir bunlar?" dedim. "Vallahi bunlar geçen gün akşamla yatsı arasında Daygam'ın rükûda iken akan gözyaşları" karşılığını verdi.¹
📝١٣٧ - حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، قَالَ: حَدَّثَنِي أَبُو بَدْرٍ شُجَاعُ بْنُ الْوَلِيدِ قَالَ: حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ قَيْسٍ، قَالَ: «كَانَ شَقِيقُ بْنُ سَلَمَةَ يَدْخُلُ الْمَسْجِدَ فَيُصَلِّي، ثُمَّ يَنْشُجُ كَمَا تَنْشُجُ الْمَرْأَةُ»
الرقة والبكاء لابن أبي الدنيا ١/١٢٠ — ابن أبي الدنيا (ت ٢٨١
◾️137. Amr bin Kays bildiriyor: Şakîk bin Seleme mescide girerek namaz kılardı, sonra ağlarken sesini içinde tutan çocuk gibi hıçkırarak ağlardı.
◾️ibn ebi'ddünya@es_sunnne
628
قال الترمذي في جامعه : العَمَلُ عِنْدَ أهْلِ العِلْمِ عَلَى حَدِيثِ عَائِشَةَ وَهُوَ حَدِيثٌ صَحِيحٌ ، لَا يَرَوْنَ صِيَامَ يَوْمِ عَاشُورَاءَ وَاجِبًا إلَّا مَنْ رَغِبَ فِي صِيَامِهِ لِمَا ذُكِرَ فيهِ مِنَ الفَضْلِ.
İmam Ahmed, ayrıca müminlerin annesi Âişe’den (radıyallahu anhâ) rivayet etmiştir:
“İnsanlar Ramazan orucu farz kılınmadan önce Âşûrâ günü oruç tutarlardı.
Ramazan orucu farz kılınınca Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
‘Kim isterse onu oruç tutsun, kim isterse bıraksın.’
Tirmizî (rahimehullah) Câmi‘inde şöyle demiştir:
“Âlimlerin uygulaması Âişe hadisine göredir. Bu sahih bir hadistir.
Onlar Âşûrâ gününün orucunu vacip görmezler; ancak onda zikredilen faziletten dolayı oruç tutmayı isteyen için müstehap kabul ederler.”
عن عبدالله بن عباس رضي الله عنهما ، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال :
"لَئِنْ عِشْتُ إلَى قَابِلٍ لَأصُومَنَّ اليَوْمَ التَّاسِعَ -يَعْنِي عَاشُورَاءَ-".
[مسند الإمام أحمد].
Abdullah b. Abbâs’tan (radıyallahu anhümâ), Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem)’den rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur:
“Eğer gelecek seneye kadar yaşarsam, mutlaka dokuzuncu günü de oruç tutarım — yani Âşûrâ’ya ilave olarak.”
(Ahmed b. Hanbel, el-Müsned)
روى عبدالرزاق في مصنفه عن عطاء بن أبي رباح : أنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عَبَّاسٍ يَقُولُ فِي يَوْمِ عَاشُورَاءَ : خَالِفُوا اليَهُودَ وَصُومُوا التَّاسِعَ وَالعَاشِرَ. وروى الإمام أحمد في مسنده عن الحكم بن عبدالله بن الأعرج قال : أتَيْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ وَهُوَ مُتَّكِئٌ عِنْدَ زَمْزَمَ ، فَجَلَسْتُ إلَيْهِ وَكَانَ نِعْمَ الجَلِيسُ ، فَقُلْتُ : أخْبِرْنِي عَنْ يَوْمِ عَاشُورَاءَ. قَالَ : عَنْ أيِّ بَالِهِ تَسْألُ؟. قُلْتُ : عَنْ صَوْمِهِ ، أيُّ يَوْمٍ أصُومُهُ؟. قَالَ : إذَا رَأيْتَ هِلَالَ المُحَرَّمِ فَاعْدُدْ فَإذَا أصْبَحْتَ مِنْ تَاسِعَةٍ فَأصْبِحْ مِنْهَا صَائِمًا. قُلْتُ : أكَذَاكَ كَانَ يَصُومُهُ مُحَمَّدٌ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؟. قَالَ : نَعَمْ.
Abdürrezzâk, el-Musannef’inde Atâ b. Ebî Rebâh’tan rivayet eder ki:
O, İbn Abbâs’ın (radıyallahu anhümâ) Âşûrâ günü hakkında şöyle dediğini işitmiştir:
“Yahudilere muhalefet edin; dokuzuncu ve onuncu günü oruç tutun.”
İmam Ahmed de Müsned’inde Hakem b. Abdullah b. el-A‘rec’den rivayet eder:
İbn Abbâs’a geldim. Zemzem yanında yaslanmıştı. Yanına oturdum; o ne güzel bir sohbet arkadaşıydı.
Ona: “Bana Âşûrâ günü hakkında haber ver.” dedim.
Dedi ki: “Onun hangi yönünü soruyorsun?”
Dedim ki: “Orucunu; hangi günü oruç tutayım?”
Dedi ki: “Muharrem hilalini gördüğünde günleri say. Dokuzuncu güne ulaştığında o günü oruçlu geçir.”
Dedim ki: “Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) de böyle mi tutardı?”
Dedi ki: “Evet.”
قال الإمام أحمد :
مَنْ أرَادَ أنْ يَصُومَ عَاشُورَاءَ فَلْيَصُمِ التَّاسِعَ وَالعَاشِرَ إلَّا أنْ يُشْكِلَ الشَّهْرُ فَيَصُومَ ثَلَاثَةَ أيَّامٍ ؛ ابْنُ سِيرِينَ يَقُولُ ذَلِكَ.
[زاد المسافر في الفقه على مذهب الإمام أحمد].
İmam Ahmed şöyle demiştir:
“Kim Âşûrâ orucunu tutmak isterse dokuzuncu ve onuncu günü oruç tutsun.
Ancak ayın (başlangıcı) karışık olursa üç gün oruç tutsun.
İbn Sîrîn de bunu söylemiştir.”
(Zâdu’l-Musâfir fî’l-fıkh ‘alâ mezhebi İmâm Ahmed)
628
صوم يوم عاشوراء
Âşûrâ Günü Orucu
عن عبدالله بن عباس رضي الله عنهما قال :
قَدِمَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ المَدِينَةَ فَرَأى اليَهُودَ يَصُومُونَ يَوْمَ عَاشُورَاءَ ، فَقَالَ : "مَا هَذَا اليَوْمُ الَّذِي تَصُومُونَ؟". قَالُوا : هَذَا يَوْمٌ صَالِحٌ ، هَذَا يَوْمٌ نَجَّى اللهُ بَنِي إسْرَائِيلَ مِنْ عَدُوِّهِمْ فَصَامَهُ مُوسَى عَلَيْهِ السَّلَامُ. فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : "أنَا أحَقُّ بِمُوسَى مِنْكُمْ". فَصَامَهُ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأمَرَ بِصَوْمِهِ.
[مسند الإمام أحمد]
Abdullah b. Abbâs’tan (radıyallahu anhumâ) rivayet edildiğine göre:
Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Medine’ye geldiğinde Yahudilerin Âşûrâ gününde oruç tuttuklarını gördü ve:
“Bu tuttuğunuz gün nedir?” diye sordu.
Onlar: “Bu mübarek bir gündür. Allah bugün İsrailoğullarını düşmanlarından kurtarmıştır. Bu sebeple Mûsâ (aleyhisselâm) bu günü oruçlu geçirmiştir.” dediler.
Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
“Ben Mûsâ’ya sizden daha layık ve daha yakınım.” buyurdu.
Sonra Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) o günü oruç tuttu ve insanların da oruç tutmalarını emretti.
(Ahmed b. Hanbel, Müsned )
عن أبي قتادة الأنصاري رضي الله عنه ، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال :
"صَوْمُ عَاشُورَاءَ يُكَفِّرُ سَنَةً مَاضِيَةً".
[مسند الإمام أحمد].
Ebû Katâde el-Ensârî’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Âşûrâ günü tutulan oruç, geçmiş bir senenin günahlarına kefaret olur.”
(Ahmed b. Hanbel, el-Müsned)
عن عبدالله بن عباس رضي الله عنهما قال :
مَا عَلِمْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَتَحَرَّى يَوْمًا يَبْتَغِي فَضْلَهُ عَلَى غَيْرِهِ إلَّا هَذَا اليَوْمَ يَوْمَ عَاشُورَاءَ.
[مسند الإمام أحمد].
Abdullah b. Abbâs’tan (radıyallahu anhumâ) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
“Rasûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem), faziletini elde etmek için özellikle dikkat edip diğer günlerden üstün tutmaya çalıştığı bir günü bilmiyorum; sadece bu gün, Âşûrâ günüdür.”
(Ahmed b. Hanbel, el-Müsned)
عن الأسود بن يزيد النخعي قال :
مَا أدْرَكْتُ أحَدًا مِنْ أصْحَابِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ آمَرَ بِصَوْمِ عَاشُورَاءَ مِنْ عَلِيٍّ وَأبِي مُوسَى.
[تهذيب الآثار].
قال مالك في الموطأ : «بَابُ صِيَامِ يَوْمِ عَاشُورَاءَ». ثم أورد : أنَّهُ بَلَغَهُ أنَّ عُمَرَ بْنَ الخَطَّابِ أرْسَلَ إلَى الحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ : أنَّ غَدًا يَوْمُ عَاشُورَاءَ فَصُمْ وَائْمُرْ أهْلَكَ أنْ يَصُومُوا.
Esved b. Yezîd en-Nehaî şöyle demiştir:
“Rasûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ashâbından, Âşûrâ orucunu emretme konusunda Ali ve Ebû Mûsâ’dan daha ileri olan kimseye rastlamadım.”
(Tehzîbü’l-Âsâr)
İmam Mâlik (rahimehullah) el-Muvatta’da “Âşûrâ günü orucu” babında şöyle nakleder:
Kendisine ulaştığına göre Ömer b. el-Hattâb (radıyallahu anh), Hâris b. Hişâm’a haber göndererek şöyle demiştir:
“Yarın Âşûrâ günüdür; oruç tut ve ailene de oruç tutmalarını emret.”
عن قيس بن سعد بن عبادة رضي الله عنهما قال :
أمَرَنَا النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أنْ نَصُومَ عَاشُورَاءَ قَبْلَ أنْ يَنْزِلَ صِيَامُ رَمَضَانَ ، فَلَمَّا نَزَلَ صِيَامُ رَمَضَانَ لَمْ يَأمُرْنَا وَلَمْ يَنْهَنَا ، وَنَحْنُ نَفْعَلُهُ.
[مسند الإمام أحمد]
Kays b. Sa‘d b. Ubâde’den (radıyallahu anhümâ) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
“Ramazan orucu farz kılınmadan önce Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize Âşûrâ gününü oruçla geçirmemizi emrederdi.
Ramazan orucu farz kılınınca ise bize ne emretti ne de yasakladı. Biz de onu (Âşûrâ orucunu) tutmaya devam ettik.”
(Ahmed b. Hanbel, el-Müsned)
روى الإمام أحمد كذلك عن أم المؤمنين عائشة رضي الله عنها قالت : كَانُوا يَصُومُونَ يَوْمَ عَاشُورَاءَ قَبْلَ أنْ يُفْرَضَ رَمَضَانُ ... فَلَمَّا فَرَضَ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ رَمَضَانَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : "مَنْ شَاءَ أنْ يَصُومَهُ فَلْيَصُمْهُ ، وَمَنْ شَاءَ أنْ يَتْرُكَهُ فَلْيَتْرُكْهُ".
628
🧎♂Namaz ve gözyaşı❤️
🗒١٣٤ - حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، قَالَ: حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الْقُرَشِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنِي عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ النَّضْرِ السُّلَمِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنِي رَجُلٌ مِنْ آلِ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ قَالَ: «رَأَيْتُ مُسْلِمَ بْنَ يَسَارٍ رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ السُّجُودِ فِي الْمَسْجِدِ الْجَامِعِ، فَنَظَرْتُ إِلَى مَوْضِعِ سُجُودِهِ كَأَنَّهُ قَدْ صُبَّ فِيهِ الْمَاءُ، مِنْ كَثْرَةِ دُمُوعِهِ»
📚134. Abdülcebbår b. en-Nadr el-Sülemî dedi ki: Muhammed bin Sirin ailesinden birisi bana şunları anlattı: Müslim bin Yesar'ın camide namaz kılarken secde yerine baktım, secde yerinin su dökülmüş gibi yaşarmış olduğunu gördüm.
🌹١٣٥ - حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، قَالَ: قَالَ لِي قَادِمٌ الدَّيْلَمِيُّ: أَخَذَ فُضَيْلُ بْنُ عِيَاضٍ بِيَدِي فَقَالَ لِي: «ابْكِ عَلَى فُضَيْلٍ أَيَّامَ الدُّنْيَا، فَإِنِّي رَأَيْتُ مِنْكَ وُدًّا رَفَعَ رَأْسَهُ مَرَّةً مِنْ سُجُودِهِ فِي مَسْجِدِ الْكُوفَةِ، فَإِذَا الْحَصَى مُبْتَلٌّ. قَالَ: ثُمَّ بَكَى لِلرَّحِيلِ حَتَّى رَحِمْتُهُ»
الرقة والبكاء لابن أبي الدنيا ١/١٢٠ — ابن أبي الدنيا (ت ٢٨١)
🌺135. Kâdım ed-Deylemî anlatıyor: Fudayl bin İyâz elimden tutup: "Dünya günlerine ağla. Ben bir defasında Mansûr'u Küfe mescitlerinde gördüm, başını secdeden kaldırınca çakılların ıslandığını gördüm" dedi ve ağlamaya başladı. Onun bu haline çok acıdım.
628
🖋Özellikle sosyal medya üzerinde insanlar çok rahat bir şekilde fetvalar vermekte ve Allah adına delilsiz konuşmaktadırlar.❗️
⏮️Hâlbuki Selef’ten bazı imamlar, kendilerine bir mesele sorulduğunda hemen cevap vermezlerdi. Günlerce araştırır, diğer âlimlerle istişare eder, sonra konuşurlardı.
➖Lakin bugün insanlar delilsiz bir şekilde konuşup insanları saptırmaktadırlar. Bu çok büyük bir tehlikedir.
İmam Mâlik 1️⃣ —ki Medine ehlinin imamlarından biriydi— kendisine uzak yerlerden gelen insanların sorularına bazen:
🔸“Bilmiyorum.”
diye cevap verirdi.
🔥Hatta bir adam ona: “İnsanlar beni sana soru sormam için uzak bir yerden gönderdiler.”🔥 dediğinde, İmam Mâlik:
➖“Git ve onlara Mâlik bilmiyor de.”
buyurmuştur.
Çünkü gerçek âlimin vasfı budur.
Allah Teâlâ buyurur:
➖...إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ ۗ ...٢٨﴾ [فاطر ٢٨]
➖“Allah’tan kulları içinde ancak âlimler hakkıyla korkar.”
➖ Fâtır Sûresi: 28.@Es_sunnne
628
🌺Bilmediği Konuda “Allah Daha İyi Bilir” Demek Selef’in Vera‘ındandır
🍂الحمد لله رب العالمين، والصلاة والسلام على رسول الله ﷺ وعلى آله وصحبه أجمعين، أما بعد:
⚜️Başta sahabe olmak üzere, onlara ihsan üzere tâbi olan Selef-i Sâlihîn; Allah adına bilmeden konuşmaktan son derece korkarlardı. Çünkü onlarda şu bilinç vardı ki her meselede konuşmak ilim değildir. Bilakis birçok zaman bu; cehalet ve hevâdandır.
📎Zaten bakıldığı zaman hevâ ehlinden sakındırılmış, rey ehli olan insanlardan uzak durulması gerektiği söylenmiştir. Çünkü onlar bir delile ve bir esere tâbi olmadan konuşuyorlardı.
📌 - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا عُمَيْرُ بْنُ عَرْفَجَةَ، حَدَّثَنَا رَزِينٌ أَبُو النُّعْمَانِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ﵁، قَالَ: «إِذَا سُئِلْتُمْ عَمَّا لَا تَعْلَمُونَ، فَاهْرُبُوا» قَالَ: وَكَيْفَ الْهَرَبُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ؟ قَالَ: تَقُولُونَ: اللَّهُ أَعْلَمُ
[تعليق المحقق] لم يحكم عليه المحقق
مسند الدارمي - ت حسين أسد ١/٢٧٥ — الدارمي (ت ٢٥٥)
Ali b. Ebî Tâlib 🧡 şöyle buyurmuştur:
🟠“Bilmediğiniz bir şey size sorulduğu zaman ondan kaçının!”
Kendisine: “Ey Müminlerin Emîri! Ondan nasıl kaçılır?” diye sorulunca şöyle buyurdu:
🔴تَقُولُونَ: اللَّهُ أَعْلَمُ
🔴“Allah daha iyi bilir, dersiniz.”
ed-Dârimî
💘İşte bu, Selef’in ilim ve vera‘ yoludur ve bu konuda en güzel örneklerden biridir.
Çünkü bakıldığı zaman onlar:
▫️her meselede konuşmaz,
▫️bilmediği konuda fetva vermez,
▫️Allah adına zan ile hüküm kurmazlardı.
💘Çünkü onlar o kadar büyük ilme sahip olmalarına rağmen, en başta Allah korkusuna sahiptiler. Hak üzere olmaya çalışıyorlar, ilmi kendilerine bir süs değil; Allah’a yaklaşmak için öğreniyorlardı. Buna rağmen cahilce konuşmazlardı.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
🔖وَلَا تَقۡفُ مَا لَیۡسَ لَكَ بِهِۦ عِلۡمٌۚ...[الإسراء ٣٦]
🔖“Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme.”
◽️ İsrâ Sûresi: 36.
Yine Allah Teâlâ buyurmuştur:
🟠...وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ ٣٣﴾ [الأعراف ٣٣]
🟠“Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemeniz haram kılınmıştır.”
◽️A‘râf Sûresi: 33.
Bu sebeple Selef-i Sâlihîn’e baktığımız zaman:
⏺️“Bilmiyorum.”
⏺️“Allah azze ve celle en iyisini bilir.”
demek, onlar için en büyük ilimlerden biriydi.
Nitekim İbn Mes‘ûd 🧡 şöyle demiştir:
🔚٣٣٦ - وَقَالَ ابْنُ مَسْعُودٍ: «مَنْ أفْتَى النَّاسَ فِي كُلِّ مَا يَسْتَفْتُونَهُ فَهُوَ مَجْنُونٌ
الإبانة الكبرى - ابن بطة ١/٤١٨ — ابن بطة (ت ٣٨٧)
⬜️“İnsanların sorduğu her meseleye cevap veren kimse delidir.”
🤎el ibane el kubraİbn Abbâs 🧡 şöyle demiştir: ▪️أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرٍ أَخْبَرَنَا أَبُو الْفَضْلِ جَعْفَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ الصَّنْدَلِيُّ، أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنْصُورٍ الرَّمَادِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ قَالَ: كَانَ مَالِكٌ يَذْكُرُ قَالَ: كَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ ﵄ يَقُولُ: «إِذَا أَخْطَأَ الْعَالِمُ أَنْ يَقُولَ: لَا أَدْرِي، فَقَدْ أُصِيبَتْ مَقَاتِلُهُ» أخلاق العلماء للآجري ١/١١٥ — الآجري (ت ٣٦٠) 🟪““Âlim, ‘Bilmiyorum’ demekte hata ederse (yahut bunu terk ederse), onun öldürücü noktalarına isabet edilmiş olur.””
🤎Acurri Alimlerin ahlakı📍Selef-i Sâlihîn’in yanında ilim; çok konuşmak değil, esere tâbi olup hak olan sözü söylemekti. Bir insanın yaşı küçük de olsa, eğer esere tâbi ise, hevâ ile konuşmuyorsa ve Allah’tan korkuyorsa; o insanda hayır vardır. Lakin bir insanın ilmi çok olsa bile, eğer esere tâbi değilse ve hevâ ile konuşuyorsa; onun ilminde bereket yoktur. Nitekim İmam Ahmed buyurmuştur: ❗️“Konuştuğun bir meselede bir imamın yoksa sus.” 📎Çünkü Selef böyleydi. Onlar din meselelerinde hevâ ile konuşmazlardı. Mutlaka dayandıkları bir asıl olduğu zaman konuşurlardı. Onların aslı: 🖊Kur’ân, 🖊Sünnet, 🖊sahabenin anlayışı, 🖊Selef-i Sâlihîn’in fehmi idi. 📕Lakin bugün insanların çoğu araştırmadan konuşuyor, meselelerin hakikatini bilmeden hüküm veriyor, bilmediği konularda tartışıyorlar. Hâlbuki Selef bunu nehyetmiştir.
628
📖 EHLİ SÜNNETİN İTİKAD ESASLARI
1️⃣. ESAS /🔤
☝️Îmân söz ve ameldir. Artar ve eksilir.
☝️İmanın Kalple Tasdik, Dille İkrar Ve Uzuvlarla Amel Olduğunda Kişi Mümin İsmini Alır.
İmâm Acurri ☝️ dedi ki:
⏪Allah bize de size de rahmet etsin! Bilin ki müslümanların görüşü, imanın herkes üzerine vâcip olduğudur. İman; kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve uzuvlarla ameldir.
🖊 Sonra bilin ki kalp ile bilmek ve tasdik etmek iman dile getirilmediği sürece fayda sağlamaz. Yine kalbin marifeti ve dilin ikrárı azaların ameli olmadıkça fayda sağlamaz. Kişide bu üç hasletin tamamı bulunduğu zaman kişi mümin olur. Kur'ân, Sünnet ve müslüman âlimlerin sözleri buna delâlet etmektedir.
✒️Kalbe farz olan imana gelince:
Allah Teâlâ Mâide Sûresi'nde şöyle buyurmuştur:
➿یَـٰۤأَیُّهَا ٱلرَّسُولُ لَا یَحۡزُنكَ ٱلَّذِینَ یُسَـٰرِعُونَ فِی ٱلۡكُفۡرِ... إِلَى قَوْلِهِ عَذَابٌ عَظِيمٌ٤١
🍁"Ey resül! Küfürde yarışanlar seni üzmesin... Ahirette onlara büyük bir azap vardır." (Mâide, 41)
Yine Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
➿مَن كَفَرَ بِٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ إِیمَـٰنِهِۦۤ إِلَّا مَنۡ أُكۡرِهَ وَقَلۡبُهُۥ مُطۡمَىِٕنُّۢ بِٱلۡإِیمَـٰنِ وَلَـٰكِن مَّن شَرَحَ بِٱلۡكُفۡرِ صَدۡرࣰا فَعَلَیۡهِمۡ غَضَبࣱ مِّنَ ٱللَّهِ وَلَهُمۡ عَذَابٌ عَظِیمࣱ ١٠٦
⏺ "Kalbi iman ile dolu olduğu hâlde ikrah altında bırakılan hariç kim imanından sonra Allah'a küfrederse, kim küfre göğüs açarsa işte onlara Allah tarafından bir öfke vardır. Yine onlara büyük bir azap vardır."
⏪قَالَتِ ٱلۡأَعۡرَابُ ءَامَنَّاۖ قُل لَّمۡ تُؤۡمِنُوا۟ وَلَـٰكِن قُولُوۤا۟ أَسۡلَمۡنَا وَلَمَّا یَدۡخُلِ ٱلۡإِیمَـٰنُ فِی قُلُوبِكُمۡ
🔷Yine Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Bedevîler İman ettik' dediler. De ki: İman etmediniz. Fakat 'İslâm olduk' deyin. İman henüz kalplerinize girmedi..." (Hucurût, 14)
➿İşte bunlar sana imanın kalbe farz olduğunu göstermektedir. Kalbe farz olan iman tasdik (doğrulamak) ve marifet (bilmek)tir. Amelin yanında kalp dilin söylediğini doğrulamadığı sürece sözün bir faydası olmaz. Bunu bilin!➿
✅Dile farz olan imana gelince:
Allah Teâlâ Bakara Süresi'nde şöyle buyurmuştur:
🔘قُولُوۤا۟ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَاۤ أُنزِلَ إِلَیۡنَا وَمَاۤ أُنزِلَ إِلَىٰۤ إِبۡرَ ٰهِـۧمَ وَإِسۡمَـٰعِیلَ وَإِسۡحَـٰقَ وَیَعۡقُوبَ وَٱلۡأَسۡبَاطِ وَمَاۤ أُوتِیَ مُوسَىٰ وَعِیسَىٰ وَمَاۤ أُوتِیَ ٱلنَّبِیُّونَ مِن رَّبِّهِمۡ لَا نُفَرِّقُ بَیۡنَ أَحَدࣲ مِّنۡهُمۡ وَنَحۡنُ لَهُۥ مُسۡلِمُونَ ١٣٦
🌓"Deyin ki: Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmâîl'e, İshak'a, Yakûb'a ve torunlara indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene, nebilere Rablerinden verile. ne iman ettik. Bunlardan herhangi birini diğerlerinden ayırmayız. Biz O'na teslim olanlarız..." (Bakara, 136)
🔘قُلۡ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَاۤ أُنزِلَ عَلَیۡنَا وَمَاۤ أُنزِلَ عَلَىٰۤ إِبۡرَ ٰهِیمَ
❤️"De ki: Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e... indirilene... iman ettik." (Ali İm-rán, 84)
➖ Nebi şöyle buyurmuştur:
🔘أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ
➖İnsanlarla Allah'tan başka ilah olmadığını ve benim Allah'ın resûlü olduğumu söylemelerine dek savaşmakla emrolundum...Sonra hadisi zikretmiştir.
➡️İşte bu farz olan imandan dile düşen paydır.
✅Kalbin iman ettiği, dilin de söylediği şeyin tasdiki olmak üzere uzuvlara farz kılınan imana gelince:
🔘يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا... إِلَى قَوْلِهِ تُفْلِحُونَ)
"Ey iman edenler! Rükü edin, secde edin... ki felâha eresiniz." (Hacc, 77)
Yine Allah Teâlâ Kur'ân'ın birçok yerinde:
🔤وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ
➖"Namazı kılın, zekâtı verin."buyurmuştur.
➖ Bedenin tamamına orucun farz kılınması, bedenle ve bütün uzuvlarla cihadın farz kılınması da bu kapsamdadır.
➖Şu hâlde -Allah size rahmet etsin- uzuvlarla amel, kalp ve dil ile imanın tasdikidir. Kim imanını; uzuvlarıyla işlediği abdest, namaz, zekât, oruç ve hac gibi amelleriyle tasdik etmez, marifetiyle ve sözüyle yetinirse mümin olamaz. Marifet ve söz ona fayda vermez. Ameli terk etmesi imanını yalanlaması anlamına gelir. Yukarıda zikrettiklerimizle amel etmesi ise imanını tasdik etmesi demektir.
Tevfik Allah'tandır.
Eş Şeria cild 1
628
Abdullah b. Mes'ûd 🧡 şöyle demiştir:
📓الْمُؤْمِنَ يَرَى ذُنُوبَهُ كَأَنَّهُ قَاعِدٌ تَحْتَ جَبَلٍ يَخَافُ أَنْ يَقَعَ عَلَيْهِ، وَإِنَّ الْفَاجِرَ يَرَى
İbn Mes'ûd رضي الله عنه şöyle dedi:
🟠"Mümin, günahlarını sanki altında oturduğu ve her an üzerine düşmesinden korktuğu bir dağ gibi görür. Fâcir (günahkâr) ise günahlarını, burnunun üzerinden geçip giden bir sinek gibi görür."
⬜️Bunun üzerine eliyle burnunun üzerinden sineği kovar gibi işaret etti.
⏺️İbn Mes'ûd'un bu sözü, gerçek imanın sahibini daima muhasebeye sevk ettiğini göstermektedir. Günahlarını küçük gören değil, onlardan korkan kimse Allah'ın rahmetine daha yakındır.
Hasan el-Basrî 1️⃣ şöyle demiştir:
🔸قَالَ الْحسن الْبَصْرِيّ: الْمُؤمن جمع إحسانا وخشية، وَالْمُنَافِق إساءة وَأمنا.
🔸"Mümin, iyilikleri bir araya getirir; bununla birlikte Allah'tan korku (haşyet) içinde yaşar. Münafık ise kötülükleri bir araya getirir; buna rağmen kendini emniyette hisseder."
📕Tefsîru's-Sem‘ânî, 3/479 (el-Mü'minûn, 57. âyet)🗞İşte Selef'in yolu buydu. Onlar ibadet ettikçe korkuları artıyor, korkuları arttıkça da Rabblerine daha çok sığınıyorlardı. Çünkü en büyük tehlikenin günah işlemekten önce, nefsi emniyette görmek olduğunu biliyorlardı. 🔢Ey Kardeşim! Bugün birçok insan, "Ben yıllardır bu yoldayım.", "Ben sünnet ehliyim.", "Ben ilim talebesiyim." 🖋diyerek kendisini emniyette hissetmeye başlamaktadır. Oysa İsrâiloğulları da Firavun'un zulmünü görmüş, denizin yarılışına şahit olmuş ve Allah'ın büyük mucizelerini yaşamışlardı. Buna rağmen kalpleri korunmadığı zaman, putperest bir kavmi görünce onların ibadetini istemekten geri durmadılar. ⏪Öyleyse mümin, başkalarının sapmasına şaşırmadan önce kendi kalbi için korkmalıdır. Her gün bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı, fakat kalplerin gafletle kuşatıldığı bir zamanda en büyük ihtiyaç; yeni bilgiler değil, kalbi Allah'ın kitabı ve Resûlü'nün sünneti üzerinde sabit tutacak samimi bir kulluktur. ⏪Çünkü insanı kurtaran, hakikati bir defa öğrenmesi değil; ömrünün sonuna kadar onun üzerinde sebat etmesidir. ◻️Son olarak, Hidayete kavuşmak büyük bir nimettir; fakat o hidayet üzere ölmek daha büyük bir nimettir. Selef, geçmiş amelleriyle övünmedi; son nefesleri için korktu. Mucizelere şahit olan bir kavmin bile kalbi değişebiliyorsa, hiçbir mümin kendi nefsinden emin olmamalıdır. Bunun için kul, her gün Rabbinden sebat istemeli, günahlarını küçümsememeli, kalbini sürekli Kur'ân ve Sünnet ile diri tutmalıdır. 🖌Zira Allah'ın koruduğu kalpten daha güvenli bir sığınak, O'nun hidayetinden daha büyük bir nimet yoktur. @es_sunnne
628
🖋Hidayet mi Daha Büyük Bir Nimet, Sebat mı?
والله المستعان...
✏️Ey Kardeşim!
İnsan bazen geçmişte kendisine verilen nimetlere güvenmeye başlar. Uzun yıllardır Müslüman olmasını, ilim meclislerinde bulunmasını, sünnet ehli kimselerle beraber olmasını veya birtakım hayırlı ameller işlemesini kendisi için bir güvence zanneder. Hâlbuki Kur'ân'ın öğrettiği hakikat bunun tam tersidir. Hidayeti veren Allah olduğu gibi, onu kalpte sabit tutan da yalnız O'dur. Bu sebeple Selef'in en belirgin vasıflarından biri, hidayetleriyle övünmemeleri; bilakis son nefeslerinden korkmalarıydı.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
🖌﴿وَجَاوَزْنَا بِبَنِي إِسْرَائِيلَ الْبَحْرَ فَأَتَوْا عَلَىٰ قَوْمٍ يَعْكُفُونَ عَلَىٰ أَصْنَامٍ لَهُمْ ۚ قَالُوا يَا مُوسَى اجْعَلْ لَنَا إِلَٰهًا كَمَا لَهُمْ آلِهَةٌ ۚ قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ﴾
🖌"İsrâiloğullarını denizden geçirdik. Sonra putlarına tapınmak için onların başında bekleyen bir kavme rastladılar. Bunun üzerine: 'Ey Mûsâ! Onların ilâhları olduğu gibi sen de bizim için bir ilâh yap.' dediler. Mûsâ ise: 'Şüphesiz siz cahillik eden bir topluluksunuz.' dedi."
📘(el-A'râf, 7/138)
💬Düşün Kardeşim! Daha birkaç gün önce denizin yarıldığını gören, Firavun'un helâkına şahit olan, Allah'ın apaçık mucizeleriyle kurtarılan bir topluluk, putperest bir kavmi görünce onların ibadetini istemeye başladı.
🖌Bu kıssa, insanı başkalarını ayıplamaya değil, kendi kalbinden korkmaya çağırmaktadır. Çünkü kalp, Allah korumadıkça tek başına sebat edemez.
Bu âyet hakkında Katâde şöyle demiştir:
📚«سُبْحَانَ اللَّهِ! قَوْمٌ أَنْقَذَهُمُ اللَّهُ مِنَ الرِّقِّ، وَأَجَازَهُمُ الْبَحْرَ، وَأَهْلَكَ عَدُوَّهُمْ، وَأَرَاهُمْ مِنْ آيَاتِهِ مَا أَرَاهُمْ، ثُمَّ يَسْأَلُونَ صَنَعَ الْأَنْصَابِ عِنْدَ ذَلِكَ!»
📚"Sübhânallah! Allah'ın kölelikten kurtardığı, denizi geçirttiği, düşmanlarını helâk ettiği ve kendilerine bunca âyet gösterdiği bir kavim, bütün bunlardan sonra kendileri için put yapılmasını istiyor!"
📙Abdullah b. Humeyd, Tefsîr; Ebû'ş-Şeyh, el-Azame.◻️Katâde'nin hayreti, onların cehaletinden çok, gördükleri nimetlere rağmen kalplerini koruyamamış olmalarınadır. Çünkü mucize görmek, hidayetin devam edeceğinin garantisi değildir. Nimet, şükrü gerektirir; sebat ise Allah'ın sürekli lütfuna muhtaçtır. Bu sebeple Allah Teâlâ müminlere şöyle dua etmeyi öğretmiştir: ❇️رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ ❇️"Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Katından bize rahmet bağışla. Şüphesiz çokça lütfeden Sensin." 📕(Âl-i İmrân, 3/8) 🖊Bu duayı edenler müşrikler değil, müminlerdir. Çünkü hidayete ermiş olmak, kalbin artık sapmayacağı anlamına gelmez. Yine Allah Teâlâ buyurur: ✒️يُثَبِّتُ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الْآخِرَةِ ✒️"Allah iman edenleri dünya hayatında da ahirette de sağlam söz üzere sabit kılar." 📕(İbrâhîm, 14/27) 📌Demek ki sebat, kulun kuvvetiyle değil; Allah'ın yardımıyladır. Bundan dolayı Resûlullah ➖, günahlardan korunmuş olduğu hâlde bile şöyle dua ederdi: ➖يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ ➖"Ey kalpleri evirip çeviren Allah'ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl."
➖Tirmizî / AhmedÂişe ➖, bunun Resûlullah'ın en çok yaptığı dualardan biri olduğunu haber vermiştir. Peygamber ➖ bile kalbin sebatını Rabbinden istiyorsa, ondan sonra gelenlerin kendilerini emniyette görmeleri nasıl doğru olabilir? Nitekim Resûlullah ➖ şöyle buyurmuştur: ➖إِنَّ قُلُوبَ بَنِي آدَمَ كُلَّهَا بَيْنَ إِصْبَعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الرَّحْمَنِ كَقَلْبٍ وَاحِدٍ يُصَرِّفُهُ حَيْثُ يَشَاءُ ➖"Âdemoğullarının bütün kalpleri, Rahmân'ın iki parmağı arasındadır. Onları dilediği gibi çevirir."
➖Müslim➖İşte bu hadis sebebiyle Selef, kendi nefislerine güvenmezdi. Onlar amellerine değil, Allah'ın rahmetine dayanırlardı.
628
🧎♂Namaz ve gözyaşı❤️
🍂حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عِيسَى الطُّفَاوِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الزَّرَّادُ، قَالَ: «صَلَّيْتُ إِلَى جَنْبِ رِيَاحٍ الْقَيْسِيِّ، فَكُنْتُ أَسْمَعَ وَقْعَ دُمُوعِهِ عَلَى ⦗١١٩⦘ الْبَوَارِيِّ مِثْلَ الْوَكْفِ: طَقْ طَقْ»
🎀131. Muhammed bin Abdillah ez-Zerråd dedi ki: Riyah el-Kaysî'nin yanında namaz kılıyordum. Yağmur yere düşerken tak tak diye ses çıkardığı gibi gözyaşlarının hasıra dökülürken seslerini duyabiliyordum."
🌸١٣٢ - حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْقُرَشِيُّ، قَالَ: «رُبَّمَا صَلَّيْتُ إِلَى جَنْبِ إِسْمَاعِيلَ بْنِ دَاوُدَ. . .، فَأَسْمَعُ وَقْعَ دُمُوعِهِ عَلَى بُورِيِّ الْمَسْجِدِ»
🍂132. Muhammed bin Abdillah el-Kuraşî dedi ki: "Çoğu zaman İsmåîl bin Dâvud'un yanında namaz kılardım. Hasıra dökülen gözyaşlarının seslerini duyabiliyordum."
🌸١٣٣ - حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو عُمَرَ الضَّرِيرُ، قَالَ: حَدَّثَنَا صَالِحٌ الْمُرِّيُّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ الْعَيْزَارِ، قَالَ: «مَا رَأَيْتُ الْحَسَنَ إِلَّا صَارًّا بَيْنَ عَيْنَيْهِ، عَلَيْهِ كَآبَةٌ، كَأَنَّهُ رَجُلٌ أُصِيبَ بِمُصِيبَةٍ، فَإِنْ ذَكَرَ الْآخِرَةَ، أَوْ ذُكِرَتْ بَيْنَ يَدَيْهِ، جَاءَتْ عَيْنَاهُ بِأَرْبَعٍ»
🤎133. Ubeydullah bin el-Ayzar bildiriyor: Hasan el-Basriyi devamlı sıkıntılı ve kaşları çatık görürdüm. Musibete yakalanmış bir kimse gibiydi. Ahireti andığında veya yanında anıldığında gözleri dört çeşme yaş dökerdi.
İbnî Ebi'd-Dünya@es_sunnne
628
📖EHLİ SÜNNETİN İTİKAD ESASLARI
1️⃣. ESAS / 🔤
☝️Îmân söz ve ameldir. Artar ve eksilir.
☝️İMANDA İSTİSNÂ
“İmanda istisna”, kişinin “Ben müminim –inşâAllah–” demesidir. Burada "inşâAllah" ifadesi, imanın kemali veya son âkıbeti hakkında tevazu ve korkudan dolayı kullanılır.
🌼 Harb el-Kirmani ☝️ icerisinde âlimlerin icmasını naklettiği akidesinde şöyle demiştir: "İstisnanın şüphe olmaması şartıyla imanda istisna yapılır. Bu alimler ta rafından uygulanagelen bir sünnettir. Kişiye 'Sen mümin misin?' diye sorulduğu zaman "İnşaallah müminim' ya da 'Mümin olduğumu umarım' ya da 'Allah'a, O'nun meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman ettim' der."
➖ İbn Batta ☝️ "el-lbånetu'l Kubra"da (1260) şöyle demiştir: "İlim ehli akıl sahiplerinin özelliklerinden biri de kişinin şüphe manası içermeksizin 'Ben müminim inşaallah' demesidir. İmanda şüpheye düşmekten Allah'a sığınırız. Zira iman Allah'ın rubûbiyetini ikrar etmek, O'na kullukla boyun eğmek; söylediği, emrettiği ve sakındırdığı her şey hususunda O'nu doğrulamaktır. Bunlardan biri hakkında şüpheye düşen kesinlikle kâfir olur."
▫️...حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ بَحْرٍ قَالَ: سَمِعْتُ جَرِيرَ بْنَ عَبْدِ الْحَمِيدِ يَقُولُ: الْإِيمَانُ قَوْلٌ وَعَمْلٌ قَالَ: وَكَانَ الْأَعْمَشُ، وَمَنْصُورٌ، وَمُغِيرَةُ، وَلَيْثٌ، وَعَطَاءُ بْنُ السَّائِبِ، وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، وَعُمَارَةُ بْنُ الْقَعْقَاعِ، وَالْعَلَاءُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، وَابْنُ شُبْرُمَةَ، وَسُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ، وَأَبُو يَحْيَى صَاحِبُ الْحَسَنِ وَحَمْزَةُ الزَّيَّاتُ يَقُولُونَ: «نَحْنُ مُؤْمِنُونَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ، وَيَعِيبُونَ عَلَى مَنْ لَمْ يَسْتَثْنِ» قَالَ أَبُو بَكْرٍ
الشريعة للآجري ٢/٦٦٣
⏩️ Ali bin Bahr dedi ki: Cerir bin Abdülhamid'i şöyle derken işittim: "A'mes, Mansur, Muğire, Leys, Atâ bin Sâib, İsmail bin Ebi Halid, Imara bin Ka'kâ, Alâ bin Müseyyeb, İbn Şübrüme, Süfyan es-Sevri ve Hasan-ı Basri'nin arkadaşı Ebü Yahya "Bizler müminiz inşallah" der, istisna yapmayan kimseleri ayıplarlardı.
Eş şeria▫️الْمَرْوَزِيُّ: سَمِعْتُ بَعْضَ مَشْيَخَتِنَا يَقُولُ: سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ مَهْدِيٍّ يَقُولُ: «إِذَا تُرِكَ الِاسْتِثْنَاءُ، فَهُوَ أَصْلُ الْإِرْجَاءِ» ♦️Mervezi dedi ki: Bazı şeyhlerimizi şöyle derken işittim: Abdurrahman bin Mehdi'yi şöyle derken işittim: "Kişinin istisnayı terk ettiğinde bilsin ki terk edişi Mürcie görüşünün kaynağıdır."
Eş Şeria🌐حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ زِيَادٍ، قَالَ: سَمِعْتُ أَبَا عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ: «مَا أَدْرَكْتُ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِنَا إِلَّا عَلَى الِاسْتِثْنَاءِ» قَالَ يَحْيَى: وَكَانَ سُفْيَانُ يَكْرَهُ أَنْ يَقُولَ: «أَنَا مُؤْمِنٌ» الإبانة الكبرى - ابن بطة ٢/٨٧١ ◻️ Fazl bin Ziyad dedi ki: Ebû Abdullah'ı şöyle derken işittim: "Kendilerine yetiştiğimiz ashâbımızın tümü istisna görüşü üzerindeydiler. Yahya dedi ki: Süfyan, kişinin 'Ben müminim' demesini kerih görürdü.
El ibanet'ul kubra🌐ثَنَا وَكِيعٌ قَالَ: قَالَ سُفْيَانُ: «النَّاسُ عِنْدَنَا مُؤْمِنُونَ فِي الْأَحْكَامِ وَالْمَوَارِيثِ، نَرْجُو أَنْ يَكُونُوا كَذَلِكَ، وَلَا نَدْرِي مَا حَالُنَا عِنْدَ اللَّهِ» السنة لأبي بكر بن الخلال ٣/٥٦٧ 🔢 Veki'den ☝️; Süfyan ☝️ dedi ki: "İnsanlar bizim nazarımızda ahkam ve miras hukuku konusunda mümindirler. Biz de öyle olmasını umuyoruz. Bununla birlikte Allah katındaki durumumuzun ne olduğunu bilmiyoruz."
Hallâl sunne🌐وَسَمِعْتُ أَحْمَدَ قَالَ: سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ قَالَ: «مَا أَدْرَكْتُ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِنَا، وَلَا بَلَغَنِي إِلَّا عَلَى الِاسْتِثْنَاءِ، وَقَالَ: قَالَ يَحْيَى: الْإِيمَانُ: قَوْلٌ وَعَمَلٌ» الشريعة للآجري ٢/٦٦١ 🩶 Dedi ki: Ahmed'i ☝️ işittim, dedi ki: Yahyâ b. Saîd'i ☝️ işittim, dedi ki: "Ashabımızdan kimi gördüysem mutlaka istisna görüşündeydi ve (görmediklerimden) bana ancak istisnâ görüşünde oldukları ulaştı."
eş şeria 346📒İşte bu müminlerin ve akıl sahibi alimlerin yoludur. İstisnāda bulunmak, korkmak ve ümit beslemek gerekir. Onlar Allah katında ne durumda olduklarını bilemezler. Amellerinin hangi durumda olduğunu, kabul edilip edilmediklerini bilemezler.📕
İbnî batta el ibanet'ul kubra@es_sunnne
628
🧎♂Namaz ve gözyaşı❤️
📖- وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، قَالَ: حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ دَاوُدَ الضَّبِّيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ صَبِيحٍ، عَنْ مَكْحُولٍ، قَالَ: "رَأَيْتُ سَيِّدًا مِنْ سَادَاتِكُمْ دَخَلَ الطَّوَافَ، فَقُلْتُ: لَأَنْظُرَنَّ مَا يَصْنَعُ، فَقُلْتُ: مَنْ هُوَ؟ قَالَ: سَيِّدٌ مِنْ بَيْنِنَا، وَدَخَلَ، فَقَامَ فِي الزَّاوِيَةِ الَّتِي فِيهَا الرُّكْنُ الْأَسْوَدُ قَدْرَ. . .
📕 أَرْبَعِينَ آيَةً، ثُمَّ تَحَوَّلَ إِلَى الزَّاوِيَةِ الَّتِي مِنْ نَاحِيَةِ الْحِجْرِ، فَفَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ تَحَوَّلَ إِلَى الزَّاوِيَةِ الَّتِي مَا يَلِي الدَّرَجَةَ، فَفَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ.ثُمَّ تَحَوَّلَ إِلَى الزَّاوِيَةِ الَّتِي فِيهَا الرُّكْنُ الْيَمَانِيُّ، فَفَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ قَامَ عَلَى الرُّخَامَةِ الْحَمْرَاءِ حِيَالَ الْجِزْعَةِ، فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ مِنْ أَحْسَنِ النَّاسِ صَلَاةً، فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ وَهُوَ سَاجِدٌ: «اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ذُنُوبِي، وَمَا قَدَّمْتُ، وَمَا قَدَّمَتْ يَدَايَ» ثُمَّ بَكَى حَتَّى بَلَّ الْمَرْمَرَ
الرقة والبكاء لابن أبي الدنيا ١/١٢٠ — ابن أبي الدنيا (ت ٢٨١)
📚130. Mekhül bildiriyor. Efendilerinizden birinin tavafa girdiğini gördüm. Kendi kendime: "Bakalım ne yapacak?" dedim. "Kimden söz ediyorsun?" diye sordum. "Müslim bin Yesår" dedi.
✨Hacer el-Esved'in bulunduğu köşede durdu ve orada da kırk ayet okudu. Hacer el-Esved tarafındaki köşeye geldi, orada da aynı şeyi yaptı. Merdiveni takip eden köşeye geldi, orada da aynı şeyi yaptı. Rükn-ü Yemâni köşesine geldi, orada da aynı şeyi yaptı. Sonra dönüş yerindeki kırmızı mermer üzerine
dikildi, iki rekat namaz kıldı. O namaz kılınan namazların en güzeliydi. Secde ederken: "Allahım! Günahlarımı bağışla. Benim ve ellerimin yaptıklarını da" dedi ve mermer ıslanıncaya kadar ağladı.
İbnî Ebi'd-Dünya@es_sunnne
