Türkçe öğrenelim- ترکی یاد بگیریم
رفتن به کانال در Telegram
admin: @MSulduzlu @sulduzlular1 این کانال برای کمک به علاقهمندان به زبان ترکی(ترکیه و آذربایجانی) ایجاد شده است. تا حد امکان سعی میشود نکات دستوری و متون ادبی ساده به صورت نوشته و یا ویدئو ارائه گردد تا بتوان کمکی ناچیز به علاقهمندان تقدیم گردد .
نمایش بیشتر1 257
مشترکین
+124 ساعت
+147 روز
+2230 روز
آرشیو پست ها
#سلطمتطلب_آرزو_به_گور
نزدیک بیستوپنج سال است که ترکی آموزش میدهم. در دانشگاه چهبسیار غیرترکها، از جمله فارس، گیلک، لر، عرب، کرد و غیره، با علاقه زیادی در کلاسهایم شرکت کردهاند. ولی این بار یک سلطنتطلب به پیوی آمده و چنین نوشته است:
«انشاءالله باکو به ایران ملحق میشود و نیازی به یادگیری ترکی نمیشود!»
این سلطنتطلب خیال میکند با گفتن این سخن، گویی مثل آرش کمانگیر تیری در کمان گذاشته است، یا مثل رستم بر افراسیاب غلبه کرده است.
اولاً خدمت شما سلطنتطلب متوهم عرض کنم: اگر آذربایجان شمالی به ایران ملحق شود، ترکها دوباره اکثریت مطلق میشوند؛ زیرا هماکنون ترکها اکثریت هستند و با توجه به تجربهشان در کشورداری، ترکها موقعیت برتر کسب میکنند و ترکی هم زبان رسمی دوم میشود. احتمالا شما به خاطر شنیدن فحش های ترکی از سوی مقامات بالا هم که شده مجبور میشوید ترکی یاد بگیرید، در صورت عدم استعداد یادگیری مختارید ابتدا به افغانستان و بعد به تاجیکستان مهاجرت کنید..
#آموزش_ترکی
#سلطنتطلبهای_آرزو_به_گور
https://www.instagram.com/p/Dd15azbCA8m/?stkn=YzZneXBvaXFyYWZp
Bu gerçeklik Karakeçili adını da açıklar. Karakeçililik bazen bir soy adı, bazen bir aşiret konfederasyonu, bazen bir siyasi bağlılık, bazen de korunma ve dayanışma çatısı olarak işlemiştir.
“Kürt Farsçası” ve Dil Meselesi
Metinlerde “Kürt Farsçası” gibi ifadeler bazen karışık kullanılır. Burada dil ailesi ile etnik kimliği ayırmak gerekir. Kürtçe, Farsça ile aynı geniş İranî dil ailesi içinde yer alır; fakat Farsça değildir. Kurmanci, Sorani, Zazaca/Dimilkî gibi lehçe ve diller, tarihsel ve dilbilimsel bakımdan İranî grupta değerlendirilir. Ancak “Kürtçe Farsçadır” demek yanlıştır. Doğru ifade, “Kürtçe ve Farsça akraba İranî dillerdir” şeklindedir.
Aynı şekilde, Kitâb-ı Diyârbekriyye’nin Farsça yazılmış olması, eserde geçen Türkmen, Kürt, Arap veya diğer toplulukların Farsça konuştuğu anlamına gelmez. Bu sadece eserin yazım dilini gösterir.
Sonuç
Kitâb-ı Diyârbekriyye’deki “Ak Keçilü ve Kara Keçilü Kürdleri” kaydı, Karakeçili tarihinin en erken ve en önemli izlerinden biridir. Bu kayıt, 15. yüzyılda Mardin havalisinde Akkeçili ve Karakeçili adlı toplulukların bulunduğunu, Cihangir Mirza’ya tâbi olduklarını ve Uzun Hasan’ın siyasi-askerî hamlesiyle yerlerinden kaldırılıp başka bir sahaya iskân edildiklerini gösterir.
Fakat bu kayıt tek başına Karakeçilileri mutlak ve değişmez bir etnik kategoriye hapsetmez. Çünkü “Ekrâd” kelimesi tarihsel belgelerde hem Kürt topluluklarını hem de konar-göçer/aşiretî yapıları ifade edebilen çok katmanlı bir kavramdır. Karakeçili adı da Anadolu’nun farklı bölgelerinde farklı kimlik katmanlarıyla karşımıza çıkar.
Bu nedenle en sağlam sonuç şudur:
Karakeçili tarihi tek köklü, tek dilli, tek etnik bir anlatıdan ibaret değildir. Kitâb-ı Diyârbekriyye, Karakeçili ve Akkeçili adlarını 15. yüzyılda “Kürd/Ekrâd” tasnifiyle kaydeder; Osmanlı ve sonraki kaynaklar ise Karakeçilileri kimi yerde Türkmen-Yörük, kimi yerde Ekrâd/Kürt-konargöçer, kimi yerde de federatif bir aşiret yapısı olarak gösterir. Bu durum, Anadolu aşiret tarihinin sabit değil, akışkan; tek renkli değil, çok katmanlı olduğunu ortaya koyar.
Kaynakça
• Ebû Bekr-i Tihrânî, Kitâb-ı Diyârbekriyye, nşr. Necati Lugal - Faruk Sümer, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1962-1964; 1993.
• Ebû Bekr-i Tihrânî, Kitâb-ı Diyârbekriyye, çev. Mürsel Öztürk, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2001.
• Faruk Sümer, “Kitâb-ı Diyârbekriyye”, TDV İslam Ansiklopedisi, C. 26, Ankara, 2002.
• Faruk Sümer, “Karakeçili”, TDV İslam Ansiklopedisi, C. 24, İstanbul, 2001.
• Yusuf Halaçoğlu, “Osmanlı Belgelerine Göre Türk-Etrâk, Kürd-Ekrâd Kelimeleri Üzerine Bir Değerlendirme”, Belleten, C. 60, S. 227, 1996, s. 139-146.
• Mehmet Rezan Ekinci, “19. ve 20. Yüzyılda Siverek ve Havalisinde Aşiret İlişkileri ve Akışkan Bir Konargöçer Aidiyeti: Karakeçililer”, Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 11/3, 2023, s. 815-837.
• Cengiz Orhonlu, Osmanlı İmparatorluğu’nda Aşiretlerin İskânı, Eren Yayınları, İstanbul, 1987.
• Ahmed Refik, Anadolu’da Türkmen Aşiretleri 960-1200, Enderun Kitabevi, İstanbul, 1989.
|Terim |Tarihsel okuma |
|----------------------|------------------------------------------------------------------------|
|Ekrâd-ı Türkmenân |Türkmen toplulukları içinde Ekrâd/konar-göçer diye tasnif edilen gruplar|
|Türkmân-ı Ekrâd |Ekrâd/Kürt-konargöçer çevresi içinde Türkmen olarak anılan gruplar |
|Ekrâd-ı Yörükân |Yörük-konargöçer topluluklarla birlikte anılan Ekrâd grupları |
|Ekrâd ve Yörük taifesi|Etnik kimlikten çok yaşam biçimi ve idarî tasnif bildiren ifade |
Bu ifadeler bize, Osmanlı idare dilinin modern millet tasnifleriyle aynı mantıkta çalışmadığını gösterir. Devlet için önemli olan çoğu zaman topluluğun vergi yükümlülükleri, konar-göçer mi yerleşik mi olduğu, hangi sancak veya aşiret konfederasyonuna bağlı bulunduğu, savaş halinde ne kadar asker veya hayvan vergisi verebildiğidir.
Bu yüzden “Ekrâd” kelimesi bir belgede geçtiğinde onu otomatik olarak “bugünkü anlamda etnik Kürt” diye okumak da, tamamen “Kürt değil, sadece göçere verilen addır” diye reddetmek de eksik olur. Doğru yöntem, kelimeyi belgenin tarihi, coğrafyası, siyasal bağlamı ve diğer kayıtlarla birlikte okumaktır.
Karakeçili: Tek Soy Değil, Federatif Aşiret Yapısı
Karakeçili adı Anadolu’nun farklı bölgelerinde farklı tarihsel görünümlerle karşımıza çıkar. Urfa, Siverek, Viranşehir, Mardin hattı bir Karakeçili hafızası taşırken; Ankara, Balıkesir, Eskişehir, Kütahya ve Uluyörük çevresi başka bir Karakeçili-Yörük hafızasına sahiptir.
Faruk Sümer, TDV İslam Ansiklopedisi’ndeki “Karakeçili” maddesinde, Karakeçilileri Anadolu’daki Türk oymaklarından biri olarak tanıtır. XVI. yüzyılda Urfa ve Ankara bölgelerinde bu adla iki önemli oymağa rastlandığını belirtir. Urfa yöresindeki Karakeçililer hakkındaki en eski bilginin 15. yüzyıla, yani Kitâb-ı Diyârbekriyye’ye kadar indiğini söyler.
Sümer’e göre Karakeçililer, Akkeçili oymağı ile birlikte Mardin yöresinde yaşamakta ve Akkoyunlulardan Cihangir Mirza’ya tâbi bulunmaktaydı. Uzun Hasan 1457 yılında Mardin yöresine girdiğinde Cihangir Mirza’ya bağlı Karakeçili ve Akkeçili oymaklarını göç ettirerek kendi hâkimiyet sahasına yerleştirmişti.
Aynı maddede önemli bir not daha vardır: Belgelerde Urfa Karakeçilileri ve Akkeçilileri kimi zaman Kürt asıllı gösterilir. Ancak oymağı oluşturan şahıs adları arasında Yağmur, Gündoğmuş, Bayram, Güvendik, Sevündük, Budak, Kaya, Sarı, Satılmış gibi Türkçe adların bulunması, bu bilginin ihtiyatla değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Sümer, onların bölgedeki Kürt aşiretleriyle beraber yaşadıkları için böyle anılmış olabileceklerini belirtir.
Bu noktada tek taraflı bir sonuç yerine daha kapsayıcı bir tarih okumasına ihtiyaç vardır. Karakeçili adı, kimi bölgelerde Türkmen-Yörük, kimi bölgelerde Ekrâd/Kürt-konargöçer, kimi bölgelerde ise farklı etnik unsurların birleşerek oluşturduğu federatif bir aşiret kimliği olarak görünür.
Siverek Karakeçilileri ve Akışkan Kimlik
Mehmet Rezan Ekinci’nin 2023 tarihli “19. ve 20. yüzyılda Siverek ve Havalisinde Aşiret İlişkileri ve Akışkan Bir Konargöçer Aidiyeti: Karakeçililer” başlıklı makalesi, Siverek Karakeçililerini bu akışkan kimlik çerçevesinde inceler.
Ekinci’ye göre Siverek Karakeçilerine dair ulaşılabilen erken malumat Kitâb-ı Diyârbekriyye’den gelir. 16. yüzyılda Milli Aşireti’ne mensup bazı gruplar “Milli Akkeçili” ve “Milli Karakeçili” olarak tasnif edilmiştir. Daha sonraki kayıtlarda Karakeçililer hem Milli Aşireti Konfederasyonu ile ilişkili görünür hem de Viranşehir ve civarında “Cemaat-i Ekrâd-ı Aşiret-i Karakeçili” gibi ifadelerle kayda geçer.
Burada “akışkan kimlik” kavramı önem kazanır. Konar-göçer aşiretlerde kimlik her zaman tek bir soy çizgisi üzerinden kurulmaz. Hayvancılık, yaylak-kışlak düzeni, mera rekabeti, askerî ittifaklar, vergi yükümlülükleri ve siyasi himaye ilişkileri aşiretlerin yapısını belirler. Bir aşiret federasyonu içinde Kürt, Türkmen ve Arap kabilelerinin bir araya gelmesi tarihsel olarak şaşırtıcı değildir.
Ekrâd, Yörükân ve Türkmen: Kitâb-ı Diyârbekriyye’de Karakeçili Meselesi
Mehmet Özgür Ersan - Pir Abdal Yesari
Giriş
Osmanlı, Akkoyunlu ve genel olarak Orta Çağ Anadolu tarihini okurken en büyük tuzaklardan biri, eski belgelerde geçen kavramları bugünün sert ve sabit etnik kategorileriyle okumaktır. “Türk”, “Etrâk”, “Kürd”, “Ekrâd”, “Türkmen”, “Yörük”, “konar-göçer”, “aşiret” gibi kelimeler, her zaman bugünkü anlamlarına bire bir denk düşmez. Bazen bir halkı, bazen bir yaşam biçimini, bazen de devletin vergi ve idare bakımından yaptığı bir tasnifi ifade eder.
Bu tartışmanın merkezinde yer alan kavramlardan biri “Ekrâd”dır. Kelime Arapça çoğul kalıbıyla “Kürdler/Kürtler” anlamına gelir. Fakat Osmanlı belgelerinde “Ekrâd” kelimesi yalnızca etnik Kürt topluluklarını değil, kimi zaman dağlık bölgede yaşayan, yarı göçer veya konar-göçer aşiret topluluklarını da ifade edebilmiştir. Bu nedenle “Ekrâd-ı Türkmenân”, “Türkmân-ı Ekrâd”, “Ekrâd-ı Yörükân” gibi ilk bakışta çelişkili görünen tamlamalar ortaya çıkmıştır.
Karakeçili tarihi de tam bu kavşak noktasında durur. Bir yanda Karakeçililer, Anadolu’nun bazı bölgelerinde açık biçimde Türkmen-Yörük geleneği içinde görülür. Diğer yanda 15. yüzyıl Akkoyunlu kaynağı olan Kitâb-ı Diyârbekriyye’de Ak Keçilü ve Kara Keçilü toplulukları “Kürdleri” ifadesiyle anılır. Bu durum, Karakeçili adının tek çizgili bir soy anlatımına indirgenemeyeceğini; bölgeye, döneme ve siyasi bağlılığa göre değişen federatif bir aşiret gerçekliği içinde ele alınması gerektiğini gösterir.
Kitâb-ı Diyârbekriyye ve Belgenin Bağlamı
Kitâb-ı Diyârbekriyye, Ebû Bekr-i Tihrânî tarafından 1470-1471 yılları civarında Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan adına Farsça olarak kaleme alınmıştır. Eser, Akkoyunlu ve Karakoyunlu tarihi için en eski ve en önemli kaynaklardan biridir. Yalnızca siyasi olayları değil, Akkoyunlu ve Karakoyunlu konfederasyonlarını oluşturan Türkmen illerini, askerî ve mülkî yapıları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun siyasi-etnik durumunu da anlamamıza yardım eder.
Karakeçili meselesi, eserde Uzun Hasan ile ağabeyi Cihangir Mirza arasındaki iktidar mücadelesi bağlamında geçer. Kayıtta, Sahib Kıran olarak anılan Uzun Hasan’ın karavullarının, “Ak Keçilü ve Kara Keçilü Kürdleri” ile Cihangir Mirza’ya bağlı bir topluluğu bulundukları mahalden göç ettirdiği belirtilir. Bu kayıt, Karakeçili ve Akkeçili adlarının 15. yüzyılda Mardin havalisinde mevcut olduğunu göstermesi bakımından son derece önemlidir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Eserin Farsça yazılmış olması, anılan toplulukların Farsça konuştuğu anlamına gelmez. Bir saray ve tarih yazımı dili olarak Farsça, o dönemin İran, Azerbaycan, Doğu Anadolu ve Akkoyunlu çevresinde yaygın bir ilim ve edebiyat diliydi. Dolayısıyla “belge Farsçadır” demek, “topluluk Farsîdir” demek değildir.
Ekrâd Kavramı: Etnik Ad mı, İdarî Tasnif mi?
“Ekrâd” kelimesinin temel sözlük anlamı Kürtlerdir. Fakat Osmanlı ve İslam coğrafyası kaynaklarında bu kelime bazen daha geniş bir toplumsal anlam kazanmıştır. Özellikle tahrir defterlerinde, kanunnamelerde ve mühimme kayıtlarında “Ekrâd” kelimesi kimi zaman yerleşik olmayan, dağlık sahalarda yaşayan, hayvancılıkla geçinen konar-göçer toplulukları anlatmak için de kullanılmıştır.
Bu nedenle belgelerde şu tür ifadelerle karşılaşılır:
Repost from Eyvaz Taha | ایواز طاها | eyvaz.org
ایواز طاهانین
"دوشونجهمیزین قراماتیکاسی"
کیتابینین پیدیاف فایلینی پولسوز [رایگان] ائندیرین:
فایل پیدیاف کتاب ترکی
"گرامر اندیشۀ ما"
را به رایگان دانلود کنید.
https://anlamtv.com/download/dusencemizin-qrammatikasi/
Repost from Dr.tohid melikzade دکتر توحید ملک زاده دیلمقانی
تاسیس بنیاد زبان و ادبیات ترکی، شوخی یا جدی؟
دکتر توحید ملک زاده
https://t.me/melikzadeh
تمدن اسلامی علاوه بر زبان عربی، زبان ترکی را نیز بال و پر داد و از چین تا مصر گسترش داد. دیوانها، نوشتجات علمی، ادبی، فلسفی، خوشنویسی اشعار ترکی، کتیبه ها و خلاصه تمام مظاهر تمدن اسلامی علاوه بر عربی با زبان ترکی نیز بیان می شد. چه بسیار سلاطینی که جز ترکی زبانی نمی دانستند و جزو سیف الاسلام دنیای اسلام بودند. اصولا غرب نیز از طریق ترکان با دنیای اسلام آشنا شد و قرائت ترکی از تمدن اسلامی را یاد گرفت.ورود ترکان به جنگهای صلیبی، و سپس به بالکان و لشکرکشی تا نزدیکی های وین آغاز کینه اروپایی ها از ترکان شد و این کینه در مطالعات علوم انسانی این جماعت نهادینه شد.
از آغاز قرن ۲۰ همچون علوم طبیعی در علوم انسانی نیز شاهد انکشافاتی عظیم بودیم. این دوران مصادف با اواخر سلطنت مظفرالدینشاه قاجار و در حقیقت انقلاب مشروطیت بود.
در آن هنگام آذربایجان قرائتی از مشروطیت بود که با ایلیاتی های بختیاری و مناطق مرکزی ایران متفاوت بود. آذربایجانی دموکراسی برای کل ممالک محروسه می خواست ایلیاتی های بختیاری و مرکز ایران حاکمیت فرهنگی بر کل ایران. و در نهایت با کمال ناباوری ترکان ایران کتک صداقت خود را خورده، کیش مات شدند.
این کیش مات در ایران مصادف بود با جنگ جهانی اول و تشکیل دولت-ملتهای نه تنها خاورمیانه بلکه اروپا و کل حهان. با کودتای فرهنگی علیه گفتمان ترکی، تاریخ، ادبیات، زبان و فرهنگ ترکی از تاریخ و ادبیات و فرهنگ «ایران نو » بزور زدوده شد و ترکانی که بیش از هزار سال بر قلمرو جغرافیایی ایران حکومت هم سیاسی و هم فرهنگی داشت انکار شدند. ترکان از دایره ایرانیان خارج شدند و در کتب تاریخی وزیران به اصطلاح خردمند ایرانی پادشاهان ترک را هدایت نمودند. در همان هنگام ترکی آذربایجانی در آذربایجان شمال ارس به صورت رسمی در مدارس و دانشگاهها تدریس شد و در ایران دوره پهلوی نه تنها برای تحصیل آن مانع شد بلکه برای تکلم به ترکی در مدارس نیز جریمه برقرار گردید.
هر چقدر دنیا در مطالعات تورکولوژی، تاریخ ترکان و زبان ترکی رو به پیشرفت می رفت، در ایران نیز به همان اندازه مانع ایجاد می شد.
.با وقوع انقلاب اسلامی در سال ۵۷، متفکرین و محققان آذربایجانی، مکتب وارلیق را ایجاد کردند که استارت تحقیقات تورکولوژی در ایران پس از ۶۰ سال بود. در عرض این ۴۷ سال محققین آذربایجانی برای تدریس علمی زبان ترکی هر چقدر خواهش و تمنا کردند، دانشجویان هر چقدر طومار امضا شده ارسال نمودند، ایرانشهری های به ظاهر طرفدار فرهنگ ایرانی نفوذی در سیستم تصمیم گیری کشور جواب سربالا دادند.هر رئیس جمهوری آمد وعده تدریس زبان مادری داد و بنیاد فرهنگ و ادب آذربایجان تاسیس نمود ولی چه سود که بنای تاریخ و فرهنگ ایران را فروغی ها، رضازاده شفقها و که ها و که ها براساس انکار زبان و فرهنگ ترکی گذاشته بودند. اینها حتی از سخنان محمد قزوینی که عنوان علامه هم یدک می کشید نیز درس نگرفته بودند. قزوینی موقعی که در استانبول در دوران جنگ جهانی اول با دریایی از کتب تاریخی ترکی روبرو می شود از اینکه خودش و بی شمار افرادی به عناد از یادگیری زبان ترکی طفره می رفتند احساس شرمندگی می کرد.
و اما در باره بنیاد زبان ترکی:
زبان ترکی با تمام لهجه هایش در جهان کاملا سیستماتیک شده و در زمره زبانهای جهانی هوش مصنوعی قرار گرفته است بنابراین در صورت تاسیس این بنیاد
۱. اداره آن بایستی در دست هیئت علمی خواهد بود که تحصیلات لیسانس، فوق لیسانس و دکترای آنها زبان و ادبیات ترکی از دانشگاههای معتبر باشد چرا که قبلا می دیدیم اداره امور بنیاد فرهنگ و ادب آذربایجان را به سیاسیون ورشکسته داده می شد تا علاوه بر اینکه کاری انجام ندهند حداقل دفترکاری با چای و قهوه برای خود و اطرافیانشان داشته باشند.
۲.مطالعات آن بایستی هماهنگ با مطالعات تورکولوژی جهانی باشد و از اختراع زبان جدید نظیر فاذری و غیره پرهیز شود.
۳.بودجه کافی ردیف دار دولتی برای اداره آن در نظر گرفته شود.
و در آخر اینکه اجازه بازبینی کلی به نگاه تاریخی و زبانی ترکی در دانشگاهها و سرفصل دروس آن خصوصا تاریخ و ادبیات داده شود.
اول مهر ۱۴۰۵
https://t.me/melikzadeh
آموزش رایگان زبان ترکی آذربایجانی به مناسبت اول مهر
اول مهر، آغاز سال تحصیلی، یادآور حقی است که هنوز برای بسیاری از کودکان و جوانان ترک ایران تحقق نیافته است: حق آموختن زبان مادری. با توجه به اینکه نظام آموزشی ایران هنوز از نظر حقوقی و فکری به آن حد از بلوغ و آمادگی نرسیده است که برای ترکهای ایران امکان آموزش ترکی در مدارس را فراهم کند، بر آن شدم تا سهم کوچکی در این راه بردارم و دین خود را به زبان مادری خویش ادا کنم.
با اینکه از نظر مالی وضعیت مناسبی ندارم و با وجود داشتن بهترین شرایط برای تدریس در رشته زبان و ادبیات ترکی آذربایجانی دانشگاه تبریز، متأسفانه باند آذری و فرشبافیان اجازه ندادند در دانشگاه تدریس کنم. ولی زبان مادری مهمترین مؤلفه فرهنگی و هویتی ماست؛ زبان تنها ابزار گفتوگو نیست، بلکه حافظه جمعی، ادبیات، شعر، موسیقی و جهانبینی یک ملت است. تا کی باید بنشینیم تا این سیستم ناکارآمد حق آموزش زبان مادری را به ما بدهد؟!
از من، مدرس ترکی آذربایجانی، همین برمیآید که جای خالی همت مقامات دولتی را پر کنم. امیدوارم در این هفته، با افزودن علاقهمندان به یادگیری زبان مادری، شاعران و نویسندگان به شکل رایگان در گروه تلگرامی «سطح یک مترجمی»، علاقهمندان به زبان ترکی بتوانند با قواعد زبان مادری آشنا شوند و گامی در جهت زنده نگه داشتن آن بردارند. اگر نسل جوان با قواعد، ادبیات و فرهنگ این زبان آشنا نشود، بخشی از سرمایه فرهنگی ما در معرض فراموشی قرار میگیرد.
آنا دیلیم اؤلن دئییل، باشقا دیله دؤنن دئییل!
@MSulduzlu
09011595447
اول مهر، آغاز سال تحصیلی، یادآور حقی است که هنوز برای بسیاری از کودکان و جوانان ترک ایران تحقق نیافته است: حق آموختن به زبان مادری.
با توجه به اینکه نظام آموزشی ایران هنوز از نظر حقوقی و فکری به آن سطح از بلوغ و آمادگی نرسیده است که امکان آموزش زبان ترکی آذربایجانی را در مدارس فراهم کند، بر آن شدم تا سهم کوچکی در این راه بردارم و دین خود را به زبان مادریام ادا کنم.
اگرچه از نظر مالی در شرایط مناسبی قرار ندارم و با وجود برخورداری از شرایط علمی و تخصصی لازم برای تدریس در رشته زبان و ادبیات ترکی آذربایجانی دانشگاه تبریز، متأسفانه باند آذری و فرشبافیان مانع از حضورم در عرصه تدریس دانشگاهی شدند، اما هیچیک از این موانع نمیتواند از مسئولیت من در قبال زبان مادریام بکاهد.
زبان مادری، یکی از مهمترین مؤلفههای فرهنگی و هویتی ماست. زبان صرفاً ابزاری برای گفتوگو نیست؛ بلکه حافظه جمعی، ادبیات، شعر، موسیقی و جهانبینی یک ملت را در خود جای داده است. تا چه زمانی باید منتظر بمانیم تا این نظام ناکارآمد، حق آموزش زبان مادری را به رسمیت بشناسد؟!
از من، بهعنوان مدرس زبان ترکی آذربایجانی، همین برمیآید که تا حد توان، جای خالی مسئولیتپذیری مقامات دولتی را پر کنم. از همین رو، به مناسبت آغاز سال تحصیلی، تصمیم گرفتهام آموزش زبان ترکی آذربایجانی را بهصورت رایگان در اختیار علاقهمندان قرار دهم.
امیدوارم در طول این هفته، با پیوستن علاقهمندان به یادگیری زبان مادری به گروه تلگرامی «سطح یک مترجمی»، فرصتی فراهم شود تا شرکتکنندگان بهصورت رایگان با قواعد زبان ترکی آذربایجانی آشنا شوند و گامی هرچند کوچک در مسیر حفظ و زنده نگهداشتن آن بردارند.
اگر نسل جوان با قواعد، ادبیات و فرهنگ زبان مادری خود آشنا نشود، بخش ارزشمندی از سرمایه فرهنگی ما در معرض فراموشی قرار خواهد گرفت. پاسداری از زبان مادری، پاسداری از هویت، تاریخ و حافظه جمعی ماست.
آنا دیلیم اؤلن دئییل، باشقا دیله دؤنن دئییل!
@MSulduzlu
اول مهر، آغاز سال تحصیلی، یادآور حقی است که هنوز برای بسیاری از کودکان و جوانان ترک ایران تحقق نیافته است: حق آموختن به زبان مادری.
با توجه به اینکه نظام آموزشی ایران هنوز از نظر حقوقی و فکری به آن سطح از بلوغ و آمادگی نرسیده است که امکان آموزش زبان ترکی آذربایجانی را در مدارس فراهم کند، بر آن شدم تا سهم کوچکی در این راه بردارم و دین خود را به زبان مادریام ادا کنم.
اگرچه از نظر مالی در شرایط مناسبی قرار ندارم و با وجود برخورداری از شرایط علمی و تخصصی لازم برای تدریس در رشته زبان و ادبیات ترکی آذربایجانی دانشگاه تبریز، متأسفانه باند آذری و فرشبافیان مانع از حضورم در عرصه تدریس دانشگاهی شدند، اما هیچیک از این موانع نمیتواند از مسئولیت من در قبال زبان مادریام بکاهد.
زبان مادری، یکی از مهمترین مؤلفههای فرهنگی و هویتی ماست. زبان صرفاً ابزاری برای گفتوگو نیست؛ بلکه حافظه جمعی، ادبیات، شعر، موسیقی و جهانبینی یک ملت را در خود جای داده است. تا چه زمانی باید منتظر بمانیم تا این نظام ناکارآمد، حق آموزش زبان مادری را به رسمیت بشناسد؟!
از من، بهعنوان مدرس زبان ترکی آذربایجانی، همین برمیآید که تا حد توان، جای خالی مسئولیتپذیری مقامات دولتی را پر کنم. از همین رو، به مناسبت آغاز سال تحصیلی، تصمیم گرفتهام آموزش زبان ترکی آذربایجانی را بهصورت رایگان در اختیار علاقهمندان قرار دهم.
امیدوارم در طول این هفته، با پیوستن علاقهمندان به یادگیری زبان مادری به گروه تلگرامی «سطح یک مترجمی»، فرصتی فراهم شود تا شرکتکنندگان بهصورت رایگان با قواعد زبان ترکی آذربایجانی آشنا شوند و گامی هرچند کوچک در مسیر حفظ و زنده نگهداشتن آن بردارند.
اگر نسل جوان با قواعد، ادبیات و فرهنگ زبان مادری خود آشنا نشود، بخش ارزشمندی از سرمایه فرهنگی ما در معرض فراموشی قرار خواهد گرفت. پاسداری از زبان مادری، پاسداری از هویت، تاریخ و حافظه جمعی ماست.
آنا دیلیم اؤلن دئییل، باشقا دیله دؤنن دئییل!
https://www.instagram.com/reel/DdpFe8Do7lN/?stkn=MWxiem14bTN3YnNmcw==
اصل ۲۰ نیز حمایت یکسان قانون از افراد و برخورداری آنان از حقوق انسانی، سیاسی، اقتصادی، اجتماعی و فرهنگی را در چارچوب مقرر بیان میکند.
این اصول میتوانند در استدلالهای حقوقی مرتبط با حقوق فرهنگی و زبانی مورد استناد قرار گیرند؛ اما برای تعیین حدود دقیق تعهد دولت، باید متن اصول، قوانین و مصوبات مرتبط در کنار یکدیگر بررسی شوند.
۶. چرا ترکبودن رئیسجمهور بهتنهایی مشکل را حل نمیکند؟
مسعود پزشکیان از حقوق زبانی و فرهنگی سخن گفته است؛ بااینحال، هویت قومی رئیسجمهور بهخودیخود اختیارات قانونی نهادهای دیگر را تغییر نمیدهد.
رئیسجمهور نمیتواند صرفاً با تصمیم شخصی، تمام قوانین و مقررات آموزشی را کنار بگذارد یا برنامه درسی کشور را بدون طی مراحل قانونی تغییر دهد.
برای تبدیل یک وعده یا حمایت سیاسی به نتیجه عملی، تصمیم رسمی، هماهنگی نهادی، بودجه، برنامه آموزشی و سازوکار اجرا لازم است.
بنابراین، مسئله فقط به شخص رئیسجمهور مربوط نیست؛ بلکه به ساختار تصمیمگیری و میزان اختیار و همکاری نهادهای مختلف نیز بستگی دارد.
۷. برای اجرای آموزش زبان ترکی چه اقداماتی لازم است؟
۱. مشخص شود مطالبه دقیقاً تدریس زبان و ادبیات ترکی است یا آموزش دوزبانه یا تدریس سایر دروس به زبان ترکی.
۲. برنامهای مشخص برای پایههای تحصیلی، ساعات تدریس، محتوای آموزشی و شیوه ارزشیابی تدوین شود.
۳. موضوع از طریق وزارت آموزش و پرورش و شورای عالی آموزش و پرورش پیگیری شود.
۴. نسبت طرح با مصوبات شورای عالی انقلاب فرهنگی و سایر مقررات آموزشی روشن شود.
۵. برای تربیت معلم، تهیه کتاب و تأمین بودجه برنامهریزی شود.
۶. زمانبندی اجرا و مسئولیت نهادهای مربوط مشخص شود تا امکان نظارت عمومی بر پیشرفت آن وجود داشته باشد.
جمعبندی
اصل ۱۵ قانون اساسی تدریس ادبیات زبانهای محلی و قومی را در کنار فارسی آزاد اعلام کرده است؛ بنابراین، ممنوعیت مطلق تدریس ادبیات ترکی از متن این اصل به دست نمیآید.
بااینحال، اجرای فراگیر این حق با مسائلی مانند تمرکز نظام آموزشی، اختلاف بر سر تفسیر دامنه اصل ۱۵، موانع سیاستگذاری، اختلافات نهادی و نیازهای اجرایی روبهرو است.
شورای عالی آموزش و پرورش و وزارت آموزش و پرورش در تصمیمگیری و اجرای آموزشی نقش مستقیم دارند و شورای عالی انقلاب فرهنگی نیز در سطح سیاستگذاری کلان مؤثر است.
پرسش اساسی این است: اگر اصل ۱۵ تدریس ادبیات زبانهای محلی را آزاد اعلام کرده، چه نهادی باید سازوکار اجرایی روشن و قابل نظارتی برای تحقق این حق فراهم کند و چرا این سازوکار تاکنون به اجرای فراگیر منجر نشده است؟
این پرسش، محور مهمی برای مطالبهگری حقوقی و مدنی درباره آموزش زبان مادری در ایران است.
چرا آموزش زبان مادری در مدارس ایران آزاد و فراگیر نمیشود؟
با وجود ترکبودن رئیسجمهور، چه موانع قانونی، ساختاری و سیاسی بر سر راه آموزش زبان ترکی وجود دارد؟ اصلیترین مرجع تصمیمگیری کجاست؟
برای پاسخ به این پرسشها باید میان سه موضوع تفاوت قائل شویم:
۱. آموزش زبان و ادبیات مادری بهعنوان یک درس مستقل؛
۲. آموزش دوزبانه، یعنی تدریس بخشی از دروس به زبان مادری؛
۳. آموزش همه یا بیشتر دروس مدرسه به زبان مادری.
این سه موضوع از نظر حقوقی و اجرایی یکسان نیستند.
۱. قانون اساسی درباره آموزش زبان مادری چه میگوید؟
اصل ۱۵ قانون اساسی جمهوری اسلامی ایران، فارسی را زبان رسمی و مشترک کشور معرفی میکند؛ اما در همان اصل تصریح شده است:
«استفاده از زبانهای محلی و قومی در مطبوعات و رسانههای گروهی و تدریس ادبیات آنها در مدارس، در کنار زبان فارسی، آزاد است.»
بنابراین، اصل ۱۵ تدریس ادبیات زبانهای محلی و قومی، از جمله ترکی آذربایجانی، را ممنوع نکرده است؛ بلکه آن را آزاد اعلام کرده است.
البته باید توجه داشت که تدریس ادبیات ترکی با آموزش ریاضی، علوم و سایر دروس به زبان ترکی تفاوت دارد. متن اصل ۱۵ بهصراحت از تدریس ادبیات نام میبرد و تعمیم آن به آموزش همه دروس، نیازمند بررسی حقوقی جداگانه است.
۲. اصلیترین مرجع صدور مجوز کجاست؟
برای پاسخ به این پرسش باید میان نهادهای مختلف تفکیک قائل شد:
الف) شورای عالی آموزش و پرورش
این شورا از مراجع مهم تصمیمگیری درباره برنامههای آموزشی، مقررات مدارس و محتوای درسی است. ورود رسمی درس زبان و ادبیات ترکی به برنامه مدارس، مستلزم تعیین تکلیف در چارچوب مقررات آموزشی و برنامه درسی است.
ب) وزارت آموزش و پرورش
این وزارتخانه مسئول اجرای سیاستهای آموزشی، تهیه کتابهای درسی، تأمین معلم و اداره مدارس است. بنابراین، حتی پس از تصویب یک برنامه، اجرای آن به اقدامات این وزارتخانه نیاز دارد.
ج) شورای عالی انقلاب فرهنگی
این شورا در سیاستگذاری کلان فرهنگی و آموزشی کشور نقش دارد. مواضع و مصوبات آن میتواند بر تصمیمهای آموزشی اثر بگذارد و در مناقشه مربوط به آموزش زبانهای محلی نیز مخالفت این شورا مطرح شده است.
در نتیجه، نمیتوان همه اختیارات را به یک نهاد نسبت داد؛ اما شورای عالی آموزش و پرورش و وزارت آموزش و پرورش از مراجع مستقیم آموزشیاند و شورای عالی انقلاب فرهنگی نیز در سطح سیاستگذاری کلان اهمیت دارد.
۳. چه اتفاقی در مجلس افتاد؟
در اسفند ۱۴۰۳، طرحی با عنوان «تدریس زبانهای محلی و قومی در مدارس کشور» در مجلس مطرح شد، اما کلیات آن رأی نیاورد.
در جریان این موضوع، مخالفت دولت و شورای عالی انقلاب فرهنگی نیز مطرح شد. همچنین درباره مبانی حقوقی، دامنه اجرای اصل ۱۵ و پیامدهای فرهنگی و آموزشی طرح اختلافنظر وجود داشت.
رد این طرح به معنای لغو اصل ۱۵ قانون اساسی نیست. همچنین نباید آن را به معنای ممنوعیت مطلق تدریس ادبیات زبانهای محلی دانست.
۴. مهمترین موانع ساختاری و قانونی چیست؟
مانع اول: نبود سازوکار اجرایی جامع و روشن
اصل ۱۵ اجازه تدریس ادبیات زبانهای محلی را به رسمیت شناخته است؛ اما اجرای گسترده آن نیازمند مقررات مشخص درباره پایه تحصیلی، ساعات تدریس، کتابها، ارزشیابی و تربیت معلم است.
نبود یک سازوکار اجرایی روشن میتواند اجرای این حق را با تأخیر و اختلاف نهادی روبهرو کند.
مانع دوم: تمرکز نظام آموزشی
برنامههای درسی، کتابهای رسمی و بخش مهمی از تصمیمهای آموزشی در سطح ملی تعیین میشوند. در چنین ساختاری، خواست یک استان یا مدرسه بهتنهایی برای ایجاد یک درس رسمی کافی نیست و باید با مقررات و تصمیمهای ملی هماهنگ شود.
مانع سوم: اختلاف بر سر تفسیر اصل ۱۵
یک اختلاف اساسی این است که آیا اصل ۱۵ فقط تدریس زبان و ادبیات محلی را تضمین میکند یا میتوان از آن برای گسترش آموزش دوزبانه نیز استفاده کرد.
متن اصل، تدریس ادبیات را صریحاً ذکر کرده است؛ ازاینرو، آموزش همه دروس به زبان مادری به استدلال حقوقی و بررسی مقررات بیشتری نیاز دارد.
مانع چهارم: نگرانیهای سیاسی و هویتی
برخی مخالفان، آموزش زبانهای قومی را از منظر حفظ زبان فارسی، انسجام ملی و پیامدهای هویتی بررسی میکنند.
در مقابل، موافقان بر حقوق زبانی، حفظ میراث فرهنگی و اجرای اصل ۱۵ تأکید دارند.
این موارد، استدلالهای مطرحشده در مناقشه هستند و باید میان نگرانیهای سیاسی و پیامدهای اثباتشده آموزشی تفاوت گذاشت.
مانع پنجم: کمبود امکانات اجرایی
اجرای یک درس رسمی تنها با اعلام موافقت سیاسی امکانپذیر نیست. تهیه کتاب، تدوین محتوای استاندارد، تربیت معلم متخصص، تعیین ساعات آموزشی و طراحی روش ارزشیابی نیز ضروری است.
۵. آیا اصول دیگر قانون اساسی نیز به این موضوع ارتباط دارند؟
اصل ۱۹ قانون اساسی بر برابری حقوق مردم ایران فارغ از قوم و قبیله تأکید میکند.
