es
Feedback
İrina Beznosenko Nalbantoğlu

İrina Beznosenko Nalbantoğlu

Ir al canal en Telegram

Türkçe dilinde TDM ve kurucusunu tanıtıyorum. Spiritüel mentörüm Hayatının en iyi versiyonuna geçmeye hazırsan, kullandığım enstrümanlarla yolunuzun hızlı olmasını sağlayacağım.

Mostrar más
1 482
Suscriptores
-124 horas
-47 días
-530 días
Atraer Suscriptores
junio '26
junio '26
+13
en 0 canales
mayo '26
+19
en 1 canales
Get PRO
abril '26
+17
en 0 canales
Get PRO
marzo '26
+25
en 1 canales
Get PRO
febrero '26
+12
en 1 canales
Get PRO
enero '26
+19
en 0 canales
Get PRO
diciembre '25
+26
en 1 canales
Get PRO
noviembre '25
+24
en 1 canales
Get PRO
octubre '25
+17
en 0 canales
Get PRO
septiembre '25
+28
en 1 canales
Get PRO
agosto '25
+12
en 0 canales
Get PRO
julio '25
+25
en 0 canales
Get PRO
junio '25
+37
en 0 canales
Get PRO
mayo '25
+16
en 0 canales
Get PRO
abril '25
+20
en 0 canales
Get PRO
marzo '25
+36
en 1 canales
Get PRO
febrero '25
+17
en 1 canales
Get PRO
enero '25
+29
en 0 canales
Get PRO
diciembre '24
+24
en 0 canales
Get PRO
noviembre '24
+22
en 0 canales
Get PRO
octubre '24
+69
en 0 canales
Get PRO
septiembre '24
+72
en 1 canales
Get PRO
agosto '24
+78
en 1 canales
Get PRO
julio '24
+64
en 1 canales
Get PRO
junio '24
+66
en 0 canales
Get PRO
mayo '24
+49
en 1 canales
Get PRO
abril '24
+57
en 1 canales
Get PRO
marzo '24
+43
en 1 canales
Get PRO
febrero '24
+18
en 0 canales
Get PRO
enero '24
+45
en 0 canales
Get PRO
diciembre '23
+32
en 1 canales
Get PRO
noviembre '23
+36
en 0 canales
Get PRO
octubre '23
+94
en 2 canales
Get PRO
septiembre '23
+25
en 0 canales
Get PRO
agosto '23
+18
en 0 canales
Get PRO
julio '23
+65
en 0 canales
Get PRO
junio '23
+72
en 0 canales
Get PRO
mayo '23
+27
en 0 canales
Get PRO
abril '23
+7
en 0 canales
Get PRO
marzo '23
+13
en 0 canales
Get PRO
febrero '23
+112
en 0 canales
Get PRO
enero '23
+55
en 0 canales
Get PRO
diciembre '22
+5
en 0 canales
Get PRO
noviembre '22
+4
en 0 canales
Get PRO
octubre '22
+40
en 0 canales
Get PRO
septiembre '22
+4
en 0 canales
Get PRO
agosto '22
+34
en 0 canales
Get PRO
julio '22
+965
en 0 canales
Fecha
Crecimiento de Suscriptores
Menciones
Canales
27 junio+5
26 junio0
25 junio0
24 junio0
23 junio0
22 junio0
21 junio+1
20 junio0
19 junio+1
18 junio+1
17 junio0
16 junio0
15 junio+1
14 junio+1
13 junio0
12 junio0
11 junio0
10 junio0
09 junio+3
08 junio0
07 junio0
06 junio0
05 junio0
04 junio0
03 junio0
02 junio0
01 junio0
Publicaciones del Canal
Sistemler neden bu kadar önemli? Çünkü bugün yaşadığınız pek çok şey — ilişkilerdeki tekrar eden örüntüler, iş hayatındaki tıkanmalar, para ile olan ilişkiniz, bedeninizin size verdiği sinyaller, kendinizi ifade ederken hissettiğiniz frenleme — bunların büyük bir kısmı ait olduğunuz sistemlerden geliyor. Sizin "kişisel sorununuz" değil. Sistemin size yüklediği bir şablon. Ve şablonlar değişebilir. Bu önemli. Çünkü pek çoğumuz sistemi kader gibi yaşıyor. "Ailem böyleydi, ben de böyleyim." "Bu ilişkide hep böyle olur." "İşte her zaman böyle." Ama sistem bir yazgı değil. Sistem — görüldüğünde, anlaşıldığında ve dönüştürüldüğünde — tamamen farklı işleyebilir. Hem sisteme ait kalarak. Hem kendinizi kaybetmeden. Bu konuyu bu hafta çok somut bir yerden ele alacağız: Sisteminizin size öğrettiği kurallar ile sizin gerçek değerleriniz arasındaki fark. Yakında. 👇

2
Sizi şekillendiren ama adını koymadığınız bir şey var. Buna sistem diyoruz. Aile bir sistemdir. İlişki bir sistemdir. İş yeri bir sistemdir. Büyüdüğünüz mahalle, mezun olduğunuz okul, ait olduğunuz topluluk — hepsi birer sistem. Ve her sistemin görünmez bir işleyişi vardır. Yazılı kuralları yoktur. Kimse size oturup "işte bu sistemin kuralları" demez. Ama siz yine de öğrenirsiniz. Gözlemleyerek, hissederek, bazen acı çekerek. "Bunu söylemezsin." "Bu kadar istersin, fazlasını değil." "Güçlü olan şikayet etmez." "Önce aile, sonra sen." Bunları öğrendiniz. Beden öğrendi. Ve onlara göre şekillendiniz.
222
3
Ben gruba katıldım arkadaşlar. 1 videoyu izledim. O bile o kadar harikaydı ki. Kayıt olmadan önce dolu dolu bilgiler olacağını hissetmiştim ve daha ilk video da farkındalıklar dönüşümler çok yüksek. Bu yüzden iyi ki katılmışım dedim. Dulaliteden ben çıkmayı da merak ediyordum. Çünkü benim gerçekten başım bu dualite ile dertte. İnşallah dersin sonunda renkli dualiteye geçerim. Bu çalışmaya katılmanızı şahsen tavsiye ederim ❤️
233
4
Sevgili takipçilerim, dün annem taburcu oldu, ikinci ameliyat riski yok artık. ☺️ Ben de bugün sahalara döndüm. TDM3 eğitiminin açılışını yaptım, İnna ile TDM kulüp aylık konusunu tamamladık. Şimdi ise annemin durumu nedeniyle ertelediğim Mutlu Hayatım eğitimine odaklanma zamanı. Eğitimin ilk günü cumartesi olacak. Son dakikacılar veya "katılsam mı katılmasam mı?" diye düşünürken eğitimi kaçıranlar için son çağrı! Her öz davranışın kendine özgü bir "hissetmeme" yöntemi vardır — ama sonuç hep aynıdır: duygunun enerjisi hiçbir yere gitmiyor, sadece biçim değiştiriyor. Filozof hissetmek yerine düşünür, Sihirbaz her şeyi bir şova dönüştürür, Hakem sabreder... İşte bu yüzden Mutlu Hayatım eğitiminde alt kişiliklerle yapılan çalışma bastırılmış olanı yüzeye çıkarır — bu bir yan etki değil, sürecin ta kendisidir. Daha önce eğitime katıldıysanız, bu sefer sizi bekleyen fark şu: eğitim deneyimlerinizden yola çıkarak hazırladığım ek konular programa dahil — tekrar katılımı bambaşka bir deneyime dönüştüren de bu. Detaylar için bana yazın🪶
231
5
Sistem yaşasın diye ölmek zorunda değilsiniz. Ama büyük ihtimalle hayatınızın bir döneminde — ya da hâlâ — tam da bunu yaptın
Sistem yaşasın diye ölmek zorunda değilsiniz. Ama büyük ihtimalle hayatınızın bir döneminde — ya da hâlâ — tam da bunu yaptınız. Susmak. Çekilmek. Yok olmak. Hastalanmak. Güçten düşmek. Kendinizden vazgeçmek. Sesinizi kaybetmek. Buna fedakarlık dedik. Buna güç dedik. Buna sevgi dedik. Ama aslında bu, çok eski ve çok derin bir program: "Sistem yaşasın diye biri ölmeli. Ve o biri ben olmalıyım." Bu program aileden geliyor. Soydan geliyor. Kolektif bilinçten geliyor. Ve o kadar derinden işlemiş ki artık fark bile etmiyoruz — sadece yorgun hissediyoruz. Sadece "neden hep ben" diyoruz. Sadece sistemde kalmak için kendimizden bir şeyler verip verip veriyoruz. Oysa gerçek şu: Her sistemde sizin için açılmış bir yer var. Ve o yer ilahi. Sistem hata yapmaz. Ama kısıtlayan programlar sizi o yerden uzaklaştırıyor — ya reddediyorsunuz, ya hak etmek için bedel ödüyorsunuz, ya da asıl yerinizin bambaşka bir yerde olduğunu düşünüp kaçıyorsunuz. Asıl Yerim: Fedakârsız Aidiyet tam bu noktada başlıyor. Bu çalışmada ne yapacağız? 14 gün boyunca sistemlerle — aile, soy, iş, ilişki — olan ilişkinizi dönüştüreceğiz. Miras alınan rolleri göreceğiz. Fedakarlık mekanizmasını kıracağız. Sistemdeki gerçek yerinizi geri alacaksınız — bedel ödemeden, kaybolmadan, ölmeden. Sistem sizin varlığınızla değer kazanır. İşlevinizle değil. Format: 📌 14 günlük yazılı dönüşüm grubu 📌 Her gün sabah bilgi + soru, akşam dönüşümler + aktivasyon 📌 Çalışmaya ek olarak Sistemler Seansı kaydı dahil (yeni katılımcılar için) Katılım bedeli: Yeni katılımcılar — 3.800 TL ('Sistemler' Seansı kaydı + 14 günlük grup dahil) Kayıt için yoruma veya donusumfelsefesi@gmail.com adresime yazabilirsiniz
372
6
Sevgili takipçilerim, Öncelikle bu süreçte annem için yazdığınız güzel dilekler ve destek mesajları için hepinize çok teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten çok kıymetli. Ben her zaman birlikte tuttuğumuz alanın çok özel ve destekleyici olduğunu söylüyorum. Bu kişisel süreçte bunu bir kez daha çok net hissettim. Birçoğunuzun merak ettiğini biliyorum, bu yüzden kısaca bilgi vermek istiyorum. Cuma günü annem ameliyat oldu. Şu an ameliyat sonrası ilk kritik gözlem günlerindeyiz. Doktorlar birkaç gün süreci takip edecekler. Tekrar ameliyat ihtimali tamamen kapanmış değil, bu yüzden kesin bir şey söylemek için henüz erken. Ama şu ana kadar göstergeler iyi ilerliyor ve annem her gün biraz daha iyi hissediyor. Bu nedenle hastaneden çıkış tarihimiz şu an net değil. Bu süreçten dolayı bireysel seansları, bazı kursları ve pratikleri ertelemek zorunda kaldım. Önümüzdeki hafta perşembe günü planlanan TVT-3 açılışını ve grupları şu an için iptal etmiyorum. Çünkü perşembeye kadar taburcu olma ihtimalimiz var. Eğer evde olursam ve uygun koşullar oluşursa, planladığımız şekilde ilerleyebiliriz. Ama şu an kesin konuşmak istemiyorum. Süreç netleştikçe sizi ayrıca bilgilendireceğim. Bununla birlikte şunu da paylaşmak istiyorum: Ben bu sürecin içinde kendimi dağılmış ya da kopmuş hissetmiyorum. İçsel olarak oldukça sakin, merkezde ve kaynakta hissediyorum. Önceliklerim değişti, ana odağım şu an annem ve ailem. Ama profesyonel tarafım da yaşamaya, üretmeye, çalışmaya ve size destek olmaya devam etmek istiyor. Benim için çalışma sadece “iş” değil. Aynı zamanda benim kaynak alanım. Uzman tarafımın canlı kaldığı, gözlemlediği, dönüştürdüğü ve paylaşabildiği bir alan. Bu günlerde kendi kişisel sürecimin içinden geçerken sistemler, aile alanları, roller, fedakârlık, görünmez yükler ve kişinin sistem içindeki yeriyle ilgili çok güçlü programlar da görüyorum. Bu yüzden şu anda yeni bir dönüşüm grubu üzerinde çalışıyorum. Bu grup canlı yayın formatında olmayacak. Çünkü şu an hastanedeyim ve fiziksel koşullar canlı yayın ya da bireysel seans için uygun değil. Her an hemşire gelebilir, doktor gelebilir, süreç değişebilir. Kendime de size de gereksiz bir gerilim yaratmak istemiyorum. Ama yazılı formatta çok güçlü bir dönüşüm alanı açabileceğimi hissediyorum. Bu grup dönüşüm odaklı olacak. İçinde sistemlerle ilgili çalışmalar, günlük dönüşümler ve süreci destekleyen güncel aktivasyonlar olacak. Eğer her şey şu anki gibi iyileşme yönünde ilerlemeye devam ederse, yakında bu yeni grup için duyuru paylaşacağım. Bu süreçte bana yazdıysanız ve cevap alamadıysanız, lütfen mesajınızı tekrar gönderin. Bazı mesajları bu yoğunluk içinde kaçırmış olabilirim. Lütfen Instagram’dan yazmayın; oradaki mesajları takip etmem şu an zor oluyor. Bana buradan Telegram özel mesajdan ya da e-posta ile yazabilirsiniz. Bugün içinde mümkün oldukça cevap vermeye çalışacağım. Kendinize iyi bakın. Kaynakta kalın. Yakında yine birlikte güzel bir dönüşüm alanında buluşacağız. 🤍
346
7
Sevgili takipçilerim, şu anki durumumu ve önümüzdeki süreçte nasıl ilerleyeceğimi biraz paylaşmak istiyorum. Şu anda annemle ilgileniyorum. Dün akşam onu hastaneye götürdük ve şu an ana odağım orada. Beni tanıyorsunuz; kişisel hayatımda zor bir durum olsa bile genelde işten tamamen kopan biri değilim. Ama şu an ana dikkatimi anneme ve ailemizdeki bu sürece yönelttiğim bir döneme geçiyorum. Bu yüzden benden postlar, storyler ya da kanalda paylaşımlar görseniz bile, özel mesajlarınıza hemen cevap veremiyorsam lütfen biraz bekleyin. Mümkün olur olmaz mutlaka cevap vereceğim. Dünkü canlı yayında tam da içsel süreçleri yaşarken hayattan kopmadan ilerlemekten bahsetmiştik. Galiba şu anda ben de bu beceriyi gerçek hayatın içinde çalışıyorum. Sürecin içinde kalmak, yanında olmak, netliği korumak ve bir sonraki doğru adımı atmak. Bağlantıda kalıyoruz 🤍
488
8
Soru: "Yıllardır kilo vermeye çalışıyorum, veremiyorum. Acaba bu kiloyla mutlu olma hedefi mi koysam?" Burada asıl soru kilo değil. Asıl soru şu: Ben kendimi ne zaman sevmeye izin veriyorum? Zayıflayınca mı? İdeal kiloya gelince mi? Yoksa şu an, bu bedenle de görünmeye, giyinmeye, hayatta olmaya izin verebilir miyim? Yıllarca bedene şu mesaj verildiğinde — "Sen fazlasın. Sen yeterli değilsin. Ben seni sonra seveceğim." — beden bu mesajı depolar. Bilinçdışı düzeyde bir tehlike sinyali olarak kaydeder. Ve tehlike altındaki beden gevşemez. Güvene geçmez. Bazen tam tersine daha da tutar — çünkü tutmak, o anda bildiği tek güvenli yanıttır. Yani sorun irade değil. Sorun, bedenin aldığı mesaj. Beden savaş ortamında dönüşmez. Sürekli "düzeltilmesi gereken bir sorun" olarak görülen beden, savunmaya geçer. Diyet çalışsa da çalışmasa da, bu temel mesaj değişmediği sürece döngü kendini tekrar eder. Çünkü beden bir proje gibi yönetilmeye değil, geri dönülmeye ihtiyaç duyar. Kilolu ama özgür görünen kadınlarda gördüğünüz şey sadece kilo meselesi değil. Onların alanında şu izin var: "Ben hayatımı ertelemiyorum. Görünmek için önce küçülmem gerekmiyor." Bu bir vaz geçiş değil — bu, kendine verilen farklı bir izin. Ama "bu kiloyla mutlu olayım" hedefi de bence yarım bir hedef — eğer altında hâlâ bir red varsa. Doğru soru şu değil: Kabul mü, değişim mi? Doğru soru: Değişim reddedişten mi geliyor, kabulün içinden mi? Çünkü bu ikisi bedende çok farklı hissettiriyor. Reddedişten gelen değişim çaba ister, direnç üretir, yorar. Kabulün içinden gelen değişim ise farklı işler — beden güvene geçtiğinde, zorlanmadan da hareket etmeye başlayabilir. Sağlık hedef olabilir, hafiflemek hedef olabilir — ama bunlar kendinden nefret ederek değil, bedene geri dönerek olur. Hedef şöyle kurulabilir: Bu kiloyla da yaşamayı, görünmeyi, giyinmeyi kendime yasaklamıyorum. Ve aynı anda bedenimin daha iyi hissettiği hâline dönmesini de destekliyorum. Beden kabulü "hiçbir şey yapmayacağım" demek değil. Beden kabulü, "artık kendime karşı savaş açmadan ilerleyeceğim" demek. Beden bizim evimiz. Ve bazen dönüşüm, bedeni zorlamaya başladığımızda değil — bedene ilk kez gerçekten döndüğümüzde başlar.
507
9
record.ogg
461
10
Soru: "Yıllardır kilo vermeye çalışıyorum, veremiyorum. Acaba bu kiloyla mutlu olma hedefi mi koysam?" Burada asıl soru kilo değil. Asıl soru şu: Ben kendimi ne zaman sevmeye izin veriyorum? Zayıflayınca mı? İdeal kiloya gelince mi? Yoksa şu an, bu bedenle de görünmeye, giyinmeye, hayatta olmaya izin verebilir miyim? Yıllarca bedene şu mesaj verildiğinde — "Sen fazlasın. Sen yeterli değilsin. Ben seni sonra seveceğim." — beden bu mesajı depolar. Bilinçdışı düzeyde bir tehlike sinyali olarak kaydeder. Ve tehlike altındaki beden gevşemez. Güvene geçmez. Bazen tam tersine daha da tutar — çünkü tutmak, o anda bildiği tek güvenli yanıttır. Yani sorun irade değil. Sorun, bedenin aldığı mesaj. Beden savaş ortamında dönüşmez. Sürekli "düzeltilmesi gereken bir sorun" olarak görülen beden, savunmaya geçer. Diyet çalışsa da çalışmasa da, bu temel mesaj değişmediği sürece döngü kendini tekrar eder. Çünkü beden bir proje gibi yönetilmeye değil, geri dönülmeye ihtiyaç duyar. Kilolu ama özgür görünen kadınlarda gördüğünüz şey sadece kilo meselesi değil. Onların alanında şu izin var: "Ben hayatımı ertelemiyorum. Görünmek için önce küçülmem gerekmiyor." Bu bir vaz geçiş değil — bu, kendine verilen farklı bir izin. Ama "bu kiloyla mutlu olayım" hedefi de bence yarım bir hedef — eğer altında hâlâ bir red varsa. Doğru soru şu değil: Kabul mü, değişim mi? Doğru soru: Değişim reddedişten mi geliyor, kabulün içinden mi? Çünkü bu ikisi bedende çok farklı hissettiriyor. Reddedişten gelen değişim çaba ister, direnç üretir, yorar. Kabulün içinden gelen değişim ise farklı işler — beden güvene geçtiğinde, zorlanmadan da hareket etmeye başlayabilir. Sağlık hedef olabilir, hafiflemek hedef olabilir — ama bunlar kendinden nefret ederek değil, bedene geri dönerek olur. Hedef şöyle kurulabilir: Bu kiloyla da yaşamayı, görünmeyi, giyinmeyi kendime yasaklamıyorum. Ve aynı anda bedenimin daha iyi hissettiği hâline dönmesini de destekliyorum. Beden kabulü "hiçbir şey yapmayacağım" demek değil. Beden kabulü, "artık kendime karşı savaş açmadan ilerleyeceğim" demek. Beden bizim evimiz. Ve bazen dönüşüm, bedeni zorlamaya başladığımızda değil — bedene ilk kez gerçekten döndüğümüzde başlar.
9
11
Yayın sırasında yorumlarınızı bu alana yazınız 💛
482
12
Son dönemde bedenden gelen bir şikayet çok öne çıktı. Kilo veremiyorum. Ne yapsam durmuş. Belki beden şu an bir şeyi tutuyor. Ve tutmasının bir sebebi var. Yarın bu sebebi konuşuyoruz. Bedeni düşman değil, iş ortağı olarak görmekten başlıyoruz. 17 Haziran | Saat 09:30
494
13
Bu yayında konuştuklarımız çok kişiye ulaşmalı. Çünkü "bir şey anlıyorum ama yapamıyorum", "ücretsiz şeylere bile gidemiyorum", "bedenimden şikayet ediyorum" diyen çok insan var. Ve bunların hiçbirinin sebebi kişisel başarısızlık değil. Eğer bu yayın size dokundu, bir şeyleri isimleştirdi ya da "bende de böyleydi" dedirtti — paylaşır mısınız? Hikayenizde yayın linkini paylaşıp ekran görüntüsünü bu yoruma gönderin. Karşılığında yayında konuşulan tüm kısıtlayan programların listesini size özel gönderiyorum. https://youtu.be/N2fbwOg6yHY
493
14
“Size bireysel seansa mı gelmeliyim, yoksa eğitime mi katılmalıyım?” Bence burada en önemli nokta şu: Önce kendi gerçek durumunuzu dürüstçe görmek. Eğer şu an kendinizi çok dağılmış, tükenmiş, yönsüz ve sıkışmış hissediyorsanız… “Başa çıkamıyorum.” “İşin içinden çıkamıyorum.” “Ne yapacağımı bilmiyorum.” “Uygulama yapsam bile önüm açılmıyor.” “Gittikçe daha çok batıyor gibiyim.” “Hayat üstüme üstüme geliyor.” gibi bir iç haliniz varsa, bu durumda ben genelde bireysel seansı daha doğru buluyorum. Çünkü böyle bir noktada sinir sistemi zaten yorgun oluyor. Zihin zaten çok fazla bilgi, duygu ve olayla dolu oluyor. Ve kişi çok iyi bir eğitime katılsa bile, eğitimden beklediği o yükselişi ya da sıçramayı alamayabiliyor. Çünkü eğitime aslında tükenmiş bir halde gelmiş oluyor. Evet, eğitim sırasında kişi toparlanabilir, kaynak kazanabilir, daha iyi hissetmeye başlayabilir. Ama iki günlük bir eğitim bittiğinde şöyle bir his oluşabilir: “Ben istediğim sonucu alamadım.” “Beklediğim sıçrama olmadı.” Oysa belki de sorun eğitimde değildir. Sadece kişi eğitime geldiğinde sıçrayacak gücü henüz yoktur. Benim için eğitim sadece sınırlamalardan özgürleştiğimiz bir alan değil. Eğitim aynı zamanda yukarı doğru bir kuantum sıçrama alanıdır. Bu yüzden eğitime gelmek için “hayatımda hiçbir sorun olmasın” demiyorum. Böyle bir şey zaten gerçekçi değil. Ama en azından içeride şu his olmalı: “Evet, hayatımda çalışmak istediğim alanlar var.” “Evet, bazı şeyler istediğim gibi gitmiyor.” “Ama ben tamamen çökmüş değilim.” “İçimde öğrenmeye, duymaya, görmeye ve bir üst basamağa geçmeye alan var.” İşte bu durumda eğitim çok güzel çalışır. Özellikle “Mutlu Hayatım 3 — Dilekler” eğitimi tam da gerçek istekler, içsel canlılık, duyular, hissetme, arzu, yaşam enerjisi ve kendi hayatına yeniden dahil olma alanını açıyor. Bu eğitimde çalışacağımız alt kişilikler de çok güçlü ve hareketli. Bu yüzden gerçekten bir üst seviyeye geçmek, kendi istekleriyle, bedeniyle, enerjisiyle ve hayat yönüyle yeniden bağlantı kurmak isteyen kişiler için çok güzel bir alan. Ama eğer şu an öncelikle toparlanmaya, netleşmeye, yükleri azaltmaya ve kendi merkezine dönmeye ihtiyacınız varsa, bireysel seans daha doğru bir ilk adım olabilir. Burada kesin bir ayrım yok. Tabii ki kişi kendi sorumluluğuyla eğitim de seçebilir, seans da seçebilir. Önemli olan beklentiyi kendi gerçek durumuna göre belirlemek. Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey eğitim değildir. Önce nefes almak, toparlanmak ve yönümüzü görmek gerekir. Bazen de ihtiyacımız olan şey seans değil, artık bir üst basamağa geçmektir. İşte bu yüzden soru şu olmalı: “Ben şu an toparlanmaya mı ihtiyacım var, yoksa yükselmeye mi hazırım?” Bu sorunun cevabı çoğu zaman doğru yolu gösterir. Eğer siz de “Benim için şu an seans mı daha doğru, eğitim mi?” diye düşünüyorsanız, yorumlara yazabilirsiniz.
392
15
Şu an çok şey hissediyor ama harekete geçemiyorsunuz. Her şeyi anlıyorsunuz ama bir türlü adım atmıyorsunuz. Gelişmek istiyorsunuz ama eski formatlar artık çekmiyor. Bu bir çelişki değil. Bu geçişin bir fazı. Ve bu fazda ne yapılır? Beklemek mi? Zorlamak mı? Yoksa bambaşka bir yaklaşım mı var?
363
16
Yayın sırasında yorumlarınızı buraya yazınız 👩‍❤️‍👨
428
17
Şu an çok şey hissediyor ama harekete geçemiyorsunuz. Her şeyi anlıyorsunuz ama bir türlü adım atmıyorsunuz. Gelişmek istiyorsunuz ama eski formatlar artık çekmiyor. Bu bir çelişki değil. Bu geçişin bir fazı. Ve bu fazda ne yapılır? Beklemek mi? Zorlamak mı? Yoksa bambaşka bir yaklaşım mı var? Yarın bu kanalda canlı yayında anlatacapım. 16 Haziran | Saat 09:30
447
18
Yarın canlı yayında bunu konuştuk: Neden bazı insanlar sanki yeniden uykuya geçiyor? Neden ilgisizlik gibi görünen şey aslında başka bir alan süreci olabilir? Ve bu durum pratiklerin, eğitmenlerin ve dönüşüm alanında çalışan kişilerin işini nasıl etkiliyor?
360
19
Yorumlarınızı buray ayazınız
358
20
15 Haziran saat 09:30’da canlı yayında buluşuyoruz. Bu yayında, son dönemde alanda fark ettiğim biraz tuhaf bir süreci konuşmak istiyorum: Sanki uyanış yolunda olan bazı insanlar yeniden uykuya geçiyor gibi. Ama bu bir gerileme ya da bilinç düşüşü olduğu için değil. Daha çok, geçiş süreci yoğunlaştıkça bilincin bu yükü hissetmemek için kendini bir süreliğine kapatma, uyuşturma ya da geri çekme yolunu seçmesi gibi. Bu süreç neden yaşanıyor, nasıl fark edilir ve bu dönemde kendimizi nasıl destekleyebiliriz — bunları konuşacağız. 🦋
448