Menhec Dersleri
Open in Telegram
Selefin menheci üzere.. Bot hesabımız; @menhecbot Çocuk kanalımız: @menheccocuk Youtube; youtube.com/@MenhecDersleri İletişim; @menhecbot_bot Başka adresimiz yoktur.
Show moreThe country is not specifiedThe category is not specified
458
Subscribers
No data24 hours
+167 days
+9230 days
Posts Archive
Bu Zamanda Dinde Selâmette Kalmak Ne Karar Zorlaşmıştır!
Huzeyfe b. el-Yemân رضي الله عنه şöyle dedi:
“Dininizden ilk kaybedeceğiniz şey huşû, dininizden en son kaybedeceğiniz şey ise namazdır.
Öyle bir zaman gelecek ki kadınlar hayızlı oldukları hâlde namaz kılacaklar. İslâm’ın kulpları birer birer çözülecektir.
Sizden öncekilerin yoluna, ayakkabının ayakkabıya ve okun tüyünün diğer tüyüne denk gelmesi gibi tıpatıp uyacaksınız. Onların yolundan sapmayacaksınız ve siz de o yoldan saptırılmayacaksınız.”
Şeyh İbn Batta رحمه الله şöyle dedi:
“Akıllı bir kimse bugün İslâm’ın ve Müslümanların hâlini derinlemesine inceleyecek olsa, insanların işlerinin tamamının iki Kitap ehlinin âdet ve yolları üzere, Kisrâ ve Kayser’in sünnetleri üzere ve câhiliyenin üzerinde bulunduğu hâl üzere yürüdüğünü görürdü.
İnsanların hiçbir tabakası ve hiçbir sınıfı yoktur ki işlerinin genelinde İslâm’ın şeriatlarına ve Rasûlullah ﷺ’in sünnetine muhalefet etmesin, yaptıkları şeylerde kendilerinden önceki iki Kitap ehline ve câhiliye halkına benzemesin.
Bakışını yönetim ve onun ehline, çevresindekilere ve onlara sığınan hâkimlere ve görevlilere çevirecek olursa, onların fiillerinde, hükümlerinde, görünüşlerinde ve giyimlerinde, kendilerine emredilen ve kendisi için görevlendirildikleri şeylerin tam tersini yaptıklarını görür.
Onlardan sonra diğer insanların hâli de böyledir: Tüccarlar, çarşı-pazar ehli, dünya ehli ve dünyayı talep eden çiftçiler, zanaatkârlar, ücretle çalışanlar, fakirler, kurrâ ve âlimler.. Allah’ın korudukları müstesna.
Bunu düşündüğün zaman durumun sana haber verdiğim gibi olduğunu görürsün: Musibetlerde ve sevinçlerde; görünüş ve giyimde; kap-kacakta; binalarda ve meskenlerde; hizmetçilerde; bineklerde; ziyafetlerde ve düğünlerde; meclislerde ve döşeklerde; yiyeceklerde ve içeceklerde..
Bütün bunlar Kitap ve Sünnet’e aykırı, Müslümanlara emredilen ve müminlerin teşvik edildiği şeylerin tam tersi şekilde cereyan etmektedir.
Aynı şekilde alışveriş yapan, mülk edinen ve mal biriktiren, kiralayan, ziraat yapan ve ortaklaşa ziraat yapan kimselerin durumu da böyledir.
Kim bizim şu zamanımızda insanların arasında dininin selâmetini ararsa onu bulamaz. Kim Kitap ve Sünnet’in hükmüne uygun bir geçim yolu aramak isterse onu bulamaz; bu hususta onun hasımları, düşmanları, ona muhalefet edenler ve ondan nefret edenler çoğalır.
Yardım istenecek olan Allah’tır! Bu zamanda dinde selâmette kalmak ne kadar da zorlaşmıştır!
Hak yolları boş, ıssız ve ürkütücü hâle gelmiştir. O yolların yolcuları kalmamış, apaçık ana yolları gömülüp kaybolmuş, yol işaretleri ve alâmetleri yıkılmış, yol göstericileri ve rehberleri bulunmaz olmuştur.
İnsan ve cin şeytanları ise bu yolların geçitleri ve güzergâhları üzerinde durmuş, insanları bu yollardan kapıp uzaklaştırmaktadırlar. Yardım ancak Allah’tandır!
Bu hâli ancak akıllı ve doğruyu yanlıştan ayırt edebilen; ilmin kendisini terbiye ettiği ve Allah’ın göğsünü imanla açtığı bir kimse bilir ve bunu kendisine dert edinir.”
⁽¹⁾ İbn Batta, el-İbânetu’l-Kubrâ, 716.
Tâbiîn için “Sahabe ile ittifak etti” denilmez, ancak “ona ittibâ etti” denilir.
Abdulazîz b. Ubeydullah şöyle dedi: Bir adam Âmir eş-Şa‘bî’ye şöyle dedi:
“Şureyh ile İbn Mes‘ûd aynı görüşte ittifak ettiler.” Bunun üzerine Âmir eş-Şa‘bî şöyle dedi:
“Hayır! Bilakis Şureyh, İbn Mes‘ûd’a tâbi olmuştur. Birbirleriyle ittifak edenler ancak Nebî ﷺ’in ashâbıdır. İnsanlar ise onlara tâbidir.”
| el-Herevî, Zemmu’l-Kelâm ve Ehlihî 794.
Selefimiz, en hayırlı nesle tâbi olan kimseler için dahi “Sahabe ile ittifak etti” demekten sakınıp, “ona ittibâ etti” demeyi uygun görürken; günümüzde sahâbenin sözünü hüccet görmeyen, onların anlayışını terk edip kendi görüşlerini öne geçiren kimseler, hangi ilim ve faziletle kendisini onların önüne geçirmeye cüret edebilir? Şüphe yok ki sahâbenin menhecinden yüz çevirip hidayet aramak, selâmet yollarını terk edip dalâlete açılan kapılara yönelmektir.
“Kıyamet günü Rabbi’nin, Arş’ında Kendisiyle beraber oturtacağı kimseye salât edin.”
Ebû Bekir el-Merrûzî şöyle demiştir:
“Ebû Abdullah Ahmed b. Hanbel’e Cehmiyye’nin; sıfatlar, İsrâ, ru’yet ve Arş kıssası hakkında reddettiği hadisleri sordum. O, bu hadisleri sahih kabul etti ve şöyle dedi:
قَدْ تَلَقَّتْهَا العُلَمَاءُ بِالقَبُولِ ، تُسَلَّمُ الأخْبَارُ كَمَا جَاءَتْ.
‘Âlimler bunları kabul ile karşılamışlardır. Haberler nasıl gelmişse öylece kabul edilir.’” | el-Âcurrî, eş-Şerî‘a.
«اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَأنْزِلْهُ المَقْعَدَ المُقَرَّبَ مِنْكَ يَوْمَ القِيَامَةِ.
“Allah’ım! Muhammed’e salât, selâm ve bereket ihsan et. Kıyamet günü onu, Senin katında yakınlaştırılmış makama indir.
اللَّهُمَّ آتِ مُحَمَّدًا الوَسِيلَةَ وَالفَضِيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا يَغْبِطُهُ بِهِ الأوَّلُونَ وَالآخِرُونَ.
Allah’ım! Muhammed’e vesîleyi ve fazileti ver. Onu, öncekilerin ve sonrakilerin kendisine gıpta edeceği Makâm-ı Mahmûd’a yükselt.
اللَّهُمَّ تَقَبَّلْ شَفَاعَةَ مُحَمَّدٍ وَارْفَعْ دَرَجَتَهُ العُلْيَا وَآتِهِ سُؤْلَهُ فِي الآخِرَةِ وَالأُولَى كَمَا آتَيْتَ إبْرَاهِيمَ وَمُوسَى»
Allah’ım! Muhammed’in şefaatini kabul et, onun derecesini yükselt. Ona hem âhirette hem de dünyada istediğini ver, nitekim Sen İbrahim’e ve Musa’ya da verdin.”
Repost from Menhec Dersleri
Rabbinin, kendisini Arş üzerinde kendisiyle beraber oturtmakla şereflendirdiği zata salât edin.
﴿عَسَى أَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا﴾
"Umulur ki Rabbin seni Makâm-ı Mahmûd'a ulaştıracaktır." | el-İsrâ, 79.
İmam Mücâhid dedi ki:
«يُجْلِسُهُ مَعَهُ عَلَى الْعَرْشِ»
"Allah onu Arş üzerinde kendisiyle beraber oturtacaktır." | es-Sünne, el-Hallâl
اللهم صلِّ وسلم وبارك على نبينا محمد ﷺ.
Allah'ım! Nebimiz Muhammed'e salât, selâm ve bereket ihsan eyle.
Premium hesap kullanan abonelerimizin kanallarımızı güçlendirerek bize destek olmalarını rica ederiz. Bu şekilde çalışmalarımızı bir sınır olmaksızın kolaylıkla paylaşmamıza katkıda bulunmuş olacaksınız.
Destekleriniz için teşekkür ederiz.
Sahabeler, hayatta iken Nebî'ye salât ve selâm ettiği gibi, vefatından sonra da kabrine gelip ona salât ve selam ederlerdi.
Bize Abdullah bin Mesleme, Mâlik’ten, o Abdullah bin Dinar’dan şöyle rivayet etti, dedi ki:
“Abdullah bin Ömer’i, Nebî’nin kabrinin başında durup, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e, Ebubekir ve Ömer radiyallahu anhuma’ya salât ederken gördüm.”
| el-Cehdamî, Fadlu's-salât ale'n-Nebî 98.
اللهم صل وسلم على نبينا محمد.
Repost from Menhec Çocuk
Sevgili Küçük Müslüman!
Allah Teâlâ seni çok seviyor ve güzel ahlâklı bir kul olarak yetişmeni istiyor. Peygamber Efendimiz ﷺ de bizlere doğruluğu, merhameti, edebi, sabrı ve güzel davranışları öğretti.
Bu kitapçık, her gün biraz daha güzel ahlâklı olman için hazırlandı. Burada okuyacağın âyetler, hadisler ve kısa açıklamalar sana hayatın boyunca yol gösterecek inşâAllah.
Unutma! Güzel ahlâk, sadece öğrendiğimiz değil, yaşadığımız zaman değer kazanan bir hazinedir. Her öğrendiğini önce kendin uygulamaya çalış. Küçük adımlarla başlayan güzellikler, Allah'ın izniyle büyük iyiliklere dönüşür.
Rabbimizden dileğimiz; seni Kur'ân'ı seven, sünnete sımsıkı sarılan, anne babasına iyilik eden, insanlara faydalı ve güzel ahlâklı bir Müslüman olarak yetiştirmesidir.
Allah seni hayırda daim kılsın ve ilmine bereket versin. Âmin.
Menhec Çocuk
Selefin menheciyle çocuk eğitimi
Selefin sefih kimselerle muamelelerinden biri de hilim göstermek ve onların eziyetlerine sabretmekti.
▪️Hasan el-Basrî, Allah Teâlâ’nın: “Cahiller onlara hitap ettiklerinde ‘selâm’ derler.” (Furkân, 63) ayeti hakkında şöyle demiştir:
حلماء، إن جهل عليهم لم يجهلوا.
“Onlar halîm kimselerdir. Kendilerine karşı cahillik yapıldığında onlar cahilce davranmazlar.”
▪️Bir adam, İmam Vekî bin Cerrâh’a sövdü. Fakat Vekî ona karşılık vermedi. Kendisine: “Ona cevap vermeyecek misin?” denilince şöyle dedi:
ولِمَ تَعَلَّمْنا العلمَ إذن ؟!
“Öyleyse biz ilmi niçin öğrendik?!”
▪️Bir adam gelip Ahnef’e hakaret etti. Ahnef ona karşı sustu. Adam hakaretini tekrarladı, Ahnef yine sustu. Bunun üzerine adam şöyle dedi:
والهفاه! ما يمنعه من أن يردَّ عليَّ إلا هَواني عليه.
“Eyvahlar olsun! Bana cevap vermesine engel olan şey, ancak beni değersiz görmesidir.”
▪️Ahnef şöyle demiştir:
من لم يصبر على كلمة سمِعَ كلماتٍ، ورُبَّ غيظٍ قد تجرَّعْته مخافةَ ما هو أشدُّ منه.
“Bir söze sabredemeyen kimse, birçok söz işitir. Nice öfkeyi, ondan daha şiddetli bir şeye maruz kalma korkusuyla içime atıp yutmuşumdur.”
▪️Bir adam Şa'bî’ye sövdü. Şa'bî ona şöyle dedi:
إنْ كنتَ كاذبًا يغفِرِ اللهُ لك، وإنْ كنتَ صادقًا يغفِرِ اللهُ لي.
“Şayet yalancıysan Allah seni bağışlasın, doğru söylüyorsan Allah beni bağışlasın.”
Günümüzde muhaliflerimizin durumu da bu şekildedir. Onlar sefih selefleri gibi bizleri hedef alıp asılsız iftiralar, hakaretler ve zanlar ile itham ederken onlara salih selefimiz gibi karşılık vermeyişimiz onları ve ahlaklarını değersiz görmemiz sebebiyledir. Bizler ilmi, muhaliflerimize cevap vermek için elde etmiyoruz; aksi halde onlardan bir farkımız olmaz ve kendimizi de onlar gibi sefih ve değersiz kılardık. Ancak biz kelam yerine eseri, cehalet yerine ilmi, hiffet yerine vakarı tercih ettik, onlar ise bu asıllara muhalefet ederek sünnet ehlinin yolundan arşın arşın ayrıldılar. Allah’tan af ve selamet dileriz.
