İrina Beznosenko Nalbantoğlu
رفتن به کانال در Telegram
Türkçe dilinde TDM ve kurucusunu tanıtıyorum. Spiritüel mentörüm Hayatının en iyi versiyonuna geçmeye hazırsan, kullandığım enstrümanlarla yolunuzun hızlı olmasını sağlayacağım.
نمایش بیشتر1 466
مشترکین
اطلاعاتی وجود ندارد24 ساعت
-37 روز
-830 روز
آرشیو پست ها
Canlı yayın başladığında bağlantıyı ayrıca paylaşacağım.
İsterseniz şimdiden YouTube kanalına abone olup bildirimleri açabilirsiniz. Böylece yayın başladığında YouTube size otomatik olarak haber verir.⏺
https://youtube.com/@titresimlerledonusummetodu8521?si=XTMZWl_IQLw6iDCI
13 Ekim — 09.45
TDM YouTube Kanalı — Canlı Yayın
Dönüşüm seansına bu linkten katılın
https://www.youtube.com/live/1CLuO5Sc87Y?si=2U6f9HQmlBqIMKNU
Canlı yayın başladığında bağlantıyı ayrıca paylaşacağım.
İsterseniz şimdiden YouTube kanalına abone olup bildirimleri açabilirsiniz. Böylece yayın başladığında YouTube size otomatik olarak haber verir.⏺
https://youtube.com/@titresimlerledonusummetodu8521?si=XTMZWl_IQLw6iDCI
12 Ekim — 09.45
TDM YouTube Kanalı — Canlı Yayın
Bazen bir şeyi öğrenememek, aslında çok daha önemli bir şeyi öğrenebilmek için olabilir mi? 🤔
Doğum günüm vesilesiyle kendi hayatıma ve ruhumun bu enkarnasyon için yaptığı seçimlere biraz farklı bir açıdan baktım.
Ve açıkçası, fark ettiğim şey beni bile şaşırttı.
Yıllarca neden bazı bilgilere ulaşamadığımı, özellikle Çin metafiziğinin neden bana bir türlü açılmadığını anlamaya çalışmıştım.
Oysa şimdi, tam da bu engelin yaşam amacımla ne kadar bağlantılı olabileceğini görüyorum.
Ya bazı bilgileri unutmak, başka bir yeteneği geliştirebilmek için gerekli bir seçimse?
Peki ya hayatımızda eksiklik veya engel olarak gördüğümüz bazı deneyimler, aslında bizi tam da olmamız gereken yere götürüyorsa?
Son canlı yayınımda biraz alışılmışın dışına çıktım. Bu kez kendi ruhsal hikâyemden, İnna ile yollarımızın kesişmesinden, TDM'nin hayatımdaki yerinden, Navigatör yeteneğimden ve son dönemde yaşam amacıma dair fark ettiklerimden bahsettim.
Biraz kişisel, biraz felsefi, biraz da bizim spiritüel tayfanın sevdiği türden, derinlere inen bir sohbet oldu. 😄
Üstelik konuşurken yeni bağlantılar da açıldı. Anlatmak istediğim her şeye yetişemedim ama paylaştıklarımın sizlerin de kendi yaşam yolunuza farklı bir gözle bakmanıza vesile olabileceğini düşünüyorum.
Çünkü bazen asıl soru, neden bazı kapıların kapalı olduğu değil, o kapılar kapalıyken içimizde hangi yeteneklerin geliştiğidir.
Merak edenleri yayının kaydına davet ediyorum. ❤️
🎥 Yayın kaydı: 👇
https://youtu.be/014B_qfxupY
Canlı yayına bu linkten katılabilirsiniz
https://www.youtube.com/live/QOhfU0W1gy0?si=F1tWarsnIfKQnuFq
Canlı yayın başladığında bağlantıyı ayrıca paylaşacağım.
İsterseniz şimdiden YouTube kanalına abone olup bildirimleri açabilirsiniz. Böylece yayın başladığında YouTube size otomatik olarak haber verir. ⚪️
https://youtube.com/@titresimlerledonusummetodu8521?si=XTMZWl_IQLw6iDCI
9 Ekim — 09.45
TDM YouTube Kanalı — Canlı Yayın
Bazen "yeter" hiç gelmez.
Yemek yersiniz, bedeniniz doymuştur ama içinizde hâlâ "bir şey daha…" diye bir arayış sürer.
Para kazanırsınız ama güven duygusu oluşmaz.
Çok çalışırsınız ama "bugünlük bu kadar yeter" diyemezsiniz.
Ürününüz hazırdır, gerçekten kaliteli ve satışa uygundur; fakat siz hâlâ yeni bir bölüm, yeni bir bonus, yeni bir düzeltme eklemeye çalışırsınız.
Sevgi görürsünüz ama bir sonraki kanıtı beklersiniz.
Bazen hayatınızda yeterince kaynak vardır. Ama iç sisteminiz aldığınızı ya da yaptığınızı "yeterli" olarak kaydetmez.
Aynı mekanizma başka alanlarda da görünür:
— Borçta: borç kapanır ama borçluluk ve "hâlâ bir şey vermeliyim" hissi bitmez.
— Dinlenmede: durursunuz ama zihniniz çalışmaya devam eder, yenilenmiş hissetmezsiniz.
— Öğrenmede: bir eğitimi hayata geçirmeden yenisine başlarsınız.
— Kontrolde: durum sona erer ama kötü ihtimalleri hesaplamaya devam edersiniz.
— Özdeğerde: sonuç elde edersiniz ama "bunu herkes yapar" diyerek hemen silersiniz.
Bu temayı çalışmadan kilo verilemez, para kazanılamaz, ürün satılamaz demiyorum. Elbette hepsi mümkün. İnsan güçlü bir iradeyle kilo verebilir, yoğun çalışarak gelirini artırabilir, mükemmeliyetçiliğine rağmen ürününü satışa çıkarabilir.
Ama iç sistemde "yeter" noktası oluşmuyorsa, elde edilen sonuç çoğu zaman daha fazla irade, kontrol, efor ve dış destekle korunmak zorunda kalır.
Sonuç vardır ama içeride hâlâ tamamlanmamıştır. İnsan kilo vermiştir ama sürekli yemek düşünüyordur. Para kazanmıştır ama hâlâ güvende hissetmiyordur.
"Bana yeter" çalışması, daha azla yetinme çalışması değil. "Artık hiçbir şey istemiyorum" demek de değil.
Amaç şunu yeniden hatırlamak:
"Şu an için gerekeni aldım.
Bunu fark edebilirim.
Sindirebilirim.
Zamanında durabilirim.
Ve buradan, dilersem daha fazlasına geçebilirim."
Sağlıklı yeterlilik büyümeyi durdurmaz. Sizi sürekli eksiklikten hareket etmek zorunda kalmaktan kurtarır; bir sonraki adımı elinizdeki dayanaktan atarsınız.
Yarınki çalışmada, içinizde "yeterli" durumunun oluşmasını sağlayan mekanizmayı şifalandıracağım.
Çalışma hakkında:
https://t.me/irinaNalbantoglu/2173
Обещала — рассказываю.
Пакеты на голове будут гореть, готовим огнетушители 🧯
После вопросов про Самойлову и вот этого комментария: «как она инфантилка и зарабатывает свои миллионы, а у меня всё по полочкам, а толку ноль», давайте разберёмся.
Нас с детства учили, что деньги = ответственность. Будь хорошей, делай всё правильно, отвечай за всех, и получишь монетку. Но так думает АДАПТИВНЫЙ РЕБЁНОК — Отличница, хорошая девочка. Она с детства подстраивается, чтобы её любили и хвалили.
Ответственность делает её надёжным исполнителем, за роль которого платят зарплату. А большие деньги приходят через другие части и ТЕНИ.
СВОБОДНЫЙ РЕБЁНОК — внутренняя Хулиганка. У тех, кого мы называем «инфантильными», он часто интегрирован. У него есть:
— ХОЧУ без стыда. Он не спрашивает, заслужил ли, и не оправдывается за желания. — АГРЕССИЯ. Это возможность проявить силу, заявить о себе, конкурировать, превосходить, сказать «моё», а не «злость» (злости кстати у хороших девочек до ХУ я, только она обычно подавлена и выходит либо через пассивную агрессию и язвительность, либо аутоагрессию и самоуничижение и критику). — ЛЁГКОСТЬ. Он не тащит на себе всех и спокойно говорит «нет» (на это тоже нужно бы б в контакте с агрессией) — ИГРА. Пробует в формате «а что если…», рискует и не умирает от ошибки.
БЛУДНИЦА — по Юнгу это тень «священной блудницы» или шл@зи. Это та часть, которая интегрирована у тех, кто монетизирует свою красоту и молодость например, но если мы берем ШИРЕ и смотрим в корень, то это:
— заявлять о своём ХОЧУ вслух — хотеть МНОГО и не извиняться за это — говорить о своих желаниях прямо, без намёков — назначать ЦЕНУ и не объяснять, почему столько — не бояться быть ОЦЕНЁННОЙ. Её ценность измеряется, и ей не стыдно.
Эта часть обычно у хороших девочек заблокирована напрочь… Это что, он подумает, что я ПРОДАЮСЬ?! А ВДРУГ ОНИ РЕШАТ ЧТО Я МЕРКАНТИЛЬНАЯ?!
У «хороших девочек» и Хулиганка, и Блудница лежат в ТЁМНОЙ ТЕНИ. То есть ВЫТЕСНЕНЫ.
Хотеть много — будешь жадной, агрессия — некрасиво, хвастаться — стыдно, а назвать высокую цену — почти как «продаться, стать товаром». И энергия уходит не на заработок денег, проявленность и масштаб, а на подавление агрессии и сокрытие тени.
При этом ответственность не враг. Она помогает деньги удержать и масштабировать ДЕНЬГИ.
Но заработать большие деньги помогают разблокированная агрессия, право хотеть и смелость назвать цену.
Поэтому вопрос не «как стать ещё ответственнее», а что за ТЕНЬ вас блокирует и как ее интегрировать…
Пупупу
P.S. кто ох@ел и у кого разбили розовые очки и сгорел пакет, жду в комментариях 😘
Я пока лечу и не могу эфирить и подкастить, но текстом отвечать и разобрать попробую
Bugün benim doğum günüm. 🎂 Ve ben bugün ne yapıyorum?
368 Day Express’e biletini şimdiden alan yolcularım için hediye hazırlıyorum. 😄
Geçenlerde “mesleki adaptasyon” diye bir kavram kullanmıştım.
Bazıları buna mesleki deformasyon diyor.
İşin zihninizden çıkmaması…
Dinlenirken birden işle ilgili bir fikir gelmesi…
Doğum gününüzde bile oturup katılımcılarınız için bir şey hazırlamanız…
Ama “deformasyon” kelimesi bana pek uymuyor. Çünkü deformasyon, sanki bir şey bozulmuş, zarar görmüş, olması gereken şeklinden çıkmış gibi geliyor.
Ben kendimde bunu böyle hissetmiyorum.
Benim için bu daha çok mesleki adaptasyon.
Sevdiğiniz bir iş hayatınızın doğal bir parçası olduğunda, bazen “iş” ile “hayat” arasındaki çizgi başka bir yere taşınıyor.
Bugün de tam olarak böyle oldu.
Aslında 368 Day Express için ekim ayında bir çekiliş yapmayı planlıyordum.
Sonra düşündüm:
Bugün benim doğum günüm.
Neden aralarından sadece bir kişiye hediye vereyim?
Ve planı değiştirdim. 😊
Şu anda biletini almış ve 368 Day Express’te yerini ayırmış 4 yolcumun her birine doğum günümden bir hediye verdim: ✨ Kişisel aktivasyon seçimi ve uygulaması.
Ekran görüntüsünde gördüğünüz mesaj, bugün Express'in içindeki yolcularımı bekliyordu. 🚂🎁
Yani bu hediye, biletini şimdiden almış olanlara özeldi — onlar bugün aldılar. 😊
Ama merak etmeyin, ekim çekilişinden vazgeçmedim. Onu sadece biraz değiştirdim. 😉
🎫 31 Ekim’e kadar 368 Day Express biletini alan herkes ekim çekilişine katılacak.
Her yolcunun Express’e katıldığında kendisine ait bir bilet numarası oluyor.
31 Ekim’de o güne kadar trende yerini almış tüm bilet numaraları arasından 3 numara çekeceğim.
Ve bu üç kişiye BaZi haritaları üzerinden özel bir çalışma hediye edeceğim:
Sizi gerçekten ne dolduruyor?
Enerjinizi ne yeniden topluyor?
Kaynağınızı nereden geri kazanıyorsunuz?
Ve sizi tekrar harekete geçiren şey ne?
Bazen insan “dinleniyorum ama neden hâlâ dolmuyorum?” diye düşünüyor.
Çünkü herkes aynı şekilde kaynak toplamıyor.
İşte bu üç yolcuyla bunu kendi BaZi haritaları üzerinden inceleyeceğim.
Yani bugünkü hediyeler sahiplerini buldu. 🤍
Ama 31 Ekim çekilişinin biletleri hâlâ dağıtılıyor. 🚂
Ve sanırım 368 Day Express’in nasıl bir dünya olacağını anlatmanın en güzel yollarından biri de bu:
Tren henüz hareket etmedi.
Ama içeride şimdiden bir şeyler olmaya başladı. ✨
368 Day Express çalışması hakkında:
https://t.me/irinaNalbantoglu/2154
Canlı yayın bu linkten
https://www.youtube.com/live/Iof-SgVg6p8?si=Tfn9XtjPhf7jYcW-
KULÜP 15. Oturum
Finansal olarak bağımsız olmak, "kimseye ihtiyacım yok" demek değildir.
Bazen separasyonu yalnızca bağımlılık üzerinden düşünüyoruz.
Birinin parasına ihtiyaç duymak.
Birinden izin beklemek.
Kendi kararlarını maddi olarak gerçekleştirememek.
Bir ilişkiden, aileden ya da sistemden gelen kaynağa bağlı kalmak…
Bunlar separasyonun bir tarafı.
Ama diğer tarafta, ilk bakışta çok daha "güçlü" görünen başka bir uç var:
"Ben her şeyi kendim yaparım."
"Kimseden bir şey istemem."
"Kimseye ihtiyacım yok."
"Kendi paramı kendim kazanmalıyım."
Bazen bu ikisi, aynı bağımlılık hikâyesinin farklı sonuçlarıdır.
Bir uçta, kaynak başka birindedir ve onsuz hareket edemem.
Diğer uçta ise, bir daha kimseye bağlı kalmamak için başkasından gelebilecek kaynağı da kabul etmem.
Destek gelirse geri çeviririm.
Bir fırsat sunulursa bunun karşılığında ne isteneceğini düşünürüm.
Birinin bana bir şey vermesi rahatsız eder.
Almak yerine kendim yapmayı tercih ederim.
Çünkü sistem için almak hâlâ bağımlı olmakla eşleşiyor olabilir.
Oysa finansal yetişkinlik bence bu iki uçtan da farklı bir yer.
Kendi kaynağınızı yaratabilirsiniz.
Ama aynı zamanda başka insanlardan, hayattan, ilişkilerden, iş birliklerinden gelen parayı, desteği, fırsatı, bilgiyi ve alışverişi de kabul edebilirsiniz.
Ve bunları kabul ettiğinizde kendinizi kaybetmezsiniz.
Borçlu olmak zorunda değilsiniz.
Küçülmek zorunda değilsiniz.
Bağımlı hâle gelmek zorunda değilsiniz.
Kaynak almak ile bağımlı olmak aynı şey değildir.
Aynı şekilde:
Bağımsız olmak ile her şeyi tek başına yapmak da aynı şey değildir.
8 Ekim'de gerçekleşecek KULÜP 15. Oturum'un ikinci çalışmasını tam olarak bu konuya ayırıyorum:
Finansal Yetişkinliğin Kaynaklarını Kabul Etmek
Para ve Separasyon
Bu çalışmada yalnızca bugünkü para davranışlarına değil, sistemimizde kayıtlı farklı separasyon deneyimlerine de bakacağız.
Tamamen bağımlı olduğumuz deneyimler…
Her şeyi tek başımıza yapmak zorunda kaldığımız deneyimler…
Ve bu iki uç arasında bugün hâlâ finansal seçimlerimizi etkileyen bağlantılar.
Amacımız "daha bağımsız olmak" değil.
Kaynağa daha yetişkin bir yerden erişebilmek.
Alabilmek.
Kullanabilmek.
Kendi kaynağımızı oluşturabilmek.
Ve bütün bunları yaparken kendimiz olarak kalabilmek.
15. Kulüp'te bunun yanında "Yeterli" hissi üzerine de çalışacağız.
Ve üçüncü çalışma ise şimdilik sürpriz.
Bu kez çok boyutlu bir konu seçmek istiyorum.
KULÜP 15. Oturum
8 Ekim 2026, Perşembe
Katılım: 3.800 TL
Kayıtlar açık.
Katılmak isteyenler bana yazabilir.
+1
Canlı yayın başladığında bağlantıyı ayrıca paylaşacağım.
İsterseniz şimdiden YouTube kanalına abone olup bildirimleri açabilirsiniz. Böylece yayın başladığında YouTube size otomatik olarak haber verir. ⚪️
https://youtube.com/@titresimlerledonusummetodu8521?si=XTMZWl_IQLw6iDCI
5 Ekim — 09.45
TDM YouTube Kanalı — Canlı Yayın
Yayına bu linkten katılın
https://www.youtube.com/live/IjSAkUKjAOw?si=i7ZZybYmBreMTWPv
Benzer şeyleri bugün Inna hanim için düşündüm ve gerçekten hayran kaldım. 10 yıl boyunca sprituel alanda bir sistem kurup, büyütmek o sistemi geliştirmek ve genişletmek, alanı temiz tutmak, o sistemi 10 yılda hem kendi hem başkaları için işler kılmak ve işleyecek de bi sistem kurmak, farklı ülkelere de erişmek ve bu düşüncemi uygun sekilde nasıl açıklarım bilmiyorum ama her alanda belli guclerin eli varken ve bu sayede büyüyebiliyorken; Inna'nin bunu tek başına (tabi ki sizlerle de yalnız kastım i değil), bir kadın olarak başarması en samimi ,büyük büyük kutlamaları tebrikleri çok fazlasıyla hakkediyor. Bugün ki yayın bile o kadar güzel, özenli ve kapsamliydi ki sistemine verdiği değere, sahip çıkışına, ozenine tekrar tekrar hayranlik uyandırıyor. Önceden düşünmemiştim neler yapıyor neler başarmış diye genelde ne dönüştürüyoruz diye düşünüyordum ama bugün neler yaptığını farkettirdi. Kocaman kocaman sevgileeeer, öpücükler İnnaya, gerçekten gurur duyuyorum hayran da oluyorum ve seviyorum 😘🥰😍
Canlı yayın başladığında bağlantıyı ayrıca paylaşacağım.
İsterseniz şimdiden YouTube kanalına abone olup bildirimleri açabilirsiniz. Böylece yayın başladığında YouTube size otomatik olarak haber verir. ⚪️
https://youtube.com/@titresimlerledonusummetodu8521?si=XTMZWl_IQLw6iDCI
2 Ekim — 09.45
TDM YouTube Kanalı — Canlı Yayın
Bütün bu yıllar boyunca benim için çok önemli bir profesyonel görev daha vardı. TDM'yi kendimle karıştırmamak. Ben gelişiyorum. Kendi bilgilerim, kendi ilgi alanlarım, kendi profesyonel yolum var. Ama Titreşimlerle Dönüşüm Metodu — İnna'nın eseri. Ve İnna'nın materyalini çevirirken, öğretirken, anlatırken onu olabildiğince saf tutmak benim için her zaman ilkesel bir önem taşıdı. Fark ettirmeden "bence şöyle de olabilir…" diye bir şey eklememek, kendi ustalığımla karıştırmamak, onun yarattığını kendime mal etmemek.
Bunu Türkçe yaparken özellikle ilginçti. Kendi profesyonel Türkçem bir anlamda TDM ile birlikte büyüdü. Alışılmış dilde karşılığı olmayan kavramlar için kelimeler aramak zorunda kaldık. Açıklamak. Denemek. Bazen gerçekten bunu aktarabileceğimiz bir dil yaratmak — ve bunu yaparken kendi işime gelen yorumu değil, tam olarak İnna'nın anlamını aktarmak.
Sonra bir an geliyor, insanların bu terminolojiyi tamamen doğal bir şekilde kendileri kullandığını duyuyorsunuz. Ve anlıyorsunuz: bu artık yaşıyor.
Bu hikâyenin çok kişisel bir tarafı daha var. İnna ile tanışmamızı uzun zamandır tesadüf olarak görmüyorum. Bu yıllar boyunca çalışmalarımızda birden fazla kez, ruhlarımızın daha önce karşılaştığı başka yaşam deneyimlerinin izlerine rastladık. Bu 4. karşılaşmamız. Çünkü bir araya geldiğimiz her seferinde, bunlar insanlık tarihinin en sakin dönemleri değildi. İnna ile neden şimdi tekrar karşılaştığımıza dair kendi anlayışımız var. Bunu burada tam olarak açmayacağım. Bazı şeyleri kendi alanımızın içinde bırakmak istiyorum. Ama bir şeyi kesin biliyorum. Eğer bu hayatta karşılaşmasaydık, sanırım ömür boyu birinin eksikliğini hissederdim.
Bu yüzden bugün ona şunu söylemek istiyorum.
İnna, sen gerçekten harikasın. Ve bazen yarattığın şeyin ölçeğini kendin bile unuttuğunu biliyorum. Herhalde bu, çok yetenekli insanların bir özelliği: devasa bir şey yaratıp beş dakika sonra zaten bir sonraki meseleyi düşünmeye başlamak. 😄 O yüzden bugün sana hatırlatıyorum. Sen olağanüstü bir şey yarattın. Ve onun nasıl yaşadığını, geliştiğini, bizi daha nereye götüreceğini izlemek beni çok heyecanlandırıyor.
Seninle gurur duyuyorum. Ve bu hayatta tekrar karşılaştığımız için çok mutluyum.
Doğum günün kutlu olsun, TDM. ❤️
Ama dürüst olmak gerekirse, bu on yıllık hikâyenin tamamı benim için İnna'dan tamamen ayrılmaz.
İnna benim için bir can yoldaşı. En yakın arkadaşım. Ve bu kelimeler bile, onun hayatımda kapladığı yerin yanında bana küçük geliyor.
Farklı ülkelerde yaşıyoruz ama neredeyse her gün konuşuyoruz. Bazen saatlerce. Bir "online ofisimiz" var: İnna kendi evinde bilgisayarını açıyor, ben kendi evimde açıyorum, ve birlikte çalışıyoruz. Bazen gerçekten aynı şehirde yaşıyormuşuz ve her gün kahve içmeye buluşuyormuşuz gibi hissediyorum.
Aramızda güzel bir ritüelimiz var: "Arkadaşına Şikayet Et". Bir şey çalışmadığında, gönderilmediğinde, olmadığında ya da sinir bozduğunda, birimiz yazıyor:
— Sana biraz şikayet etsem olur mu?
Ve ardından resmi şikâyet başlıyor. 😄 En komik olanı, bundan sonra sorunun şüpheli bir şekilde kendi kendine çözülmeye başlaması.
Bir de çok sevdiğim bir cümlemiz var: "Senin alanında düşünebilir miyim?" Bunun anlamı şu: aklımda bir fikir var. Bazen tamamen çılgın bir teori. Henüz ham, anlaşılmaz, belki mantıksız bile.
— Senin alanında düşünebilir miyim?
— Düşün.
Ve düşünmeye başlıyoruz. Bence bu yıllar boyunca tam da bu alanda inanılmaz sayıda fikir, yeni soru, anlayış, yaklaşım ve dönüşüm doğdu.
İnna'ya çok minnettar olduğum bir şey daha var. Her zaman benim yanımda. Ama bu, her zaman benimle hemfikir olduğu anlamına gelmiyor. Haksızsam bunu söyler. Bir şeyi göremiyorsam bunu gösterir. Ama onun yanında, kendi pek de hoş olmayan yanlarınla karşılaşmak bile güvenli. Çünkü hatanı asla kendini üstün göstermek için kullanmıyor. Bunda suçlama yok, tepeden bakma yok, daha akıllı olduğunu kanıtlama isteği yok. Sevgi, özen ve aynı zamanda dürüstlük var. Bu benim için çok büyük bir değer.
On yıllık çok yakın iletişimimizde hâlâ bazen bir duruma bakıp İnna'yı dinliyorum ve düşünüyorum: "Aman Tanrım, bunu nasıl fark ettin?" Artık imkân kalmadığı sanılan yerlerde bile fırsat görmeyi inanılmaz biliyor.
Burada insan İnna, benim için TDM'nin yaratıcısı İnna ile tam olarak birleşiyor: bugün Titreşimlerle Dönüşüm Metodu'nda beni en çok şaşırtan şey, onun eskimeme yeteneği.
Başladığımızda, gelişimin bir noktası olduğunu, bir gün oraya varılabileceğini düşünüyordum. Bu on yıl boyunca o varsayılan noktadan herhalde binlerce kez geçtik. Her seferinde ortaya çıktı: hayır, ilerisi var. Dünya değişiyor. Süreçler değişiyor. Yeni imkânlar ortaya çıkıyor. On yıl önce hiç düşünmediğimiz şeyleri görüyoruz. Ve TDM de bununla birlikte gelişmeye devam ediyor.
Ben ona bazen "her dem yeşil teknoloji" diyorum. Çalışan bir teknoloji yaratmak zaten çok büyük bir şey. Ama on yıl sonra kendi anıtına dönüşmeyen, yeni gerçekliğin güncel bir aracı olmaya devam eden bir teknoloji yaratmak — bence bu, İnna'nın ayrı bir dehası.
On yıllık pratiğimde, "İşte bu kadar, burada TDM'nin sunacak bir şeyi kalmadı" demek zorunda kaldığım tek bir konuyla bile karşılaşmadım. Ve bu, beni sanırım 10 rakamının kendisinden çok daha fazla etkiliyor.
Bugün TDM'nin 10. yılı.
Ve bir yıldönümü postu için oldukça tuhaf bir düşünceye kapıldığımı fark ettim: 10 rakamının kendisi bende özel bir heyecan uyandırmıyor.
10 işte, 10. Sadece bir sayı. Beni çok daha fazla etkileyen şey, Titreşimlerle Dönüşüm Metodu'nun bugün hangi noktada olduğu.
Belki de bu yüzden bugün Dünyayı kutlamak istiyorum — on yıl önce dünyada büyümek için bir inanılmaz imkân daha doğduğu için. Ve ayrıca, bu imkânı fark edip onu değerlendiren insanları.
Fırsatları fark edebilen insanlara genel olarak çok değer veririm. Çünkü etrafımızdaki imkânlar, gerçekten kullandıklarımızdan neredeyse her zaman çok daha fazladır.
TDM'yi bir kez duyup yanından geçip gidebilirsiniz, ilginizi çekebilir, meraktan bir kere deneyebilirsiniz.
Ya da bu aracı alıp yıllarca onunla daha ne mümkün olduğunu araştırabilirsiniz. Bugün bu günü özellikle böyle insanlarla paylaşmak istiyorum.
Her şey başladığında, bunun nereye kadar büyüyeceğini elbette hiç bilmiyordum. En ilk deney grubundaydım — o zamanlar bu henüz bir eğitim bile değildi. İnna kendi teknolojisini deniyordu, bize görevler veriyordu, biz de onları yapıyorduk. Ve hâlâ hatırlıyorum: doğurma döngüsünü bir türlü ezberleyemiyordum — su → ağaç → ateş → toprak → metal → su. Oturup düşünüyordum: "Aman Tanrım, bunu ezberleyemeyecek kadar mı aptalım?" 😄 Üstelik bütün bunlar Almira'nın doğumundan hemen sonra oluyordu. Hayatımın garip bir oyunu de burada: Almira 1 Ekim'de doğdu, TDM'nin hikâyesi de 1 Ekim'de başladı. O zamanlar birçok şey zor görünüyordu. Her şeyi kontrol etmeye, doğru yapmaya, doğru anlamaya çalışıyordum.
Bugün TDM benim için o kadar doğal ki, onsuz kendi düşünme biçimimi hayal etmekte zorlanıyorum — bu artık "ara sıra kullandığım bir araç" değil; süreçlere nasıl baktığıma, nasıl soru sorduğuma, nedenleri nasıl aradığıma, imkânları nasıl gördüğüme işlemiş durumda. Tıpkı internet gibi: sabah kalkıp "bugün interneti kullanacağım" demeyiz, o zaten hayatımızın içindedir. İşte öyle, fazla söze gerek kalmadan, TDM de içimde zaten var.TDMnın 10 yılı canlı yayında kutluyoruz
https://www.youtube.com/live/Nk26dtySZ3c?si=Lis7K_x7JjjPCocg
Koltukta Bugün: Beş Element Aynı Tavsiyeyi Duyunca
Bazen bir cümle söylerim — herkese aynı cümle:
"Kendinizi dinleyin."
Ve beş element beş farklı şey duyar.
Filozof bunu bir soru olarak duyar:
"Peki 'kendim' derken tam olarak neyi kastediyorum?"
Üç gün sonra hâlâ tanımı arıyordur. Kendini dinlememiştir — kendini tanımlamaya çalışıyordur.
Öncü bunu bir başlangıç sinyali olarak duyar:
Aynı gün işi bırakır, yeni bir proje açar, bir de sertifika programına kaydolur.
Dinlemiş miydi? Hayır. Sadece harekete geçmek için bir bahane bulmuştu.
Sihirbaz bunu bir sahne olarak duyar.
Mum yakar, müzik açar, "kendimi dinliyorum" der — ve bunu Instagram'a da koyar.
İçeride gerçekten bir şey duyulmuş mudur, yoksa sadece güzel görünmüş müdür — orası ayrı seans konusu.
Hakem bunu bir görev olarak duyar.
Takvime yazar: "Pazartesi 09:00 — kendimi dinle." Yapmazsa kendine kızar.
Kendini dinlemek, kendine verdiği bir emre dönüşmüştür.
Simyacı bunu bir düzeltilecek hata olarak duyar.
"Demek ki şimdiye kadar yanlış dinliyordum" diye başlar, sonra tekniği mükemmelleştirmeye çalışır.
Dinlemek yerine, dinleme yöntemini optimize eder.
Aynı cümle.
Beş bambaşka tepki.
Ve seansta asıl iş burada başlar — cümleyi değiştirmek değil, kimin nasıl duyduğunu görmek.
