en
Feedback
Münebbihat

Münebbihat

Open in Telegram
2 453
Subscribers
No data24 hours
-57 days
-3630 days
Attracting Subscribers
August '25
August '25
+39
in 2 channels
July '25
+67
in 1 channels
Get PRO
June '25
+60
in 3 channels
Get PRO
May '25
+59
in 3 channels
Get PRO
April '25
+71
in 2 channels
Get PRO
March '25
+225
in 23 channels
Get PRO
February '25
+185
in 15 channels
Get PRO
January '25
+167
in 5 channels
Get PRO
December '24
+290
in 12 channels
Get PRO
November '24
+235
in 8 channels
Get PRO
October '24
+299
in 7 channels
Get PRO
September '24
+249
in 10 channels
Get PRO
August '24
+287
in 12 channels
Get PRO
July '24
+67
in 6 channels
Get PRO
June '24
+82
in 15 channels
Get PRO
May '24
+107
in 11 channels
Get PRO
April '24
+1 593
in 11 channels
Get PRO
March '240
in 17 channels
Get PRO
February '240
in 23 channels
Get PRO
January '24
+39
in 3 channels
Date
Subscriber Growth
Mentions
Channels
26 August+1
25 August+1
24 August+3
23 August+5
22 August0
21 August0
20 August+2
19 August0
18 August+2
17 August+1
16 August+1
15 August+1
14 August+2
13 August+1
12 August0
11 August0
10 August+1
09 August+2
08 August+2
07 August+3
06 August+2
05 August+2
04 August+2
03 August+1
02 August0
01 August+4
Channel Posts
Repost from Münebbihat
الله أكبر، الله أكبر، الله أكبر لا إله إلا الله، والله أكبر الله أكبر ولله الحمد Bugünden itibaren Zilhicce'nin on günü için (tehlil, tekbir, tahmid) tekbirlerinin başlangıç günüdür. Ve tekbir getiren herkes için Nebevî bir müjde vardır. Nitekim Allah Rasûlü ﷺ şöyle buyurmuştur: "Hiçbir grup tekbir getirmedi ki onlara müjde verilmesin; hiçbir tekbir getiren yoktur ki ona cennet verilmesin." "Sahabe sordu: Cennet mi ey Allah’ın Resulü?" "Resulullah ﷺ: Evet." buyurdu. Ve yine başka bir hadiste Allah Rasûlü ﷺ şöyle buyurdu: "Allah katında bu on günden (Zilhicce'nin ilk on günü) daha faziletli ve Allah'a daha sevgili başka günler yoktur. Bu günlerde bolca tehlil (Lâ ilâhe illallâh), tekbir (Allâhu ekber) ve tahmid (Elhamdülillah) getirin." Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber. Lâ ilâhe illallah. Allahu Ekber, Allahu Ekber, ve lillâhil-hamd.

2
Ğaribuzzaman Diyarbekirli Ramazan hoca Allah ona rahmet eylesin. "Yav bütün dünya senin olsun İman benim olsun İman daha iyi
Ğaribuzzaman Diyarbekirli Ramazan hoca Allah ona rahmet eylesin. "Yav bütün dünya senin olsun İman benim olsun İman daha iyi ne yapacam bu dünyayı..!" Kalplere altın harflerle yazılası bir nasihat. Siz dünyayı tercih ediyorsunuz ama ahiret hayatı daha hayırlı ve kalıcıdır. Allah bizleri dünyaya zahid olanlardan kılsın. Amin
1 734
3
Seleften bir zat, bir adamla karşılaştı. Adam ona katı davrandı ve eziyet etti. Bunun üzerine zat: 'Bekle, şimdi eve girip geleceğim' dedi. Eve girdi ve Allah'a secde etti, yakardı ve Rabb'ine tevbe edip yöneldi. Sonra yanına çıktı. Adam: 'Ne yaptın?' diye sorunca bu zat: 'Seni bana musallat etmesine sebep olan günah için Allah'a tevbe ettim.' dedi. İbnu'l Kayyim bu rivayeti aktardıktan sonra dedi ki: Kulun iyilerden ve kurtuluşa erenlerden olduğunun alameti fikir ve düşüncelerini, kendisi, günahları ve kusurları üzerinde yoğunlaştırması, bunlarla, bunların ıslahı ve Allah'a tevbe ile meşgul olmasıdır. Öyle ki bunlardan, başına gelen belayı düşünmeye vakti kalmaz. Bu durumda kendisi tevbe ve kusurlarını ıslahı üstlenince, Allah da kesinlikle ona yardım, koruma ve şerri ondan defetmeyi üstlenir. Bu durumda o ne mutlu bir kul, başına gelen ne bereketli bir musibet ve ondaki etkisi ne güzeldir! Ancak başarmak ve doğru yolu bulmak Allah'ın elindedir. O'nun verdiğini engelleyecek, engellediğini verecek hiçbir şey/güç yoktur. Buna herkes muvaffak kılınmaz. Kişinin bunda hiçbir bilgisi, iradesi ve kudreti yoktur. Her güç ve kuvvet Allah'ın elindedir.
1
4
Seleften bir zat, bir adamla karşılaştı. Adam ona katı davrandı ve eziyet etti. Bunun üzerine zat: 'Bekle, şimdi eve girip geleceğim' dedi. Eve girdi ve Allah'a secde etti, yakardı ve Rabb'ine tevbe edip yöneldi. Sonra yanına çıktı. Adam: 'Ne yaptın?' diye sorunca bu zat: 'Seni bana musallat etmesine sebep olan günah için Allah'a tevbe ettim.' dedi. İbnu'l Kayyim bu rivayeti aktardıktan sonra dedi ki: Kulun iyilerden ve kurtuluşa erenlerden olduğunun alameti fikir ve düşüncelerini, kendisi, günahları ve kusurları üzerinde yoğunlaştırması, bunlarla, bunların ıslahı ve Allah'a tevbe ile meşgul olmasıdır. Öyle ki bunlardan, başına gelen belayı düşünmeye vakti kalmaz. Bu durumda kendisi tevbe ve kusurlarını ıslahı üstlenince, Allah da kesinlikle ona yardım, koruma ve şerri ondan defetmeyi üstlenir. Bu durumda o ne mutlu bir kul, başına gelen ne bereketli bir musibet ve ondaki etkisi ne güzeldir! Ancak başarmak ve doğru yolu bulmak Allah'ın elindedir. O'nun verdiğini engelleyecek, engellediğini verecek hiçbir şey/güç yoktur. Buna herkes muvaffak kılınmaz. Kişinin bunda hiçbir bilgisi, iradesi ve kudreti yoktur. Her güç ve kuvvet Allah'ın elindedir.
1 512
5
Müceddid Şeyh Usame bin Muhammed bin Ladin, Filistin Meselesi.
Müceddid Şeyh Usame bin Muhammed bin Ladin, Filistin Meselesi.
1 166
6
❗Değerli kardeşim günahlarının yükünü çekme tevbe istiğfar ile hafifle sonra da ardına dönüp bakma. Günahının stresini çekece
❗Değerli kardeşim günahlarının yükünü çekme tevbe istiğfar ile hafifle sonra da ardına dönüp bakma. Günahının stresini çekeceğine tevbenin rahatlığı ile önüne bak. Haydi bismillah Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır..
1 160
7
إن الله يعطيك ما دام قلبك لم يملّ الطلب، وإن كرم الله أوسع من خيالك، وأكبر من حاجتك، وأرحب من أمانيك "Kalbin istemekten usanmadığı sürece Allah sana verir. Allah'ın cömertliği senin hayal ettiğinden daha geniş, ihtiyacından daha büyük ve temenni ettiğinden daha boldur."
895
8
İmam İbn Kayyım şöyle der: "Zikir, kalbe hayat kazandırır. Ben, Şeyhü'lİslam İbni Teymiye'nin (Allah Teâlâ ona Rahmet etsin) şöyle dediğini işittim: "Kalp için zikir, balık için su ne ise odur. Sudan ayrıldığı zaman balığın hâli ne olur?" Zikir, kalbin ve ruhun gıdasıdır.. Kul ondan uzaklaştığı zaman, kalbi ve ruhu gıdasından uzak tutulmuş ceset gibi olur. Bir defasında Şeyhü'l-İslam İbni Teymiye'nin yanında bulunuyordum. Sabah namazını kıldıktan sonra oturup öğleye yakın bir zamana kadar Allah Teâlâ'yı zikretti ve sonra bana dönerek şöyle dedi: "Bu benim kahvaltımdır. Eğer ben bu kahvaltıyı yapmayacak olursam, bütün gücüm ve kuvvetim dağılıp gider." Veya buna yakın bir söz söyledi. Bir defasında yine bana şöyle demişti: "Ben, sadece biraz istirahat etmek ve nefsimi biraz dinlendirmek için bâzen zikri terk ederim ki; bununla yeni bir zikre hazırlanabileyim" veya bu mânada bir söz söylemişti. Zikir, kalbin cilâsıdır. Onun pasını giderir ve onu parlatır. Bu husus daha önce bir hadis-i şerifte geçmişti. Her şeyin bir pası olduğu gibi, kalbin pası da gaflet ve hevâdır. Kalbi parlatan cilâ ise zikir, tevbe ve istiğfardır." [Zikir ve zikrin faziletleri s.103]
867
9
الصلاة على النبي ﷺ: تفرج الهم، وتعين على قضاء الدين، ومن أسباب رؤية النبي ﷺ في المنام؛ لأنه يكثر ذكره فيراه. Peygamber ﷺ 'e salat etmek sıkıntıdan kurtarır. Borcun ödenmesine yardımcı olur. Peygamber ﷺ' in rüyada görülmesine vesile olur. Zira çokça bahsedilen anılan zikredilen şey rüyada görülür. Şeyh Süleyman el-Ulvan Hafizehullah Allahumme Salli Ve Sellim Ala Nebiyyina Muhammed اللهمّ صَّلِ وسَلّمْ عَلىٰ نَبِيْنَا مُحَمد ﷺﷺﷺﷺﷺﷺﷺ
921
10
"Çocuğun velisi, çocuğu yalandan ve hile-hıyanetten, öldürücü zehirden sakındırdığından daha büyük bir titizlikle sakındırmalıdır. Çünkü eğer ona yalan ve hile yolunu kolaylaştırırsa, bu onun dünya ve ahiret saadetini mahveder ve onu her türlü hayırdan mahrum bırakır." İbn Kayyim Rahimehullah
964
11
Değerli Kudâme ailesinden bir âlim şöyle demiştir: “Kur’ân gibi ihtiyaçları gideren bir şey görmedim, hatta ilim talebinde bile.” Ve eklemiştir: “Kur’ân okuduğumda, diğer zamanlarda ulaşamadığım bir hâle erişiyorum. İlme ve okumaya dair içimde bambaşka bir hâl oluşuyor. Her gün okudukça, Allah’ın bana olan ikramının arttığını hissediyorum.” Öyle ki, sonunda her gün on cüz okuyacak bir seviyeye ulaşmış. Bu hâl, kişiden kişiye değişir. Ama asgari olarak, her gün bir cüz okunmalıdır. Bazıları, “Ben okuyorum ama anlamıyorum,” der. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü Kur’ân’da asıl şart, lafzını anlayarak okumak değil; o esnada içinde bulunduğun hâli idrak edebilmektir. İmam Münâvî bu noktada şöyle der: “Kur’ân okurken bir avamın kalbine düşen anlamlar —mesela Allah sevgisi gibi— bazen bir âlimin anladığından daha derindir.” Avam okur, ağlar; okur ve Allah’ın kendisiyle konuştuğunu hisseder. İşte bu, başlı başına bir ilimdir. Bu sebeple bir avam ağlayabilir ama bir âlim ağlamayabilir. Çünkü avam, okurken Allah’ın sözlerini düşündüğü için içinde derin mânalar uyanır. Oysa bir âlim, bazen Kur’ân’daki ilmi detaylara odaklanırken aynı lezzeti alamayabilir. Mesela bir Hristiyan, Arapça bilse de Kur’ân’ı anlamaya çalışsa, imanî bir kazanım elde edemez. Ama bir avam, ayetin anlamını bilmese de bunun Rabbinin sözü olduğunu düşünerek, kalbinde imanî duygular hisseder. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kendilerine ilim ve iman verilen kimseler...” Bu nedenle Allah korkusu, bazen Kur’ân bilgisine sahip olmayan bir kimsede, bir âlimden daha fazla olabilir. Allah sevgisi ve zikri de öyle. Kimi zaman, Kur’ân’ı ezberlemiş veya ilmî inceliklerine hâkim biri değil; kalbiyle okuyan biri daha fazla feyz alabilir. Bu, daima hatırımızda tutmamız gereken bir hakikattir. İnsanlar sıkça, “Ben okuyorum ama anlamıyorum,” diyor. Oysa Kur’ân okumak; Allah’ın seni gördüğünü hatırlamak, O’nun sana olan ikramını fark etmek, cenneti arzulamak ve Allah’ın seni sevdiğini hissetmek içindir. Şöyle düşün: “Ben, Allah’ın sevdiği bir makamdayım.” Salihlerin Kur’ân okurken yaşadığı hallerden ilham al. Peygamber ﷺ şöyle buyurmuştur: “Bu Kur’ân için inen sükûnetin ta kendisidir.” Yani bu, meleklerin inişidir.
1 055
12
Zünnûn der ki: "Yaratılmışlardan ümidini kesen Yaradana ulaşır. Kul, O'ndan başkasından ümidini kesmedikçe sevdiğine ulaşamaz, Kim Allah'a kavuşmayı isterse O'na karşı yapması gerekenleri ihlâsla yerine getirsin ve itaat için davransın, bu yolda sabırlı olup rıza göstersin, nefsini yenip kendini Allah'a teslim etsin. Nefsini tehlikeye atma pahasına Allah'a teslim olsun. Kişinin nefsini tehlikeye atma pahasına Allah'a teslim olması, nefsini (cehennem azabından) kurtarmasına vesile olur."
900
13
ليس شيء أكثر تأثيراً في الناس من حسن الخلق والأدب وحسن المعاملة . وإن الحق الذي مع الإنسان كثيراً ما يشينه ويلغي تأثيره سوء الخلق وقلة الأدب.! والذي يحمل هم الإسلام ويشعر بالمسؤولية لابد أن يجعل نصب عينيه دائما واجب هداية الخلق وعدم تنفيرهم، وواجب السعي في جرّهم إلى الخير والإتيان بهم إلى أبواب البر والصلاح . عـ.ـطية الله الليـ.ـبي [ الأعمال الكاملة - صـ٥١١ ] "İnsanlara güzel ahlaktan, edepten ve güzel muameleden daha tesirli bir şey yoktur. Aynı şekilde kötü ahlak ve edebin azlığı kadar insana halel getiren ve tesirini yitirten başka bir şey yoktur. İslam'ın derdini taşıyan ve mesuliyet hisseden kişi daima insanların hidayetine  ve onları nefret ettirmemeyi kendisine hedef olarak belirlemelidir. Onları hayra, iyilik ve salahiyet kapılarına getirmesi için çabalaması vaciptir." Şeyh Atiyyetullah el-Libi Rahimehullah (A'malul Kamile)
849
14
Ebu Turab en-Nahşebi şöyle demiştir: "Kul yapacağı amelde doğru sözlü olduğunda amelin lezzetini daha yapmadan önce alır. Yaparken ihlaslı olursa ameli yaparken de lezzeti almaya devam eder. Enes bin Nadr radıyallahu anh gibi. Daha savaşa girmeden önce cennetin kokusunu almaya başlamıştı."
929
15
Bu bağlantıyı takip ederek WhatsApp grubumuza katılabilirsiniz: https://chat.whatsapp.com/HzKU8uRaOgAC1bhlGCK5xD Münebbihat genel kanalımızda 29 Ocak 2024'ten beri günlük görevlerimizi hatırlatmaya yönelik bir çalışmamız var. Ancak takip ve muhasebesi açısından günlük görevleri WhatsApp özel grubuna taşımayı uygun gördük. WhatsApp grubumuz sadece erkeklere yönelik olacaktır. Telegram genel kanalımızda ise günlük görevleri paylaşmaya devam edeceğiz. Gruba hiç dahil olmayıp ordan da takip edebilirsiniz.
874
16
‏كُل الأنام تقول نفسي حينها إلا النبي يقول ربي أمتي ﷺ Her yaratılan kıyamet saatinde nefsim der.. Ancak Nebî ﷺ Rabbim Ümmetim
‏كُل الأنام تقول نفسي حينها إلا النبي يقول ربي أمتي ﷺ Her yaratılan kıyamet saatinde nefsim der.. Ancak Nebî ﷺ Rabbim Ümmetim der.. O Ümmetine Raûf ve Rahim olan Nebî'ye salâtu selam olsun..
827
17
İbnu'l Kayyim rahimehullah dedi ki: "Kulun saadeti, azminin ve fiilinin doğruluğundadır. Azmin doğruluğu; azminin toplanması, kesin kararlılığı ve azminde tereddüdün olmamasıdır. Hatta hiçbir tereddüt ve kınamanın görülmediği şey anlamına da gelir. Eğer azminde doğru olursa, fiilinin doğruluğu kulda gerçekleşir. Bu da, geniş olmaktan feragat etmek ve bu işte gayret göstermektir. Şüphesiz, maksadında azimli olmak, iradenin ve isteğin zayıflığından alıkoyar. Fiilin doğruluğu ise kişiyi tembellikten ve bıkkınlıktan alıkoyar. Her kim Allah'a karşı doğru olursa, Allah ona başkalarına verdiğinden daha fazlasını verir. İşte bu doğruluğun anlamı, ihlasın doğruluğundan ve tevekkülün doğruluğundan kaynaklanır. İnsanların en doğru olanı, ihlası ve tevekkülü doğru olandır."
960
18
Ebubekir es-Sıddîk (radıyallahu anh) şöyle dedi: "Allah Teâlâ'nın rızası gözetilmeyen sözde hayır yoktur. Allah yolunda harcanmayan malda hayır yoktur. Cehaleti, hilmini (yumuşaklığını) bastıran kişide hayır yoktur. Allah yolunda ayıplayanın ayıplamasından korkan kimsede de hayır yoktur." [Hilyetü’l-Evliyâ, 1/36]
832
19
Eğildi ve annesinin ayaklarını öpmeye başladı. Annesi, "Ne yapıyorsun?" dedi. Oğul, "Cennet annelerin ayakları altında değil
Eğildi ve annesinin ayaklarını öpmeye başladı. Annesi, "Ne yapıyorsun?" dedi. Oğul, "Cennet annelerin ayakları altında değil midir?" dedi. Annesi dedi ki: "Kalk, ey oğlum! Bu hadis zayıftır. Sahih olanı ise: 'Muhakkak cennet, kılıçların gölgesi altındadır.'"
858
20
‏(الاستغفار للميت) ماتت زوجة المقريزي وهي شابة،فترحم لها، وقال: وكنتُ أُكثر الاستغفار لها فأُرِيُتها في المنام، فقلت لها: يا أم محمد الذي أرسله إليك يصل(أي الاستغفار) قالت: نعم،في كل يوم تصل هديتك إلي. ثم بكت وقالت: قد علمت أني عاجزة عن مكافأتك فقلت لها: لا عليك، عما قليل نلتقي. Ölü İçin İstiğfarda Bulunmak Makrizi’nin hanımı genç yaşta vefat etti. Bundan dolayı ona acıyordu. Makrizi der ki: Onun için çokça istiğfâr ederdim. (Onun bağışlanmasını dilerdim.) Onu rüyamda gördüm ve ona senin için gönderdiklerim sana ulaştı mı? (yani İstiğfar) Dedi ki: Evet hergün hediyelerin bana ulaştı. Sonra ağladı ve dedi ki: Biliyorum ki bunların mükâfatını sana vermekten acizim. Ona dedim ki tasalanma senin üzerine bişey yoktur. İnşaAllah buluşmamıza az kaldı.
913