en
Feedback
« bir sunnet »

« bir sunnet »

Open in Telegram

Rasûlullah’ın (ﷺ) unutulmuş sünneti kalmasın, nefisler sâlih amele rağbet etsin, kalpler Rasûl’e ittibânın lezzetiyle yeniden dirilsin diye…

Show more
746
Subscribers
No data24 hours
+237 days
+8230 days
Posts Archive
Enes b. Mâlik radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Kim bana bir defa salât ederse; Allah da ona on defa salât eder, ondan on günahı düşürülür, o kimse on derece yüceltilir.»
nesâî | 1296
Allah subhânehu ve teâlâ’nın kuluna salât etmesi; o kulunu Melei Alâ’da (en yüce toplulukta) senâ ederek
övmesi, yüceltmesidir. Ve denilmiştir ki; Allah’ın salât etmesi, kuluna
merhamet ve mağfiret etmesidir.

Abdullah b. Mes'ûd radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Kalbinde zerre miskâl kibir bulunan, Cennet’e giremez.» Bunun üzerine bir adam, “Ama insan elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasından hoşlanır?” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Elbette Allah güzeldir, ve güzelliği sever. Kibir ise hakîkati inkâr etmek ve insanları küçük görmektir.»
muslim | 91
“Bu hadîs uyarıcı hadislerden biri olup şer’î deliller gereğince geniş bir açıklamaya ihtiyacı vardır. Kalbinde kibir olan kimse, hakka karşı hoşlanmayarak kibirlenir. Bu da cehennemde ebedi kalacak kâfirdir ve o, cennete giremez. Eğer Allah’a ibadette büyüklenmez, fakat kibri yaratılmışlara karşı onlara büyüklenerek olursa, o zaman yine azâb görmeden mutlak ve tam bir şekilde cennete giremez. Bilakis o, insanlar üzerinde hâsıl olan kibir ve büyüklenmesinden dolayı azâb görecektir. Sonra da temizlenince cennete girecektir.
“Muhakkak ki Allah güzeldir, ve güzeli sever”
: O, zâtında güzeldir, fiillerinde güzeldir, sıfatlarında güzeldir. Allah’tan sâdır olan her şey güzeldir, kötü değildir. “Güzeli sever” sözü; güzelleşmeyi (güzel görünmeyi) sevmek demektir. İnsanın elbisesinde, ayakkabısında, bedeninde ve bütün işlerinde güzel olmasını sever. Çünkü güzelleşmek, çirkin görünümün tersine kalpleri insana doğru çeker, insanlara sevdirir. Fakat insan giyiminde, elbisesinde ve bakımında kötü görünümlü olduğunda bunun tam tersi olur.”

Ebû Umame el-Bâhilî radıyallahu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Ben, haklı olsa bile tartışmaya girmeyen kimse için cennetin kenarında; şaka ile bile olsa yalandan uzak duran kimse için cennetin ortasında; ahlâkı güzel olan kimse için de cennetin en yüksek yerinde bir köşke kefilim.»
ebû dâvud | 4800

Muâz b. Cebel radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Hiçbir Âdem oğlunu Allah’ın azâbından, Allah’ı zikretmekten daha çok kurtaracak bir şey yoktur.»
sahîhu’l câmi | 5644

Şehr b. Havşeb radiyallâhu anh’dan rivâyetle: Ummu Seleme’ye dedim ki: “Ey Mu’minlerin annesi, Rasûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) senin yanındayken en çok ettiği duâ ne idi?” Ummu Seleme dedi ki: “Onun en çok ettiği duâ şuydu: «يا مُقَلِّبَ القُلوب، ثَبِّت قلبي على دِينك» «Ey kalpleri evirip çeviren! Kalbimi dînin üzere sâbit kıl.» Ummu Seleme dedi ki: “Bunun üzerine ben "Ey Allah’ın Rasûlü «Ey kalpleri evirip çeviren! Kalbimi dînin üzere sâbit kıl» duâsını ne kadar çok yapıyorsun?!" dedim.” Dedi ki: «Ey Ummu Seleme, hiçbir âdemoğlu yoktur ki, onun kalbi Allah’ın parmaklarından iki parmağı arasında bulunmasın. Kimi dilerse onun kalbini (hidâyet üzere) kılmış, kimi dilerse onun kalbini (hidâyetten) saptırmıştır.» Bunun üzerine Muâz, Allah azze ve celle’nin şu kavlini okudu: ‏﴿رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا‏﴾ {Rabb’imiz! Bizi hidâyete erdirdikten sonra, kalplerimizi kaydırma.}
tirmizî | 3522

Enes b. Mâlik radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Sizler Allah’a duâ ettiğiniz zaman, duâda istemeyi kesin yapın.»
buhârî | 7464
İbn Hacer rahimahullah dedi ki: “Duâda istemeyi kesin yapın, cümlesinin anlamında şöyle denilmiştir: Yani, duânızda size icâbet edeceğine dair Allah’a husnu zan edin.”

Ebû Hureyre radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Başına bir şey geldiğinde, sakın “Keşke şöyle şöyle yapsaydım, böyle olmazdı!” deme. Fakat de ki: “Bu Allah’ın kaderidir. O neyi dilerse O’nu yapar.” Çünkü ‘keşke’ şeytanın ameline yol açar.»
muslim | 2664
“Şeytânın ameline yol açar”
: Yani üzülmene ve sabırsızlık göstermene sebep olur. Bu da zarar verir, fayda vermez. Bilakis başına gelen şeyin senden şaşmayacağını, başına gelmeyen şeyin de sana asla isabet etmeyeceğini bilmen gerekir.

sticker.webp0.03 KB

Abdullah b. Mes'ûd radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Muhakkak ki doğruluk, birr(sâlihlik)e götürür. Ve muhakkak ki birr de cennete götürür. Kul (gizlisinde ve açığında) doğru ola ola, nihâyet Allah katında ‘doğrucu (sıddîk)’ olarak yazılır. Şu da muhakkak ki, yalancılık fucûra(sâlihliğin zıttı) götürür. Ve şüphe yok ki fucûr da, cehenneme götürür. Kul yalan söyleye söyleye, nihâyet Allah katındayalancı’ olarak yazılır.»
buhârî | 6094

Ebu’d-Derdâ radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Dîn kardeşine gıyâbında duâ eden hiçbir Müslüman kul yoktur ki, başındaki Melek “Aynısı sana da verilsin” demiş olmasın.»
muslim | 2732
Nevevî dedi ki: “Bunda, müslümanın, kardeşinin arkasından yaptığı duânın fazîletine bir işâret vardır. Eğer müslümanlardan sadece bir topluluğa duâ ederse, fazîlet yine hâsıl olur. Eğer müslümanların bütün hepsine duâ ederse, bu fazîlet yine hâsıl olacaktır. Seleften bazısı kendisine duâ etmek istediği zaman, bu duâyla müslüman kardeşine duâ ederdi. Çünkü kardeşe gıyâbında edilen duâ mustecâbtır ve ona verilenin aynısı kendisine de verilir.” [Şerhu Muslim 17/49]

Ubeyy b. Ka'b radiyallâhu anh’dan rivâyetle, o Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben sana çokça salât ediyorum, fakat duâlarımdan ne kadarını senin için ayırayım?” diye sordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: «Dilediğin kadarını.» buyurdu. Ubeyy: “Dörtte birini?” deyince, «Dilediğin kadar. Ancak eğer arttırırsan, bu senin için daha hayırlıdır.» buyurdu. Ubeyy “Üçte biri?” dedi, buyurdu ki: «Dilediğin kadar. Ancak şayet arttırırsan, bu senin için daha hayırlıdır.» Ubeyy “Duâmın yarısını sana mı ayırayım?” deyince Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yine «Dilediğin kadar. Ancak eğer arttırırsan bu senin için daha hayırlıdır.» buyurdu. Bunun üzerine Ubeyy b. Kab, “Öyleyse duâmın tamâmını senin için mi ayırayım?” diye sordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «İşte eğer böyle yaparsan, o vakit (bana salât etmen) dertlerine kâfi gelir ve günahının bağışlanmasına sebeb olur.»
tirmizî | 2457

Ebû Hureyre radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Kuvvetli Mu’min, zayıf Mu’minden, Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. (Her ikisinin mu’min olması sebebiyle ise) hepsinde hayır vardır. Yararına olan şeyde hırslı ol. Sadece Allah’tan yardım dile, ve sakın âcizlik gösterme!»
muslim | 2664
“Gerçekten ümmet, güçlü Mu’mine muhtaçtır. Akîdesinde güçlü, ibâdetinde güçlü, ilim öğreniminde güçlü, davetinde güçlü, savunmasında güçlü, hakkı haykırmasında güçlü, şüpheler, şehvetler, fitneler ve saptırıcı sellerin önünde sapasağlam duruşunda güçlü Mu’mine muhtaçtır. O konuştuğunda güçlü ve emîn, tartıştığında güçlü ve net, amel işlediğinde güçlü ve sebâtkârdır. Dîninin öğretilerini güçlüce alır, onları başkalarına güçlüce aktarır, bulunduğu toplumda güçlüce hareket eder ve güçlüce davette bulunur. Ne zayıflar, ne yığılır, ne zaafa düşer ve ne de sahte davranır.” [Meşhûr el-Hârisî]

sticker.webp0.03 KB

Ebû Hureyre radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «İleride birtakım fitneler olacaktır. O fitnelerde oturan kişi, ayakta durandan daha hayırlıdır. Ayakta duran, yürüyenden daha hayırlıdır. O fitne zamanında yürüyen, koşandan daha hayırlıdır. O fitnelere göz diken (sakınmayıp o fitnelere dalan) onun kahrına uğrar. Her kim de o fitnelerden ilticâ edeceği yahut sığınacağı bir yer bulursa, hemen ona sığınsın.»
buhârî | 7081

Cundeb b. Abdullah radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Kim (işlediği hayrı şöhret için) insanlara duyurursa, Allah onun (gizli işlerini) duyurur. Kim de (herhangi bir hayrı) gösteriş için yaparsa, Allah da onun riyâkârlığını meydana çıkarır.»
muslim | 2987
Sufyân es-Sevri dedi ki: “Bana ulaştığına göre, kul gizlide bir amel işler de şeytan (amelini söylemesinde) ona gâlib gelinceye kadar onu bırakmaz. Öyle ki sonunda onun ameli açıktan işlenmiş amel olarak yazılır. Sonra da o amelinden dolayı övülmek isteyene dek şeytan onu bırakmaz. Ve nihâyet onun ameli, açıkta işlenen amelden silinir, ve ‘riyâ’ olarak yazılır.” [Hilyetu’l-Evliyâ 7/30]

Enes b. Mâlik radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Cuma günü ve gecesi, bana salâtı çoğaltın.»
suneni beyhakî | 3/249

Ebû Hureyre radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Allah, bir kulun hoşgörülü olması sebebiyle izzetini artırır. Allah için tevâzu gösteren kimseyi ise Allah yüceltir.»
muslim | 2588

sticker.webp0.28 KB

Enes b. Mâlik radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Cuma günü ve gecesi, bana salâtı çoğaltın.»
suneni beyhakî | 3/249

İyâd b. Hımâr radıyallâhu anh’dan rivâyetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Muhakkak ki Allah bana, mütevâzı olup birbirinize karşı övünmemenizi ve birbirinize karşı haddi aşan davranışlarda bulunmamanızı vahyetti.»
muslim | 2865
Katâde rahimahullah dedi ki: “Gösterişten, kibirden, haddi aşmaktan ve kendini beğenmişlikten sakının. Allah için tevâzu sâhibi olun; umulur ki (o zaman) Allah sizi yüceltir.” [Siyeru Alâmi’n Nubelâ 5/276]