en
Feedback
Nebi(sav)den hatıralar

Nebi(sav)den hatıralar

Open in Telegram
645
Subscribers
+124 hours
+17 days
-130 days
Posts Archive
Deccal Hadisi 2

٥٥٠ - ...، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ ﷺ: «مَنْ سَمِعَ بِالدَّجَّالِ، فَلْيَنْأَى مِنْهُ، وَاللهِ إِنَّ الرَّجُلَ لَيَأْتِيَنَّهُ وَهُوَ يَحْسِبُ أَنَّهُ مُؤْمِنٌ فَيَتْبَعُهُ مِمَّا يَرَى مِنَ الشُّبُهَاتِ» 550- İmrân b. Husayn der ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Kim Deccal'ı duyarsa ondan uzak dursun. Vallahi; kişi onu mümin biri zannederek ona gider. Ondaki şüpheli durumlar nedeniyle yanında bulunmaya devam eder ve sonunda ona tâbi olur." El-Mu'cemu'l-Kebîr,Taberânî

٥٩٣..، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ ﷺ : إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ عَلَيْكُمْ بَعْدِي كُلُّ مُنَافِقِ عَلِيمِ اللِّسَانِ» 593- İmrân b. Husayn rader ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Benden sonra sizin için en çok endişe ettiğim şey, her dilbaz münafıktır” buyurmuştur. El-Mu'cemu'l-Kebîr, Taberânî 13.c/396.sf

٥٩٤ - ...، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ: لَأُعْطِيَنَّ الرَّايَةَ غَدًا رَجُلًا يُحِبُّ اللهَ وَرَسُولَهُ، وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ فَأَعْطَاهَا عَلِيًّا 594- İmrân b. Husayn der ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Yarın sancağı Allah'ı ve Resûlünü seven, Allah'ın ve Resûlünün de kendisini sevdiği birine vereceğim" buyurdu ve sancağı Hz. Ali'ye verdi. El-Mu'cemu'l-Kebîr, Taberânî 13.c/396.sf

۱۲ - وَرُوِيَ عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَنَّهُ خَرَجَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ فَجَلَسَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمًا يُحَدِّثُ أَصْحَابَهُ فَقَالَ: «مَنْ قَامَ إِذَا اسْتَقْبَلَتْهُ الشَّمْسُ ، فَتَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ وُضُوءَهُ، ثُمَّ قَامَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ غُفِرَتْ لَهُ خَطَايَاهُ، وَكَانَ كَمَا وَلَدَتْهُ أُمُّهُ» . رَوَاهُ أَبُو يعلى. 12 - Ukbe b. Amir (r.a.) anlatıyor: Resulullah (s.a.v.) ile birlikte Tebûk Savaşı'na katılmıştım. Bir gün Resulullah (s.a.v.) oturmuş ashabı ile konuşurken: "Kim kuşluk vakti kalkıp iyice abdest alır, sonra iki rekât namaz kılarsa günahları bağışlanır ve annesinden doğduğu gibi temiz olur" buyurdu. (Ebû Ya'lâ el-Mavsılî, Müsned,249) Terğib ve Terğib,Münzirî

٥٤٧ - أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ قَالَ : أَخْبَرَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ ، عَنْ عُقَيْلِ بْنِ خَالِدٍ ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ : إِنَّ الشَّيْطَانَ قَالَ : لَنْ يَنْجُوَ مِنِّي الْغَنِيُّ مِنْ إِحْدَى ثَلاثٍ : إِمَّا أُزَيَّنُهُ فِي عَيْنَيْهِ فَيَمْنَعَهُ عَنْ حَقِّهِ ، وَإِمَّا أَنْ أُسهَّلَ لَهُ سَبِيلَهُ فَيُنْفِقَهُ فِي غَيْرِ حَقِّهِ ، وَإِمَّا أَنْ أُحَبِّبُهُ إِلَيْهِ فَيَكْسِبَهُ بِغَيْرِ حَقْهِ . 547- Seleme b. Ebî Seleme b. Abdirrahman b. Avf'ın, babası kanalıyla bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Şeytan şöyle der: Zengin kişi şu üç şeyden biri ile asla benden kurtulamaz. -Ya ona zenginliği süslerim ki bu da onu hakkını (zekatını) ödemekten alıkoyar. -Ya yolunu (kötülükleri) o kadar kolay kılarım ki o da bu malı haksız yerde harcar. -Ya da malı kendisine o kadar sevdiririm ki onu haksız olarak elde eder." Zühd, İbnü'l-Mübarek

٥٠٨ - أَخْبَرَنَا مُجَالِدُ بْنُ سَعِيد عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ عَنِ الْمُسْتَوْرِدِ بْنِ شَدَّادٍ أَحَدِ بَنِي فِهْرٍ قَالَ كُنْتُ فِي الرَّكْبِ الَّذِينَ وَقَفُوا مَعَ رَسُولِ اللهِ ﷺ عَلَى السَّخْلَةِ الْمَيِّتَةِ فَقَالَ رَسُولُ الله : أَتَرَوْنَ هَذِهِ هَانَتْ عَلَى أَهْلِهَا حَتَّى أَلْقَوْهَا قَالُوا مِنْ هَوَانِهَا أَلْقَوْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ فَالدُّنْيَا أَهْوَنُ عَلَى اللَّهِ مِنْ هَذِهِ عَلَى أَهْلِهَا 508- Fihr oğullarından biri olan Müstevrid b. Şeddâd der ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikte ölü oğlağı gören kafile içinde ben de vardım. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Sizce bu (leş) sahipleri yanında değersiz midir ki onu atmışlardır?" buyurunca: "Ey Allah'ın Resûlü! Onu değersiz olmasından dolayı atmışlardır" dediler. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Yüce Allah'ın katında dünyanın değeri de bu oğlağın sahiplerinin yanındaki değerinden daha azdır" buyurdu. [Tirmizî, Sünen 3/262] Zühd, İbnü'l-Mübarek

Cum 17.28 hilm ve rıhle.mp38.03 MB

١٩٣ - ...عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِي، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللهِ ﷺ : «لَا حَلِيمَ إِلَّا ذُو عَثرَةٍ، وَلَا حَكِيمَ إِلَّا ذُو تَجْرِبَةِ» [قَالَ مَوْهَبٌ : قَالَ لِي أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ : أَيْشٍ كَتَبْتَ بِالشَّامِ؟ فَذَكَرْتُ لَهُ هَذَا الْحَدِيثَ، قَالَ: لَوْ لَمْ تَسْمَعْ إِلَّا هَذَا لَمْ تَذْهَبْ رِحْلَتُكَ.] 193- Ebû Saîd el-Hudri, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurduğunu bildirir: "Daha önce ayağı kaymamış/hata yapmayan kişi yumuşak huylu/halîm olamaz. Tecrübesi olmayan kişi de bilge/hakîm olamaz." (Ravi) Mevheb dedi ki: Ahmed b. Hanbel bana: "Şam'da ne yazdın?" diye sorunca ona bu hadisi zikrettim.Şayet bu hadisten başka hadis dinlememiş olsaydın bile rihletin (ilim seyahatin) boşa gitmemiş sayılırdı" dedi.

٤٨٠ - حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ قَالَ أَخْبَرَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ قَالَ : أَخْبَرَنَا أَبُو سَلَمَةَ ثَابِتٌ الدَّوْسِيُّ ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللهِ ، قَالَ : كَانَ مَنْ دُعَاءِ النَّبِيِّ ﷺ : اللَّهُمَّ ارْزُقْنِي عَيْنَيْنِ هَطَالَتَيْنِ تَبْكِيَانِ بِذُرُوفِ الدُّمُوعِ ، وَتَشْفِيَانِي مِنْ خَشْيَتِكَ قَبْلَ أَنْ يَكُونَ الدُّمُوعُ دَمًا ،وَالأَخْرَاسُ جَمْرًا . 480- Sâlim b. Abdillah der ki: Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) dualarından biri de şöyleydi: "Allahım! Gözyaşlarım kana, dişlerim de kor ateşe dönüşmeden senin korkunla gözyaşı akıtarak kalbe şifa verecek ağlayabilen iki göz ver bana." Zühd, İbnü'l-Mübarek

٤٨٧ - حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ قَالَ : أَخْبَرَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ قَالَ : سَمِعْتُ الأَوْزَاعِيَّ يَقُولُ : سَمِعْتُ بِلالَ بْنَ سَعْدٍ يَقُولُ : أَخٌ لَكَ كُلَّمَا لَقِيَكَ ذَكَرَكَ بِحَظْكَ مِنَ اللَّهِ ، خَيْرٌ لَكَ مِنْ أَخِ لَكَ كُلَّمَا لَقِيَكَ وَضَعَ فِي كَفَّكَ دِينَارًا. 487- Bilal b. Sa'd der ki: "Seninle her karşılaştığında sana Allah'tan olan nasibini hatırlatan bir kardeşin, her karşılaştığında avucuna bir dinar koyan kardeşinden daha hayırlıdır." Zühd, İbnü'l-Mübarek

إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ السَّهْلَ الطَّلْقَ 149. "Allah, hatır gönül gözeten, kolaylık gösteren güler yüzlü kimseyi sever." Müsned-i Şihab,Kuzaî

٤٣١ - أَخْبَرَنَا ابْنُ المبارَكِ قَالَ : أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ ، عَنْ عُبَيْدِ اللهِ بن زَحْرٍ ، عَنْ خَالِدِ بْنِ أَبِي عِمْرَانَ ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ قَالَ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ لَا يَكَادُ يَقُومُ مِنْ مَجْلِسِهِ إِلَّا دَعَا بِهَؤُلاءِ الدَّعَوَاتِ : اللَّهُمَّ اقْسِمْ لَنَا مِنْ خَشْيَتِكَ مَا يَحُولُ بَيْنَنَا وَبَيْنَ مَعَاصِيكَ ، وَمِنْ طَاعَتِكَ مَا تُبَلِّغْنَا بِهِ رَحْمَتَكَ ، وَمِنَ الْيَقِينِ مَا تُهَوِّنُ بِهِ عَلَيْنَا مُصِيبَاتِ الدُّنْيَا ، وَمَتعْنَا بِأَسْمَاعِنَا وَأَبْصَارِنَا وَقُوَّتِنَا مَا أَحْيَيْتَنَا ، وَاجْعَلْهُ الْوَارِثَ مِنَّا ، وَاجْعَلْ ثَأْرَنَا عَلَى مَنْ ظَلَمَنَا ، وَانْصُرْنَا عَلَى مَنْ عَادَانَا ، وَلا تَجْعَلْ مُصِيبَتَنَا فِي دِينِنَا ، وَلاَ تَجْعَلِ الدُّنْيَا أَكْبَرَ هَمّنَا وَلَا مَبْلَغَ عِلْمِنَا ، وَلَا تُسَلِّطْ عَلَيْنَا مَنْ لَا يَرْحَمْنَا 431- İbn Ömer'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) oturduğu meclisten kalkacağı zaman mutlaka şu duaları yapardı: "Allahım! Sana karşı işlenecek günahlarla aramızda perde olacak korkundan, bizi rahmetine ulaştıracak itaatten, dünya musibetlerine karşı tahammülümüzü kolaylaştıracak güçlü bir iman nasib et. Allahım! Bizi yaşattıkça kulaklarımız gözlerimiz ve gücümüzden bizi faydalandır. Aynı şeyleri soyumuza da nasib et. Bize zulmedenlerden intikamımızı al. Bize düşmanlık edenlere karşı bize yardım et. Bizi dinimizden yaralama. Dünyayı en büyük gayemiz eyleme. Dünyalık bilgilerle de sonumuzu getirme. Bize acımayanları üzerimize musallat etme." [Tirmizî, Sünen (4/259).] Zühd, İbnü'l-Mübarek

١٧٦ - ...، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، قَالَ: قَالَ رَجُلٌ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا الْإِيمَانُ؟ قَالَ: «إِذَا سَرَّتْكَ حَسَنَاتُكَ، وَسَاءَتْكَ سيِّئتُكَ/سَيِّئَاتُكَ، فَأَنْتَ مُؤْمِنٌ، قَالَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَمَا الْإِثْمُ ؟ قَالَ: «إِذَا حَاكَ فِي قَلْبِكَ شَيْءٌ فَدَعْهُ». 176- Ebû Umâme anlatıyor: Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü! İman nedir?" diye sordu. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "(Yaptığın) iyiliğine sevindiğinde ve (işlediğin) kötülüğüne üzüldüğünde, sen, (gerçek) bir müminsin" buyurdu, Adam: "Ey Allah'ın Resûlü! Günah nedir?" diye sordu. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "(Yaptığın) herhangi bir şey göğsünü tırmaladığında (içini kemirdiğinde) hemen onu terk et" buyurdu. (Ahmed,Müsned ;5/255, 5/256.) İbn-i Hibbân, Sahih

٣٩١ - .. ، أَنَّهُ سَمِعَ مَكْحُولاً يَقُولُ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ : لَا تَكُونُوا عَيَّابِينَ ، وَلَا مَدَّاحِينَ ، وَلاَ طَعَانِينَ ، وَلاَ مُتَمَاوِتِينَ . 391- Mekhûl'un bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Ayıplayıcı, övücü, yerici ve ahmak (ölmüş gibi) olmayınız." (Tirmizî, Sünen,3/314) Zühd, İbnü'l-Mübarek

٣٩٦ - أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ قَالَ : أَخْبَرَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ ، عَنْ هِلَالِ بْنِ عَلِيٍّ ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكِ قَالَ : لَمْ يَكُنْ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ سَبَّابًا ، وَلَا فَخَاشًا. وَقَالَ ابْنُ حَيْوَةَ : فَاحِشًا وَكَانَ يَقُولُ لأَحَدِنَا عِنْدَ الْمُعَاتَبَةِ : مَا لَهُ تَرِبَتْ جَبِينُهُ 396- Enes b. Mâlik der ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) sövüp sayan, kötü sözler söyleyen/kötü davranan birisi değildi. Birimize sitem edeceği zaman da: "Neyi var! Alnı toprağa bulansın!/secde edesice" derdi. [Buhârî, Sahîh (10/347).] Zühd, İbnü'l-Mübarek

٣١٥ - أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ قَالَ : أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ الْمَسْعُودِيُّ ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ ، عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ - رَجُلٍ مِنْ بَنِي هَاشِمٍ ، وَلَيْسَ مُحَمَّدَ بْنَ عَلِيٍّ - قَالَ : ثَلَا رَسُولُ اللهِ ﷺ هَذِهِ الْآيَةَ : أَفَمَنْ شَرَحَ اللَّهُ صَدْرَهُ لِلْإِسْلامِ قَالَ : إِذَا دَخَلَ النُّورُ الصَّدْرَ انْشَرَحَ وَانْفَسَحَ ، قِيلَ : هَلْ لِذَلِكَ مِنْ آيَةٍ تُعْرَفُ بِهَا ؟ قَالَ : نَعَمْ ، التَّجَافِي عَنْ دَارِ الْغُرُورِ ، وَالْإِنَابَةُ إِلَى دَارِ الْخُلُودِ ، وَالإِسْتِعْدَادُ لِلْمَوْتِ قَبْلَ الْمَوْتِ 315- Amr b. Murre'nin bildirdiğine göre Hâşim oğullarından (Muhammed b. Ali değil) Ebû Câfer adında bir adam dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Allah'ın, göğsünü İslâm'a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir..." (Zümer Sur. 22) buyruğunu okudu ve: "Kalbe nur girip yayıldığı zaman genişler" dedi. Kendisine: "Bunun anlaşılabileceği bir alameti var mıdır?" diye sorunca Allah'ın Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem): "Evet. Aldatıcı yurttan uzaklaşıp ebedilik yurduna yönelmek ve ölüm başa gelmeden ölüme hazırlanmaktır" buyurdu. [Ebû Nuaym, Hilye (8/186) ve Beyhakî, Şuabu'l-İman (438).] Zühd/ İbnü'l-Mübarek

٣٠٤ - أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ قَالَ : بَلَغَنِي أَنَّ رَسُولَ اللهِ ﷺ قَالَ : الْمُؤْمِنُ عَبْدٌ بَيْنَ مَخَافَتَيْنِ ، مِنْ ذَنْبِ قَدْ مَضَى لاَ يَدْرِي مَا يَصْنَعُ اللَّهُ فِيهِ ، وَمِنْ عُمْرٍ قَدْ بَقِيَ لَا يَدْرِي مَاذَا يُصِيبُ فِيهِ مِنَ الْهَلَكَاتِ . 304- İbnu'l-Mübarek'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Mümin kul iki korku arasındadır. Allah'ın kendisine ne yapacağını bilmediği geçmiş günahı ile helak edici neler kazanacağını bilmediği geri kalan ömrü arasında." Zühd/ İbnü'l-Mübarek

144 - أخبرنا عمر بن محمد الهمداني ، حدثنا عبد الجبار بن العلاء ، حدثنا سفيان ، قال : سمعته من إبراهيم بن عقبة ، قال : سمعت كريبا يخبر ، عن ابن عباس ، أن النبي صلى الله عليه وسلم صدر من مكة ، فلما كان بالروحاء استقبله ركب ، فسلم عليهم ، فقال : من القوم ؟ قالوا : المسلمون ، فمن أنتم ؟ قال : رسول الله صلى الله عليه وسلم ، ففزعت امرأة منهم ، فرفعت صبيا لها من محفة وأخذت بعضلته ، فقالت : يا رسول الله ، هل لهذا حج ؟ قال : نعم ، ولك أجر . قال إبراهيم : فحدثت بهذا الحديث ابن المنكدر فحج بأهله أجمعين . 144- İbn Abbâs der ki: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Mekke'den dönüş yolunda Revha'da iken bir kafileyle karşılaştı. Onlara selam veren Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem): "Kimlerdensiniz?" diye sorunca: "Müslümanlarız" karşılığını verdiler ve: "Siz kimsiniz?" diye sordular. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem): "Ben Allah'ın elçisiyim" karşılığını verince kafileden bir kadın hemen çocuğunun kolunun adalesinden tutup hevdecden çıkardı ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu çocuğun haccı caiz olur mu?" diye sordu. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Evet, olur. Sana da sevabı vardır" buyurdu. İbrâhîm der ki: Bu hadisi İbnü'l-Münkedir'e aktardığımda ailecek hacca gitti. İbn-i Hibbân, Sahih

عن أنسٍ قالَ : قدمَ رسولُ اللَّهِ صلَّى اللهُ عليهِ وسلَّمَ المدينةَ ولَهم يومانِ يلعبونَ فيهما فقالَ ما هذانِ اليومانِ قالوا كنَّا نلعبُ فيهما في الجاهليَّةِ فقالَ رسولُ اللَّهِ صلَّى اللهُ عليهِ وسلَّمَ إنَّ اللَّهَ قد أبدلَكم بِهما خيرًا منهما يومَ الأضحى ويومَ الفطرِ الراوي : أنس بن مالك | أبو داود (1134) 1134. ...Enes b. Mâlik (r.a.)'den; demiştir ki: - Resûlullah (s.a.) Medine'ye teşrif ettiklerinde Medine'lilerin eğlenip oynadıkları iki günleri vardı. Efendimiz: "- Bugünler neyin nesidir?" dedi. - Biz câhiliye devrinde bugünlerde eğlenirdik (ya Resûlallah), dediler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.): "- Şüphesiz Allah size bu günlerin yerine daha iyilerini, Kurban ve Fıtır günlerini (Kurban ve Ramazan Bayramlarını) verdi" buyurdu. SÜNEN-İ EBÛ DÂVÛD