🌏 BirlikNET
Kanalga Telegram’da o‘tish
🇹🇷 2002 yılında kurulan Türkiye nin ilk Askeri / İstihbari fikir Klubüdür. 📍ANALİZ İSTİHBARİ BAKIŞ ÖNGÖRÜ İÇERİR
Ko'proq ko'rsatish654
Obunachilar
Ma'lumot yo'q24 soatlar
-47 kunlar
-1330 kunlar
Postlar arxiv
654
❗CEZA CAYDIRICI OLACAK TAMAM DA, 28 BİN LİRA ASGARİ ÜCRET OLAN BİR ÜLKE BURASI, AYRICA AMAÇ CAYDIRICILIK MI, BÜTÇE Mİ?
Bilecik'te, ehliyeti olmayan ve Jandarma'nın "DUR" ihtarına uymayarak kaçtıktan sonra yakalanarak hakkında 420 bin 743 TL trafik cezası kesilen 26 yaşındaki sürücü H.Ö., olayın ardından evine giderek ruhsatsız tüfekle kendi yaş*mına son verdi.
🗞️ Bilecik Haber
#Çolpan
654
+1
✍️ NATO Heyeti Temsilcisi MÜLLER Anıtkabir defterine not bıraktı : NATO adına Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu babasının mirasını onurlandırmak ve yüce hatıranızın huzurunda milletinize duyduğumuz sonsuz saygıyı teyit etmek üzere bugün birlik içinde bir araya geldik.
Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentinde, 'Yurtta sulh, cihanda sulh' şeklindeki asırlık ilkenizin ittifakımızın ruhunun özünü nasıl yansıttığını ve yolumuzu nasıl aydınlattığını idrak ediyoruz.
NATO Ankara Zirvesi vesilesiyle yüce milletinizi ziyaret etmekten duyduğumuz en derin minnettarlığı ifade etmemize lütfen müsaade ediniz.
En derin saygılarımla.
#Alaz
654
Atatürk'ün Kendi El Yazısıyla Yazılmış Onuncu Yıl Nutku'nun Orijinali.
“İstiklâl” Kelimesinin Üzerini Çizerek “Kurtuluş Savaşı” Olarak Değiştirmiştir.
#Daykom
654
UEFA'dan FIFA'ya Trump tepkisi: Kırmızı kart cezası ertelemesine inanamıyoruz
🔴 ABD''nin Dünya Kupası son 32 turunda Bosna Hersek'le oynadığı maçta kırmızı kart gören Folarin Balogun'un bir maç men cezasının Trump'ın bizzat FIFA Başkanı Infantino'yu araması sonrası ertelenmesi, UEFA'nın tepkisini çekti
🔴 ABD takımının yıldız forvetinin Trump baskısıyla bu akşam Belçika karşısında son 16 maçına çıkması öncesi UEFA, “kırmızı çizginin aşıldığı” açıklaması yaptı:
🔴 “Böylesine emsalsiz, anlaşılmaz ve haksız bir karar karşısında şaşkınlığı içindeyiz.
🔴 Kuralların kesinliği artık koruyucuları tarafından garanti edilmediğinde, oyunun bütünlüğü tehlikeye girer ve bir müsabakanın güvenilirliği zedelenir."
#Omerta
654
Galata Köprüsü’nde Filistin bayrağı açanlarla, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü ABD’nin Bağımsızlık Günü için Amerikan bayrağının renkleriyle ışıklandıranlar aynı zihniyetin ürünü..
#Omay
654
#TarihteBugün
Atatürk'ün, Hatay davasının sonuca ulaşması nedeniyle yurdun her tarafından gönderilen telgraflara Anadolu Ajansı aracılığıyla cevabı.
(6 Temmuz 1938)
"Hatay millî meselemizin dostça tedbirlerle olumlu sonuca ulaştırılmasından duyulan sevinç yerindedir."
#BirlikNET
654
Hayatını Kaybeden Usta Tiyatro Sanatçısı Zihni Göktay'ın Yıllar Önce Sahnede Söylediği Sözler Yeniden Gündem Oldu.
"Bu Memlekette Olacaksan, Büyük Hırsız Ol. Bir Koyun Çalarsan Tam 30 Yıl Yersin.
Sürüyü Götüreceksin ki Seninle Ticaret Yapsınlar."
Zihni Göktay Hocamıza Saygıyla..
#Daykom
654
Geri kazanım zor ve pahalı. Verim düşük. Yüzde 35 hedefi sadece klima üretiminin ihtiyacını kapsıyor. Çöpten çıkan metal, Çin'in satışının yerini tutamaz.
Ama amaç zaten o değil.
Amaç zaman kazanmak.
Hindistan ve Grönland kaynakları devreye girene kadar sanayiyi ayakta tutacak köprüyü kurmak.
2010'daki ilk kesintinin sonucunu hatırlatayım.
O kesinti Japonya'yı kaynak çeşitlendirmeye ve geri dönüşüme zorladı; Çin'in dünya üretimindeki payı yüzde 97'den yüzde 60'lara indi.
Bir ülkeyi kaynaktan kestiğinizde ona çaresizlik vermezsiniz. Ona hazırlık verirsiniz.
Bugün gülünen klima programı, o hazırlığın ikinci sınavı.
#TheRealist
654
Japonya, geleceğini hurda klimaların içinde arıyor.
4 Temmuz'da Japon basınına bir haber düştü.
Japonya'da eski ev klimaları toplanacak, motorları sökülecek ve içindeki mıknatıslardan değerli metaller çıkarılacak.
Programı yürüten şirket, ülkenin sanayi devlerinden Mitsubishi Electric.
Japon sosyal medyası haberi dalgaya aldı. "Balkonlardan klima çalınır artık" diye espriler döndü.
Çin devlet medyası da katıldı. "Klimadan metal çıkarmak uluslararası bir şaka" diye üst üste yazı yayınladılar.
Burada durun.
Bir habere gülüyorsanız bir kez güler geçersiniz. Üst üste yazı yazıyorsanız, gülmüyorsunuz demektir.
Bu haber şaka değil. Perde arkasında süren bir mücadelenin en yeni cephesi.
Olayı en başından kurayım.
Aylardır Japonya ile Çin arasında Tayvan gerginliği var. Japonya, olası bir Tayvan savaşında askeri seçeneği açıkça dile getirdi.
Çin bunu yanıtsız bırakmadı. Ama yanıt ne diplomatik bir nota oldu ne askeri bir tatbikat.
Çin, Japonya'ya sattığı bir şeyi kesti. Sanayinin en küçük ama en vazgeçilmez parçasını.
Klimanızın motorunu döndüren, telefonunuzu titreten, elektrikli arabayı yürüten küçük mıknatıslar var.
İçlerindeki metaller gramla ölçülüyor ama onlarsız ne fabrika çalışıyor ne füze hedef buluyor ne radar görüyor.
Bu metallerin adı nadir element. Az bulundukları için bu ismi almışlar.
Dünyada bu metalleri işleyip satabilen neredeyse tek ülke Çin. Japonya da yıllarca ihtiyacının yüzde 90'ını oradan aldı.
Kesintinin boyutu rakamlarda net.
Ocak ayından beri Japonya'ya terbiyum satışı sıfır. İtriyum yüzde 90 azaldı. Japonya'nın stokları ay ay eriyor.
Japonya beklemedi.
Hindistan'la maden anlaşmaları imzaladı, Grönland'a heyet gönderme kararı aldı. Ama bir madenin açılması, tesisin kurulması, metalin işlenmesi yıllar istiyor.
Stoklar ayla eriyor, çözümler yılla geliyor.
Klima programı tam bu boşlukta doğdu.
Her eski klimanın kompresöründe güçlü bir mıknatıs var. İçinde neodimyum, praseodimyum, disprosyum ve terbiyum var.
Yani Çin'in artık satmadığı metaller.
Mitsubishi'nin şirketleri klimaları toplayıp söküyor, mıknatısları çıkarıyor; kimya devi Shin-Etsu metalleri ayrıştırıp saflaştırıyor.
Hedef, klima üretiminde kullanılan nadir elementlerin yüzde 35'ini geri kazanımdan karşılamak.
Peki bir ülke böyle bir sisteme nasıl bu kadar hızlı geçebiliyor?
Çünkü sistem yeni değil. 16 yıl önce kuruldu.
2010'da Çin, bir ada krizi sırasında Japonya'ya nadir element sevkiyatını ilk kez kesmişti. Japon sanayisi iki ay boyunca stok sayarak yaşadı.
Kriz bitti ama Japonya o iki ayı hiç unutmadı.
O gün bir karar alındı: bu ülkeye giren hiçbir metal bir daha çöpe gitmeyecek.
Japonlar bu işe bir isim verdi.
Şehir madenciliği.
Mantık basit.
Japonya'nın toprağında maden yok ama Japonya 40 yıldır dünyanın en çok elektronik tüketen ülkelerinden biri. Her telefonda, her bilgisayarda, her klimada azar azar değerli metal var.
Maden toprağın altında değil. Şehrin içinde.
Araştırmalara göre Japonya'nın elektronik atıklarında, dünyanın altın rezervinin yaklaşık yüzde 16'sı kadar altın birikmiş durumda
Bu sistemin gücünü dünya bir kez gördü ama kimse önemsemedi.
2020 Tokyo Olimpiyatları'nın madalyalarının tamamı, halkın bağışladığı eski telefonlardan çıkarılan metallerle üretildi.
Beş bin madalya, tek gram maden çıkarılmadan.
Herkes bunu sevimli bir çevre projesi sandı. Oysa o bir tatbikattı.
Bugün o sistem gerçek görevine çağrıldı.
Japonya'nın klimalarındaki o metalleri oraya kim koydu?
Çin.
Çin bu metalleri Japonya'ya 40 yıl boyunca kendi eliyle sattı. Japonya aldı, cihazlarına koydu, kullandı, hurdaya ayırdı.
O hurdalar şimdi ülkenin metal deposu.
Bir ülke sattığı malı geri alamaz.
Bir katman daha var. Onu da Çin medyasının kendisi işaret ediyor.
Programın resmi hedefi klima üretimi.
Ama Çin basınının yazılarında altı çizilen detay şu: programı yürüten Mitsubishi Electric, aynı zamanda Japonya'nın füze ve radar sistemleri üreten en büyük savunma şirketlerinden biri. Klimadan çıkan mıknatıs metalleri, güdüm sistemlerinde kullanılan metallerle aynı.
Tablonun öbür yüzü de var.
654
Osmanlı 1919’da değil bir imparatorluk, egemen bir devlet bile değildi! Ülkede işgal vardı ve savaş bu işgale karşı kurtuluş savaşıydı.
Milli Mücadele demek gerçeği örtmez! MEB’ye hatırlatalım; Milli Mücadele’nin amacı işgalden ve işgalciyle iş birliği yapandan kurtulmaktı!
#AhmetYAVUZ
654
🔵🇫🇷Fransa, 🇹🇷Türkiye'ye SAMP/T hava savunma sistemi satışına ilişkin tutumunu yumuşattı
🔸 Fransa, yıllarca süren siyasi muhalefetin ardından, Fransız-🇮🇹İtalyan ortak yapımı SAMP/T hava savunma sisteminin Türkiye'ye olası satışına açık ve bu da Ankara ile daha somut görüşmelerin önünü açıyor.
📋Reuters
#BirlikNETDefence
654
Öte yandan yakın tarihte Keltlerin (İrlandalılar, Galiler, İskoçyalılar) DNA'sı incelendi ve Altay'dan geldikleri kanıtlandı. Vikingler, Finikeliler ve İtalya'nın Roma İmparatorluğu' ndan yıllar önce burada yaşayan ve Roma'nın kurucuları sayılan yerli halkı Etrüskler de Türk'tür.
Estrüskler'in DNA'larının Türklerinkiyle yüzde 97 aynı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Kızılderililer Türk'tür, bunu kendileri de söyler. Kültür ve geleneklerindeki benzerlik aşikar. Özellikle Amerika'da Türk soyundan geldiğini söyleyen Meluncanlar' dan olan Cherokee'ler Türkiye ile bugün çok yakın ilişkiler içindedir.
Önceleri herkes bana gülmüştü ama şimdi durum değişiyor. Amerikanın yerli halkları, Kızılderililer, Meksikalılar bu teze çok pozitif tepki veriyor. Çoğu kabul de ediyor. Ancak ABD'deki Amerikalıların veya İngilizlerin pek hoşuna gitmiyor.
'Amerika kıtasındaki pek çok yer ismi aslında Türkçe kökenli. Meksika'daki Teotihuacan kalıntıları aslında Türkçe olan Tea (tanrı)+ Tiwa (Bir Türk boyu olan Tuvaların bugün bir cumhuriyeti de vardır) + Han (krallık anlamına gelen Türkçe kelime) kelimelerinden türemiştir.
Peru'daki Karal kalıntılarındaki piramitler Mısır'dakilerden daha eskidir ve Türkçe'de 'hükümdar' anlamına gelen kral kelimesinden türemiştir. Meksika'da bugün de Türkçe kökenli birçok kelime kullanılıyor. Örneğin dağ/tepelere Meksika'da tepek deniliyor Atatepek, Çapultepek isminde şehirler bulunuyor. Havasu diye bir yer bile var.
İspanyollar Meksika'ya ilk geldiklerinde Aztek'lere hangi tanrıya inandıklarını sorduğunda onlar 'İnana' cevabını vermişti. Bu Antik Sümer'de de bir tanrıçanın adı. Yani Sümerler ile Aztekler aradaki onca mesafeye, okyanusa rağmen aynı adlı tanrıya inanıyor. Dahası Meksikalılar da Hintliler de Türkleri aynı kelimeyle 'Karaskus' diye adlandırıyordu.
Demek ki Amerika'yı İspanyollar değil, önce Türkler keşfetmişti. Sonuçta bunlar gibi sayısız örnek şunu gösteriyor: Dünyanın her köşesindeki bütün uygarlıklar Orta Asya'dan geçmiş ve her yerde ortak olarak karşımıza çıkan din, dil, kültür ve inanışları buradan tüm dünyaya taşımıştır.'
#Daykom
654
Tarih Arşivinden Alıntılar.
2009'da Türkiye'ye gelen 81 yaşındaki Amerikalı araştırmacı yazar Gene D. Matlock, 'Ey Dünya İnsanları Hepiniz Türksünüz' adlı kitabında da yer verdiği ilginç iddialarıyla 'Tüm dünyanın kökeninin aslında Türkler olduğu' tezini yeniden alevlendiriyor.
Yıllar önce İsraillilerin Filistinlilere yaptığı kötü muamele sebebiyle çok üzülmüştüm ve bu insanların bir türlü paylaşamadığı kutsal toprakların tarihi ve buradaki dinlerin kökenleri üzerine araştırmalar yapmaya başladım. Bu araştırmalarımı bir yandan da yazıyordum. Araştırma ilerledikçe her şey beni önce Hindistan'a, daha da derinleştiğindeyse Hindistan'ın kuzeyine götürdü.
Elimi neye atsam önünde sonunda her şeyin kaynağı olarak karşıma Türkler ve coğrafya olarak da Türkiye ve Orta Asya çıkıyordu. Zira dikkatle incelediğimde Eski Ahit (Kitab-ı Mukaddes'in ilk bölümünü oluşturan, Tevrat ve Zebur'u da kapsayan 39 kitap) ve İncil'de İsrail'den bahsedilmediğini gördüm.
Kutsal kitaplarda bahsedilenler aslında Türkiye ile bağdaşıyordu. Nuh'un Gemisi efsanesi, Büyük Tufan... hepsinin kökeni Türkiye ve Türklere dayanıyordu. Bu da bana şunu gösteriyordu: İnsanlığın başladığı yer Türkiye idi. Biz insanlar tüm uygarlığın atası olarak Sümer, Yunanistan, Mısır ve Çin'i görmeye yanlış bir şekilde şartlanmışız.
Birkaç bin yıl önce Kuzey Kutup bölgesinde bir cennette, bolluk içinde yaşayan ileri derecede uygarlaşmış bir halk vardı... Dünyadaki bütün dinler hangi ulusa ait olursa olsun insanlığın beş kökensel ırkı olduğunu söyler. Bu beş ırka Kurus, Krishti ya da Krishtaya deniliyordu. Yaşadıkları yere ise Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta Aden denir. Hindular buraya Uttura Kuru adını verir. Eski Yunan tarihçileri ve mitolojisi ise buraya Hiperborea olarak göndermede bulunur.
Tibetli Budistlar ise Khedar Hand (Tanrı Şiva'nın ülkesi) ve Şambala der. Aynı zamanda buraya Tanrı Şiva'nın toprakları anlamında Sivariya ve Sibirya da denmektedir. Yeni ilk insanların yaşadığı cennet bahçesi Sibirya bozkırlarıdır. Buradaki ilk insan olan Adem (İngilizcedeki yazılışıyla Adam) Türk dilinde 'insanoğlu' anlamında kullanılır.
Nitekim buradaki yüksek zeka ve uygarlığa sahip ari ırk (aryan) Türk'tür. Türkler'in kendilerinden Kıpçaklar, Kurular ya da Aryanlar diye bahsetmesi de bunun kanıtıdır. Ancak pek çok farklı din ve mitolojide geçtiği üzere bu insanlar lanetlenip bir doğal felaket yaşar, dünya ekseninde meydana gelen ani bir sapma ile yaşadıkları yer donmuş, büyük seller olmuştur.
Şimdi adına Türkler dediğimiz Kurular güneye, Orta Asya'ya kaçmak zorunda kalmıştır. Bu anlatılan Büyük Tufan'dı. Nuh ve insanlığın soyunu devam ettiren oğulları da işte bu kökenden geldi yani Türk'tü. Nuh'un gemisinin karaya oturduğu Ararat Dağı'nın Türkiye'deki Ağrı Dağı olduğu inancı da bunu kanıtlıyor.
Böylece Türk soyundan gelen insanlık Türkiye'ye ve aşağıya Mezopotamya ve Hindistan'a dağıldı. Dolayısıyla Sümerler, Hititler, Iraklılar, Kürtler, Hintliler, Mısırlılar hepsi aslında Türk'tü. Kuzey Kutbu'ndan aşağı inerek Kuzey Avrupa'ya İsveç, Finlandiya, İngiltere'ye ve tüm dünyaya yayıldılar. Bugün herkes kendi neslinin izlerini Türklere dek sürebilir.
Dünyanın her köşesinde kullanılan dilden inançlara ve tanrı isimlerine kadar her şeyin dil olarak aynı kökenden geldiğini görebilirsiniz. Bu tüm dinlerin, dillerin de tek bir kaynaktan çıktığını gösteriyor: Türklerden! İngiltere'den, Finlandiya'ya insan isimlerinden yer isimlerine Türkçe kökenli kelimelere rastlayabilirsiniz.
Finlandiya'da Kırkpınar diye bir yer var! Urdu dilinde binlerce Türkçe kelime var. Hintlilerin Kutsal Kitabı Mahabharata aslında Türklerin tarihlerini anlatıyor. Yunanlıların büyük tanrısı Zeus'un ismi de Türkçe. Kudüs, İsa gibi kelimelerin kökeni de aslında Türkçe ve dahası bu bahsedilen yerler de aslında İsrail'de değil Türkiye'de İsa da bu topraklarda yaşadı.
654
Ankara'daki NATO Zirvesi'ne özel 5 TL'lik madeni para basıldı.
• 500 bin adet üretilerek tedavüle sunulacak.
#Omay
654
NATO ve AB liderlerinden Ankara zirvesi öncesi kritik 'savunma' çağrısı
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, yarınki NATO Ankara Zirvesi öncesinde The Economist dergisi için kaleme aldıkları ortak makalede, Avrupa'nın artık "savaşa hazır olması" gerektiğini vurguladı. Soğuk Savaş sonrasındaki barış rehavetinin günümüzün sert gerçekleriyle sona erdiğine dikkat çeken liderler, Rusya ve Çin gibi aktörlerin artan tehditleri karşısında Avrupa'nın savunma sanayisini hızla canlandırmasının ve modern savaş teknolojilerine yatırım yapmasının hayati önem taşıdığını belirtti.
Kıtada artan savunma harcamalarına ve sivil sanayinin askeri üretime entegre olmasına rağmen hava savunması, savaş uçağı ve insansız sistemler gibi kritik alanlarda hala ciddi boşluklar bulunduğunun altı çizildi. Rutte ve von der Leyen, Ukrayna'ya verilen destekle azalan stokların yerini doldurmak ve tam caydırıcılık sağlamak adına, ABD'den Türkiye'ye kadar tüm müttefiklerin uzmanlıklarını ve inovasyon güçlerini eşsiz bir işbirliğiyle bir araya getirmesi çağrısında bulundu.
#Roscoe
Endi mavjud! Telegram Tadqiqoti 2025 — yilning asosiy insaytlari 
