ru
Feedback
Risale-i Nur Dersleri (Edessa)

Risale-i Nur Dersleri (Edessa)

Открыть в Telegram
4 686
Подписчики
+124 часа
-57 дней
-3130 день
Архив постов
20240810 2. Söz – Muş 01:49 Ellâh verdiyse, el getirir yel getirir sel getirir, Ellâh aldıysa, el götürür yel götürür sel götürür. Cerg u beze giren, kırk gün kendine gelemez. Size basit görünür, fakat hakikat budur. Cerg u beze giren kişi, etrafında olan biteni anlayamaz. Cerg u bezin, şarkıların ve çalgı aletlerinin verdiği sarhoşluk, içki sarhoşluğuna hiç benzemiyor. 04:18 Risale-i Nur okuyucularının senelerce okumalarına rağmen şu esrar-ı Kur’anîyeyi çözememelerinin sebebi, Üstad (ra)’ın Mehdi, karşısındaki kişinin de Süfyan olduğu düşüncesinin dava haline getirilmesidir. Kur’an’ın hak davası ve tefsir-i Kur’an olan Risale-i Nur’un hak olan manaları terkedildi; Mehdi ve Süfyan meselesi, dava haline getirildi. Üstad (ra), İmam Ali (ra)’ın vefatından sonra meydana gelen ihilaf ve dedikodulardan bizi kurtarıyor, Asr-ı Saadet’e, doğrudan doğruya sahabenin tarz-ı telakkisine götürüyor. Onların nazarıyla Kur’an’a baktırıyor. 23:10 Lisan-ı Arabî’de, içki içip her türlü edebsizliği işlemeye “işret” denir. Hem maddi içki içer hem saz, caz ve cerg u beze girer. Demek böyle yapan insanlar helak olur. Dersin başında geçen darb-ı meseli nazara alın. Cerg u bezin verdiği sarhoşluk, maddi içkiye ihtiyaç bırakmaz. Tarihe baktığınız zaman ümmet-i Muhammed (asm)’ın, âlem-i insaniyetin, hususan İsrail milletinin cerg u bezin verdiği sarhoşlukla helak olduğunu göreceksiniz. Bütün imparatorluklar, işretten dolayı helak olup gitmişlerdir. 28:19 İnayet ve rahmet-i İlahiye bize nezaret eder. Bize hakaret edenler vazgeçsinler. Ben, bu derslerin çöpüyüm, basmaya hakkınız yoktur. Basmaya kalksanız, Ellah, o çöpü korur. Beni, kendi haletimde bırakın. Başka şeylere mecbur etmeyin. O çöpü yakmaya teşebbüs etseniz, o çöpün sahibi olan Ellah, o çöpü korur. Ellah, sizleri manevi içkiyle, manevi pislikle mübtela etmesin. Velev bir saniye olsun o manevi içkiyle, manevi pislikle mübtela olanlar, daha da kurtulamıyor. O zehr-i kâtil, vücudundan çıkmıyor. Manevi içki olan bu işrete karşı el-Eman, el-Eman diyerek Ellah’dan çare istiyoruz. 42:44 Hepimiz cehl-i mutlak içindeyiz. Bilmediğimizi de bilmiyoruz. Kur’ân, her derde derman, her hastaya şifadır. Kur’ân, her müşkülü halleder.

20240806 21. Lem'a 2. Düstur 6. Ders – Muş 02:44 Kavm-i Nuh, Kavm-i Ad ve Kavm-i Semud’dan daha dehşetli tehlikeler  lem-i İslamiyet ve insaniyeti istila etmiş. İnsaniyeti kurtaracak manevi bir el lazım. İnsaniyeti kurtaracak o manevi el, Risâle-i Nûr şâkirdlerinin, hizmet-i Kur'aniyede bulunan kardeşleriyle ittifak etmeleridir. Maalesef o ittifakı sağlayan kimse yok. Biz, tek başımıza kalsak da لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِۜ diyerek ayağımızı ileriye doğru atacağız, geri adım atmayacağız. Ayağımızı ileri doğru atarken, o şahs-ı manevinin azaları olduğumuzu düşüneceğiz. Değil yalnız bizler, bütün insanlar, belki bütün mevcudat o şahs-ı manevinin birer azasıdır. Demek  lem-i İslamiyet ve insaniyeti kurtarabilmenin yolu, şahs-ı manevi olan hakikat-ı Muhammediye (asm)’ın birer parçası olmaktır. 16:39 Bizi, sahil-i selamete çıkaracak çare, elbette ki Muhammed-i Arabî (asm)’ın hakikatinin bir numunesini manen temsil eden Hz. Nuh gibi bir kaptandır. Kâinat şu anda manen batıyor. Hz. Nuh, manen kaptanımızdır. İnsan-ı kamili temsil eden Nuh (as), şu dünya gemisini sahil-i selamete çıkarır. Bizler, o gemide çalışmalıyız. Hain olmayın, yeter. Eğer hıyanet etseniz, o geminin batmasına sebeb olursunuz. O gemi battığı takdirde kıyamet kopar. Dünyanın bir günlük ömrü kalsa bile, Ellah, o günü uzatıp, nurunu tamamlayacaktır. Bu, va’d-i İlahidir. Maalesef ekser insanlar adım adım küfre doğru gidiyorlar.  26:35 İhlasın sırrı, sırrı adediyet ile ittifaktır. Üç tane bir, ayrı ayrı olsa üç kıymeti var. Sırr-ı adediyet ile ittihad etse, yüz on bir kıymet alır. İnsanlar, sırr-ı adediyet ile ittifak edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, kuvvetleri artar. Namaz kılmanın şart-ı adisi, abdest olduğu; oruç tutmanın şart-ı adisi, yeme-içmeden kesilmek olduğu gibi, Kadîr isminin tecellisine mazhar olmakla muvaffak olmanın, galebe etmenin şart-ı adisi, ittifaktır. İttifakın olduğu yerde Kadîr ismi mütecellidir. 38:52 Galib, Ellah’dır. Kur’an davasına karşı kimse elini kaldırmasın. Bugünden sonra Kur’an davasına karşı elini kaldıranın eli kırılacaktır. Kâinat mescid-i kebirinde Kur'an, kâinatı okuyor! Kâinat, lisan-ı haliyle Kur’an’ı kıraat ediyor! Gelin, Kur’an’ı, Hakikat-ı Muhammediye (asm)’ı dinleyelim, ders alalım. Hakikat-ı Kur’anîyenin parmağına el uzatanın eli kırılacaktır. Ellah’ın geleceğini va’d ettiği gün gelmiştir. İnsan-ı kâmil canlanacak, Kadîr ve Mürîd isimlerinin tecellisine en azam derecede mazhar olmakla  alem-i İslamiyet ve insaniyet halas olacaktır. Cenab-ı Hak, mahza lütuf ve keremiyle kâinatı, bu şekavet-i ebediyeden kurtaracaktır. Dersimiz ve inancımız budur.

20240803 21. Lem'a 2. Düstur 5. Ders – Muş 01:24 Resulullah’ın cesed-i mübareki vefat ettiyse de risalet sıfatı kıyamete kadar bakidir. Dolayısıyla insan-ı kâmil unvanını haiz şahsiyet, esmaya ayinedarlık itibariyle ölmemiş ve ölmeyecektir. Ancak tebeddülat-ı hale mazhar olur. Demek Resul-i Ekrem (asm), bizzat diridir. Peki, bizzat kendisi mi iş yapar? Her asırda Resul-i Ekrem (asm)’ın ayine-i ruhuna ayine olmuş bazı efrad-ı ümmeti bu görevi yapar. Evvelde geçen enbiya-yı kiram, Resul-i Ekrem (asm)’ın ruhaniyetini temsil ederek peygamberlik görevini yapmışlar. Öyleyse evvel geçen peygamberlerin hepsi insan-ı kâmil olan Muhammed-i Arabî (asm)’ın vekili, sonra gelen bütün evliyalar ise O’nun talebesidir. 09:30 Muhammed-i Arabî (asm)’ın tek başıyla ortaya çıkıp bütün dünyanın kâfirlerine meydan okuması, ne kuvvetledir ne parayladır ne cesaretledir ne malladır ne servetledir; ancak imandan gelen güçledir. İnsanın kıymeti imanla olduğu gibi, kâinatın nur ismine mazhariyetle ve esma-i İlahiyeye ayinedarlıkla kıymetlenmesi de imanladır. İman öyle bir kuvvettir ki, girdiği yerde bütün dünyaya ferman okur. İman kuvvetini elde eden kişi, bütün dünyaya maddeten ve manen meydan okur. Gece vaktini düşünelim. Gece geldiği zaman, geceyi üstümüzden defedecek kimdir? Haydi, gücünüz varsa geceyi defedin. Geceyi getiren hangi güç ise, geceyi defedecek odur. Geceyi getiren kim ise, yarının ışığını getiren odur. 18:18 Bütün âlem seraser düşmanımız olsa da inayet ve rahmet-i İlahiye bizlere nezaret eder. Bu nezaretin önünde kumandan ve düşmanı susturucu güç olarak İmam Ali (ra) ile Gavs-ı Geylani (ks) tayin edilmiştir. Yani Resul-i Ekrem (asm) başta olmak üzere bütün peygamberler, bütün ehl-i beyt, bütün şehidler manen diridir ve bu zevatın mümessili, İmam Ali (ra) ile Gavs-ı Geylani (ks) bes’dir yani yeterdir. Eğer bu, nê-bes ise yani yeterli değilse, Cehennem bes’dir, yeterdir. 38:18 Ey aleyhimize çalışanlar! Çok yakın bir zamanda pişman olacaksınız. Bu abd-i acizin Kur’anî davetine icabet edin. Çünkü davet benim değildir, davet Kur’an’ındır. Ben, her ne kadar asi ve mücrim olarak bu derslerde bulunuyor olsam da davam hak’dır, Kur’an hak’dır, Hadis, hakdır, Vahid-i Ehad hak’dır. Nefsimiz cümleden edna, hizmet-i Kur’anîye cümleden a’la. Zahiren ordumuz yoktur; fakat bütün melekler ve bütün mevcudat bize yardımcıdır. Mümessil olarak da İmam Ali (ra) ile Gavs-ı Geylani (ks) tayin edilmiştir. Ben, sizlere hakikati söyledim. İster kabul edin ister etmeyin. Benden mesuliyet gitti. Beşer, gelen darbenin altında kalırsa, suç benim değil. Çünkü ben burada derste neşriyat yapıyorum. Ve göreceksiniz. Ve göreceksiniz. Ve göreceksiniz. Yapacağınız varsa, göreceğiniz de var. Bu tehdidat-ı Kur’anîyeye karşı tevbe ve istiğfar edin, dönün. Filan şeyhin müridiyim, filan kişinin cemaatindenim gibi kîl u kâlleri bırakın. Ellah vekil, hepiniz Kur’an’ın dozeri altında kalacaksınız. Kur’an’ın dozeri gelir, hepinizi siler, atar. Sahtekarlığı bırakın. Kur’an’ın nuru geliyor, çekilin bir tarafa.

20240730 21. Lem'a 2. Düstur 4. Ders – Muş 01:19 Hazret-i İsa (as)’ın semâya ref’ edilmesinden seksen sene sonraya kadar İncil ehli, İslâm dîni üzerine idiler, seyfen cihad ediyorlardı. İncil ehli, seyfen cihad etmekle düşmanlarına galib olunca, seksen senenin sonunda Pavlus denilen birinin İseviler içine girmesiyle bozulma başladı, ruhbaniyet ortaya çıktı. Hz. İsa (as)’ın dini, kılıç dinidir. Nitekim İncil ehli, seksen sene boyunca seyfen cihad etmiştir. İşte Hazret-i İsa (as)’ın semâya ref’ edilmesinden seksen sene sonra ortaya çıkan ve İsevilik dinini bozan o örgüt, hem Hz. Ömer’in hem Hz. Osman’ın hem İmam Ali (ra)’ın şehadetine sebeb olmuş, alem-i İslam’ın her yerindeki Müslümanlar içerisine yerleşmek suretiyle İslam dinini bozmuş. O gizli örgüt, hususan saray içerisine yerleşmekle yönetimde söz sahibi olmuş. Her ne vakit bir kelime-i İslam anlatmışlarsa, kırk hurafeyi yanına koymuşlar, ilmin içerisine hurafeleri yerleştirmişler. 05:22 Hz. İbrahim Halilullah’ın neslinden iki peygamber taifesi gelmektedir. Biri: Hz. İsmail ve onun neslinden gelenlerdir. Diğeri: Hz. İshak ve onun neslinden gelenlerdir. Hz. İsa, Hz. İshak’ın neslindendir. Resûl-i Ekrem (asm) ise, Hz. İsmail neslindendir. İşte ahirzamanda iki nesil birleşir, insan-ı kâmil ünvanını alır, Küre-i Arz’ın hâkimiyetini elde eder. Muhammed-i Arabî (asm)’ın ümmeti, ümmet-i davet ve ümmet-i icabet olmak üzere ikidir. Resûl-i Ekrem (asm) geldikten sonra, “Falan taife, filan peygamberin ümmetidir” denilmez. “Falan taife, filan peygamberin ümmetidir” ifadesini bilerek kullanan birisi şer’an küfre girmiş olur. Kur’ân ve Resûl-i Ekrem (sav) geldikten sonra, sâdece Kur’ân’a ve Resûl-i Ekrem (sav)’in sünnetine tâbi‘ olma mecbûriyyeti vardır. Çünkü diğer kitâbların hükmü hem nesh olmuş, hem de etba‘ları tarafından tahrîf edilmiştir. Hem diğer semâvî kitâblar ve peygamberler, belli bir bölgenin insanına hitab ederken, Kur’ân bütün insânlara hitab eden bir fermân-ı İlâhî, Resûl-i Ekrem (sav) de bütün insanlara gönderilen bir Resûl-i Emîn’dir. Nübüvveti umûmîdir. Belli bir bölgenin veya belli bir tabaka-i insaniyyenin peygamberi değildir. 19:22 En büyük sünnet, esere bakıp Müessiri görmek; nimete bakıp Mün’imi bulmaktır. İşte nübüvvet, bu görevi yapmış. Bu noktada Muhammed-i Arabi (asm)’ı geçen var mıdır? Elbette yoktur. Kur'ân, فَانْظُرْ اِلَى آثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ “Ellâh'ın rahmet eserlerine bak” ifadesiyle eser üzerindeki rahmet fiilini görmeyi emreder. Yağmur veya hububat gibi bir eser üzerindeki rahmet fiilini gördükten sonra ihyaya bak! كَيْفَ يُحْـيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا (yeryüzünü ölümünden sonra nasıl ihya edip diriltiyor!)” Arz’ın ihya edildiğini gördükten sonra, bütün ölülerin diriltilmesini gör! اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْـيِ الْمَوْتٰى  “(İşte Arz’ı öldükten sonra böyle ihya eden, ölüleri de böylece diriltendir.)”  Bütün ölülerin diriltilmesini gördükten sonra, bütün sıfat-ı İlahiyeye intikal et! وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖير “(O, her şeye hakkıyla kâdirdir.)” Haşir Risalesi ve sair eserler, bu ayetten akıp gelmiş. Demek sünnetten murad, esere bakıp, Müessir’i görmek; nimete bakıp Mün’imi bulmaktır. Ayet, bize bu dersi veriyor. Esere bakıp Müessiri görmek, imanı icab eder. Nimete bakıp Mün’imi bulmak ise, ibadeti gerektirir. İşte sünnetin en birinci manası ve ana temeli, esere bakıp Müessir’i görmek; nimete bakıp Mün’imi bulmaktır. Maalesef Risale-i Nur yanlış anlaşılıyor. Sünnet ifadesi, başta tevhid olmak üzere altı erkân-ı imaniyeyi gösteriyor. Kalpte tevhid inancı yerleşse, bütün sünnetler yerine gelmiş olur. Kalb ve fikir bozulduğu takdirde azaların ibadeti ve hareketi de bozulur. Maddi kalb bozulduğu zaman, azalar öleceği gibi; manevi kalb bozulduğu zaman azalar manen ölür, boşa çalışır. Akıl, tefekkürle Ellah’ı bulur. Kalb, nimetten Mün’ime intikal etmekle ibadet eder. Var mıdır bu hünere sahib olan biri?  İşte insan-ı kâmil olan Resûl-i Ekrem (asm), Kur’an’ın emriyle bizzat bu görevi yapmıştır. Düşünebilene bu ayetler kâfidir.

20240727 21. Lem'a 2. Düstur 3. Ders – Muş 03:53 Üstad’ın ömrü hapishanelerde geçtiği için tefsir yazmaya vakit bulamamış. İleride gelecek bir heyete me’haz olsun diye Risale-i Nur’u yazmış. Ahirzamanda Kur’an’ın hakikati yeniden canlanacak, bin beş yüz sene devam edecek, kıyamete kadar parlayacaktır 14:33 Hased ve gıbta arasında ince bir fark var. Gıbta, her ne kadar hased, yâni kıskanmak demek değildir; fakat nefis emmâre olduğu için faziletfuruşluk nev’inden olan gıbta yasaktır. Risale-i Nur talebelerine layık olan, gıpta damarının hiç canlanmamasıdır. Çünkü Üstad’ımızın da ifadesiyle, Mâbeyninizdeki sırr-ı ihlâsa zarar gelebilir 26:00 İnsan-ı Kâmil, sahabe gibi bütün havas ve hissiyatını Kur’an’la terbiye edendir. Ey ehl-i küfür! Ey ecnebiler! Bize layık gördüğünüz bir lokmayla bir hırka size olsun. O lokmayla hırkayı hepinizin başına sarıyorum. Hırkanızı ve lokmanızı alıp defolun, gidin. Şimdiye kadar bizi kandırdınız. Bundan böyle malımıza sahib çıkıyoruz. Size kanmayacağız. Bizi kandırdığınız yeter.

20240723 21. Lem'a 2. Düstur 2. Ders – Muş 13:34 Üstad (ra), ileride çıkacak bir taifenin Risale-i Nur’u, sırr-ı i’caz-ı Kur’an’a götüreceğini, tefsir haline getireceğini uzaktan uzağa hissettiğini söylüyor. Münazarat isimli eserinde 2030 tarihini vererek Risale-i Nur’u, sırr-ı i’caz-ı Kur’an’a götürecek taifeyi bildirmektedir. 24:13 Gelecek olan o heyet-i ilmiye, sadece ümmet-i icabeye hitab etmeyecek, belki insan-ı kâmil nev’inden bir şahs-ı manevi haline gelmekle bütün insaniyeti kurtaracak. Bütün insanlık, ümmet-i Muhammed olduğu için hepsini sahil-i selamete çıkaracaklar, hepsini kurtaracaklar. Yeryüzünde küfür namıyla bir şey kalmayacak şekilde çalışacaklar. Nur-u Ahmed, bir bölgeye has değildir. Bütün dünya, fetih olacak. İstikbalde en yüksek gür sada, İslam’ın sadası olacak. 56:49 Mutasarrıf-ı kulub, bu durus-u Kur’aniyenin düsturlarına riayet etmeyenlere ve haddini aşanlara ilahi kaderiyle tokat vurur. Gelin, şu Kur’an hizmetine tabi olun. Muaraza etmeyin. Muarazanız beyhudedir, size zarardır.

20240720 21. Lem'a 2. Düstur – Muş 08:06 İ’caz-ı Kur’an’ı izah eden zevat-ı aliyenin güzel yüzlü, boylu, poslu olmasını mı şart koşuyorlar? Ellah’ın lütfuna mazhariyet ne güzel sima iledir ne güçledir ne kuvvetledir. Cenab-ı Hak, Kur’an’ın ve Risale-i Nur’un hizmeti için, belki şu alemin hepsini küfürden kurtarıp Küre-i Arz’da imanı yerleştirmesi için bazı simaları ezelden mesh etmiştir. İşte o gün geldiğinde Cenab-ı Hak tarafından ezelden mesh edilen o yüzler parlayacak. O yüzleri kimse kapatamayacak, o nuru kimse söndüremeyecek. Bu söylediklerim, hadis meallerinden muktebestir. 30:06 Hz. Ömer (ra) döneminde yüz binlerce insan Müslüman oldu. Müslüman olanların çoğu Arapçayı bilmiyordu. Yeni Müslüman olanlar Kur’an’ı rahat anlasınlar diye müfessirler Arapçanın gramerine, Sarf, Nahv, Mantık ve Münazaraya göre Kur’an’ın lafzını tahlil etmişler. Herkes, kendi kabiliyetine göre bu işi yapmış. Müfessirlerin Kur’an’ın kelime ve lafızlarını tahlil etmeleri, Kur’an’ın manasını ifade ettikleri anlamına gelmez.

20240713 21. Lem'a 1. Düstur 2. Ders – Muş 08:07 Ellah, bir şeyi tekvinen irade ettiyse, -nadirat hariç- hemen tatbik edilir. Geceyi irade ettiyse, gece gelir. Kışı irade ettiyse, kış gelir. Yazı irade ettiyse, yaz gelir. Teklifi şeriate baktığımız zaman ise, orada şart-ı adi olarak insanın iradesi bulunmaktadır. İnsan, irade ederse, olur. Peki insan irade etmezse, Ellah yapabilir mi? Elbette yapabilir. Ama asıl kanun böyle değildir. Ellah, teklifi şeriatte insanın iradesinin kabulünü şart-ı adi olarak kabul etmiş. 19:43 Senin vazifen, Ellah’ı razı etmektir. Muvaffakiyet için uğraşmak değildir. “Ellahım! Bu işi Sen’in rızan için yapıyorum. Sen de benim bu işimi yap” diye şart koşma. Senin vazifen, doğrudan doğruya Ellah’ı razı etmektir. Muvaffakiyet değildir. Neticede bazen muvaffak olursun, bazen olmazsın. Mühim olan, senin hareketinin Kur’an’a muvafık olmasıdır. Muvaffak olmak, irade-i İlahiyeye bağlıdır. 33:50 Sırat-ı müstakim-i Kur’anîden ayrılma, doğru yolda git, sadece rıza-yı İlahiyi hedef tut.