4 683
Подписчики
Нет данных24 часа
-37 дней
-2630 день
Архив постов
20190707 28.Söz Cennete Dairdir 4.Ders
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Bir eve girdiğinizde ev halkına selâm veriniz. Çıktığınızda da onları selâmla Ellah'a ısmarlayınız.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Bir hastanın yanına vardığında sana duâ etmesini iste. Çünkü onun duası meleklerin duası gibidir.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Biriniz duâ ettiğinde, isteğinde kararlı olsun. "Ellah'ım, dilersen bana ver" demesin. Şüphesiz Ellah'ı zorlayan hiç kimse yoktur.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Biriniz duâ ettiğinde kendi duasına "Âmin" desin.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Birisi yanında bulunmayan kardeşine duâ ederse bu işe görevli melek "Sana da bir misli verilsin" der.
Cennette camid varlık yoktur, herşey canlıdır, cennette taşlar hayvanat derecesine, ağaçlar insaniyyet derecesine çıkar.
İnsan cennette hayal süratinde gezer, beş yüz senelik mesafeyi bir anda görür, beş yüz senelik mesafeden hurilerin nağmelerini işitir. Cennette bir iş bir işe mani olmaz. İnsan cennette bir anda binlerce yerde bulunabilir. Cennette dağıyla, taşıyla, toprağıyla her şey canlıdır. Ellah insanı cennette sultan eder, işte insan böyle bir aleme namzettir.
İnsan, cazibe sahibidir, hayy ve kayyum isminin tecellisine mazhardır, kendisinde bulunan cazibe ile zerreleri kendine çeker, o cazibe ile insanın vücuduna giren zerreler bir anda hayatlanır. İnsan merecel bahreyndir, alemi vücub ile alemi imkana bakabilir kabiliyettedir. Bu dünyada bu hal tam anlaşılmıyor, ahirette ise insan, bir yanda imkan alemiyle meşgul olurken, aynı anda vücub alemini seyreder.
İnsan, cennette imanının kuvveti, iman ve Kur'an hizmetindeki kabiliyetinin inkişafı nisbetinde zevk alır.
/Muş
06/07/2019 22.Mektub Uhuvvet Risalesi
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, gıybet te ameli salihi bitirir.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; kulun Ellah’a en yakın olduğu zaman secde anıdır.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; hikmet mü’minin yitiğidir, nerde bulursa onu alsın.
Kur’an nazarında sağ da sol’dur, sol da sol’dur.
Laiklik ve sosyalistlik Kur’andan gelmemiştir, bunların menbaı ecnebi diyarlarıdır; Mekkeden, medineden, kuds-i şeriften veya peygamberlerden gelen bir üslub değildir, bunlar hep beşeri sistemlerdir, Kur’andan, hadisten tereşşüh etmiş değillerdir. Hiçbir semavi kitaptan -tahrifinden evvel- gelmemişlerdir. Kur’an nazarında bu gibi cereyanların sağı da soldur, solu da soldur.
Lafızdan ibaret olmayan gerçek sol, fakir fukaraya biraz daha bakar, sefahati biraz daha azdır.
Kur’anın takib ettiği sağ, Kur’anı Azimuşşanın kendine mahsus bir cadde-i kübrasıdır, hem tevratın hem incilin hem zeburun hem de bütün suhufu semaviyyenin hülasası Kur’anda dercedilmiştir. Çünkü Kur’an geçmiş suhufu semaviyyenın yanlışlarını tashih, doğrularını tasdik, zamanı geçmiş ahkamlarını da neshetmiştir.
Biz mü’miniz, ittihadımız sadece iman üzerinedir, Kur’an üzerinedir. Bununla beraber biz silahlı bir örgüt değiliz, sağda da ve solda da Müslümanlar var, fakat aldatılmışlardır.
Sağa da sola da tavsiyemiz şudur; mü’min, mü’minin kardeşidir, Kur’anın etrafında toplanın, birleşin, hükmü İlahi ile amel edin, başta farz namaz olmak üzere Kur’anda geçen hükümlerle amel edin.
Vahyi İlahiyeye dayanan siyaset Kur’ana mahsus bir siyasettir ki, bugün küre-i arzda yoktur. Biz kalben bunun taraftarıyız; fakat fiilen tatbikatına çalışamıyoruz, çünkü gücümüz sarmıyor, fitneye ve katlu kitale sebebdir. Her iki tarafta da Müslümanlar var. Yani sağda da solda da müslümanlar var. Müslüman kardeşlerimizi fitneye sokmamak için hem sağı hem solu idare edin. Kimseye kafir demeyin. Size tavsiyem şudur; laikçileri, sosyalistleri, tarikatçileri, vehhabileri, şiileri veya hiçbir sünniyi tekfir etmeyin, yanlışları var diyebilirsiniz, ehli bid'a diyebilirsiniz; fakat tekfir edip kafirdir demeyin. Her kim ki, yüzünü kıbleye çeviriyorsa tekfir etmeyin.
/Muş
06/07/20190 28.Söz 3.Ders
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Misafir, bir topluluğa geldiğinde rızkıyla beraber gelir. Ayrıldığında da o topluluğun günahları bağışlanmış olarak ayrılır.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; İzin istemeden evinize gelen kişiye taam vermeyin, isteğini de vermeyin.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Bir hastayı ziyaret ettiğinizde, daha çok yaşayacağını söyleyin. Çünkü bu söz bir şey değiştirmez, fakat hastanın gönlünü hoş tutar.
Letaif-i aşereden olan nefis, tasfiyeden sonra ruh’dan büyük olur.
Bu dünyada ibadet eden cesettir. Sahabeyi kiram hem dini hem dünyayı beraber yürütmüşlerdir. Nefsin hakkını vermeyip, gidip bir dağda yaşamak ve dini İslamın hakikati budur demek yanlıştır. Haramı helal; helali haram etmeye hakkımız yoktur.
Kumandan odur ki; bütün askerlerini kurtara, yalnız kendini kurtardıysa ne hayrı var ki! Bu ümmetin rehbaniyeti cihad iledir, rehbaniyet istiyorsan cihada git, evini terk edersin cihada gidersin, sonra gelirsin.
Kainatın neticesi hayat; hayatın neticesi insandır, insan ise hem bütün alemin hülasası, hem binbir ismi İlahiyyenin ayinesidir. Bu itibarla insanda hem kainatın hazain-i rahmetini çözecek, hem ihsanatını bildirecek, hem de esmayı anlayacak cihazatlar vardır.
Elbette, şu seyl-i kâinatın bir havz-ı ekberi ve bu kâinat destgâhının işlediği mahsulâtın bir meşher-i âzamı ve şu mezraa-i dünyanın bir mahzen-i ebedîsi olan dâr-ı saadet, şu kâinata bir derece benzeyecektir. Hem cismanî, hem ruhanî bütün esâsâtını muhafaza edecektir. Madem bu âlemde cesed ve ruh beraber çalışır; cesedin, bu âlemin maddi hazinelerini tarttığı gibi, kalb ve ruhun da esmayı İlahiyenin ayinesidir, bu alemde cesed ve ruh beraber oldukları gibi ebedi alemde de beraber olacaklardır.
Ellah insanı ibadet için yaratmıştır, bu dünyada yemek, içmek, bekà-yı şahsî için; evlenmek ise, bekà-yı nev'î içindir, neslin devamı içindir; dar-ı ahirette ise sadece lezzet içindir.
Kudreti İlahiyye, İnşallah bu derslerimizi bomba gibi yapar İslamın nurunu söndürmek isteyenlerin başına vurur ve onların isteklerini ğırtlaklarında bırakır. Sesimiz buradan çıkar fakat; İnşaallah hava vasıtasıyla, melekler vasıtasıyla, yer-gök vasıtasıyla hepsinin dilini tıkatır. Bu derslerimiz manen Müslümanlara bir güç verecek, kuvvet verecek ve ehl-i küfrün fitnesi sönecektir. Ellah’ın rahmetinden ümit varım. Ders buradan oluyor; fakat bütün kafirleri susturuyor, nasıl oluyor onu anlamıyoruz, o bizim vazifemiz değildir. Hacı Hulusi Bey’in Risaleyi nurdan alınan hutbeleri Sedd-i Zülkarneyn gibi olup dinsizliğin bu memlekete girmesine engel olduğu gibi, İnşaallah şu durus-u Kur’aniyye de bu fitnelere engel olup bitirecektir.
/Muş
03/07/2019 28.Söz 2. Ders (Cennete Dairdir)
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Biriniz din kardeşine misafir olduğunda ikram edilen yemekten yesin, ikram edilen su'dan içsin ve ikram edilen yemek ve su hakkında sual etmesin.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Oruçlu bir şekilde bir eve misafir gittiğin zaman tuttuğun oruç ramazan orucu, ramazanın kazası veya nezir orucu değilse verilen yemekten ye.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Biriniz, bir topluluğun yanına vardığında kendisine yer açılırsa otursun. Çünkü bu Ellah tarafından Müslüman kardeşinin kendisine yaptığı bir ikramdır. Eğer yer açılmazsa baksın, boş yer neresi ise oraya otursun.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; biriniz camiye girdiği zaman, evine girdiği zaman ve evinden çıktığı zaman iki rekat namaz kılsın, evine girerken iki rekat namaz kılsa Ellah bu namaz sayesinde evine hayru bereket koyar.
Cennette kadın, eşini hangi surette görmek isterse Cenab-ı Hakk kocasını o şekle koyar, bundan dolayı kadına ikinci, üçüncü bir eş verilmesine ihtiyaç yoktur.
Cennetin asıl ağaçlarının kökleri yukarıdadır, meyveleri ise aşağı doğru sarkmıştır. İnsanın amelinden meydana gelen ağaçların ise kökleri yerde, meyveleri yukarıdadır. Elláhu a'lem.
Cennette dört nehir dışında bir su yukarıdan geçer, Ellah'u a'lem yukarıdan geçen su Kevser nehrinin suyudur.
(Bu konu hakkında tafsilatlı izahat isteyen ilgili dersleri dinleyebilir.)
İnsan bütün Kainatın hülâsası, binbir ismi ilahinin ayinesidir ve bu iki alemin sırlarını açacak anahtarların külüçesidir, insan hadsiz ihtiyaçları ve hadsiz düşmanları var olmakla beraber aciz ve fakirdir. Öyleyse insanın a'mali için bir muhasebe açılacaktır.
Nur-u Muhammedi itibarıyla ve Resul-u Ekremin de yerde bulunması sebebiyle toprak unsuru bütün dünyanın reisidir. Maddeten diğer unsurlar toprağın üstünde olmasına rağmen, toprak unsuru manen hepsinin üstündedir.
İnsanın tezkiyesi inen ahkamla olur. Bu din saray dinidir, çadır dini değildir. Hz Adem’den şimdiye kadar gelen şeriatler bütün saltanatları yıkmış; dini, sarayda oturtmuşlardır. Din devlet tarafından tatbik edilecek bir hakikattir. Din, sadece ruha hitap etmediği gibi sadece cesede de hitab etmiyor. Onun için cennet cismanidir.
Tezkiye-i Kur’aniye, ahlakı hasenedir.
İhlas, Ellah’a karşı samimiyettir.
/Muş
02/07/2019 28.Söz Cennete Dairdir.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Geceleyin evinizden çıktığınızda kapılarınızı kapatın.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Biriniz bir kadınla evlenmek istediğinde, gayesi sadece evlenmek olması şartıyla ona bakmasında hiçbir sakınca yoktur, îsterse evlenmek istediği kimsenin bundan haberi olmasın.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Biriniz bir kadınla evlenmek istediğinde saçını siyaha boyuyorsa bunu ona haber versin.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Günah gizli kaldıkça sadece sahibine zarar verir. Ortaya çıktığında düzeltilmezse topluma zarar verir.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Biriniz camiye girince Peygambere salâvat getirsin ve şöyle desin: "Ellah'ım! Bana rahmetinin kapılarını aç." Camiden çıkınca da Resûlullaha salât ve selâm getirsin ve şöyle desin: "Ellah'ım, Senden fazl ve ihsanını diliyorum.
Ne mutlu o adama ki; günde ayet-i Kur’aniyeden bir-iki ayeti, veyahut hadisten bir-iki hadisi duyar muktezasıyla amel eder.
Elhamdulillah hayatımız hergün Kur’anı ve iki üç hadisi okumakla geçer, Risale-i Nur ki, Kur’anı ve hadisi açıklıyor veyahut ta tefekküre sevkediyor bunu da okuyoruz şükürler olsun.
Amellerin en büyüğü kelime-i şehadettir. İman, ameli salihsiz olmaz. İmanın ikrarı ameli salihdir.
Nassı hadis ile sabittir ki, kıyamet gününde en büyük amel lailahe illallah muhammederresulullah sözüdür.
En büyük ibadet kelime-i tevhidi ders vermek ve okumaktır. İnsan Kur’ani derslerde masivadan kurtulur.
İnsandaki ğayz, düşmanlarının cehennemdeki halinin Cenab-ı Hakk tarafından gösterilmesiyle teskin olur.
Cennete giren her kişi hem kendini, hem cenneti Cemal-i İlahiyyenin ayinesi görür.
Cennette tüm nimetler ihtiyaçtan değil, telezzüz için yenilir.
/Muş
01/07/2019 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 2.Bab 3.Menzil 4.Hakikat 5.Ders
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Üç kişi yolculuğa çıktığında içlerinden birini amir seçsinler.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Biriniz tuvaletten çıktığında şöyle desin: "Bana eziyet veren şeyleri benden gideren, faydalı şeyleri de bırakan Allah'a hamd olsun."
الحمدُ للهِ الذي أذهبَ عنِّي ما يُؤذيني وأمسك عليَّ ما ينفعُني
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Kadın camiye gideceği zaman üzerindeki koku izlerini temizlesin, üzerinde koku varken camiye girmesin.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Evinden çıktığında iki rekât namaz kıl ki kötü bir çıkıştan seni korusun. Evine girdiğinde de iki rekât namaz kıl ki, kötü bir girişten seni korusun.
Hicri üçüncü asra kadar din doğrudan doğruya Kur'an ve hadisten öğreniliyordu, ümmet-i İslam Kur'anda en fazla yer tutan tevhid ve haşir esasatı gibi imani meseleler üzerinde daha çok duruyordu, helal, haramı da tebei olarak öğreniyorlardı. Hicri üçüncü asra kadar herkesin mürşidi Kur'an ve hadis idi.
Sarf, nahiv, belağat, mantık gibi konular Kur'ana alet olması gerekirken hicri ikinci asırdan sonra müstakil birer ilim halini aldılar, nazarlar manayı harfiden, manayı ismiye döndü.
Üstad, tasavvuf ve kelam ilmini avrupanın felsefeyi beşeriyyesinden, yahudilerin batıl inançlarından, hristiyanların teslis akidesinden, hinduların tarikatlarından ve bazı şahsi düşüncelerin tesirinden kurtararak tesviye etmiş, bütün hurafelerden kurtarıp doğrudan doğruya miracı nebeviye bağlamıştır. Üstad Hazretleri tasavvuf ve kelam ilminde tecdid yaparak doğrudan doğruya yeni bir cadde-i kübra açmıştır; bu cadde, bir tarikat, bir meslek, bir mezheb gibi kabul edilmez. Mezhebler haktır, fakat mezhebin taassubu haksızlıktır, mezheb din değildir. Üstad, bütün mezheblerin hakkaniyetini isbat etmekle beraber mezheb taassubunu kaldırmış, tesbit etmiştir.
Amel dört mezhebden çıkmazsa sahihtir, kabulu için Ellah'a yalvar.
Ayet-ül Kübrada anlatıldığı şekilde seyr-i sülük yapmayan tasavvufa girmemiştir. Ayet-ül Kübra hem seyr-i sülük-u kalbi ve ruhi ve aklidir, hem akli delille tevhid, haşir ve melaikelerin tesbitidir.
Kur'anın bütünü hakikattır, hem zahirdir hem batındır, Risale-i Nur asrı saadette olduğu gibi kurbiyyet-i İlahiyyeyi değil, akrebiyyet-i İlahiyyeyi keşfetmiş, hicri üç yüz seneye kadar İslamiyyet nasıl yaşanmışsa, sahabeler Kur'anı nasıl anlamışlarsa o hali getirmiştir.
Kurbiyyet ne demektir?
Felsefeciler, biz aklımızla çalışa çalışa Ellah'a kavuşuyoruz diyorlar, evliyalar da onları taklid ederek biz de kalbimizle çalışarak Ellah'a kavuşuyoruz diyorlar, peki sen koca Sanii alemi nasıl kavrayacaksın.
Üstad ise böyle yapmıyor, Kur'an demiyor ki benim yanıma gelin, Kur'an diyor ki ben sizden size yakınım. Üstad bunu keşfetti ve yerde, gökte Ellah'ı aramaya gerek yok diyerek, her bir inekte, her bir sinekte, her bir kıl'da Ellah'ın bin bir ismini isbat etti.
Kur'anda ve Risale-i Nur'da temsilat yoluyla hakikatler insana yaklaştırılıyor, buna istiare-i temsiliyye denilir, Kur'andaki ankebut ve Hz Musa macerası gibi.
/Muş
30/06/2019 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 2.Bab 3.Menzil 4.Hakikat 4.Ders
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Kul Ellah'dan korkarsa Allah da herşeye onun korkusunu verir. Kul Ellah'dan korkmazsa Ellah da onun kalbine herşeye karşı korku verir.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Bir kul Kur'ân'ı hatmederse altmış bin melek onun için duâ eder.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Biriniz Kur'ân'ı hatmettiğinde şöyle duâ etsin: "Ellah'ım, kabrimde yalnız kaldığımda korku ve yalnızlığımı gider."
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Biriniz bir yolculuğa çıktığında din kardeşlerine veda etsin. Çünkü Ellah onların kendisi için yapacakları duayı mübarek kılar.
Risale-i Nur sahabe mesleğidir, ekrabiyyet-i İlahiyyenin inkişafıdır.
/Muş
20190629 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 2.Bab 3.Menzil 4.Hakikat 3.Ders
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Vefatı esnasında yanında bulunduğunuz kimsenin gözlerini kapatın. Çünkü göz ruhu takip eder. Arkasından hayır söyleyin. Çünkü melekler aile fertlerinin söylediklerine âmin der.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Hâkim hüküm verirken hakkı bulmada gayret gösterir de doğruyu bulursa iki sevap kazanır. Gayretine rağmen hatâ ederse bir sevap kazanır.
Ezanın sonunda Ellahumme rabbe hazihi daveti tammeh diyoruz,
Davet nedir, ezandaki davet kimedir?
Ezanda üç mesele var;
Birincisi; Davet Ellah’adır. Ezanın başında ve sonunda yer alan Ellahu Ekber ile Lailaheillallah kelimeleri tevhidi ilandır. Müezzin günde beş defa tüm şehirlerde ve köylerde bütün insanları eşheduenlailaheillallaha davet eder.
İkincisi: Ellaha davet etmek demek Kur’ana davet etmek demektir. Eşheduennemuhammeden resulullah ise hem Kur’ana davettir hem de dolayısıyla sünnete davettir. Amentude yer alan amentu billahi kelimesi Ellah ile ifade edilmekte olup, Muhammederresulullah kelimesi ise imanın diğer beş rüknü olan ‘’ve melaiketihi ve kutubihi ve rusulihi vel yevmil ahiri ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi’’nin manasını ifade eder.
Üçüncüsü: Hayya’lessalah davet namazadır, ezandan sonra bu manada vessaletul kaimeh diyerek dua ediyoruz.
Bakın hayyale halkatuzikir, hayyale ders, hayyale evrad, hayyale tarikat demiyor. Davet Ellahadır, resulunedir, salate’dir diyor.
Hicri üçüncü asra kadar davet bu şekildeydi, kimse hayyale Şafii, hayyale hanefi demiyordu; şimdi ise herkes kendi kutbiyyetine, gavslığına, şeyhlerinin sülalesine davet ediyor ki, bu davetler şahsi davetlerdir.
Üstad ra diyor ki, davet Kur’ana olmalı yoksa davet bidat olur.
/Muş
29/06/2019 29.Mektub 6.Kısım Hücumatı Sitte
Resul-u Ekrem şöyle buyuruyor; Mü’min mü’minin kardeşidir.
Yine Resul-u Ekrem şöyle emreder, Zalim de olsa mazlum da olsa mü'min kardeşine yardım et.
ﻭَﻟﺎَ ﺗَﺠْﻌَﻞْ ﻓِﻰ ﻗُﻠُﻮﺑِﻨَﺎ ﻏِﻠﺎًّ ﻟِﻠَّﺬِﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ
Ya Rabbi kalbimizde müminlere karşı ğillu ğış, kin bırakma.
ﺍِﻧَّﻤَﺎ ﺍﻟْﻤُﻮْٔﻣِﻨُﻮﻥَ ﺍِﺧْﻮَﺓٌ
mü'min müminin kardeşidir. Birimiz amir birimiz memur değiliz, irtibatımız sadece dinidir.
Cennet ehlinin en yüksek ahlakı, kalblerinde ğillu ğışın, hasedin ve kötü ahlakın olmamasıdır.
/Muş
20190626 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 2.Bab 3.Menzil 4.Hakikat 2.Ders
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Kişi sevabı ölmüş anne ve babasına olmak üzere hac yaparsa, bu hem kendisinden, hem de onlardan kabul edilir ve onların ruhları göklerde bununla sevinir.
Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Kalbinize başkasındaki bir nimete karşı hased duygusu gelirse, o duyguya uyarak haddi aşmayın. Kalbinize gelen sû-i zânnı gerçekmiş gibi kabul etmeyin. Uğursuz gördüğünüz bir şeyi yapmaktan çekinmeyin ve Ellah'a tevekkül edin.
Bin tane bela ve musibet gelse, dünya bir anda ateş-i suzan olsa, kıyamet kopacak hale gelse, ruhunuz da şu gırtlağınıza gelse o anda yine ne diyeceksin لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ Kur'an haktır, hadis haktır, Risaleyi Nur haktır, mezhebler haktır. O gün için en tehlikeli anda -ki şu anda öyle görülüyor- bütün sesimle bağırıyorum; Kur'an, Hadis ve Risaleyi Nur biiznillah, bihavlilllah, bikuvvetillah bütün dünyaya hakim olacaktır, bu noktada zerre kadar tereddüdüm yoktur.
Yok ikidir, üç değil.
1-Kur'anın hakimiyyeti,
2-Kıyametin kopması.
Bu iki yoldan birisi illa olacaktır, üçüncü yol ki, bu halin devamıdır o muhaldir. Mevcut hal müzmahil olacaktır.
Eski hal muhal -yani dünyanın mevcut hali muhal- ya yeni hal getireceksiniz ki; Kur'an hadistir, ya izmihlal.
İzmihlal nedir? Başınıza kıyametin kopmasıdır.
Yeni hali getirirseniz galib olursunuz, eğer yeni hali getirmezseniz bu mevcut eski halle illa ki izmihlal vardır.
Sesim giderse bütün kürreye bağırıyorum; tövbe edin, istiğfar edin.
Kur'anın nurunun yaklaştığı bir zamanda çürümüş, kokuşmuş küffarın ve ecnebilerin medeniyetine, kanunlarına, üslublarına, adablarına veyahut ticari şekillerine meyletmek bir mü'mine yakışmaz.
Başınızı kaldırın لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ sadasını gökten işitin اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ ayetini okuyun.
Siyaseti alem satranç oyunu gibidir, tebeddül eder, hakikatı nuriye hakim olacaktır tereddüd etmeyin. Siyaset alemindeki şekil ne olursa olsun hepsi lehtedir, aleyhte birşey yoktur. Şu anda dünyada bulunan bütün haller Kur'anın lehine dönecektir tereddüd etmeyin.
Hakk şerleri hayreyler, arif onu seyreyler.
Şerrin içinde bir hayır vardır, gizlidir, müstetir huu gibidir, yakında İnşaallah, İnşaallah, İnşaallah huu gibi gizli olan Hakk bütün dünyaya hüküm gösterecektir. Temennimiz ve inancımız budur.
Kur'anın verdiği karar tevhidin dünyaya hakim olmasıdır, Kur'anın dünyaya hakim olmasıdır, bu karar arşı a'zamdan inmiştir ve mühürlenmiştir, Kur'an, şebekeyi şerriyeyi yer yüzünde yakalamış izmihlale götürecektir, Kur'andaki karar-ı İlahi budur Ellahu a'lem.
Siyasi alemdeki zahiri galibiyyet ve mağlubiyyete aldanmayın, herşey güzeldir, endişelenmeyin.
Kader-i İlahi bir gün bir arslan gibi pençesini açar, şu küfrün beynine vurarak beynini paramparça eder, merak etmeyin.
Mü'min Ellah hesabına bakar, Ellah hesabına duyar, Ellah hesabına konuşur, Ellah hesabına tadar, Ellah hesabına düşünür, Ellah hesabına kalbini işletir.
/Muş
Уже доступно! Исследование Telegram 2025 — ключевые инсайты года 
