Münebbihat
رفتن به کانال در Telegram
Günlük Görevler YouTube Kanalımız: https://youtube.com/@munebbih1?si=5CDaIqBOvjFFTV49
نمایش بیشتر889
مشترکین
اطلاعاتی وجود ندارد24 ساعت
-77 روز
-2130 روز
آرشیو پست ها
889
Repost from İbn Kayyim El-Cevziyye رحمـہ اللـہ
İbnu’l Kayyım (rahimehullah) dedi ki:
“İhlas ve tevhid kalpte bir ağaçtır. Onun dalları amel, meyveleri; dünyada güzel bir hayat, ahirette ise nimet içinde ikamettir. Onun semeresi “Bitip tükenmeyen ve yasaklanmayan.” (Vakıa/33) olduğu gibi tevhîd semeresi ve ihlasta dünyada aynıdır. Şirk, yalan ve riya kalpte bir ağaçtır. Onun dünyada ki, semeresi korku, endişe, dert, göğsün daralması ve kalbin kararmasıdır. Onun ahiretteki semeresi ise zakkum ve azap içerisinde ikamettir.”
[El-Fevâid (164)]
889
Repost from Münebbihat
İbn Teymiyye rahimehullah şöyle demiştir:
Kim, sözlerinde, amellerinde, halinde,
kendisine verilen rızıkta ve kalbinin
durumunda eksiklik görüyorsa,
Tevhid ve İstiğfar'a çokça özen göstersin.
Tevhid ve istiğfar ihlas ve samimiyet
çerçevesinde yerine getirilir ise şifa olur.
Ayrıca kim, aile ve akrabası, çocukları,
komşuları ve din kardeşlerinin
üzerindeki haklarını yerine
getiremiyorsa, onlar için dua etsin
bağışlanma talebinde bulunsun.
Mecmuu'l-Fetâvâ 11/698.
889
"Allah’ım!
Ey Musa’yı ve kavmini Firavun ve ordusundan kurtaran,
onlara lütufta bulunup zayıflıklarını zafere ve izzete çeviren Rabbim!
Gazze’deki kardeşlerimize ve dünyanın her yerindeki Müslümanlara da lütufta bulun,
korkularını güvene çevir,
zayıflıklarını kuvvete,
zelilliklerini zafere ve izzete çevir.
Onları açlıktan doyur, korkudan emin kıl."
Amin
889
Âlimlerin ihtilâf ettiği şeye tâbi olup onların sözlerinden (sadece) ruhsatları alan kimse zındık olmuş, ya da olmak üzeredir.
[İbnu’s-Salâh, Fetâvâ 2/500]
Iyâs bin Mu’âviye dedi ki:
“İlmîn şâz olanlarından sâkının!”
el-Esrem, es-Sualât (75) ve Nâsihu’l-Hadîs (181.syf)
İbrâhîm bin Edhem dedi ki:
“Kim Ulemâ’nın şâz görüşlerini yüklenirse, büyük bir şerri yüklenmiş olur.”
el-Hallâl, el-Emr bi’l-Ma’rûf (175)
Suleymân et-Teymî dedi ki:
“Eğer her âlimin ruhsatını veyâ zellesini alacak olursan, bütün şer sende toplanmış olur.”
el-Beğâvî el-Ca’diyyât (1319)
Abdurrahmân bin Mehdî dedi ki:
“Kim ilmin şâz olanlarını alırsa, o ilîmde imâm olmaz.”
İbn Ebî Hayseme, Târîhu’l-Kebîr (691)
İbni Abdi'l-Berr et-Teymî’nin sözünün ardında dedi ki:
“Bu bir İcmâ’dır. Bunda bir ihtilâf bilmiyorum. Hamd, Allâh’adır.”
Câmiu’ Beyâni’l-'İlm (1766-1767)
Sünnet ehli ilmin ve görüşlerin şâz olanlarından ictinâb edilmesi üzerine icmâ' etmiştir.
el-Lâkekâî, Şerhü’s-Sünne (293)
Bu ve benzeri hususlarda ilîm ehlinden birçok kimseden daha kaviller gelmiştir.
Selef-î Sâlihin -Allâh onlardan râzı olsun- her ruhsatı almaktan, ilim ehlinin şâz ve zellelerine tutunmadan sakındırırdı.
Her türlü ruhsatların, şâzların ve zellerin arkasına sığınıp meşhûr ve ma’rûf şeyleri terk etme Bid’at ve Hevâ Ehli’nin menhecindendir.
Bid'at ve Hevâ Ehli akîde ve meheclerini kendi lehlerine olan, çürük şeyler ve tek kalınmış görüşler üzerine binâ eder.
Allâh’tan, selâmet ve âfiyet dileriz
Alıntı
889
Repost from İlim Bahçesi
"İslam, yalnızca birkaç zikir yapıp birkaç nafile namaz kılarak bir köşeye çekileceğin mistik bir din değildir. Allah seni hayatın içinde, sahada imtihan edecek. Cennet bedava değildir; onun için çalışman, gayret göstermen ve mücadele etmen gerekir."
~Şeyh Enver el-Evlaki
889
Repost from Nadide Eserler
Şeyh Ebu Hacer el-Iraki, ilk Afgan cihadının en önemli şahsiyetlerinden biriydi. O, diğerleri arasında temayüz etmişti. Onun iki tane üniversite diploması vardır. Bunlardan ilki "Elektronik Mühendisliği Fakültesi"ndendir. Diğeri ise "Şeriat Fakültesi"nden.
O, 1985 senesinde erkenden Afganistan'a geldi. Hem Şeyh Abdullah Azzam Rahimehullah'a, hem de Şeyh Usame bin Ladin Rahimehullah'a çok yakındı. Allah'ın kitabını çok kuvvetli bir şekilde ezberlemişti. Ramazan aylarında Peşaver'deki Hilal el-Kuveyti Mescidi'nde imamlık yapardı. Allahu Teâlâ ona çok hoş bir ses vermişti. O, sanki Davud'un mizmarlarından bir mizmardı.
Şeyh Ebu Hacer el-Iraki, Şeyh Usame bin Ladin Rahimehullah ile birlikte Sudan'a seyahat etti. O, Sudan'daki şura heyetinde yer alıyordu. Şeyh Usame bin Ladin (rahimahullah) Sudan'dan ayrılınca onu orada bırakmayı tercih etti. Zira orada kendi şahsi ticaretleri vardı. Nairobi ve Darüsselam'daki Amerikan sefaretlerinin bombalandığı sırada ticaret için Almanya'ya gidiyordu.
İşte Ebu Hacer bu yolculuk sırasında, 1998 senesinde yakalandı. Bu Amerika'nın talebiydi. Eylül 1998'de ise Amerikalılara teslim edildi. 2000 yılında mahkeme edildi. el-Kaide'yi kurma çalışmalarında yer aldığı suçlamasıyla onu müebbet hapis cezasına çarptırdılar. Hâlâ Colorado Eyaleti'nde bulunan bir hapishanede tutulmaktadır.
Burada şunu da zikretmek uygun olacaktır: Bir gün namaz kılıyordu. Bu sırada gardiyanlardan biri Kur'ân'la alay etti. Ebu Hacer de hemen demir bir tarağı gözüne soktu. Gardiyan çok şiddetli bir şekilde yaralanmıştı. Bu olaydan sonra Ebu Hacer bir daha mahkeme edildi. 2010'da ağustos ayında yapılan bu mahkeme sonucunda müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Yüce Allah'tan onu esaretten kurtarmasını niyaz ediyoruz. Amin!
Küresel Cihadın Tarihi Syf. 34
889
Repost from Münebbihat
Kalp, suçluluğun yeridir. Yanlış bir şey yaparsanız Allah'ın (cc) fitrata koyduğu "nefs-i levvame" (Kıyamet, 2) sebebiyle kötü hissedersiniz. Ama kalp mühürlendiğinde en korkunç şeyleri yapıp yine de yaptıklarınızdan gurur duyarsınız. Kalp böyle mühürlenir. "Şeytan onlara amellerini güzelleştirir."
(Enfål, 48)
Kalp, utancın, hayânın yeridir. Bu insanlarda hiç haya kalmamıştır! Kalpleri ölünce ne kadar kaba, alçak, müstehcen olduklarını fark etmezler; konuşmaları, hareketleri, kıyafetleri onlar için önemli değildir, Allah'ın (cc) insanlara koyduğu fıtratı çirkin görüp kendilerini güzel sayarlar.
Kalp, sorumluluğun yeridir. Kalp mühürlendiğinde ailelerine, çocuklarına, komşularına, eşlerine karşı bir sorumluluk hissetmezler.
En önemlisi kalp, saygınlığın yeridir. Allah (cc) insanları şereflendirmiştir. Bu his de kalptedir. Öğretmeninize duyduğunuz saygı kalbinizdendir. İslam'a, Resûlullah'a (sav) olan saygınız kalbinizdendir. Kendinize olan saygınız kalbinizdedir. Kalp mühürlendiğinde insanın ne başkalarına ne de kendisine saygısı kalır. Allah'ın (cc) onların kalplerini mühürlemesi küçük bir sorun değildir. Kalpten gelen her güzel şey gitmiştir artık. İnsanın fıtratı kilitlenmiş ve ondan alınmıştır. İnanmayan herkes için denmiyor bu. Ayet; değersiz, aşağılık insanlardan bahsediyor.
-Alıntı
889
Repost from Münebbihat
Kalpte ne vardır?
Kalp sevginin olduğu yerdir. Allah'ın (cc) kalplerini mühürlediği kimseler sevme yetilerini kaybeder. Sevilmeyi hak eden şeylerden nefret ederler. İnananlardan nefret ederler. Hakikati, adaleti sevmeleri gerekirken bunlara karşı nefret beslerler. Kalp merhametin, rahmetin mekânı olduğu için mühürlendiğinde onlar da yok olur. Bu insanlar en zalimce şeyleri yapabilir ve söyleyebilirler.
Kalp, minnetin yeridir. Şükür kalpten gelir. Kalp, mühürlendiğinde minnet hissetmez, kimseye teşekkür etme gereği duymaz.
Kalp, korkunun yeridir. Kalp, mühürlenince insan yaptıklarından ve onların sonuçlarından korkmaz.
Kalp, umudun yeridir. Kalpleri mühürlenenler tamamen umutsuzdurlar. Ahirete, insanların iyiliğine ve kendilerine dair umutları yoktur. Kaderi bir zorunluluk olarak düşünürler. Neyi, nasıl istersen yap; zaten hayat her türlü berbattır. Onların zihniyeti budur.
889
Zira Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "İnsanların diriltileceği gün ve Allah'a temiz bir kalple gelenler dışında, malın da çocukların da fayda vermeyeceği gün beni mahcup etme!"
Şuara, 87-88-89.
889
Şeyh Abdurrezzak bin Abdülmuhsinul İbad "Ziyadetu'l İmân ve Nuksanuhu ve Hukmu'l İstisnai Fihi" isimli kitabında şöyle söylemiştir:
"Kişinin işlerinin zahiren düzgün olabilmesi için kalbinin ve içinin düzgün olması gerekir. Şayet kalbi temizse, içerisinde Allah sevgisi, Allah'ın sevdiği şeylerin sevgisi, Allah korkusu ve Allah'ın sevmediği şeylere düşme korkusu bulunuyorsa bütün organlarının ameli de düzgün olacaktır. Kalbi bozuksa, heva sevgisi ona galip gelmişse, şehvetlere tâbi oluyorsa ve nefsinin isteklerini önceliyorsa bütün organlarının ameli bozuk olacaktır. Bundan dolayı şöyle söylenmiştir: "Kalp, bütün azaların melikidir. Geri kalan azalar ise onun ordusudur." Bu azalar ordusu kalbe daima itaat eder. Ona itaat ederek çalışırlar ve onun emirlerini yerine getirirler. Hiçbir hususta azalar kalbe muhalefet edemez. Şayet melik salih ise, azalar da salih olur. Şayet melik fasitse azalar da fasit olur. Allah katında fayda verecek tek şey selim kalptir.
889
"Günahları ne kadar büyük olursa olsun, hiç kimsenin Allah’ın rahmetinden ümidini kesmesi helâl değildir."
Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye Rahimehullah
889
Repost from ~ Kulliyetu Neva ~
Kıymetli kardeşlerim,
Yarın, Cumartesi günü Aşûre Günü’dür. Bu günü oruçla geçirirseniz –Allah kabul buyurursa– geçmiş bir yılın günahlarına kefaret olur.
Aşûre orucunu, bir gün öncesi ya da bir gün sonrası ile birlikte tutmak sünnettir. Ancak sadece o günü oruçlu geçirmek de caizdir, bunda bir sakınca yoktur.
Sırf alışkanlık hâline gelmiş bir davranış sebebiyle –mesela sigara içmek gibi– bu orucu ihmal etmeyin! Böyle yaparak gelip geçici bir keyif uğruna büyük bir sevabı kaçırmış olursunuz.
“Sınavım var”, “Mülakatım var”, “Özel bir programım var” gibi gerekçelerle bu fırsatı elinizden kaçırmayın! Unutmayın ki Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bir devlet başkanıydı, ordulara komuta ediyordu, insanlara ilim öğretiyordu, münafıkların ve inkârcıların tuzaklarıyla mücadele ediyordu. Aynı zamanda bir aile babası, eş, öğretmen ve eğitimci idi. Bunca yoğunluğa rağmen bu mübarek günleri ihmal etmez, oruçla geçirirdi.
Siz de bu günü oruçla değerlendirin ve bu oruç vesilesiyle Allah’a dua edin: O’ndan, kardeşlerimize layıkıyla destek olmayı nasip etmesini dileyin. Öyle bir yardım ki O’nun razı olacağı ve bizleri vebalden kurtaracak bir destek olsun!
Prof. Dr. İyad Kunaybi
889
Allah'a hamd olsun, Resûlullah’a salât ve selam olsun.
Birincisi:
Âşûrâ günü orucu, geçen senenin günahlarına keffâret olur.
Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:
"Arefe gününün orucunun,(oruç tutan kimsenin) bir önceki sene ile bir sene sonraki senenin (küçük) günahlarına keffâret olmasını ümit ederim. Âşûrâ gününün orucunun, (oruç tutan kimsenin) bir önceki senenin (küçük) günahlarına keffâret olmasını ümit ederim." (Müslim, hadis no:1162).
Bu bir günlük orucun, bir yılda işlenen küçük günahlara keffâret olması, Allah Teâlâ'nın bize bahşetmiş olduğu fazîlet, O'nun bizim üzerimizdeki lütuf ve ihsanındandır. Allah'a yemîn olsun ki bu, büyük bir lütuftur.
Âşûrâ günü orucunun önemi ve fazîletinden dolayı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu günü araştırırdı.
Nitekim İbn-i Abbas'tan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
"Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i, bugünün yani Âşûrâ günü orucu ile bu ayın yani Ramazan orucunun dışında, üstün tuttuğu başka bir günün orucunun fazîletini ararken görmedim." (Buhârî, hadis no: 1867).
İkincisi:
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Âşûrâ günü oruç tutmasının ve insanları bu günde oruç tutmaya teşvik etmesinin nedenini aşağıdaki hadiste belirtmiştir.
İbn-i Abbas'tan -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:
"Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine'ye geldiği (hicret ettiği) zaman yahûdileri Âşûrâ günü oruç tutarlarken gördü.Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara:
- Bugün tuttuğunuz oruç nedir? diye sordu.
Onlar:
- Bugün, Allah'ın, İsrail oğullarını düşmanlarından kurtardığı (Firavun ve kavmini denizde boğduğu) sâlih bir gündür. Bundan dolayı Musa bugün oruç tuttu, dediler.
Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
- Biz Musa'ya, sizden daha hak sahibi ve layıkız.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bugün oruç tuttu ve bugünde oruç tutmayı (ümmetine) emretti." (Buhârî, hadis no: 1865).
Üçüncüsü:
Âşûrâ günü orucu ile elde edilen "günahların keffâret olunması"ndan kasıt; küçük günahlardır. Büyük günahlara gelince, bunlar için özel tevbeye gerek vardır.
Nitekim İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
"Arefe günü orucu, bütün küçük günahları affettirir, sözü; büyük günahların dışındaki bütün günahları affettirir, anlamındadır."
İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- devamla şöyle demiştir:
"...Arefe günü orucu, iki senelik günahları affettirir. Âşûrâ günü orucu bir senelik günahları affettirir. İmamın arkasında namaz kılan kimse, imamın, Fâtiha sûresinin sonunda) âmin demesinden sonra âmin derse ve bu âmin demesi, meleklerin âmin demesine denk gelirse, geçmiş günahları bağışlanır. Bütün bu zikredilenlerden her biri, küçük günahların bağışlanması için uygundur. Eğer o kimsenin küçük günahları varsa onları affettirir. Küçük veya büyük günahları yoksa, ona sevaplar yazılır ve onun cennetteki dereceleri yükseltirilir. Eğer o kimsenin büyük günahı veya günahları varsa ve küçük günahları da yoksa, onun büyük günahlarının hafifletilmesini ümit ederiz." (el-Mecmû' Şerhu'l-Muhezzeb, c: 6).
Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye de -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
"Abdestin, namazın, Ramazan, Arefe ve Âşûrâ oruçlarının keffâreti (günahları affettirmesi), sadece küçük günahlara özel bir durumdur." (el-Fetâvâ'l-Kubrâ; c: 5).
Kaynak: İslamQA
889
Repost from MÜREKKEBİN GÖLGESİNDE
Cuma günü sünnetleri;
1. Gusül abdesti almak
2. Temiz ve güzel elbiseler giymek
3. Misvak kullanmak
4. Güzel koku sürmek (erkekler için)
5. Cuma namazına erken gitmek
6. Camiye yürüyerek gitmek
7. Hutbe sırasında susmak
8. Kehf Suresi okumak
9. Peygamber Efendimiz’e ﷺ salavat getirmek
889
قال محمد بن سيرين: «التقيُّ عن الخطَّائين مشغول، وإنَّ أكثرَ الناس خطايا أكثرهم ذكرًا لخطايا الناس»
[ تاريخ دمشق، لابن عساكر ]
Muhammed b. Sîrîn şöyle demiştir:
“Takvâ sahibi kimse, günahkârlarla uğraşmaktan uzak durur; insanların en çok günah işleyeni ise, insanların günahlarını en çok dile getirendir.”
[İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk]
889
Repost from diraase
1447 hicrî yılı “şer'î gözetleme” ile 27 Haziran’da başladı. Yani 27 Haziran - 1 Muharrem olarak tayin edildi.
Dolayısıyla şer'î ru'yete göre bugün Perşembe, 7 Muharrem. Bu nedenle Âşûrâ günü, yani 10 Muharrem de; 6 Temmuz, Pazar gününe denk gelmektedir.
• Tâsûâ | 9 Muharrem - 5 Temmuz | Cumartesi
• Âşûrâ | 10 Muharrem - 6 Temmuz | Pazar
• Âşûra ertesi | 11 Muharrem - 7 Temmuz | Pazartesi
889
Repost from KÜRESEL MEDYA
⁉️ Davamız Neden Kazançlıdır?
🎬 06. Bölüm / Şeriata Yardım Serisi
🎙 Dr. İyad Kuneybi
Kanala Katıl: KÜRESEL MEDYA
