fa
Feedback
Risale-i Nur Dersleri (Edessa)

Risale-i Nur Dersleri (Edessa)

رفتن به کانال در Telegram
4 684
مشترکین
-124 ساعت
-97 روز
-3230 روز
آرشیو پست ها
20250826 17. Lem'a 8. Nota – Muş 00:18 Çalışan kişi, yaptığı işten lezzet alır. Tekvini emre riayet etmeyen tembel adam ise her daim üfleyip püfler. Aklın iz'ac ve tacizinden kurtulmak için, galiben ya sarhoşluğa ya şeşbeşe ya kumara veya eğlenceye kaçar, ibtâl-i his nev’inden muvakkat bir çâre arar. Demek çalışan adam, işini düşünür, boş vakti yoktur ki edepsizliğe gitsin. Ellah, tekvine riayet edip çalışan adamı teklifî günahlardan korur. Tekvin ile teklif beraberdir, biribirisiz olmaz. Öyleyse teklifle tekvini birleştir. Boş durma ki günaha gitmeyesin. Dünya işini bitirince, ahiret işine bak, ibadetinle meşgul ol. İbadetini bitirince tekrar dünya işine bak, onunla meşgul ol. Tekvini emre riayet edip çalışanlar, çalışmaktan lezzet alır. Tekvini emre muhalefet edip boş duranlar elem çeker. İnsan, namaz, oruç ve sair ibadetlerinde tembellik yaptığı gibi maddi işlerinde de tembellik yapıyor. Aldığı ücreti beğenmeyince “Bu ücret bana kâfi değil” der, işini bırakır, evde boş oturur. Halbuki ücretin azlığına ve çokluğuna bakmadan çalışmak lazım. İbadetler hususunda da bu geçerlidir. Azlığına çokluğuna bakmadan devamlı ibadette bulunmak lazım. Çünkü çalışmakta lezzet olduğu gibi, terkte elem var Ey İnsan! Tembel olma. Azlığına çokluğuna bakmadan çalış. Bugün az olan, yarın çok olur. Ümidsiz olma. 19:29 Mevcudata esma hesabına baksan, her bir mevcud esma kadar kıymet alır. Çünkü bütün kâinat sanat itibariyle ve nimet cihetiyle her bir mevcudda dercedilmiştir. Eğer mevcudatın esmayla irtibatını koparsan, mevcudata mana-yı ismiyle baksan mevcudat çürür, gider. Kâinat, bir cihette mesciddir, bütün mevcudat abiddir, ibadet eder. Bir cihette medresedir, bütün mevcudat dersini okur, tekâmül eder. Bir cihette raks u cevelan yeridir, herkes muhabbetullah ile sarhoştur. Kâinata mescid ve medrese olarak bakmak daha rahattır. Ey insan! Gayrette bulun, çalış, tekâmül et. Adam gelip dersimi dinliyor, “Hoca Abi’nin dersini dinledim. Bu yeterlidir” deyip yatıyor, çalışmıyor. Ben, bu yaşıma geldim hala çalışıyorum, ne olur siz de gayret edin İnsan, fıtrat ve nefis itibariyle dünyayla mübteladır. Halbuki dünya durmuyor. Bir gün gelir, insan, bir ot gibi kurur, gider. Kuruyup giden bir şeye kalbini bağlama. Dünyanın dünyaya bakan yüzü fanidir. Dünyanın bu yüzüne aldanma. Güneş’i seversin, batar. Babanı seversin, ölür. Evladını seversin, vefat eder. Malını seversin, elinden çıkar. Öyleyse yer, gök dahil hiçbir şeye bağlanma. Çünkü bütün alem üzerinde fena damgası bulunmaktadır. Ya nimetin ömrü kısa, ya da nimete mazhar olanın ömrü kısadır. Alemin çarkını çeviren, deveran eden Zat’ı bulmak lazım. Kalb, o Zat’ın (cc) ayinesidir. Ey İnsan! Dünya çürüktür, fayda vermez. İnsi ve cinni şeytanlar menfaat sağlamaz. Nefis hiçbir şeyle tatmin olmaz. Dünya, bir lokma yedirir, bin tokat vurur. Bir lezzet verir, bin elem takar. Ey İnsan! Boş durma! Meşru dairede çalış, ama kalbini bağlama. Ahiretin mezraası olarak çalış, ebedi aleme vasıta et. Boş dursan ya şeşbeşe veya içkiye gidersin. Öyleyse tekvinen ve teklifen bir saniye durmak yasaktır. Ya Rabbi! Bütün bu fanilerden yüzümüzü çeviriyor, Sen’in Baki ismine sığınarak mededi Sen’den bekliyoruz. 52:09 Gökteki bütün faaliyetler yerin hesabınadır. Esas olan gök değildir. Esas olan nur-u Muhammedî (asm) itibariyle yerdir. Bütün alem hakikat-ı Muhammedî (asm) etrafında pervaz eder. Yağmurun yağması, havanın esmesi, Güneş’in ısı ve ışık vermesi yere hizmet içindir. Bütün alem hakikat-ı Muhammedîyenin (asm) cazibesiyle dönüyor. Alemin tekvini hareketinin neticesi, Kur’an’dır, tevhiddir, haşirdir. Demek tekvin, teklife bağlanıyor Adem’den bugüne kadar beşerin çıkardığı bütün kanunlar kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye ve kuvve-i akliyenin tatmini içindir. Hiçbirisi istikameti muhafaza için çıkarılmamıştır. İstikamet, ancak Arş-ı azamdan ve ism-i azamdan gelen Kur’an’la temin edilir. Esma ve sıfatın merkezi her ne kadar Arş olarak görülse de hakikat-ı Muhammedîye (asm) itibariyle topraktır.

20250823 17. Lem'a 6. Nota 2. Ders ve 7. Nota – Muş.mp360.38 MB

20250819 17. Lem'a 6. Nota – Muş 00:22 Sual: İnsan kimdir? Cevab: İnsan, bin bir ism-i İlahiyeye ayinedarlığını bilendir. Ef’al, esma, sıfat ve Zat-ı İlahiyi tanıyandır. Cennet’e namzed olandır. Sanat-ı İlahiyeye dellallık yapandır. Ellah’ın muhatabı olduğunu anlayandır. Ellah’ın yeryüzündeki bir müfettiş-i şakiri olandır. İnsan, sırr-ı miracla kâinatı arkasına atıp Zat-ı Zülcelal’in nuruyla müşerref olmak kabiliyetindedir. İnsan, ebedi aleme namzed bir sultandır. İnsan, alemin misal-i musağğarıdır. Bütün alem insanda toplanmıştır, insan açılsa alem olur. İnsan mükelleftir, Ellah tarafından kâinatın reisi olarak intihab edilmiştir. İnsan, öyle ulvi bir ruha sahiptir ki, bazen bütün alem onun ruhuna idhal olur, bütün alemi kendi ayine ruhunda görür, bütün kâinatın ibadetlerini kendi ibadeti içine alıp ubudiyet sıfatıyla dergâh-ı İlahiyeye takdim eder. İnsan, bast ve kabz haletine girmekle bazen böyle küllileşir. 30:29 “(Muhakkak ki: Biz, insânı en güzel bir biçimde) en mükemmel bir şekil ve surette (yarattık.)” (Tin, 95:4.) Alemde üç çeşit tesbît ve takvîm var. Birincisi: Tin, zeytin ve ağaçların çekirdekleri gibi nebatat taifesine mensub tesbît ve takvim olanlardır. Bunlar hakkında hasen veya ahsen gibi bir vasıf yoktur. Yani bütün alem küçültülmüş, incir, zeytin ve çekirdek içerisinde derc edilmiştir. İkincisi: Hayvanat taifesi gibi takvim-i hasen olanlardır. Hayvanat içerisinde bütün alem bulunmakla beraber beş havâss-ı hamse-i zâhir ve bâtın da bulunmaktadır. Hayvanatın kendisine göre bir görmesi, düşünmesi, şuuru vardır. Hayvanatta beş havâss-ı hamse-i zâhir ve bâtın bulunmaktadır; ama mükemmel değildir, çünkü hayvanatta akıl ve kabiliyet-i nutuk yoktur. Üçüncüsü: Ahsen-i takvîm’dir. Ahsen-i takvim ise, insandır. 37:59 Yanıma gelip yalan, hile ve hıyanetle iş çevirmeye çalışıyorlar. Peki Ellah, bunların yalan, hile ve hıyanetlerini biliyor mu? Elbette biliyor. Ellah, Halîm ve Gafur olduğu için azabda acele etmiyor, onlara mühlet veriyor. Ahirzamanda bütün fitneler son hadde gelir, en son derecede cereyan eder. Şu anda zulmün, küfrün ve sefahatin son zirvesi yaşanıyor. Bunların kemali, zevallerinin başladığını gösterir. Tevrat, İncil, Zebur ve Kur’an’ın va’di tahakkuk edecek bin beş yüz senelik Kur’an hakimiyet devresi gelecektir. Mukadderat-ı nev-i beşer, hafidir, gizlidir. Ellah’ın va’di tahakkuk edecek, nur-u Kur’an dünyanın hâkimi olacaktır.

20250816 17. Lem'a 5. Nota 8. Ders – Muş.mp364.05 MB

20250812 17. Lem'a 5. Nota 7. Ders – Muş.mp349.51 MB

20250809 17. Lem'a 5. Nota 6. Ders – Muş.mp346.63 MB

20250805 17. Lem'a 5. Nota 5. Ders – Muş 00:00 İnsan, nokta-yı istinad ve nokta-yı istimdadı elde etmekle rahat eder. Nokta-yı istinad, iman-ı billahdır yani Ellah’a iman etmektir. Nokta-yı istimdad, ahirete imandır. Bu noktaları kaybeden kişi tabiatperest olur. Tabiatperest adamın nazarında bu dünya bir matemhane-i umumi olur. Bela ve musibetler insana düşman vaziyetini alır. Neticede ölüm gelir, evini harab eder, onu vurur, götürür. Hayata gelenler ise, bela ve musibete duçar olmak üzere gelen kurbanlardır. Demek tabiatperest adamın nazarında her şey tersine döner. Nokta-yı istinadı ve nokta-yı istimdadı olmadığından yani Ellah’ı ve ahireti kabul etmediğinden tabiata saplanan, firavun gibi mağrurane konuşan, bulunduğu makama güvenip insana yukarıdan bakan her münkir öyle bir zelildir ki, menfaat gördüğü her şeyi kendine ilah kabul ettiği gibi, korktuğu her şeyi de kendine mabud ittihaz eder. 30:19 Irkçılık dava edenlerin gayesi millet değildir. Irkçılık dava edenlerin asıl gayesi, kendi menfaat-i nefislerini temin, hırs ve gurularını teskindir. Bunlar kendi şahsi menfaatlerini, ırkları içinde arayan birer zelildir. Irklarını kendi gururlarına alet ederler. 42:54 “Amma” Resûl-i Ekrem (asm), Hz. Ömer (ra), Üstad (ra) ve Hacı Hulusi Bey (ra) gibi “Kur'an’ın hâlis ve tam şâkirdi ise, bir abddir.” Ellah’ın kölesidir. Müstakimdir, kuvve-i akliyesinde, kuvve-i gadabiysinde ve kuvve-i şeheviyesinde ifrat ve tefritten şiddetle kaçar. Her hal-u karında Ellah’ı ve ahireti düşünür. “Fakat âzam-ı mahlûkata karşı da ubûdiyete tenezzül etmez” La ilahe diyerek en büyüğünden en küçüğüne kadar herkesi reddeder. Velev Güneş gibi güçlü olsa da kimseye boyun bükmez, kimseden korkmaz. İllallah diyerek yalnız Ellah’a kulluk eder “ve Cennet gibi en büyük ve âzam bir menfaati gaye-i ubûdiyet yapmaz bir abd-i azizdir.” Onun gaye-i ubudiyeti sadece rıza-yı İlahidir, lillah içindir. Velev Cennet olsun hiçbir menfaat için zillete girmez. Kur’an şakirdi, velev Hz. Süleyman (as) gibi zengin olsa da bütün mülkü Ellah’a teslim eder, Ellah’a karşı kendisini fakr-ı mutlakta bilir. Mümin, ileride yani Cennet’te Ellah’ın kendisine vereceği nihayetsiz mükafatlara nail bir fakir-i zengindir. Mümin, zayıf ve acizdir. Mümin, Ellah’a iman etmekle, nokta-yı istinadı bulmuş, kendisindeki aczi, O’nun kuvvetine bağlamıştır. Demek müminin nokta-yı istinadı, iman-ı billahdır yani Ellah’a iman etmektir. Nokta-yı istimdadı, ahirete imandır. Öyleyse mümin her halükârda َّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِين demeli. 53:44 Fatiha’da yer alan er-Rahman, fakrımıza bakıyor; er-Rahim, aczimize bakıyor. اِيَّاكَ نَعْبُد “Ya Rabbi! Biz fakiriz. Ezelden ebede kadar bütün âlemin fakrını muterif olarak (Yalnız sana ibâdet ederiz.)” وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖين “Ya Rabbi! Biz aciziz. Ezelden ebede kadar bütün âlemin aczini itiraf ederek, belalara karşı (Yalnız Senden meded bekleriz.)” Ellâh, Rahman’dır, hem dünyada rızkımızı verir hem ahirette Cennet’i verir, cemaliyle müşerref eder. Bundan dolayı اِيَّاكَ نَعْبُد “Yalnız sana ibâdet ederiz.” diyoruz. Ellâh, Rahim’dir, dünyada ve ahirette belaları bizden def’eder. Bundan dolayı وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖين “Yalnız Senden meded bekleriz.” diyoruz. İnsanın en büyük arzusu, Cennet olduğu gibi, en büyük düşmanı, Cehennem’dir. İnsan, Cehennem’den şiddetle korkar, devamlı bir surette ilticaya muhtaçtır. Cennet’i şiddetle arzular, devamlı bir surette meded ister. Demek اِيَّاكَ نَعْبُد fakrımıza bakıyor; وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖين aczimize bakıyor. Öyleyse ilacımız Fatiha’da, اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِين içindedir. Fatiha’yı anlayanlar, kurtulur

20250802 17. Lem'a 5. Nota 4. Ders – Muş.mp354.73 MB

20250729 17. Lem'a 5. Nota 3. Ders – Muş.mp346.56 MB

20250726 17. Lem'a 5. Nota 2. Ders – Muş.mp345.44 MB