Tefsir Dersleri (تدارس القرآن)
رفتن به کانال در Telegram
Her gün kısa kısa tefsir notları paylaşıyorum. Kanalı paylaşarak destek olabilirsiniz. Paylaşımları dilediğiniz gibi alabilirsiniz. iletisim: irtibat99@gmail.com
نمایش بیشتر9 981
مشترکین
+124 ساعت
-207 روز
-3830 روز
آرشیو پست ها
*Ayet: 159:
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ اللّهِ لِنتَ لَهُمْ
"Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın." Bu âyette Peygamberimize (s.a.v.) özel olarak güzel ahlâk veriLdiğini gösteren delil vardır. Dikkate değer bir konudur ki, Rasulullah (s.a.v.), insanların, büyüklük vasıflarını kendin de en çok toplayanı ve en mütevazi olanıdır. Çünkü o, neseb bakımından insanların en şereflisi, haseb bakımından en üstünü, amelce en güzeli, ikram etme bakımından en cömerdi ve en fasih konuşanı idi. İşte bunların hepsi, büyüklüğü gerektiren vasıflardır. Öte yandan onun alçak gönüllülüğünü gösteren alametler de şunlardır: O elbisesini yamar, ayakkabısını tamir ederdi. Eşeğe biner, yere otururdu. Kölelerin davetlerine giderdi. Allah'ın sâlat ve selâmı, faziletler ve güzel ahlâk deryası, nur kaynağı Rasulullah (s.a.v.) üzerine olsun.
لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ
"bütün işlerinde onlarla meşveret et." Hasan-ı Basrî şöyle der: "Meşveret eden bir topluluk, mutlaka işlerinin en doğrusunu bulur." Rasulullah ashabı ile çokça istişare ederdi.
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
📚📖✒️İlmi yayınlar yapan tavsiye Telegram Kanalları👇
✍️Medrese Dersleri Ses kayıtları ve ders notları paylaşılmaktadır
@medresedersleri
✍️ Modern Arapçaya dair
@pratikarapca
👉 İslami Kitapların Tanıtımı Hakkında
@kitaprehberi
👉Tefsir Dersleri
@mufessir
✍️ Fıkıh Dersleri ve Güncel Fıkhi meseleler
@fikihdersleri
👉Tefsir, Fıkıh ve Risâle-i Nûr dersleri @meclisikuran
👉Şâfii Fıkhı @fikihdersleri_safi
👉İkinci El islâmi Kitap paylaşımı: @sahafislam ve @nadirsahaf
👉 Fikri tefekküre ve aklı tedebbüre sevkeden hikmetli sözler @hikemiyat
👉 Osmanlıca Dersleri ve paylaşımları
@osmanlicadersleri
👉 Aile ve Çocuk Eğitimi üzerine
@ailecocuk
✍️ Arapça pdf kitap arşivi
@islamickutub
✍️ Kur'ân Tilavetleri
@TilavetulKuran
✍️Ezber amaçlı âyet hadis yayını
@ayethadisezberi
✍️Günlük âyet / hadis yayını
@birayetbirhadis
✍️Risâle-i Nûr İzah ve notlar
@bediuzzaman
✍️Risale-i Nur'dan yayınlar
@saidnursi
👉Risale-i Nur, Tefsir ve Fıkıh dersleri
@meclisikuran
👉 Sahabelerin Hayatı Hakkında
@hayatus_sahabe
👉 Kolay İngilizce
(Arapça ve İngilizceyi aynı anda öğrenin)
@kolay_ingilizce
👉Risâle-i Nûr Soru&Cevap Test Kanalı
@risaleinur_imtihan
👉İslâmî Soru&Cevap Test Kanalı
@sorularla_islam
👉Sorularlaislam bot (İslâmi Sorularla Bilgilerinizi tazeleyin)
@sorularlaislam_bot
*İbn Kesir, İbn Mes'ud'un şöyle dediğini rivayet eder: "Uhud gününde kadınlar müslümanlarm arkalarında olup, müşriklerin yaralılarını öldürüyorlardı. O gün, bizden dünya hayatını isteyen hiçbir kimse yoktur diye yemin etseydim, doğru söylediğimi sanırdım. Nihayet Allah: "Sizden, dünyayı isteyeniniz de vardı; âhireti isteyeniniz de vardı, âyetini indirdi. Rasulullah (s.a.v.), Ashabı muhalefet edip de kendilerine verilen emri yerine getirmeyince, dokuz kişilik bir grup içinde yalnız kaldı. Onuncu şahıs kendisi idi. Müşrikler onu yaralayıp kanını akıtınca şöyle buyurdu: "Onları bizden uzaklaştıran adama Allah merhamet etsin." Sürekli olarak bu sözü söyledi. Nihayet onların da yedisi şehit edildi. Bir de baktılar ki Hamza'nm karnı yarılmış; Hint onun ciğerlerini almış, ağzında çiğniyor, fakat yiyemiyor. Rasulullah (s.a.v.) buna çok üzüldü ve onun üzerine yetmiş namaz kıldı."
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
İbn Kesir şöyle der: "Münafıklar, müşriklerin o anda galip geldiğini görünce, artık işin bittiğine, İslam'ın ve müslümanların yok olduğuna inandılar. İşte, şek ve şüphe ehlinin durumu budur, korkunç bir durum meydana çıktığında böyle âdi düşüncelere kapılırlar." (Muhtasar-ı İbn Kesir, 1/330)
Zübeyr(r.a) şöyle der: "O gün bizim üzerimize uyku indirildi. Beni uyku bastırmışken Muattip b. Kuşeyyir'in şöyle dediğini işitiyordum: "Eğer elimizden bir şey gelseydi, biz burada öldürülmezdik."
*Uhud savaşında sebat edenlerden birisi de, Enes b. Malik'in amcası cesur aslan, Enes b. Nadr'dır. Müslümanlar hezimete uğrayıp da, münafıklar, Muhammed (s.a.v)'in öldürüldüğünü yayınca o şöyle dedi: "Ey Allah'ım! Ben bu müslümanlarm yaptıklarından dolayı senden özür diliyor ve müşriklerin yaptıklarından uzak olduğumu sana arzediyorum" Sonra kılıcı ile ileri atıldı. Biraz sonra önüne Sa'd bin Muaz çıktı. Ona: "Nereye ey Sa'd? Vallahi Uhud'un ötesinden cennet kokusunu alıyorum" dedi ve savaşa devam etti. Az sonra şehit oldu. Müşrikler, onun azalarını keserek parçaladılar. Kızkardeşinden başka hiç kimse onu tanıyamadı. Kardeşi onu parmaklarından tanıdı. Vücudunda sanki seksen küsur kılıç, mızrak ve ok yarası görüldü.
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
📢ikinci el islami kitap paylaşım îlan platformu SahafIslam ve uygulamaya ait site, grup ve kanal:
Grup: @sahafislam
Kanal: @nadirsahaf
web sitesi: www.sahafislam.com
Android İndirme Linki: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mcesen.sahafislam
IOS İndirme Lİnki: https://apps.apple.com/tr/app/sahafislam/id6758525773
(Uygulamaya yüklenen ilanlar kanallarda paylaşılmaktadır)
*Ayet: 152:
وَاللّهُ ذُو فَضْلٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ
"Mü'minlere karşı lütufkardır." Burada kelimesinin nekre gelmesi, lütfun büyüklüğünü gösterir.
*Ayet: 154
ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّن بَعْدِ الْغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاس
"Bu şiddetli üzüntüden sonra sükûnet bulup yatışasınız ve düşmanlarınızdan emin olasınız diye Allah size hafif bir uyku verdi."
Bu da Allah'ın onlara başka bir ihsanıdır. Çünkü korkan kimse uyuyamaz. Buhârî'nin Enes'ten rivayetine göre Ebu Talha şöyle demiştir: "Uhud günü biz mevzilerimizde iken bizi uyku bastırdı." Ebu Talha şöyle devam eder: "Kılıcım elimden düşüyor, onu alıyordum. Tekrar düşüyor, tekrar alıyordum"(Buhârî, Tefsiru'l-Kur'an, 3/11; Tirmizî, K. Tefsiri'l-Kur'an, h.n: 3008)
يَغْشَى طَآئِفَةً
مِّنكُمْ وَطَآئِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ
Bundan sonra Yüce Allah bu emniyetin umumi olmayıp sadece ihlaslılar için olduğunu; münafıkların korku ve dehşet içinde kaldıklarını açıklıyarak şöyle buyurur: "Uyuklama hali sizden bir grubu, yani ihlâslı mü'minleri kaplıyordu. Başka bir grup, yani münafıklar kendi canlarının kaygısına düştüler." Bu durum onları hezimete sürükledi.
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
*Ayet: 151;
وَبِئْسَ مَثْوَى الظَّالِمِينَ
"Zâlimlerin varacağı yer ne kötüdür." Bu cümlede, وَمَأْوَاهُمُ النَّارُ denilerek zamir yerine açık ismin getirilmesi sertlik ifade eder ve onların bir şeyi, konulması gereken yerden başka bir yere koydukları için yani Allah'a şirk koştukları için zâlim olduklarını gösterir. Burada, kötülenen şey hazfedilmiştir. Takdiri şöyledir: "O zâlimlerin barınağı olan cehennem ne kötüdür." Ebussuûd böyle ifade eder.
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
İslâmî Bilgilerinizi Tazeleyebileceğiniz "Kur'an, Hadis, Fıkıh, Siyer, Akaid ve Risâle-i Nûr" kategorilerinde quiz Uygulaması:
Sorularla İslâm
@sorularlaislam_bot
*149. ayet: "Ey iman edenler! Kâfir ve münafıkların size söylediklerini tutarsanız, sizi küfre döndürürler de hüsrana uğrarsınız. İmanı küfürle değiştirmenizden daha büyük bir hüsran yoktur." İbn Abbas (r.a.) şöyle der: Kâfirlerden maksat münafıklardır. Onlar, mü'minler Uhud'dan döndüklerinde: "Muhammed peygamber olsaydı, başına bu musibet gelmezdi. Artık kardeşlerinize dönünüz" dediler.
يَرُدُّوكُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ
"Sizi, Ökçelerinizin üzerinde geriye döndürürler.." Yani imandan küfre döndürürler. Bu, daha önce de geçtiği gibi istiaredir.
*Hadiste şöyle buyurulmuştur: "Bir aylık mesafeden düşmanın kalbine korku salma hususiyeti verilerek bana yardım edildi.(Buhârî, Teyemmüm 1, Salat 56; Nesai, Gusl, 26)
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
*134.Ayet-i kerimede birçok güzel ahlak esası vardır. Bunlar; Allah yolunda bolca harcamak, öfkeyi tutmak, kötülük edenleri affetmek, günahlardan tevbe etmek gibi esaslardır. Bunların herbiri, sayılamıyacak kadar faziletlerin kaynağıdır.
* 135. ayet:
وَمَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُ
"Günahları Allah'tan başka kim bağışlar ki?" Bu soru cümlesi olumsuzluk ifade eder. Günahları, Allah'tan başkası bağışlamaz demektir. Bu cümle, kulların kalblerini hoş etmek, onları tevbeye teşvik etmek ve günahlar ne kadar büyük olursa olsun, Allah'ın affının daha büyük ve rahmetinin daha geniş olduğunu açıklamak için gelmiş bir ara cümlesidir.
*Uhud savaşında müslümanların başına gelen bazı musibetlerden sonra Rasulullah (s.a.v) Medine'ye dönünce, Ashabtan, bazıları: "Allah bize zaferi vadettiği halde, başımıza bu musibet nerden geldi?" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوَاْ إِن تُطِيعُواْ الَّذِينَ كَفَرُواْ
يَرُدُّوكُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ فَتَنقَلِبُواْ خَاسِرِينَ
ile başlıyan âyeti, "Sizden Uhud'da savaşanlardan bazıları yani okçular dünyayı istiyorlardı" bölümüne kadar indirdi.
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
وَسَارِعُواْ إِلَى مَغْفِرَةٍ
"Bir mağfirete koşun." Yani mağfireti gerektiren sebeplere koşun. Bu, bir şeyi, sebebinin yerine zikretme kabilindendir.
Âyette mağfiret cennetten önce zikredilmiştir. Çünkü bir şey, önce pisliklerden temizlenir, sonra süslenir. Buna göre hata ve günahlardan temizlenmemiş olan kimse cennete girmeye hak kazanamaz.
Yüce Allah birçok âyette, âhiretle ilgili amellerde yarışmayı emretti:
سَابِقُوا إِلَى مَغْفِرَةٍ
"Mağfirete koşun" Mağfiret için yarışın"(Hadîd sûresi, 57/21)
فَاسْتَبِقُواْ الْخَيْرَاتِ
" Hayırlarda yarışın" (Bakara suresi 2/148)
فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ
"Allah'ın zikrine koşun" ( Cuma sûresi, 62/9)
فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ
"İşte yarışanlar ancak onda yarışsınlar."(Muttaffifin sûresi, 83/26)
Dünya ile ilgili amellerde ise yavaş hareket etmeyi emretti:
فَامْشُوا فِي مَنَاكِبِهَا
"Yerin sırtlarında dolaşın" (Mülk sûresi 67/15)
وَآخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْأَرْضِ
"Diğer bir kısmınız yeryüzünde yürüyecekler"(Müzzemmil sûresi, 73/20)
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
✅ Yusuf Selâmi Hoca'ya ait "Nahiv, Mantık-Münâzara, Muhâkemat, Akâid-Kelam, Buhâri, Usûl-ü Hadis, Tefsir, Fıkıh, Mesnevi-i Nûriye, Münazarat, Şuaat-Rumûz-İşârat, Nokta Risalesi, İbn-i Mâce, Tulûat, Hutuvât-ı Sitte, Lahikalar, Âsâr-ı Bediiyye, Lem’alar, Mektubat, Sözler, Şualar, Nahiv Dersleri"ne dair ses kayıtlarının olduğu kanallar tek klasörde toplandı, tek bir tıkla tüm kanallara katılabilirsiniz.
https://t.me/addlist/uCnWYwKAy21lNjQ0
* 133. ayet:
وَسَارِعُواْ إِلَى مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَاالسَّمَاوَاتُ وَالأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ
"Allah'a itaat etmek ve emirlerine sarılmak suretiyle, mağfireti gerektiren amellere koşuşunuz ve göklerin ve yerin genişliği kadar geniş olan cennete koşunuz." Nitekim Hadîd sûresinde "Genişliği, göklerle yerin genişliği kadar olan cennete koşun"(Hadîd sûresi, 57/21) buyrulmuştur. Burada maksat cennetin genişliğini açıklamaktır. Genişliği bu kadar olursa, uzunluğu ne kadar olur, düşün. Bu cennetler, Allah'ın emrini uygulayanlar için hazırlanmıştır.
"Onun genişliği semâvât ve arzdır." Yani semâvât ve arzın genişliği gibidir. Burada benzetme edatı ile benzetme yönü gizlenmiştir. Buna teşbih-i beliğ denir.
Burada ne kadar çok geniş olduğunu vurgulamak için, hususi olarak en mânâsına gelen "arz" kelimesi zikredilmiştir. Eni bu kadar olursa uzunluğu ne kadar olur?.. İbn Abbas (r.a.) şöyle der: "Yedi gök ve yedi yer birbirine eklendiğinde ne kadar geniş olursa cennetin genişliği de o kadardır."
(Bizans hükümdarı)Hirakl, Peygamber(s.a.v)'e şöyle yazdı: "Sen beni, göklerin ve yerin genişliğindeki cennete davet ediyorsun. Öyleyse cehennem nerede?" Rasulullah şöyle buyurdu:"Sübhanellah... Peki gündüz olduğunda gece nerede?"(Bu hadisi Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.)
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
*130. ayet:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَأْكُلُواْ الرِّبَا أَضْعَافاً مُّضَاعَفَةً
"Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin." Bu âyetle Yüce Allah, mü'min kullarına faiz alıp vermeyi yasaklamıştır. Aynı zamanda Câhiliyye döneminde kat kat aldıkları faizi kınamıştır. İbn Kesir şöyle der: "Câhiliyye zamanında borcu ödeme zamanı gelince alacaklı şöyle derdi: "Ya borcu ödersin, veya artırırsın." Eğer öderse ne âlâ, yok ödeyemezse, zamanı uzatır ve borç miktarını artırırdı. Bu her yıl böyle devam ederdi. Bazan az bir borç, katlanarak çoğalır ve kat kat olurdu.
"Faizi yemeyin." Burada faiz almayın yerine faiz yemeyin denilmiştir. Çünkü almanın neticesi, onu yemektir. Bu mecâz-ı murseldir. Ayette " kat kat" ifadesinin kullanılması, faiz için ne bir kayıt ne de bir şarttır. O ancak insanların Cahiliyye zamanındaki durumlarını açıklamak ve büyük bir zulüm ve apaçık bir haksızlık olan, bu muameleden dolayı onları kınamak içindir. Zira onlar faizi kat kat alıyorlardı. Ebu Hayyan şöyle der: "Kat kat faiz aldıkları bu kötü işten menedildiler. Bazan öyle olurdu ki, az bir borcun faizi yüzünden borçlunun bütün malı giderdi. Yüce Allah sözüyle onların yıldan yıla faizi katlıyarak artırdıklarına işaret eder. Faizin her türlüsü haramdır. Katlıyarak alma durumu, yasaklamanın bir kaydı ve şartı değildir.
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
📢ikinci el islami kitap paylaşım îlan platformu SahafIslam ve uygulamaya ait site, grup ve kanal:
Grup: @sahafislam
Kanal: @nadirsahaf
web sitesi: www.sahafislam.com
Android İndirme Linki: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mcesen.sahafislam
IOS İndirme Lİnki: https://apps.apple.com/tr/app/sahafislam/id6758525773
(Uygulamaya yüklenen ilanlar kanallarda paylaşılmaktadır)
*124. ayet:
إِذْ تَقُولُ لِلْمُؤْمِنِينَ لَيْسَ لَكَ مِنَ الأَمْرِ شَيْءٌ
"Hani diyordun." Olayı zihinde canlandırmak için, şimdiki zamanın hikayesi muzâri sıygasıyle ifade edilmiştir.
رَبُّكُم
Rabb kelimesinin muhatap zamirine muzaf olması, onlara verilen önemi göstermektedir. Ebus-suûd böyle der.
*128. ayet:
لَيْسَ لَكَ مِنَ الأَمْرِ شَيْءٌ
"Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur." Bu âyet-i kerime Uhud kıssası içerisinde bir ara konu olarak gelmiştir. Rasulullah (s.a.v.)'m rabaiyye dişi kırılıp mübarek yüzleri yarılınca: "Peygamber-lerinin yüzünü kana boyayan bir kavim nasıl kurtuluşa erer" buyurdu. Bunun üzerine âyeti nazil oldu. Yani, Ey Muhammed! Kulların yanlışlarını düzeltmek sana ait değildir. Onların işi Allah'a kalmıştır. Onların işlerinin sahibi Allah'tır. Allah onları ya helak eder veya hezimete uğratır, Veya müslüman olurlarsa tevbelerini kabul eder, küfürde ısrar ederlerse azap eder. Çünkü onlar azaba müstehak olmuş zâlimlerdir.
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
*122. ayet: Bu âyet, Uhud gazası ile ilgili kıssanın ilk âyetidir. Bu konuda 60 âyet nazil olmuştur. Âyetlerin öncekilerle münasebeti şöyledir: Yüce Allah önceki âyetlerde kötü kimseleri sırdaş edinmekten sakındırdı. Bu âyetlerde de ensardan iki grubun gevşeklik göstermesinin sebebini açıklamaktadır. Bu da, başta nifakın başı olan Ubey b.Selûl olmak üzere münafıkların onlara köstek olmalarıdır. Münasebet açıktır. Buhârî ve Müslim Câbir'in şöyle dediğini nakladerler. "O zaman içinizden iki taife bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi" âyeti bizim hakkımızda nazil oldu. Bu iki taife biziz, yani Harise oğulları ve Seleme oğullarıyız. "Allah onların dostudur" kaydından dolayı bu âyetin bizim hakkımızda inmesine sevindik. İnmemiş olsaydı sevinmezdik."
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
📚📖✒️İlmi yayınlar yapan tavsiye Telegram Kanalları👇
✍️Medrese Dersleri Ses kayıtları ve ders notları paylaşılmaktadır
@medresedersleri
✍️ Modern Arapçaya dair
@pratikarapca
👉 İslami Kitapların Tanıtımı Hakkında
@kitaprehberi
👉Tefsir Dersleri
@mufessir
✍️ Fıkıh Dersleri ve Güncel Fıkhi meseleler
@fikihdersleri
👉Tefsir, Fıkıh ve Risâle-i Nûr dersleri @meclisikuran
👉Şâfii Fıkhı @fikihdersleri_safi
👉İkinci El islâmi Kitap paylaşımı: @sahafislam ve @nadirsahaf
👉 Fikri tefekküre ve aklı tedebbüre sevkeden hikmetli sözler @hikemiyat
👉 Osmanlıca Dersleri ve paylaşımları
@osmanlicadersleri
👉 Aile ve Çocuk Eğitimi üzerine
@ailecocuk
✍️ Arapça pdf kitap arşivi
@islamickutub
✍️ Kur'ân Tilavetleri
@TilavetulKuran
✍️Ezber amaçlı âyet hadis yayını
@ayethadisezberi
✍️Günlük âyet / hadis yayını
@birayetbirhadis
✍️Risâle-i Nûr İzah ve notlar
@bediuzzaman
✍️Risale-i Nur'dan yayınlar
@saidnursi
👉Risale-i Nur, Tefsir ve Fıkıh dersleri
@meclisikuran
👉 Sahabelerin Hayatı Hakkında
@hayatus_sahabe
👉 Kolay İngilizce
(Arapça ve İngilizceyi aynı anda öğrenin)
@kolay_ingilizce
👉Risâle-i Nûr Soru&Cevap Test Kanalı
@risaleinur_imtihan
👉İslâmî Soru&Cevap Test Kanalı
@sorularla_islam
👉Sorularlaislam bot (İslâmi Sorularla Bilgilerinizi tazeleyin)
@sorularlaislam_bot
119. ayet;
وَإِذَا خَلَوْاْ عَضُّواْ عَلَيْكُمُ الأَنَامِلَ مِنَ الْغَيْظِ
"kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dolayı parmaklarını kemirirler."Bu şiddetli öfkeden ve mü'minlere eziyet edememenin verdiği üzüntüden kinayedir. Enâmil, parmak uçları demektir
Ebu Hayyan şöyle der: "Kızgın ve pişman olan kişiye, "parmaklarını ısırıyor" denilirse, bu hakikat olur. Bunun temsilî mecaz olma ihtimali de vardır. Bu takdirde, onların şiddetli kinleri ve mü'minlere eziyet edememekten duydukları üzüntüleri bu şekilde ifade edilmiş olur.
قُلْ مُوتُواْ بِغَيْظِكُمْ
Deki: "Öfkenizle geberin" Bu, onlar için bir bebduadır. Yani, ey Muhammed! Onlara de ki: Allah kininizi, ölünceye kadar devam ettirsin."
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
*114. ayet:
وَأُوْلَـئِكَ مِنَ الصَّالِحِينَ
"Onlar sâlihlerdendir." Bu kimselerin faziletlerinin ve derecelerinin yüksekliğini ifade etmek maksadıyle, uzağı gösteren ism-i işaret kullanılmıştır.
118. Ayet;
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ بِطَانَةً مِّن دُونِكُمْ
'Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin.' Bitâne, kişinin sırlarını açtığı sırdaşları demektir. Aslında bu kelime, elbisenin astarı manasınadır. Astar bedene elbisenin kendisinden daha yakın olduğu için, sırdaşlar buna benzetilmiştir. Burada kişinin yakın arkadaşları elbise astarına benzetilmiştir. Çünkü onlar, onun işinin iç yüzünü bilirler ve iç elbisenin vücuduna yakınlığı kadar ona yakındırlar. Burada istiare vardır.
(Âl-i İmran Sûresi Tefsîri)
@mufessir Telegram Kanalı
اکنون در دسترس! پژوهش تلگرام ۲۰۲۵ — مهمترین بینشهای سال 
