fa
Feedback

فریب کلاهبرداران را نخورید! تل‌متریو این کانال‌ها را شناسایی و برچسب‌گذاری می‌کند 👉 برای مشاهده برچسب، اشتراک تهیه کنید

HAFTALIK HUTBE

HAFTALIK HUTBE

رفتن به کانال در Telegram

HAFTALIK HUTBE & DUYURULAR Kanalımız DİB resmi kurum kanalı değildir. DİB Personeli olan hoca arkadaşlarımızın mail üzerinden ilettikleri paylaşımlardir. DİB. HUTBE, VAAZ, GEREKLİ BİLGİ PAYLAŞIMI!

نمایش بیشتر
2 141
مشترکین
-324 ساعت
-97 روز
-1530 روز

در حال بارگذاری داده‌ها

جذب مشترکین
اکتبر '26
اکتبر '26
+28
در 0 کانال‌ها
سپتامبر '26
+24
در 0 کانال‌ها
Get PRO
اوت '26
+30
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژوئیه '26
+34
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژوئن '26
+22
در 0 کانال‌ها
Get PRO
مه '26
+50
در 0 کانال‌ها
Get PRO
آوریل '26
+40
در 0 کانال‌ها
Get PRO
مارس '26
+44
در 0 کانال‌ها
Get PRO
فوریه '26
+64
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژانویه '26
+74
در 0 کانال‌ها
Get PRO
دسامبر '25
+50
در 1 کانال‌ها
Get PRO
نوامبر '25
+24
در 0 کانال‌ها
Get PRO
اکتبر '25
+23
در 0 کانال‌ها
Get PRO
سپتامبر '25
+41
در 0 کانال‌ها
Get PRO
اوت '25
+30
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژوئیه '25
+45
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژوئن '25
+58
در 0 کانال‌ها
Get PRO
مه '25
+36
در 0 کانال‌ها
Get PRO
آوریل '25
+38
در 0 کانال‌ها
Get PRO
مارس '25
+45
در 0 کانال‌ها
Get PRO
فوریه '25
+170
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژانویه '25
+62
در 0 کانال‌ها
Get PRO
دسامبر '24
+84
در 0 کانال‌ها
Get PRO
نوامبر '24
+40
در 0 کانال‌ها
Get PRO
اکتبر '24
+79
در 0 کانال‌ها
Get PRO
سپتامبر '24
+87
در 0 کانال‌ها
Get PRO
اوت '24
+139
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژوئیه '24
+78
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژوئن '24
+101
در 0 کانال‌ها
Get PRO
مه '24
+104
در 0 کانال‌ها
Get PRO
آوریل '24
+105
در 0 کانال‌ها
Get PRO
مارس '24
+98
در 0 کانال‌ها
Get PRO
فوریه '24
+162
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژانویه '24
+120
در 0 کانال‌ها
Get PRO
دسامبر '23
+71
در 0 کانال‌ها
Get PRO
نوامبر '23
+46
در 0 کانال‌ها
Get PRO
اکتبر '23
+48
در 0 کانال‌ها
Get PRO
سپتامبر '23
+65
در 0 کانال‌ها
Get PRO
اوت '23
+30
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژوئیه '23
+33
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژوئن '23
+62
در 0 کانال‌ها
Get PRO
مه '23
+54
در 0 کانال‌ها
Get PRO
آوریل '23
+102
در 0 کانال‌ها
Get PRO
مارس '23
+41
در 0 کانال‌ها
Get PRO
فوریه '23
+181
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژانویه '23
+155
در 0 کانال‌ها
Get PRO
دسامبر '22
+52
در 0 کانال‌ها
Get PRO
نوامبر '22
+56
در 0 کانال‌ها
Get PRO
اکتبر '22
+43
در 0 کانال‌ها
Get PRO
سپتامبر '22
+33
در 0 کانال‌ها
Get PRO
اوت '22
+30
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژوئیه '22
+29
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژوئن '22
+15
در 0 کانال‌ها
Get PRO
مه '22
+75
در 0 کانال‌ها
Get PRO
آوریل '22
+90
در 0 کانال‌ها
Get PRO
مارس '22
+184
در 0 کانال‌ها
Get PRO
فوریه '220
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژانویه '220
در 0 کانال‌ها
Get PRO
دسامبر '210
در 0 کانال‌ها
Get PRO
نوامبر '210
در 0 کانال‌ها
Get PRO
اکتبر '210
در 0 کانال‌ها
Get PRO
سپتامبر '210
در 0 کانال‌ها
Get PRO
اوت '210
در 0 کانال‌ها
Get PRO
ژوئیه '21
+209
در 0 کانال‌ها
تاریخ
رشد مشترکین
اشارات
کانال‌ها
28 اکتبر+1
27 اکتبر+1
26 اکتبر+1
25 اکتبر0
24 اکتبر0
23 اکتبر0
22 اکتبر+2
21 اکتبر+1
20 اکتبر+2
19 اکتبر0
18 اکتبر0
17 اکتبر+1
16 اکتبر0
15 اکتبر+1
14 اکتبر+1
13 اکتبر+1
12 اکتبر+1
11 اکتبر0
10 اکتبر0
09 اکتبر+5
08 اکتبر+2
07 اکتبر+1
06 اکتبر0
05 اکتبر0
04 اکتبر+3
03 اکتبر+1
02 اکتبر+1
01 اکتبر+2
پست‌های کانال
2027 MBSTS tarihi belli oldu ÖSYM tarafından 2027 Yılı sınav takvimi açıklandı. Buna göre; Diyanet İşleri Başkanlığı Mesleki Bilgiler Seviye Tespit Sınavı (DİB-MBSTS) 4 Nisan 2027'de yapılacak. 2027 yılında ÖSYM tarafından uygulanacak olan sınavlara ilişkin “ÖSYM 2027 Yılı Sınav Takvimi”ne, 28 Ekim 2026 tarihinde saat 10.00’dan itibaren ÖSYM’nin https://www.osym.gov.tr adresinden erişilebilecek. #DiyanetHaber #Diyanet

2
MBSTS. 4 Nisan da
MBSTS. 4 Nisan da
171
3
NE MUTLU HAKKIN TARAFINDA DURABİLENLERE! Ne mutlu, şartlar ne kadar ağır olursa olsun haktan ve hakikatten ayrılmayanlara! Ne mutlu, karşısında hangi güç odağı bulunursa bulunsun, “En Büyük Allah!” diyerek eğilmeyen, bükülmeyen ve hakkı haykırmaktan korkmayanlara! Ne mutlu, bedel ödeyeceğini, makamını kaybedeceğini, önüne engeller çıkarılacağını bilse bile hakikate sırtını dönmeyenlere! Ne mutlu, üç kuruşluk menfaatler uğruna omurgasını, küçük hesaplar uğruna karakterini, geçici makamlar uğruna davasını satmayanlara! Çünkü herkesin konuştuğu yerde konuşmak kolaydır; asıl mesele, herkesin sustuğu yerde hakkı haykırabilmektir. Güçlünün yanında durmak marifet değildir. Marifet, güç karşısında eğilmeden mazlumun yanında durabilmektir. Makamlar gelir geçer, menfaatler tükenir, alkışlar diner… Geriye insanın karakteri, vicdanı ve hakikat karşısındaki duruşu kalır. Bizim ölçümüz makam değil, hakikattir. Bizim ölçümüz menfaat değil, ilkedir. Bizim ölçümüz güç değil, haktır. Unutmayalım ki hak, kimin söylediğine göre değişmez; karşısında kimin durduğuna göre de değer kaybetmez. Dün de hak, bugün de hak, yarın da hak! Ve biz, bedeli ne olursa olsun, hakkın yanında durmaya devam edeceğiz. NE MUTLU HAKTAN AYRILMAYANLARA! NE MUTLU EĞİLMEYENLERE! NE MUTLU DÜNYALIK MENFAATLERİNİ DEĞİL, ONURLARINI KORUYANLARA! #MilSen #HaktanYana #HakVeHakikat #DikDuruş #ÖnceAhlakVeManeviyat #OmurgalıDuruş Muhammed Faruk Gür
234
4
🥇 2018'DE 170 BİN TL'LİK ALTIN ALAN BUGÜN MİLYONER OLDU! 💰 8 YILDA SERVETİNİ KATLAYAN ALTIN YATIRIMI! 2018 yılında 170 bin TL ile altın alan bir vatandaşın yatırımının bugün yaklaşık 6,4 milyon TL değerine ulaştığı yönündeki paylaşım sosyal medyada gündem oldu. 📈 ALTINDA 8 YILLIK BÜYÜK DEĞİŞİM! 2018 yılı sonunda yaklaşık 218 TL seviyesinde bulunan gram altın, 26 Ekim 2026 itibarıyla 6.480 TL seviyelerine yükseldi. Bu rakamlar, altının Türk lirası karşısında yıllar içinde ne kadar büyük değer kazandığını ortaya koyuyor. ⚠️ Ancak 170 bin TL'lik yatırımın bugün tam olarak ne kadar edeceği, altının 2018'de hangi tarihte ve hangi fiyattan alındığına bağlı. Paylaşımda belirtilen 6,4 milyon TL tutarı bağımsız olarak doğrulanmış değil. 🤔 ASIL SORU ŞU: 💬 Bugün elinizde 170 bin TL olsa, 8 yıl sonra paranızı büyütmek için nereye yatırım yapardınız? 🥇 Altın mı? 🏠 Gayrimenkul mü? 💵 Döviz mi? 📊 Borsa mı? 👇 Yorumlarda buluşalım! Sizce önümüzdeki 8 yılın en kazançlı yatırımı hangisi olacak? 📰 Kaynak: Haberay, tarihsel altın fiyatları ve 26 Ekim 2026 piyasa verileri. #HaberlerKKTC #Altın #Ekonomi #Yatırım #Para
305
5
بدون متن...
290
6
🔴Gram #altın bir düşüyor bir yükseliyor! İşte #Kapalıçarşı'daki son durum... | 26.10.2026
289
7
بدون متن...
289
8
بدون متن...
334
9
Oktay Saral’ın attığı twiti hep beraber yeniden paylaşalım.
Oktay Saral’ın attığı twiti hep beraber yeniden paylaşalım.
330
10
Kesinlikle katılıyorum...
Kesinlikle katılıyorum...
357
11
DENETİMİN DE BİR ADABI, REHBERLİĞİN DE BİR DİLİ VARDIR! İl ve ilçe müftülerimiz bizim göz bebeğimizdir. Bulundukları yerde ilmi, irfanı ve din hizmetini temsil eden; toplumun önünde yürüyen, kendilerinden örneklik beklediğimiz kıymetli hocalarımızdır. Âlimlerin peygamberlerin vârisleri olduğu anlayışı, hepimize makam kadar tevazu, yetki kadar sorumluluk yükler. Tam da bu sebeple, mihrap ehli din görevlilerimizle kurulan ilişkinin dili ve kamuoyuna yansıtılma biçimi üzerinde hassasiyetle durulmalıdır. Denetim; hizmetin nasıl yürütüldüğünü görmek, eksikleri tespit etmek ve giderilmesini sağlamaktır. Görevlinin ihtiyaçlarını, çalışma şartlarını ve karşılaştığı güçlükleri anlamak da bunun bir parçasıdır. Rehberlik; yol göstermek, bilgi ve tecrübeyi paylaşmak, çözümü birlikte üretmektir. Hocamızın hangi desteğe ihtiyacı olduğunu sormadan, yalnızca neyin eksik olduğuna bakmak rehberliği eksik bırakır. Teftiş ise belirli bir yetki, usul ve kapsam içinde yürütülen inceleme ve değerlendirmedir. Her ziyaret teftiş değildir; her kontrolün de sosyal medyada bir denetim gösterisine dönüştürülmesi gerekmez. Söz konusu paylaşımda ziyaretin amacı anlatılıyor. Ancak fotoğraflar, görüşmenin tamamını ve taraflar arasında konuşulanları göstermiyor. Dolayısıyla yalnızca bu karelerden hareketle kötü muamele yapıldığına hükmedemeyiz. Bununla birlikte, kurumsal bir paylaşımın oluşturduğu izlenimi sorgulamak da hakkımızdır. Amirin kontrol eden, din görevlisinin ise karşısında bekleyen kişi olarak öne çıktığı kareler; amaç rehberlik olsa bile, meslektaşlık ve dayanışma duygusunu yeterince yansıtmıyor. Kamuoyuna sunulan görüntüde hocamızın emeği, hizmeti ve sözü de görünür olmalıdır. Camiyi ayakta tutan, mihrabı boş bırakmayan, cenazede ve düğünde vatandaşın yanında bulunan din görevlisinin toplum nezdindeki itibarı, kurumumuzun ortak değeridir. Bu itibarı korumak yöneticiliğin asli sorumluluklarındandır. Elbette eksik varsa giderilecek, görev ihmali varsa usulünce ele alınacaktır. Fakat bunun yolu, görevliyi kamuoyu önünde mahcup edebilecek bir sunumdan geçmemelidir. Her denetimin fotoğrafı paylaşılmak zorunda değildir; her fotoğraf da hizmete katkı sağlamaz. Müftülerimizden beklediğimiz; hocamızın yanına oturmaları, derdini dinlemeleri, yaptığı güzel işi takdir etmeleri ve eksiğini giderirken elinden tutmalarıdır. Paylaşımlarda da bu yaklaşımın görünmesini isteriz. Çünkü mihrap ehlinin itibarını gölgeleyen bir yaklaşım, yöneticinin saygınlığını da zedeler. Hocasını toplumun önünde yücelten bir müftü ise kendi makamına da değer katar. Makamın vakarını, meslektaşımızın onurunu koruyarak büyütelim. Denetlerken incitmeyelim; rehberlik ederken gönül kazanalım.
357
12
― ​Ayrıca şu soru da önemlidir: Eğer bir kişi namazı bizzat kendi hâlis niyetiyle kılıyorsa (ki namazın kabulü Allah ile kul arasındaki bir meseledir), imama ittiba eden cemaatin namazının sıhhati zaten kendi niyet ve fiiline bağlıdır; imamın maaş alıp almaması cemaatin şahsî ibadetinin makbûliyetini etkileyen bir unsur değildir. Cemaat, imamın kalbindeki niyeti bilemez; şeriat de zâhire (görünüre) göre hüküm verir: İmam abdestli, kıbleye yönelmiş, namazı usûlüne uygun kıldırıyorsa, arkasındaki cemaatin namazı sahihtir. ― ​Fitne Boyutuna Dikkat ― ​Bu tartışmanın kaynağına bakıldığında amacın çoğunlukla ilmî değil, tahrik ve tahrip edici olduğu görülür. Din görevlilerini "çıkar peşinde" göstermek, halkın imamlarına ve dolayısıyla cemaatle kılınan namazına olan güvenini sarsmak, nihayetinde cami cemaatini ve dinî hayatı zayıflatmak gibi bir sonuca hizmet eder. Kur'an-ı Kerim, "bozgunculuk çıkarmak" (fesad, fitne) anlamına gelen davranışları şiddetle kınamıştır. Bu yüzden konunun ilmî cevabını bilmek, sadece fıkhî bir merak değil, aynı zamanda dînî hayatı koruma sorumluluğudur. ― ​Özetle; din görevlilerinin devletten maaş alması, din hizmetlerinin lağvedilmesini ya da sahipsiz kalmasını önleyen fıkhî bir zaruretin ve kamu düzeninin bir gereğidir. Bu maaş, ibadetin satılması değil, din hizmetinin sürdürülebilmesi adına harcanan emeğin ve zamanın ikâmesidir. Dolayısıyla, din görevlilerimizin aldığı maaş helâldir, yürüttükleri hizmetler meşrûdur ve arkalarında kılınan namazlar Allah'ın izniyle geçerli ve makbuldür. ― Müslümanların temiz zihinlerini bulandırmak amacıyla ortaya atılan bu tür fitne içerikli söylemlere itibar edilmemeli; mihraptaki, minberdeki ve kürsüdeki hocalarımızın İslâm'ın gür sesi olmaya devam ettikleri unutulmamalıdır. ― Mithat Güdü. Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar.
313
13
― ​Din görevlisi, geçimini sağlamak için ticaret, ziraat ya da başka bir serbest meslekle uğraşabilecekken; günün 24 saatini, başta beş vakit namaz vakitleri olmak üzere, camiye ve cemaate vakfetmektedir. Devlet veya kamu otoritesi, bu görevliye namaz kıldırdığı için değil; başka bir işle uğraşmayıp mesaisini bu kutsal kamu hizmetine kilitlediği için bir geçim hayatiyeti (maaş) sunar. Dolayısıyla bu yolla alınan maaş helâl, arkalarında kılınan namazlar ise son derece geçerlidir. ― ​Aklî ve Mantıkî Deliller: ― Görevin Sadece "Namaz Kıldırmak" Olmaması ― ​İddia sahiplerinin en büyük mantık hatası, imamlığı sadece günde 5 defa mihraba geçip 10-15 dakika namaz kıldırmaktan ibaret bir "eylem" olarak görmeleridir. Oysa günümüzde bir din görevlisinin uhdesindeki sorumluluklar çok katmanlı birer kamu hizmetidir: • ​Eğitim ve İrşat Faaliyeti: ― İmamlar sadece namaz kıldırmaz; vaaz ve irşat faaliyetleri yürütür, çocuklara ve yetişkinlere Kur’an-ı Kerîm öğretir, dînî konularda toplumu aydınlatır. • ​Sosyal ve İdari Sorumluluk: ― Camilerin fiziki yapısının korunması, temizliği, ibadete hazır tutulması, mahalledeki muhtaçların, yetimlerin, hastaların tespiti ve onlara sosyal yardım ulaştırılması gibi çok yönlü birer sosyal hizmet uzmanı gibi çalışırlar. • ​Kaosun Önlenmesi: ― Eğer camiler devlet güvencesinde, belirli eğitim süreçlerinden (İlahiyat, İmam Hatip) geçmiş ehil kadrolara teslim edilmezse; her cami kontrolsüz grupların, ehliyetsiz kişilerin veya radikal oluşumların propaganda merkezine dönüşür. Maaşlı kamu görevlisi statüsü, din hizmetinin kalitesini, sürekliliğini ve toplumsal güvenliğini sağlar. ― ​Dolayısıyla maaş, bir bütün olarak bu hizmet ve mesai tahsisinin (habs-i nefs) karşılığıdır; namazın kendisi bir "ücret nesnesi" değildir. ― ​İstisnai Hatalar ve Gönüllü Hediyeler ― ​Zaman zaman cenaze veya mevlid gibi vatandaşların acılı/hassas günlerinde, bazı münferit örneklerde usulsüz para talepleri gündeme gelebilmektedir. • ​Asla Tasvip Edilemez: ― Din görevlisinin konumu ne olursa olsun, vatandaşı mecbur bırakarak, örfî bir baskı kurarak ya da tarife belirleyerek dînî hizmetler karşılığında para talep etmesi ne dînen ne de Diyanet İşleri Başkanlığı gibi resmî kurumlarca asla tasvip edilmez. Bu tip yanlışlar koca bir camiaya mal edilemez. • ​Gönüllü İkram ve Hediyeleşme: ― Öte yandan, acılı gününde kendisine destek olan, acısını paylaşan ve hizmet eden din görevlisine, cenaze sahibinin tamamen kendi hüsnüniyeti, memnuniyeti ve helâl kazancından hareketle içinden gelerek, hiçbir zorlama olmaksızın bir hediye (zarf/harçlık) takdim etmesinde dînen bir sakınca yoktur. Karşı taraf bunu bir hak veya ticaret olarak görmediği; veren de zorunluluk hissetmediği sürece bu bir hediyeleşmedir. ― ​Görevli bu ikramı ister kendi ihtiyacı için alır, isterse hiç dokunmadan o mahalledeki bir fakire, yetime veya Kur'an kursuna bağışlar; bu tamamen onun vicdanî tasarrufundadır. ― ​Akli ve Mantıkî Açıdan Meseleye Bakış ― ​İtirazın mantığı tutarsızdır, çünkü aynı mantık farklı mesleklere tutarlı şekilde uygulanırsa gülünç sonuçlara varır: • ​Doktor, hastasını ücret karşılığında tedavi eder; tedavi bir "hayır" ve "yardım" fiili olduğu hâlde, ücret alması tedavinin tıbbî geçerliliğini ve iyileştirici vasfını bozmaz. • ​Öğretmen, öğrenciye bilgi öğretir ve maaş alır; bu durum, öğrettiği bilginin doğruluğunu veya faydasını ortadan kaldırmaz. • ​Hâkim, adaleti tesis eder ve maaş alır; adaletin kendisi "ücretli" hâle gelmiş olmaz. ― ​Aynı şekilde, imamın maaş alması, kıldırdığı namazın dînî hükmünü değil, kendisinin bu işi meslek olarak yapmasının sebebini açıklar. Namazın sıhhat şartları (abdest, kıble, vakit, niyet, kıraat vb.) fıkıh kitaplarında tek tek sayılmıştır; "imamın maaşsız olması" bu şartlardan hiçbirinde yer almaz. Bir ibadetin sıhhatini, o ibadeti yerine getiren kişinin dünyevî geçim kaynağına bağlamak, ne Kur'an'da ne hadiste ne de fukahânın ictihadlarında bir karşılığı olan, tamamen zihnî bir kurgudur.
263
14
.― ✍️ Devletten Maaş Alan İmamın Arkasında Namaz Kılınır mı? Bir Fitne Söyleminin Fıkhî Tahlili ― 📍Hakikati Araştırmak Değil, Kalplere Şüphe Düşürmek İstiyorlar! ― 📌 ​Zaman zaman sosyal medya mecralarında ya da gündelik tartışmalarda, "İmamlar devletten maaş alarak namaz kıldırıyor, para ile namaz kıldıranın arkasında namaz kılınmaz" şeklinde iddiaların öne sürüldüğü görülmektedir. Genellikle dînî konulardan uzak ya da önyargılı çevrelerce iyi niyetten yoksun bir şekilde üretilen bu söylemler, fıkhî ve mantıkî altyapıdan yoksun olup, yeterli bilgiye sahip olmayan vatandaşlarımızın zihninde şüphe uyandırmayı ve toplumsal bir fitneye zemin hazırlamayı amaçlamaktadır. Maksat, çoğu zaman hakikati araştırmak değil; halkın ibadetlerine dair kalbine şüphe düşürmek, din görevlilerini itibarsızlaştırmak ve dolayısıyla dînî hayatı zayıflatmaktır. Nitekim bu tür söylemler, ilmî bir zeminde değil, duygusal ve kışkırtıcı bir dille servis edilir. ― ​Bu konunun dînî (fıkhî), aklî ve mantıkî deliller ışığında, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde izahı şu şekildedir: ― ​Temel İlke: ― İbadet Allah İçin Yapılır, Ücret Karşılığında Değil ― ​İslâm hukukunun (fıkhın) en temel kaidelerinden biri şudur: Namaz, oruç ve hac gibi taabbudî (doğrudan Allah rızası için yapılan) ibadetler karşılığında ücret almak ilkesel olarak caiz değildir. Çünkü ibadet yalnızca âlemlerin Rabbi olan Allah için edâ edilir. Dolayısıyla bir imamın "Ben size şu kadar rekat namaz kıldırdım, bunun bedeli şudur" diyerek ücret talep etmesi dînen batıldır. ― ​Ancak meselenin fıkhî aslı burada değil, "zaman ve mesai tahsisi" noktasında başlamaktadır. Çünkü günümüzde imam-hatiplerin ve müezzinlerin aldığı maaş, "namaz kıldırma fiiline" karşılık verilen bir bedel değildir; zaman ve mesailerini bu hizmete tahsis etmeleri sebebiyledir. Bu ayrımı görmemek, meselenin fıkhî inceliğini kaçırmak anlamına gelir. ― ​Müteahhirûn (Sonraki Dönem) Âlimlerinin İctihadı ― ​Asr-ı Saâdet’te ve İslâm’ın ilk yıllarında mescitler küçük, cemaat sınırlı, din bilgisi yaygındı; namaza gücü yeten, Kur'an bilen herkes imamlık yapabiliyordu. Kimsenin sürekli, günün her vaktinde mescitte hazır bulunma mecburiyeti yoktu; Müslümanlar gönüllülük esasıyla bu hizmeti yürütüyordu. ― ​Zamanla İslâm coğrafyası genişledi, şehirler büyüdü, camiler çoğaldı, cemaatler kalabalıklaştı. Beş vakit namazın, cuma ve bayram namazlarının, vaaz ve irşad faaliyetlerinin, çocuklara Kur'an öğretiminin kesintisiz ve düzenli sürdürülmesi artık gönüllülüğe bırakılamayacak bir ihtiyaç hâline geldi. Eğer bu hizmetler tamamen gönüllülüğe bağlı kalsaydı, bir gün mescit imamsız, bir gün müezzinsiz kalabilir, din eğitimi sekteye uğrayabilirdi. Bu durum karşısında başta Hanefî mezhebinin sonraki dönem fukhası (müteahhirûn) olmak üzere İslâm âlimleri, kamu maslahatını (toplumun genel menfaatini) gözeterek şu tarihî ve fıkhî karara varmışlardır: ― ​"İmâmet, müezzinlik, müftülük ve Kur’an muallimliği gibi dînî hizmetlerin kesintiye uğramaması için, bu görevleri icra edenlerin beytülmâlden (devlet hazinesinden) veya vakıflardan maaş/ücret alması caizdir, hatta gereklidir." (İbn Nüceym, el-Bahr, 8/22; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/562). ― ​Bu durum, dînin kendi içinde bir "tekâmül" (evrim/başkalaşma) geçirmesi değil; toplumsal ihtiyaca göre fıkhın ruhsat (kolaylaştırıcı hüküm) üretmesidir. Nitekim fıkıh usûlünde "zaruretler, memnû (yasak) olan şeyleri mübah kılar" ve "ihtiyaç, zaruret gibidir" kaideleri bu türden meselelerin çözümünde sıklıkla kullanılır. ― ​"Habs-i Nefs" Kavramı ― ​Günümüzde bir imam-hatip veya müezzin, kıldırdığı namazın rekatı başına para almaz. Onların aldığı maaş fıkıhta habs-i nefs (kendini o işe bağlama, mesai tahsisi) esasına dayanır. Devlet, bu kişiye "sen namaz kıldırdığın için para alıyorsun" demez; "sen kendini bu göreve tahsis ettiğin, başka bir işle meşgul olmadığın, camiyi her vakit açık ve hizmete hazır tuttuğun için" maaş öder.
285
15
بدون متن...
258
16
بدون متن...
293
17
بدون متن...
278
18
Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfımız, son dönemde din ve Diyanet karşıtı çevrelerin sistematik saldırılarına, mesnetsiz iddialarına ve itibarsızlaştırma girişimlerine maruz kalmaktadır. Aziz milletimizin göz bebeği olan bu iki güzide kurumumuzu milletimizin nazarında değersizleştirmek, yıllardır ortaya koydukları hizmetleri gölgelemek ve toplumun bu kurumlara duyduğu güveni sarsmak amacıyla bir linç kampanyası ve itibar suikastı yürütülmektedir. AÇIKLAMALAR ORTADAYKEN AYNI İDDİALAR NEDEN ISRARLA GÜNDEMDE TUTULUYOR? Basına yansıyan fon meselesiyle ilgili olarak gerek Diyanet İşleri Başkanlığımızın gerekse Türkiye Diyanet Vakfımızın yaptığı açıklamalar kamuoyunun bilgisine sunulmuştur. Buna rağmen açıklamaları görmezden gelerek aynı iddiaları tekrar tekrar gündeme taşımak, hangi iyi niyetle izah edilebilir? Milletimizin ortak değerlerini, inancını ve hayır geleneğini temsil eden bu kurumları birtakım tartışmalara, şahısların hatalarına veya maksatlı söylemlere indirgeyerek yılların emeğini yok saymaya kimsenin hakkı yoktur. Daha da üzücü olan, kurumlarımızın içinden bazı kişilerin Cumhuriyet ve Sözcü gazetelerinin, ayrıca Diyanet’e mesafeli siyasi çevrelerin söylemlerine malzeme olacak açıklamalar yapmasıdır. Her açıklamanın, her kelimenin ve her değerlendirmenin her iki kurumun itibarına nasıl yansıyacağı iyi hesap edilmelidir. HİÇ KUSURA BAKMAYIN AMA! NE DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞIMIZI NE DE TÜRKİYE DİYANET VAKFIMIZI YIPRATMA VE LİNÇ GİRİŞİMLERİNE SESSİZ KALIRIZ! Diyanet yöneticileri, gündeme gelen meselelerle ilgili gerekli değerlendirmeleri yapmış, atılması gereken adımları atmış, gerekli görülen değişiklik ve görevden alınma işlemlerini hayata geçirmiştir. Görevden alınan kişilerle ilgili olarak ortaya atılan “zamanlama hatası” söyleminin, mevcut tartışmaları hangi noktaya taşıyacağı iyi düşünülmelidir. ELEŞTİRİ BAŞKA, İTİBARSIZLAŞTIRMA BAŞKADIR! Diyanet İşleri Başkanlığı da Türkiye Diyanet Vakfı da hiç kimsenin şahsi mülkü, kişisel nüfuz alanı veya siyasi hesaplarının aracı değildir. Bu kurumlar, milletimizin ortak değerleri ve gelecek nesillere aktarılması gereken emanetleridir. Elbette hiçbir kurum hatadan münezzeh değildir. Yanlış varsa ortaya çıkarılmalı, iddialar somut veriler ışığında incelenmeli, gerekli denetimler yapılmalı ve sorumlular hakkında mevzuat çerçevesinde gereken işlemler uygulanmalıdır. Ancak bu süreçler, yıllardır büyük emeklerle yürütülen hizmetleri ve kurumların itibarını toptan hedef alan bir linç kampanyasına dönüştürülmemelidir. Eleştiri adı altında yürütülen her tartışmanın, kurumlarımızı topyekûn mahkûm eden bir linç kampanyasına dönüştürülmesine de göz yumulmamalıdır. YARIM ASRI AŞAN HİZMET, BİRKAÇ TARTIŞMAYA SIĞDIRILAMAZ! 13 Mart 1975 tarihinde kurulan Türkiye Diyanet Vakfımız, yarım asrı aşan hizmet geçmişi boyunca yurt içinde ve yurt dışında eğitimden insani yardıma, din hizmetlerinden sosyal dayanışmaya kadar pek çok alanda önemli faaliyetler yürütmüştür. İhtiyaç sahiplerine uzanan yardım eli, öğrencilere sunulan eğitim imkânları, başta Filistin ve Gazze olmak üzere mazlumlara ulaştırılan destekler ve dünyanın dört bir yanında gerçekleştirilen hayır faaliyetleriyle milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. MİL-DİYANET SEN OLARAK DURUŞUMUZ NETTİR! Diyanet İşleri Başkanlığımızı da Türkiye Diyanet Vakfımızı da kimsenin şahsi hırslarına, makam hesaplarına, siyasi hesaplaşmalarına veya ideolojik mücadelelerine kurban ettirmeyiz. İster içeriden ister dışarıdan gelsin, kurumlarımızı yıpratmaya yönelik haksız ve mesnetsiz girişimlerin karşısında durmaya devam edeceğiz. Celaleddin Gül Mil-Diyanet Sen Genel Başkanı
319
19
بدون متن...
311
20
DİYANET HAZIMSIZLIĞI Yahu şu Diyanet ne de garipmiş Baktım her önüne gelen vuruyor Bilmem iyilikten başka ne yapmış Eline değneği alan vuruyor Dinlisi, dinsizi, kulak ensizi Ateist, satanist, kökten yönsüzü İpsiz sapsız, daha nice densizi Arasatta şaşkın kalan vuruyor Din, iman dışında olan her işi Olmayan camiden yana duruşu Doksan bin camide yoktur kuruşu Sadaka taşından çalan vuruyor Gördüm ki pireyi deve edeni Sorunca kendince dindar medenî Görünürde yoktur gerçek nedeni Her dem küp dibini delen vuruyor Lafı kimseye bırakmaz bazı Fetvası kendinden, kaçırır dozu Umursamayıp beş vakit namazı Bayramdan bayrama kılan vuruyor Fahiş fiyat haram demiş kötü mü Kur’an’da sayılmış bunların tümü Müslüman tutumu değil tutumu Kesesi haramdan dolan vuruyor Suratında renk renk çirkef okunur İnsan demek insanlığa dokunur Ondan değil insan, hayvan sakınır Edebi ahlakı silen vuruyor Her konuyu yönlendirir ehline İslam dersen alır sazı eline Diyanet’i dolar sonra diline Cahilâne cesur olan vuruyor Bu adamları gam etmiyorum da Çıkınca bir Ehl-i insaf forumda O da saldırıyor her bir yorumda Hem cühelâ hem de bilen vuruyor Bakan almak istediğini alırmış Kusur görmek isteyen de bulurmuş Kol kırılır yen içinde kalırmış Meseleye körce dalan vuruyor Vuruyorlar da cemiyet susuyor Pısmaması gerekenler pısıyor Oysa adam yargısızca asıyor Şu meydanı hep boş bulan vuruyor Mihraklarca söylenince eğrice Yüreğime dokunuyor doğruca Yazarım ben de arkadaş Fevrî’ce Çünkü asıl bizi yalan vuruyor 15.08.2024, Mustafa T.
394