Kalp Huzuru
Open in Telegram
Show more
The country is not specifiedThe category is not specified
231
Subscribers
No data24 hours
+17 days
+130 days
Posts Archive
231
ALLAH'I ZİKRETMENİN FAYDALARI -3
25- Allah'ı zikretmek kulu gıybetten, söz getirip götürmekten, yalan söylemekten, kötü söz sarf etmekten ve batıl işlerden alıkoyar. Muhakkak ki kul konuşur. Eğer kul konuşmasında Allah'ı anmazsa, O'nun emri ve yasaklarını dile getirmezse haram içerikli sözler sarf eder. Selamete ulaşmanın tek yolu sadece Allah'ı zikretmektir.
26- Zikir meclisleri meleklerin meclisleridir. Gaflet ve boş işlerin konuşulduğu meclis ise şeytanların meclisidir. Kul beğendiği meclisi seçerek oraya gider ve dünyada da, ukbada da hangi meclise gitmişse o meclistekilerle beraber olur.
27- Allah'ı zikreden kişi bu zikriyle kendisi mutlu olduğu gibi arkadaşını da mutlu eder. Bu kişi nereye gitse orayı bereketlendirir. Gafil ve boş insan ise bulunduğu meclisi bu gaflet ve gereksizliği ile bedbaht yapar.
28- Zikretme, kulu kıyamet günü pişmanlıklardan emin kılar. Kulun Rabbini zikretmediği meclisler kişi için kıyamet günü pişmanlık ve hayıflanma olur.
29- Tenha yerlerde ağlamak en hararetli yerde Allah'ın gölgesi altında girmeye sebeptir. İnsanlar mahşer meydanında güneşin altında erirken zikreden kul Rabbinin gölgesi altında bulunacaktır.
30- Zikirle meşgul olmak başka kulların Allah'tan isteyip de Allah'ın da onlara verdiği şeylerden daha faziletlidir. İbn Ömer radiyallahu anh dedi ki:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Allah Celle Celaluhu şöyle buyurmuştur: 'Beni zikretmek bir kulumu Benden bir şey istemekten alıkoyarsa Ben o kulumu diğer insanların Benden isteyip de Benim de onlara verdiklerimden daha faziletlisini veririm." (İbn Ebi Şeybe Musannaf 29761)
31- Zikir ibadetlerin en kolayı, en değerlisi ve en yücesidir. Zira dilin hareket etmesi organların hareket etmesinden daha basit ve daha kolaydır. Eğer gece ve gündüz diğer organlar da dil kadar hareket etseydi bu durum o organlara çok ağır gelirdi, hatta o organların bunu kaldırması mümkün olmazdı.
سُبْحانَ اللّٰهِ وَبِحَمْده۪ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ
@KalpHuzuru
231
ALLAH'I ZİKRETMENİN FAYDALARI -2
15- Zikretmek Allah'ın da kulunu hatırlaması demektir. Nitekim ayette şöyle buyurulmuştur:
"Beni hatırlayın ki Ben de sizi hatırlayayım." (Bakara 152)
Eğer zikretmenin sadece bu faydası olsaydı, bu bile insana şeref ve fazilet olarak yeterdi. Kudsi bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
"Kim beni kendi nefsinde (içinde anarsa, Ben de onu kendi nefsimde anarım. Kim de Beni bir topluluğun içinde zikrederse, Ben de onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluğun içinde anarım." (İmam Ahmed Musned 9001; Farklı lafızlarla İmam Buhari 7405; İmam Muslim 2677; İmam Tirmizi 3603)
16- Kalbin hayat bulmasını sağlar. Şöyle denmiştir: "Kalp için zikir, balık için su mesabesindedir. Bir balık sudan ayrılınca durumu ne olur?"
17- Zikir kalbin ve ruhun azığıdır. Kul zikri kaybederse yiyecekten yoksun bırakılmış bir bedene dönüşür.
18- Hadisde de geçtiği üzere zikir, pas tutmuş kalbi cilalar. Her şey paslanır ve kalbin paslanması da gaflet ve hevadan dolayı olur. Kalbin bu pasının cilası da Allah'ı zikretmek, tevbe ve istiğfar etmektir.
19- Zikretmek hataları yok eder. Bu en büyük hasenattandır. Malum hasenatlar seyyiatları (kötülükleri) yok eder.
20- Zikir, kul ile Allah arasında kopmuş olan bağı tekrar güçlendirir. Kopmuş olan bu bağı ancak zikir tamir edebilir.
21- Bir de kul Rabbini anarsa, O'nu tesbih ve tahmid ederse Allah da o kulu zor anlarında hatırlar. Musned de geçen bir hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Kişinin Allah'ı tesbih, tahmid, tekbir, tehlil etmesi Arşın etrafında öbekleşir. Bunlar bir arzı vızıltısı gibi sahibini zikrederler. Allah aktında sizin de isminizin anılmasını istemez misiniz?"
22- Bir kul bolluk zamanı Allah'ı anar da sesi tanınırsa zorluk zamanında da onun sesi tanınır. Bu manada gelen bazı haberler şöyledir:
"İtaatkar ve Allah'ı zikreden bir kulun başına musibet geldiği zaman veya o kul Allah'tan bir ihtiyacı için yardım istediği zaman melekler: "Ya Rabbi! Bu, tanınan bir kuldan tanınan bir sestir" derler. Eğer kul gafil ve Allah'ı zikretmekten yüz çeviren biriyse o zaman melekler: "Ya Rabbi! Tanınmayan bir kuldan tanınmayan bir ses" derler.
23- Zikretmek, kulu azaptan kurtarır. Nitekim Muaz bin Cebel radiyallahu anh'dan merfu olarak gelen bir hadiste şöyle geçmektedir:
"Ademoğlunun işlediği hiçbir amel Allah'ı zikretmek kadar onu Allah'ın azabından kurtaramaz." (İmam Ahmed Musned 21507)
24- Zikretmek sekinet ve rahmetin inmesine sebeptir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in de buyurduğu gibi melekler zikreden kişiyi kuşatırlar.
@KalpHuzuru
231
ALLAH'I ZİKRETMENİN FAYDALARI
Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
Hamd Alemlerin Rabbi Olan Allah'dır.
Salat ve selam Alemlere Rahmet olarak gönderilen Nebimizin üzerine olsun.
Allah'ım! Bizi bağışla, bize hidayet nasip eyle, bize rızık ver, bizi afeyette daim eyle ve bize merhamet et.
Allah'ım! Altından kalkamayacağımız borçtan, düşmanlarımızın galip gelmesinden ve düşmanları sevindirecek bir musibete duçar olmaktan Sana sığınırız.
Allah'ım! Sana şükredebilmeyi, Seni zikredebilmeyi, Sana ibadet edebilmeyi bizlere kolaylaştır. Amin.
Bundan sonra:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Allah'ı öyle çok zikredin ki size mecnun denilsin."
(İmam Ahmed Musned 3/68; Humeyd Musned 925)
Allah'ı zikretmenin yüzden fazla faydası vardır. Bunlardan bazıları şöyledir:
1- Kişiden şeytanı uzaklaştırır, onu sindirir ve şeytanın gücünü kırar.
2- Allah'ı razı eder.
3- Kalpten üzüntü ve kederi giderir.
4- Kalbe neşe, sevinç ve inşirah verir.
5- Kalbi ve bedeni güçlendirir.
6- Yüzü ve kalbi nurlandırır.
7- Rızkı genişletir.
8- Zikreden kişi heybetli, sempatik ve nur yüzlü olur.
9- Zikir İslam'ın ruhu, dinin mihenk taşı, kurtuluş ve saadetin kilit taşı olan muhabbeti ortaya çıkartır. Allah her şey için bir sebep kılmıştır. Muhabbetin sebebi de devamlı yapılan zikirdir. Her kim ki Allah'ın muhabbetine nail olmak isterse dilini zikre alıştırsın. Zikir ders ve müzakeredir. O ilmin ve muhabbetin kapısıdır. O en büyük cadde, en doğru yoldur.
10- Zikretmek murakabeyi de ortaya çıkarır; murakebe de kişiyi ihsanın kapısına götürür İhsana ulaşan kişi de Rabbini görüyormuş gibi ibadet eder. Zikirden gafil olan bir kişinin ihsan makamına ulaşması mümkün değildir. Aynen oturan bir kişinin evine ulaşmasının mümkün olmaması gibi.
11- Zikir 'İnabe'yi teşkil eder. İnabe ise Allah'a yönelmedir. Kişi Allah'ı zikretmeye ne kadar yönelirse bu durum onun kalbine ve fiilerine yansır. O kişinin bu durumda tek korktuğu ve tek sığınağı, korku ve bela anında kalbinin mihrabı ve kıblesi olan Allah Azze ve Celle olur.
12- Zikir Allah'a yakınlığı hasıl eder. Kişi Allah'ı ne kadar çok zikrederse O'na olan yakınlığı da öyle artar. Aynı şekilde Allah'tan ne kadar gafil olursa O'na olan uzaklığı da o derece artar.
13- Zikir kişiye marifetin kapılarından büyük kapıları açar. Kişini zikri ne kadar çok olursa marifeti de o derece çoğalır.
Marifet: Allah'ı bilme ve O'nu tanıma bu da Tevhid'in aslı Marifetullahtır.
14- Zikir kişinin Rabbinden daha çok korkmasını sağlar. Çünkü zikirle kişinin kalbine Allah'ın huzurunda olma hissi gelir ve bu durum onun kalbini kaplar. Gafil olan kişi ise bunun tersini yaşar. Kişinin heybeti kalbinin inceliği oranındadır.
@KalpHuzuru
231
Allah'ın izni ve yardımıyla bundan sonraki paylaşımlar "Allah'ı Zikretmenin Faydaları" üzerine olacak.
Çok önemli ve faydalı bir bölüm olacağı için sizden ricamız vakit ayırıp sırayla okumanız.
@KalpHuzuru
231
Kalpte iki kuvvet vardır:
1. İlim ve temyiz kuvveti,
2. İrade ve sevgi kuvveti.
İşte kalbin mükemmelliğe ulaşması ve salah bulması için bu iki kuvveti faydalı yerlerde, kendisinin salahına ve mutluluğuna yarar sağlayan hususlarda kullanması, gerekir.
Öyleyse, kalbin mükemmelliğe ulaşması, ilim kuvvetini hakkı idrak etme ve onu tanıma, hak ile batılı ayırt etme hususlarında kullanmak ile olur. İrade ve sevgi kuvvetini de hakkı talep etmede, onu sevmede, onu batıla tercih etmede kullanmak ile olur. Kim hakkı bilmezse, işte o sapıktır. Kim hakkı bildiği halde batılı ona tercih ederse o da gazaba uğramıştır. Kim de hakkı bilir ve ona uyarsa o kindisine nimet verilen kimsedir.
Allah'ım! Sen bize hakkı hak olarak göster ve hakka tabi kıl, batılı da batıl olarak göster ve bizi batıldan uzaklaştır. Amin.
@KalpHuzuru
231
NAZAR VE HASETTEN KORUNMAK İÇİN BAZI YAYGINLAŞMIŞ BİD'ATLER
Halk, nazardan korunmak için, birçok bid'at çıkarıp onların, nazar ve hasedin kötülüğünü giderdiklerine inanmışlardır.
1- Muska takmak: Bunlar, halkın nazardan korunmak için çocuklarına taktıkları incik boncuk gibi şeylerdir. Bu, şirktir. Duruma göre büyük veya küçük şirk olur.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim muska takınırsa, şirk koşmuş olur." (İmam Ahmed Musned)
2- Cinlere hizmet eden kimselerden, ayet ve hadis olmayan sözlerle doldurulmuş muskalar temin etmek. Buyucu veya sihirbaza gitmek. Bu büyük şirktir.
3- Çocuk ve hayvanlara, mavi boncuklu kolyeler, hilal şeklinde demirler veya sırtlan/fil dişi yahut kemiği takmak.
4- Evlerin kapılarına, hayvanların boyunlarına ve arabalara, at nalı, buğday başağı, içinde insan gözü olan el asmak.
6- Bazı yerlerde, gelin ve damada nazar değmemesi için, düğünlerde davetlilerin üzerine tuz saçmak veya buna benzer şeyler. vb.
@KalpHuzuru
231
NAZARIN ETKİLERİ
Nazarın iki türlü etkisi vardır:
1- Etkisi hemen görülen, öldürücü nazar:
Bu tür nazar, insanı veya hayvanı öldürür. Binayı yıkar, ekinleri mahveder. Böylesinin tedavisi yoktur.
2- Öldürücü olmayan nazar:
Bunun tedavisi üç türlüdür.
a. Olmadan önce, hemen onu geri çeviren tedavi
b. Olduktan sonra, hemen etki eden tedavi
c. Rukye ve zikirlerle tedavi
1. OLMADAN ÖNCE NAZARI GERİ ÇEVİREN TEDAVİ:
Bu, Allah'tan bereket istemekle (Barekellahu fikh veya Allahume barik aleyhi yahut "MaşaAllah demekle) olur. Yüce Allah'ın himetlendendir ki, nazar değdiren bereket isterse, nazarın şerri gider ve tesiri yok olur. Bütün iş Allah'a aittir. Bu sebeple, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize hoşumuza giden her şeye bereket istememizi emretmiştir. O şöyle buyurmuştur:
"Biriniz, kardeşinizde güzel bir şey gördüğünde, ona bereket için dua etsin."
"Bahçene girdiğinde: MaşaAllah! Kuvvet yalnız Allah'ındır, deseydin ya!" (Kehf 39)
2. OLDUKTAN SONRA NAZARIN TEDAVİSİ:
Nazarı değen kimse bilinir de, onun güslettiği sudan ve abdest suyundan alınır, nazar değenin üzerine dökülürse, bu abdest suyu, nazarın etkisini giderir ve onu nazardan kurtarır. Yukarda bu konuda hadis daha önce geçti.
Aişe radiyallahu anha dedi ki: "Nazarı değen kimseye abdest alması emredilir, o da abdest alırdı. Sonra bundan, nazar değen kimse yıkanırdı." (Ebu Davud)
YIKANMA ŞEKLİ:
Nazarı değen kimseye, içinde su dolu bir kap getirilir. O, elini kabın içine sokar ve ağzına su götürür. Sonra, onu kabın içine püskürtür. Daha sonra, yüzünü kabın içinde yıkar. Sol elini kabın içine sokar. Kabın içinde, sağ elinin üzerine su döker. Sonra sağ elini sokar e onunla bir defa sol elinin üzerine su döker. Sol elini sokup sağ dirseğinin üzerine su döker. Sol elini sokup sağ dirseğinin üzerine su döker. Sol elini sokar, onunla sağ ayağının üzerine su döker. Sağ elini sokar, onunla sol ayağının üzerine su döker. Sonra sol elini sokar, onunla sağ dizinin üzerine su döker. Sağ elini sokar, onunla sol dizinin üzerine su döker. Bunların hepsi kabın içinde olur. Bu kabtaki su nazardan hastalanan kişinin başına, arkasına bir defa dökülür.
3. RUKYE VE ZİKİRLERLE TEDAVİ:
Nazarı değen kimse bilinmiyorsa, nazar değenin, zikir ve meşru rukyeyle Allah'a sığınmaktan başka bir çaresi yoktur. Çünkü bunlarda, Allah'ın izniyle şifa vardır.
Hasta, ellerini birleştirip içine Fatiha, Ayet'l Kursi, İhlas, Felak ve Nas surelerini okur, ellerinin içine üfler ve onları vücuduna sürer.
Hasta bu ayetleri, zeytin yağına okur, ağrının olduğu yere sürer.
@KalpHuzuru
231
İSLAM IŞIĞINDA HASEDİN TEDAVİSİ
Haset, sonucu, özellikle sosyal münasebetlerin kesilmesi, insani davranışlar ortamının bozulması şeklinde ortaya çıkan, cehalet ve geriliğin en son noktaya ulaştığı kötü ve tehlikeli bir hastalıktır. Yüce dinimiz bu tehlikeli hastalık karşısında ihtiyatlı bir tavır takınmıştır.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu konuda şöyle buyurmuştur:
"Birbirinize haset etmeyin. Birbirinizle alakayı kesmeyin. Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize arka çevirmeyin. Allah'ın (kardeş) kulları olun."
Yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"İhtiyaçlarınızı gizlice temin edin. Çünkü her nimet sahibine, haset edilir."
Böyle bir hataya düşmemek için, Müslümanın temiz kalpli ve sakin tabiatlı olması gerekir. Müslümanın, birisinde gördüğü bir nimete, onun yok olmasını istememek, varlığından ve devamından rahatsız olmamak şartıyla gıpta etmesi helaldir. Haset, kalbin büyük hastalıklarından olduğuna göre, kalp hastalıkları ancak faydalı ilimle tedavi edilir. Haset hastalığı için faydalı ilim, Müslümanın, hasedin dünyada da, ahirette de kendisi için zararlı olduğunu, haseti terketmenin Cennete girme vasıtalarından olduğunu bilmesidir.
@KalpHuzuru
231
HASET EDENİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
1- Haset eden, Allah'ın takdir ettiğine daima kızar.
2- Haset eden , daima şikayetçidir. Bütün dünyaya sahip olsa da, Allah'a şükretmez.
3- Devamlı hata ve kusur arar, toplantı erlerinde bunları ortaya çıkarıp büyütür.
4- Haset eden, haset ettiği kimsenin meziyetlerini gizler, onları bilmezlikten gelir veya küçük görür.
5- Haset ettiği kimseyle, devamlı gülerek ve dalga geçerek konuşur. Ancak, gözlerinin bakışlarında açık bir kin vardır.
6- Gerekçeli veya gerekçesiz olarak, açıkça, kırıcı tenkitlerde bulunur.
7- Her fırsatta, haset ettiği kimseye zarar vermeye çalışır.
8- Haset edenin, sinirleri devamlı bozuktur. Çünkü onun içi, hasetten kaynamaktadır. Yüzü de üzgün ve asıktır.
@KalpHuzuru
231
KENDİSİNDEN KORUNABİLMEK İÇİN HASETÇİNİN ÖZELLİKLERİ
Nazar meselesi, herkesle ilgili yani genel olduğuna göre, iyi kimselerin bile, bilmeden nazarları değebilir. Haset ise, belirli kişilere aittir. Hased edenin, bazı belirgin özellikleri vardır. Bunlar: Bakışı, gülümsemesi, yüz çizgileri ve konuşmalarındaki üslubu. Bunların hepsi, haset edenin içinde sakladıklarını ifade eder. İnsanın içinde sakladığı, yüzünde, dilinde, bakışlarında, gülümsemesinde, bütün davranışlarında ortaya çıkar.
Allah'ın hikmetlerinden birisi de, insanın yüzünü, içinde gizlediklerini gösteren bir ayna yapmasıdır. Hastanın hastalığı, üzgünün üzüntüsü, sağlıklının sağlığı, mesut ve neşelinin saade ve neşesi yüzünde görülür. Samimi Mü'min imanı, huşu duyanın huşusu, Kur'an okuyanın samimiyeti, yüzündeki nurda, güler yüzlülükte, tevazuda, edepte ve konuşma güzelliğinde görülür. Yine, günahkar ve asinin, günahkarlığı, isyanı ve riyakarlığı, yüzünde ve konuşmasının bozukluğunda görülür. (Buradaki konuşmasının bozukluğundan kasıt akıcı düzgün konuşamaması değildir çünkü hitabetin güzel olması herkeste olabilecek birşey değildir. Ancak burada kasıt çirkin konuşması, küfretmesi, giybet etmesi, laf taşıması vb. kötü olan şeylerdir) İnsanlardaki nimet ve iyilikten hoşlanmayan, Allah'ın nimetlerinin onlardan gitmesini isteyen hasetçide de öyledir. Çünkü onun kalbi kötüdür ve imanı eksiktir. O, içindekini ne kadar gizlemeye çalışırsa çalışşsın, hemen içindeki hasedi çıkarır.
@KalpHuzuru
231
HASEDİN VAR OLDUĞUNA DAİR DELİLLER
AYETLER
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
1- Ehl-i kitaptan çoğu, hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedip bağışlayın. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir. (Bakara 109)
2- Yoksa onlar, Allah’ın lutuf ve kereminden bağışladığı nimetlerden dolayı insanları mı kıskanıyorlar? Evet, biz İbrâhim’in soyuna kitabı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk ve hâkimiyet bahşettik. (Nisa 54)
3- "Kıskandığı zaman kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım." (Felak 5)
HADİSLER
1- Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Sizden önceki milletler arasında hastalık yani, haset, kin ve nefret size de geldi. Bunlar kesip yok eden şeylerdir. Ben, saçın kesilmesinden bahsetmiyorum, dini kesip yok eden şeylerden bahsediyorum. Muhammed'in canı elinde olan Allah'a yemin ederim ki siz, Mü'min olmadıkça Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de Mü'min olamazsınız. Bunu sağlayan şeyi size haber vereyim mi? Aranızda selamı yayın." (Tirmizi)
2- Ebu Hureyre radiyallahu anh dedi ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Ümmetim, öbür milletlerin tutulduğu hastalığa tutulacak" Sahabiler: "Öbür milletlerin hastalığı nedir?" diye sordular. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle cevap verdi:
"Aşırı derecede sevinip taşkınlık göstermek, şımarıklık, mal ve evladın çokluğuyla övünmek, dünya malı için yarışa girmek, kin ve haset tutmak, fuhuş yapmak ve herc (çok öldürme)." (Taberani el Esvat)
@KalpHuzuru
231
5. HASET
Haset: Bir kimsede ki, Allah'ın nimetine kızıp onun yok olmasını istemektir.
Yani, kin tutan ve haset eden kimse, Allah'ın nimeti kendine gelsin veya gelmesin, onun başkasında bulunamamasını ister.
Şöyle de denilmektedir. Haset, bir kimsede Allah'ın nimetini görmekten hoşlanmamak ve onun yok olmasını istemektir. Haset eden kişi bu nimetin yok olması için çalışabilir.
Allah'a sığınırız.
@KalpHuzuru
231
NAZARLA HASEDİN FARKI
Hased eden, nazar değdirenden daha umumidir. Bu sebeple, Felak suresinde, haset edenin şerrinden korunma buyurulmuştur.
Haset eden: Kin tutan kişidir. Onun kini, hoşlanmamakla ve nimetin yok olmasını istemekle birlikte ortaya çıkar. Böylece nazar, iyi erkek ve kadından da olabilir. Kişi, kendi malına, çocuğuna veya ailesine bilmeden nazar değdirebilir ama nazar ve haset, etkide ortaktırlar. Bu da, nazar değen veya haset edilen kimseye kötülük ve zarar vermektir.
Allah'a sığınırız.
@KalpHuzuru
231
NAZARIN TEDAVİSİ
Sehl bin Huneyf, banyo yapmak için üzerindeki cübbeyi çıkarmıştı. Amir bin Rabia da ona bakıyordu. Sehl radiyallahu anh, cildi düzgün, bembeyaz bir kimseydi. Amir: Hiç güneş görmeyen ciltler bile, bugünkü gördüğüm gibi değildir, dedi. Bunun üzerine Sehl radiyallahu anh rahatsızlandı. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e Sehl'in rahatsızlandığı haber verilerek: O başını kaldıramıyor, denildi. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Suçladığınız birisi var mı?" dedi. Amir bin Rabia, denildi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Amir radiyallahu anh'ı çağırıp ona kızdı ve: "Sizden biriniz, kardeşini neden (nazarla) öldürüyor? Ona MaşaAllah deseydin ya! Haydi şimdi, onun için yıkan" dedi. Amir radiyallahu anh, yüzünü, ellerini, dirseklerini, dizlerini, ayak topuklarını ve böğürlerini bir kap içerisinde yıkadı. Sonra bu su, onun (Sehl'in) üzerine döküldü. Sehl de anında iyileşti. (İmam Ahmed Musned; Nesai; Tirmizi; İmam Malik Muvatta)
Yukarda geçen ayet ve hadislerden anlaşılıyor ki, nazar, gerçektir ve sabittir.
Nazar kişiyi yüksek dağdan düşürecek kadar etkilidir. Sağlıklı kişiyi, öldürüp kabre sokabilir. Deveye de isabet edip onu yere düşürebilir. Nazar gerçektir, etkisi de gerçektir. Nazar, bedene, cana ve sahip olunan şeylere değebilir.
Allah'a sığınırız.
@KalpHuzuru
231
4. NAZAR
Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
Nazar: "el Ayn", Arapça "Ane" fiilinden türetilmiş bir kelimedir ve "nazar, göz değdirmek, kötü gözle bakmak" anlamında gelmektedir.
İbn Manzur şöyle demiştir: "Bir düşman veya hasetçi baktığında, falancaya ayn (nazar, göz) isabet etti, onu etkiledi, o da bu yüzden hastalandı denir." (Lisanu'l Arab)
Şöyle de denmiştir: El Ayn'ın (nazarın) aslı, kötü tabiatlı olanın, zarar verecek şekilde, hasetle karışık, beğenerek bakmasıdır.
NAZARIN VAR OLDUĞUNA DAİR AYET VE HADİSLER
AYETLER
1- Sonra da, “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah’ındır. Ben O’na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnız O’na tevekkül etsinler” dedi. (Yusuf 67)
Müfessirlerin büyük çoğunluğu, Yusuf aleyhisselam'ın kardeşlerinin güzel ve gösterişli olduklarındna, Yakub aleyhisselam, insanların onlara nazar değdirmelerinden korktuğunda görüş birliğine vardılar. Çünkü nazar vardır ve gerçektir. (İbn Kesir Tefisiri)
2- Kâfirler, Kur’an’ı işittikleri zaman, yüreklerine inen kin ve nefret yüzünden neredeyse seni bakışlarıyla devirecekler! Bu sebeple “Muhammed delinin biridir” diyorlar. Oysa O (Kur'an), alemler için ancak bir öğüttür." (Kalem 51-52)
İbn Abbas, Mucahid ve başkaları: Bu ayet, nazarın mevcut olduğuna ve Allah'ın dilemesiyle tesirinin gerçek olduğuna delildir, demişlerdir. (İbn Kesir Tefsiri)
HADİSLER
1- Ebu Hureyre radiyallahu anh dedi ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Nazar (göz değmesi) haktır, sabittir." (Muslim; Ebu Davud)
2- Aişe radiyallahu anha dedi ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Nazardan Allah'a sığının. Çünkü nazar (göz değmesi) gerçek ve sabittir." (İbn Mace; Hakim Mustedrek)
3- İbn Abbas radiyallahu anh dedi ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Nazar, gerçektir. Eğer kaderi geçecek birşey olsaydı, nazar onu geçerdi. Birinizin yıkanması istendiğinde, o kişi yıkansın." (Muslim; Tirmizi)
4- Esma binti Umeys radiyallahu anha dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulü Cafer'in çocuklarına nazar değiyor. Onlara dua okuyayım mı?" Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Evet. Eğer Allah'ın takdirini geçecek birşey olsaydı, nazar onu geçerdi." (Tirmizi; İmam Ahmed; İbn Mace)
5- Ebu Zer radiyallahu anh dedi ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Nazar, dağa çıkaracak ve oradan indirecek derecede kişiyi etkiler." (İmam Ahmed Musned)
6- İbn Abbas radiyallahu anh dedi ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Nazar, gerçektir. Dağı yerinden oynatabilir." (İmam Ahmed Musned; Hakim Mustedrek)
7- Cabir radiyallahu anh dedi ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Ümmetimden ölenlerin çoğu, Allah'ın yazası, kader ve nazarladır." (İmam Buhari et Tarih; Bezzar Musned)
8- Cabir radiyallahu anh dedi ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Nazar, kişiyi kabre, deveyi tencereye sokar." (Ebu Nuaym Hilye senedi inşaAllah Sahihtir)
@KalpHuzuru
231
Repost from KİTAPDF
187. Evin cinlerden temizlenmesi için dua ve yapılması gerekenler
@KalpHuzuru
@Kitapdf
231
3. VEHİM
Vehim: Kötü bir psikolojik rahatsızlıktır. Kişi vehim rahatsızlığına tutulursa, ondan kurtulması zor olur. İnsanın hayatında bazı vehimler eksik değildir. Bazı kişilerin hayatı, tamamen vehim içinde geçer. Hatta vehimlerin etkisi gerçeklerinkinden daha fazla olacak dereceye varır. Bu vehmin ortaya çıkmasında, insanların, cin ve şeytanlardan korkmalarının büyük bir rolü vardır. Birçok kimse, tutulduğu belirli bir hastalık, anlaşmazlıkları veya başına gelen bir olayla başka şeyler arasında irtibat kurmaya, problemin veya anlaşmazlıkların sebebini düşündüğünde, falancanın kendisine nazar değdirdiğine veya falan tarihte düştüğünde kendisini cin çarptığına inanıp bazı belirtileri anlatmaya başlar.
Aslında insan, vehim hastalığına yakalanırsa, bu gerçek hastalıktan daha tehlikeli olur. Çünkü cin çarpması, Allah'ın lütfuyla, Kur'an'ı Kerim rukyesiyle gider. Vehim hastası, bitmek tükenmek bilmeyen bir anafor içindedir. Yine bazı kimseler de, kendisinin büyülü olduğu veya falancanın, aralarındaki bir meseleden dolayı kendisine büyü yaptırdığı vehmi içindedir. Böylece onun zihni bulanır ve hayatı alt üst olur. Sonra da o, kendi kendisine büyülü olduğunu telkin eder.
Bir insan, kendisinde cin çarpması veya büyü olduğu vehmine kapılırsa, zihni bulanır ve hayatı allak bullak olur. Hormon salgılayan bezler iyi çalışmazlar ve artık onda, çarpılma veya büyülenme belirtileri görülür.
Burada, hayatına aşırı korkuyla birlikte stres girer. Sinir sistemi bozulur. Kalp kasları gerilir. Vücutta bazı hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hasta, kalp bölgesinde bir ağrı hisseder. Korkunun artmasıyla birlikte ağrı da artar Sinir sisteminin bozuk çalışması sonucu, başka bazı rahatsızlık belirtileri ortaya çıkar. İnsanın vücudunaki her organ sters halinde etkilenir. Ritim bozulmasından kalp atışları artar. Tansiyon yükselir. Sindirim sistemi bozulur. Karın ağrıları ortaya çıkar. Hatanın cinsel hayatında da bir bozulma olur. Hanımına karşı isteksizlik duyar. Vücudundaki kaslar gerilir. Baş bölgesinde, kas gerilmesi olur. Yarım baş ağrısı ortaya çıkar.
Gerçek şudur: Kur'an'la tedaviye gidenlerin büyük bir kısmı vehim hastalarıdır. Bu hastalığa yakalananların hayat tarzı değişir. Arzu ve umutları kalmaz. İşini ihmal eder. Evlilik hayatı bozulur. Sonunda vehmin ve korkunun esiri olur.
Allah'a sığınırız. Allah'ım! Sen bizi her türlü hastalıktan, musibetten koru. Amin.
@KalpHuzuru
