Kaybolan İzzetimiz
Open in Telegram
Kim Olduğunu Ve Neyi Kaybettiğini Hatırlaman İçin! 📚✍🏻 @islamikitaphanepdf 🎙️📚 @seslikitaplarislami 🎙️📖 @kurankalbinilacii
Show more1 906
Subscribers
No data24 hours
+477 days
+38430 days
Posts Archive
1 906
#Tarihte_Bugün 7 Ekim 2023
Aksa tufanının üzerinden tam 1 yıl geçti!
Geçen sene bu gün Mücahidler, domuz ve maymunlar ordusunun askerlerini ayaklar altına alarak İzzetli ameli başlattılar.
1 906
#Tarihte_Bugün 5 Ekim 2023
Tam bir yıl önce bu saatlerde, Humus'taki Askeri Okul'da bir grup subayın (Beşşar Esed subayları) mezuniyet törenine mücahidler tarafından dronlar ile baskın düzenlenerek çoğu subay olmak üzere 95'i cehenneme postalandı ve 270'den fazla kişi ise yaralandı.
1 906
Repost from Beyaz Minare
Biz yaşadığımız sürece Cihad üzere Muhammed ﷺ'e biat eden bir ümmetiz!
Erkeklerimiz, kadınlarımız, çocuklarımız, taşlarımız Aksa'nın etrafında söylemeye devam edecekler:
HAYBER'İ HATIRLAYIN EY YAHUDİLER!!
1 906
"İslam tarihini inceledim ve şunu gördüm ki, kim kalemi kaldırır da kılıcı kaldırmazsa alçaltılır, kim kılıcı kalemsiz kaldırırsa yoldan çıkar ve kayar, kim ikisini birlikte kaldırırsa hidayet bulur ve amacına ulaşır."
🖋 Şeyh Faris ez-Zahrani
1 906
Repost from Beyaz Minare
Ey bulutları yürüten!
Ey toplanmış orduları bozguna uğratan!
Ey sebepleri müsebbib kılan!
YAHUDİLERİ SARS VE ONLARI HEZİMETE UĞRAT...
1 906
Repost from Beyaz Minare
NEREDESİN EY MU'TASIM!!
Halefimiz bir Müslüman kadının namusu için bütün dünyayı ayağa kaldırdı ve bütün müslümanlar Cihad'a çıktı. Bir Müslüman kadın için ordular yürüdü. Peki günümüzdeki binlerce kadın için ne yapıldı?
1 906
فاجعل اللهم عملي كله صالحًا، واجعله لوجهك خالصًا، وتقبله مني قبولاً حسنًا..
وآخر دعوانا أن الحمد لله رب العالمين.
1 906
SURİYE’DE NUSAYRÎ TÂĞUT İÇİN SAVAŞANLAR, HANGİ GAZZE’NİN CİHADINDA?!
İslam ülkelerinde doğmuş ve İslâm’ın bekası ve yücelmesi için Haçlı Batı ve Siyonizm’le savaşan Ehl-i Sünnet cemaatler işbirlikçi yönetimler tarafından bertataf ediliyor.
I.Dünya Savaşı ve öncesinde başlayan sömürgecilik Afrika’yı ekonomik, İslam ülkelerini de siyasi olarak egemenliği altına aldı. Egemenliğin ellerinden kayıp gideceğinden korkan vahşi Batı, geçmişle ilgili bütün hesapları hem mevcut rejimler üzerinden hem de bölgede vekalet savaşı veren silahlı örgütleri bahane ederek yeni bir işgal sayfası açıyor.
Taliban, Irak silahlı mücadelesi, Suriye kıyamı, Yemen ve Mısır, Tunus ve Libya aradığımız hiç bir değişimi bize sunmadı.
İktidar olma ve yönetme üzerinden demokrasiyi içselleştirerek zafer arayan bütün siyasi partiler bozuluşun ve daha da kötü bir tablonun ortaya çıkmasında baş rolü oynuyorlar. Ne silahlı, ne de demokratik mücadele ve ne de davet ve tebliğ çalışmaları gelen tufanın veya selin bizi silip süpürmesine karşı koyacak bir olgunlukta, tercrübede, ne de politik ve diplomatik bir güçte.
Peki, nedendir acaba?
Bize musallat olan hastalıkları ne zaman tesbit edip tedavi edeceği?
Daha ne zamana kadar bizi yok etme savaşı veren tüm kesimlerle bu çelişkili ilişkiler ve gerçek hedeflerini belirlememiş bir toplum olarak yaşamaya devam edeceğiz?
Irak, Suriye, Yemen kan dökücü mehdilerini bekleyenlerle ittihad ahlakını ve itaat ihlasını yitirmiş kesimler arasındaki savaşlardan helak oldu.
Haysiyetini yitirmiş Ehl-i Sünnet iddiasındaki grileşmiş maslahatçı cemaatler arasındaki boğuşmadan almamız gereken en önemli ders; kendi kendimizi yok ettiğimiz gerçeğidir.
Gelecek günlerde, ABD ve İsrail karşısında haysiyetli bir İslâmî ve Nebevî duruş sergilemeyenler yüzünden kırılacağımız endişesi ortama hakim.
Siz Şiîlerin Hüseyn'in intikamının hedefinde olduğunuz sürece, bunun dışındaki bütün Şiî iddialarının hatta ABD ve İsrail düşmanlığının sadece bu tarihi intikam ateşini örtbas etmek için kullandığı bir propaganda silahı olduğunu göremeyeksiniz.
Görmezseniz, Suriye’de yüz binleri katleden Müslümanların üzerlerine varil bombalarını ayaklarıyla iten İbrahim Akil’i şehid, Gerekirse yüz bin kişiyle Suriye’ye geçip Sünnî teröristlere(!) karşı savaşacağını, Kusayr’daki Minarelere “Ya Huseyn!” şirk yaftasını astırarak açıkça haykıran bir adamı Ümmet’in kahraman ve yiğit bir evladı olduğunu bayraklaştırıbilirsiniz.
Fakat unutmayın ki, bunu kim yaparsa yapsın ne yaptığının farkında olmayan bir Afyon kullanıcısından farkı olmayacaktır.
Gazze savunmasının ötesinde Hizbullah’ın Suriye’de katlettiği on binlerce Müslümana rağmen, hem Gazze’nin yanında, hem Beşşar’ın karşısında, hem de Hizbullah’ın yanında olma nifakını sergilemeyi hangi akıl ve din kabul eder?
Bunu ancak iki yüzlü sahtekar münafıklar yapabilir!
Sahtekarlar ve nifak ehli şimdi Hasan Nasrallah’ı Müslümanları acımadan katleden katilleri komuta etmesine rağmen İsrail’e karşı cihad eden bir kahraman olarak ilan ettiklerinde hangi ahlâkla ve yüzle yarın Allah’ın huzuruna çıkacaklar?
Gazzeliye gözyaşı döken ve vicdanı çok sızlayan Suriye’de aynı soykırımı Müslümanlara uygulayan Hizbullah’a Bedr’in aslanları mı diyecekler?
Şimdi soruyorum: Suriye’deki Nusayrî rejiminin kanıyla canıyla yanında duran ve savaşan bir örgüt, Allah’ın ordusuysa bunu onaylayan İslamcılık iddiasında olanlar Allah’ın düşmanı münafıklardır.
Hani İslam ve iman Tevhide bağlılık ve Tağutu inkârdı?
Beşşar Nasrullah’a göre Hüseynî’ydi değil mi? Bu tağutu Müslüman ve zahrları (sırtları, dostları) gören Hizbullah örgütü de tevhid ehli oluyordu. Beşşar Tağut ama onun için Müslümanların kanını akıtan ve kadınlarına tecavüz edenler için savaşanlar Mücahid!!
• Mehmet Emin Akın Hoca
1 906
Ümmetimizde -ne yakın, ne uzak- tarih diye, hafıza diye bir kavram yok, çünkü hafızamız da tarihimiz de düşmanımızın işgali altında!
Hizbu'ş-Şeytan ve Beşar Esed çeteleri tarafından tam 5 yıl boyunca süren Güney Suriye/Doğu Guta kuşatmasında birer birer açlıktan ölen Müslüman kardeşlerinizin, “kedi eti yemek için” ulemadan fetva aldıklarını biliyor muydunuz?!
Allah Subhânehu ve Teâlâ, kim tarafından olursa olsun ümmetimizin mazlumlarına tattırılan bu zulümleri unutan, yok sayan, zalime destek olan ve bir beden olduğunu iddia edip de uzuvlarından bihaber olan her bir kimsenin yüzünü hesap günü kapkara eylesin!!
1 906
Bid'atçı sapık ve saptırıcı İbnu Ebi Duâd öldüğünde, Sünnîler bundan dolayı çok sevindiler. Hatta İbnu Şerâ’a el-Basrî şöyle bir şiir okudu:
Ey İbni Ebî Duâd, artık senin şan yıldızların söndü
Ve ellerin arasında uğursuzluklar belirdi.
Bütün mahlukat senin ölümünle sevindi
Ahirete iman eden kimseler de onlar arasındaydı.
Senden geriye bir şey kalmadı;
Yastıkla döşenmiş bir yatakta parlayan hayalden başka.
Bunların ardından, tüm ateşler söndü halifeler nezdinde
Her türden ateşleyici ile bizzat tutuşturduğun.
📕 Târîhu Bağdâd | Hatîb Bağdâdî 4/155
1 906
Repost from El-İqame
"Suriye'de ve Irak'ta Sünni halkı çoluk çocuk demeden katleden ve mücahidleri parmak sallayarak tehdit eden Rafizi Hasan Nasrallah'tan geriye parmağındaki yüzüğü kaldı."
1 906
İbn Kesîr (رَحِمَہُ اللّہُ), Hicrî 568 yılında ölen Hasan bin Safi et-Turkî hakkında şöyle der:
“O, Bağdat'ın en büyük emirlerinden biriydi ve devlete hakimdi. Ancak o, kötü niyetli ve Rafizî mezhebine bağlı bir şia idi. Rafizîler onun himayesinde ve desteğindeydi. Allah bu sene, Zilhicce ayında Müslümanları ondan kurtardı. Kendi evinde öldü ve daha sonra Kureyş mezarlığına nakledildi. Allah'a hamd olsun.
Ölümüyle birlikte Sünnî Müslümanlar büyük bir sevinç yaşadılar ve Allah'a şükrettiler. Onlardan, Allah'a hamd etmeyen hiç kimse kalmadı.”
📔 el-Bidâye ve'n-Nihâye
1 906
Repost from Abdulaziz et-Tarifi
Müslümanların düşmanlarının başına gelen musibetlere sevinmeleri, imanlarının bir alametidir. Müminin kalbindeki öfke, Allah tarafından düşmanının felaketiyle dindirilir.
📸 |https://www.instagram.com/seyhtarifitr/
1 906
1885'teki Berlin Konferansı ile Afrika Talanı başlamadan önce Afrika'da sınırlar böyle gözüküyordu.
Afrika Talanı öncesi Afrika'da 2000'den fazla politik yapı bulunuyordu.
1 906
Repost from Arşiv
Hule Katliamında Necis Hizbullah Milisleri, Beşşar Esad'ın militanları ile bir olup Müslümanları boğazlayarak öldürdüler.
Boğazlanan ve katledilenler arasında 49 masum çocuk da vardı.
Sırasıyla Boğazlanan o çocukların arasında bir kız çocuğu, sıra kendisine geldiğinde: "Amca Ne Yapıyorsun? Boynum çok ağrıyor." diye karşılık veriyor. Ancak hayvandan aşağı yaratıklar hiç acımadan o çocuğu da ebeveyninin gözünün önünde boğazlıyorlar.
Bu kıssa hayal ürünü değildir. Tüm ispatları ile inkar edilemeyen acı bir gerçektir. Hule Katliamı deliller ile sabit olduktan sonra, BM Mahkemesi her zamanki gibi sadece kınama ile yetinmiştir.
Dolayısıyla Hizbullat ordusuna vurulan her darbe, mazlum Suriye halkını sevindiriyor, gönüllerine neşe veriyor.
Allah'ım diğer tağutların da tek tek helak oluşunu bizlere ve zürriyetimize göster.
1 906
Repost from Halid Abdurrahman
🔴 Hasan Nasrallah'ın Yahudilerin eliyle öldürülmesiyle ilgili kısa izah:
Nasrallah, elinden Suriye'deki yüz binlerce mazlum Müslümanın kanı akan bir katildi. Kinini güttüğü ideolojisi ve İran'a olan bağlılığı adına Suriye'de Esed rejimi ve Rusya ile birlik oldu. Müslümanları bombalarla, silahlarla, bıçaklarla, aç bırakarak ve kimyasal silahlarla katletti.
Nasrallah'ı İsrail'in öldürmüş olması onu işlediği suçlardan kurtarmıyor. Hizbullah'ın İsrail'e attığı birkaç roket şurada dursun, İsrail'e en ağır kaybı dahi verdirse işlediği cürümlerin lekesini alnından silemez.
Suriye'deki silahlı grupları tamamen bir tarafa koyarak söylüyorum: İdlib'deki, Halep'teki, Şam'daki zavallı bebeklerin, çocukların günahı neydi de Hizbullah onları öldürdü? Guta'daki çocuklar ne suç işlemişti de kimyasal silahlarla boğuldular? Madaya'daki, Zabadani'deki mazlumlar ne yapmıştı da aç bırakılarak öldürüldüler?
Müslümanların maruz kaldığı iki işgal var. Birisi Haçlı-Siyonist güçlerin işgali, diğer ise İran'ın işgali. Bu iki işgalci unsurun birbirine zarar vermesi Müslümanları ancak sevindirir. Bu hususta üzülecek yalnızca iki nokta var: Nasrallah'ın cezasını Müslümanların değil İsrail'in vermesi ve Lübnan'daki İsrail saldırılarında mazlumların katledilmesi, hepsi bu.
Nasrallah, Yahudilerin Filistin'de öldürdüğünden daha fazla Müslümanı Suriye'de öldürmüş bir katilden fazlası değildi.
وَاللَّهُ غَالِبٌ عَلَىٰ أَمْرِهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ...
1 906
Repost from Beyaz Minare
#SONDAKİKA
🚨 🚨 🚨 Hizbullat, resmi olarak Hasan Nasrallat’ın öldüğünü açıkladı!
1 906
Bağdat, Ağustos 1099: Sarığı düşmüş ve saçları kazınmış başıyla yasta olduğu anlaşılan bir zât şöyle haykırıyordu:
“Nasıl böyle gölgede huzur içinde uyuklayabilirsiniz? Kaç müslüman kardeşiniz öldürüldü? Kaç namuslu kızın ırzına geçildi? Hiçbir zaman İslâm ülkesi böyle yağmalanmamıştı, bu kadar müslüman kanı dökülmemişti! Ne oluyor? Müslümanlar zulüme alışıyorlar mı? Harekete geçmek için ne bekliyorsunuz? Düşmanın Bağdat’a dayanmasını mı? ”
Kadı Ebû Saad al-Haravî’nin Bağdat’ta Halife El-Mustazhirbillah’ın huzurunda 9 asır önce sarf ettiği bu sözler Suriye’deki haçlı zulmü karşısında atıl kalan Müslümanları uyandırmak içindi... Bu konuşmadan ancak 88 yıl sonra 2 Ekim 1187’de Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü haçlılardan kurtaracaktı.
