Gaffar Sarıhan / غفار صاريخان
Open in Telegram
Bu kanal; ilmî paylaşım sayfası, ilim öğrenim platformu, ilim meclisi veya ilmî hizmet sayfası değildir. Çeşitli disiplinlere dair aldığım notları ihtiva eden bir defter mesâbesindedir.
Show more411
Subscribers
No data24 hours
No data7 days
+830 days
Posts Archive
Mesela ben kaldırıp; “Teist/A-Teist Batı din felsefesinde konu yalnız tâlî boyutta tartışılıyor, halbuki geniş bir sistemin cüz’ü olarak düşünülerek bütüncül bir açıklama ortaya konulamıyor.” desem bu da bir o kadar yanlış olur. Nitekim bu literatürün tamamını kuşatmış, bu disiplinlerde kalem oynatan ciddi isimlerin tüm sistemsel açıklamalarını hazmetmiş değilim. Kısacası saçmalamayı kesmek ve sırf konuşmak için konuşarak Don Kişotçuluk oynamamak lazım.
Müslümanlar meseleyi kulların fiilleri bölümünde yüz yıllarca tartıştılar. Tartışmakla da yetinmediler son derece oturaklı bir sistemin parçası olarak ele aldılar. Nitekim kulların eylemleri konusu; hudûs/kıdem, zât-ı ilâhî ve sıfâtları ile iç içe düğümlenmiş bir mesele. Türk akademisinin bunu sistematik bir şekilde anlatamaması ya da senin o kaynaklara vâkıf olamaman Müslümanların problemi değildir. Hatta Müslümanların genelinin bunu bilmemesi de bir problem değildir. Zira kötülük meselesine, Müslüman dünyada kompleks izahlara girmeksizin iknâî yollarla getirilmiş cevaplar da mevcut. Halkın ekseri bunlardan haberdar. Bir geleneğin sağlamlığı yahut başarısı, seni ikna edebilmesiyle doğrudan ilintili değildir. Gelenekleri kıyaslayacaksanız hepsine vukufiyetiniz ve nüfûzunuz bir gerekliliktir.
İmam Râzî şöyle buyurdu:
Cenâb-ı Hakk’ın, “Orada diledikleri her şey onlarındır.” (Furkân, 16) buyruğu, arzuların eksiksiz tahakkukunun ancak cennette mümkün; onun dışındaki her yurtta ise imkânsız olduğuna işaret eder. Çünkü dünya hayatında hiçbir huzur yoktur ki gamla yoğrulmamış, hiçbir rahatlık yoktur ki mihnetle gölgelenmemiş olsun.
Tefsîr-i Kebîr
Hüccetü'l-İslâm el-Gazâlî şöyle buyurmuştur:
"(Nasıl olur da) İnsanların çoğunda, kavuşmayı ve ayrılığı anlatan şiirleri dinledikleri zaman şiddetli ve tam bir vecd (coşku/hal) belirir de âyetleri dinlediklerinde bu hallerden hiçbiri meydana gelmez!?”
İmâm Fahreddin er-Râzî ise şöyle buyurmuştur:
"Ben de derim ki: Şüphesiz ben şiir dinlerken vecd yaşamaktan mahrum yaratılmışım! Nitekim ben ne zaman Kur'an'ın sırları üzerinde tefekkür etsem tenim ürperir, tüylerim diken diken olur ve kalbimde bir dehşet ve heybet meydana gelir. O şiirleri her işittiğimde ise bir ciddiyetsizlik hali galip gelir ve nefsimde kesinlikle hiçbir etki bulmam. Dosdoğru yol ve sağlam düsturun da bu olduğu kanaatindeyim."
Aktaran: Nizâr Hammâdî hoca
Pezdevî’nin Kenzu’l-Vusûl’ü hakkında Kutbuddîn eş-Şîrâzî’nin ifadeleri…
ANKARA
kaybolup giden güneş, ay ve felekler,
bir babanın duasıyla tekrar kavuşuyor,
mevkilerine oturup hayatı getiriyorlar.
ölü toprak canlanıyor, heder tohumlar;
yeşeriyor ve kucaklıyor hayatı tekrar.
babam hayatı getiriyor bu diyara,
nurdan rüzgar ve kalbe akın eden sütle.
arştan gelen nurun sarmaladığı
süttür bu, kanar yüreğim ona her akşam,
seccadem ıslanmaz ama gönlüm ıslanır,
bana ben olduğumu, aslımın hiçlik olduğunu söyler.
elinde bulunuyor diye senin mi sanırsın,
der babam, aslında küllü Allah’ındır.
doğru buyurdu ki bundan böyle,
bu gönül şehri de benim değildir artık.
bıraktım Rabbin nehrine yüreğimi,
tıpkı Mûsâ’nın anası misali,
vardığı yeri O bilse yeter
mülkünü hâfızdır, arifler böyle der…
قال الشيخ الأكبر: أصل الخلوة في العالم: الخلاء الذي ملأه العالَمُ
فأول شيء ملأه "الهباء" و هو جوهر مظلم ملأ الخلاء بذاته
ثم تجلى له الحق باسمه "النور" فانصبغ به ذلك الجوهر وزال عنه حكم الظلمة وهو العدم .
فاتصف (العالَم) بالوجود فظهر لنفسه - بذلك النور المنصبغ به
https://tashihmedya.com/israil-filistin-catismasi-bir-kultur-catismasi-degildir-somurgecilik-catismasidir-bernard-porter/
Abdullah Asım kardeşimin tercümesi yayınlandı
