en
Feedback
Gaffar Sarıhan / غفار صاريخان

Gaffar Sarıhan / غفار صاريخان

Open in Telegram

Bu kanal; ilmî paylaşım sayfası, ilim öğrenim platformu, ilim meclisi veya ilmî hizmet sayfası değildir. Çeşitli disiplinlere dair aldığım notları ihtiva eden bir defter mesâbesindedir.

Show more
411
Subscribers
No data24 hours
No data7 days
+830 days
Posts Archive
Plotinus konuştuğu esnada zekası, yüzünün aydınlanışından bile belli olurdu... Çehresi fikrî bir ciddiyet taşır, ancak soru sorulduğunda etrafına tam bir zarafet ve yumuşaklık yayardı." |Furfûriyûs, Plotinus’un Hayatı

sticker.webp0.01 KB

{Kulları içinde Allah'a ancak âlimler haşyet duyar} Fâtır 28 Hâce Muhammed Parsâ (rahimehullâh) buyurdu ki: “Haşyet, mânâ itibarıyla korkudan daha kâmildir. Zira haşyet, âlimlerin sıfatıdır ki kişinin, amellerinde tehlike ihtimali bulunan şeylerden uzak durması ve yalnızca kesinliği sabit olan hususları tercih etmesidir.” el-Fusûlu’s-Sitte

sticker.webp0.01 KB

İlim ehlinden aldığım duyumlara göre “Mu‘temedu Mâturîd min Mu‘tekadi Mâturîd” isimli kitap adeta tahrîf harikasıymış. Hanefî
İlim ehlinden aldığım duyumlara göre “Mu‘temedu Mâturîd min Mu‘tekadi Mâturîd” isimli kitap adeta tahrîf harikasıymış. Hanefî-Mâtürîdî akîdesiyle alakası olmayan beyanlar ve tahrif barındıran atıflar mevcutmuş. (Hanefîlerin, Tanrı hakkında keyfiyeti nefyetmediği gibi…) Adam Tacik bir gizli selefî imiş.

sticker.webp0.01 KB

Emekli anatomi profesörü Memduh Gezici Hoca’nın kadın ihtilâmına dair 25 yıllık emeğine tekâbül eden eseri sonunda çıktı. Ail
Emekli anatomi profesörü Memduh Gezici Hoca’nın kadın ihtilâmına dair 25 yıllık emeğine tekâbül eden eseri sonunda çıktı. Ailede cinsel sekîneti konu edinen ve bunun yöntemlerine dair çok önemli bilgiler ihtiva eden bir çalışma. Sipariş: Tahsil Yayınevi 0552 544 72 69

sticker.webp0.01 KB

Siyaset, ev yönetimi ve ahlâkın bütünsel doğruluğu ancak kesin nazarî deliller ve şer'î (dînî) şahitlik ile gerçekleşir ki o
Siyaset, ev yönetimi ve ahlâkın bütünsel doğruluğu ancak kesin nazarî deliller ve şer'î (dînî) şahitlik ile gerçekleşir ki o şahitliğin ayrıntısı ve takdîri İlahî Şeriat (din) ile belirlenir. Ebû ‘Alî İbn Sînâ, eş-Şifâ, I/14.

Madde-i Nev‘iyye (Türsel Madde): Belirli bir türsel sureti (sûret-i nev‘iyye) almış, dolayısıyla o türe özgü nitelikleri kazanmış somut maddelerdir. Artık mutlak ve belirsiz bir heyûlâ değil, belirli bir türe ait bileşiktir.

Nostos algos, "nostalji" kelimesinin kökenini oluşturan Antik Yunanca iki kelimedir. "Nostos" eve veya yuvaya dönüş, "algos" ise acı veya keder demektir. Bu iki kelimenin birleşimi, eve dönememenin veya geçmişe duyulan dindirilememiş özlemin verdiği derin ve sızılı ızdırap halini ifade eder.

sticker.webp0.01 KB

الدبوسي
الدبوسي

Varlık Alanının Belirliliği Argümanı (Ontolojik Zemin) İddia: Kuantum vakumundan parçacıkların varlığa gelmesi, "yoktan" (ex nihilo) veya nedensiz bir var oluş değildir. Temellendirme: Kuantum vakumu mutlak yokluk (hiçlik) değildir; alanlar, potansiyeller ve sıfır noktası enerjisi barındıran fiziksel bir sistemdir. Bir parçacığın vakumdan çıkması, hiçlikten varlığa sıçrama değil, mevcut bir fiziksel alandan biçim değiştirmedir. 2. Nomik Düzen ve Nedensel Zemin Argümanı (Epistemolojik Zemin) İddia: Kuantum olayları kuralsız değildir; doğa yasalarına (nomik) uygun olarak gerçekleşir. Temellendirme: Hume'cu düzenlilik anlayışı (yasaları sadece olayların art arda gelmesinden ibaret gören yaklaşım) dışındaki her gerçekçi epistemolojide, doğa yasaları zorunlu olarak arka planda duran ontolojik bir nedensel zemine işaret eder. Yasaların varlığı, rastgeleliğin arkasında nedensel bir çerçevenin olduğunu gösterir. 3. İndeterministik Nedensellik Argümanı (Kavramsal Ayrıştırma) İddia: Bir olayın deterministik (kesin olarak öngörülebilir) olmaması, onun "nedensiz" olduğu anlamına gelmez. Temellendirme: Kuantum vakumunun kendisi, gerçekleşen parçacık oluşumlarının birincil nedensel faili (indeterministic cause) olabilir. Öngörülemezlik veya olasılıksallık (indeterminizm), nedensizliği değil; sadece nedenselliğin zorunlu/mekanik olmadığını ifade eder. 4. Gizli Değişkenler ve Mantıksal İmkân Argümanı (Sistematik Alternatif) İddia: Kuantum olaylarının arkasında henüz gözlemleyemediğimiz tam deterministik ve nedensel bir mekanizmanın bulunması mantıksal olarak mümkündür. Temellendirme (Monad Düşünce Deneyi): Uzayın her noktasının, o noktada ne zaman hangi parçacığın oluşup yok olacağının bilgisine sahip ve bu süreci yöneten birer gizli nedensel birim (monad) olduğu varsayılabilir. Bu kurgu deneysel olarak tespit edilemese bile mantıksal açıdan çelişkisizdir ve tüm ampirik verilerle uyumludur. Mantıksal olarak nedensel bir alternatif kurgulanabildiği sürece, "Kuantum mekaniği nedensizliği kesin olarak kanıtlamıştır" iddiası felsefi zorunluluğunu kaybeder.

sticker.webp0.01 KB

sticker.webp0.01 KB

Ahkâma dair yazılan kitaplarda genellikle açıklık esastır. Öyle ki bu kitaplardaki ibarelerin mefhûm-u muhâlifini almanın sıhhati hususunda ulemânın ittifakı söz konusudur. Kitaplarda sarahaten zikrolunanlardan sarf-ı nazar edip delâlet kovalamaya kalkılırsa berrak suyu bulandırmaktan başka bir şey yapılmış olmaz.

Altay’ın son videosunun nakiller bölümünü izleyeyim dedim ve anladım ki bu adam asgarî düzeyde bir fıkıh metni bile okumamış, onu da geçtim İslâmî ilimler metinlerine aşinalığı adeta sıfır. Nitekim ıstılahlardan öyle habersiz ki mesela “lem yehızne” ayetinin tefsirinde geçen “Hunne’s-sağâir” cümlesinin haberine; “Bunlar acûzenin aşağısında kalan tüm kadınlardır” anlamı veriyor. Halbuki sağîra/sağâir ifadesi, İ. İlimler ıstılahında küçük kız çocuğu/(k)ları anlamında kullanılır. Zemahşerî de mezkûr ıstılâhî anlamı tefsirinde olduğu gibi kullanır Yukarıdaki 2. nakilde de görüldüğü üzere Zemahşerî, aybaşı görmeyenleri sıralarken; âyise, sağîra ve hâmile şeklinde saymaktadır. 1. nakle tekrar dönecek olursak. Eğer oradaki “sağâir” ifadesi, Altay’ın sandığı gibi “kocamış kadınlardan küçük olan tüm kadınlar” anlamında kullanılıyor olsaydı Zemahşerî’nin “hunne’s-sağâir” (onlar küçüklerdir/k. olanlardır) demesi anlamca saçma olurdu. Zira bu durumda, kocamış olanlardan küçük olanların tamamına sağîra denileceği için anlam; “O aybaşı görmemiş olanlar varya, işte onlar kocamışlardan küçük olanlardır.” haline gelir ki bu saçmadır çünkü kocamışlardan küçük olan her kadının aybaşı görmediği vâki değildir. Eğer sanıldığı gibi olsaydı “mine’s-sağâir” denmesi gerekirdi. Ha uzak tevillerle ibare yine oraya yorulabilir mi; belki de evet. Ancak neyse ki dilde karîne olmaksızın ibare zahirinden sarf olunmaz. Eğer Altay çıkıp “Karîne, bu hükmün aklen kabîh olmasıdır; ulemâ ise böyle bir hükmü kabulden berîdir.” diyecek olursa, müsâdere ale’l-matlûba düşmüş olur. Zira iddiası zanniyyâta dayandığı için, öncelikle meselâ Zemahşerî’nin söz konusu hükmü aklen veya âdeten kabîh gördüğünü ispat etmesi, ardından da ibareyi bu kabule göre yorumlaması gerekirdi. Çünkü onun ispat etmeye çalıştığı şey zaten, otoritenin de hükmü bu şekilde anladığı ve benimsediğidir. Dolayısıyla bunu baştan karîne kabul ederek ibareyi ona göre yönlendirmesi, ispatlanması gereken şeyi delilin içinde peşinen varsaydığı anlamına gelir. Bir şeyin aklen kabâhati sende sabit olmuş olsa bile bu, Zemahşerî’nin de o kanaate ortak olduğunu kanıtlayamaz. Yaptığın hüsnü-ü zanndan hallicedir. İslâmî ilimlerde kalem oynatmak on yıllarlık emeği gerektirir. Çapraz okumalarla elde ettiğin cüzleri yapboz misali birleştirerek küllî yargılarda kullanamayacağını er ya da geç öğreneceksin.

sticker.webp0.01 KB