en
Feedback
2 969
Subscribers
No data24 hours
+797 days
+24130 days
Posts Archive
Onlar öyle insanlar ki; ayrılıkları keder ve üzüntüdür. Asıl hayat ise onların arasında yaşamaktır.

İbn Kayyim dedi ki: İbn Teymiyye fakir olarak yaşadı, hapis ve işkence gördü, ama ben onun kadar mutlu birini görmedim. [El-Vâbilu’s Sayyib, s. 110]

Ey gafil! Görüyorum ki uzun emelli Planlar yapıyorsun, ileriye dönük dünyaya yönelik ticaret, iş aş, ev, mal, makam, şöhret, hırs, dünya sevgisi vs. Peki islamdan uzak bir hayat ile Zannediyor musun ki lüks hayat sana huzur verecek?, evler, arabalar, yüksek sermayeler? Su nasıl açlığı gidermez? Yemek nasıl susuzluğu gidermez? Hakeza bilki dünyada hiçbir vakit sana huzur ve mutluluk vermeyecektir. İslam olmadan bilki varlık içinde olsan bile dar ve huzursuz bir hayat olduğunu göreceksin! Her daim fitne bela ve musibete düşeceksin! Bunun delili nice varlıklı insanlardır! Nicesi intihar etti, kalanlarına ise iyi bak hayatlarına, ne kadar az uyur, stres, korku, baş ağrısı, koşuşturmadan belki bir fakir kadar uyumaz, onun gibi yiyemez, onun sahip olduğu kafa rahatlığını elde edemez, her daim bela musibet, sıkıntılar içinde boğulup gider, gözü doymaz dünyaya, çünkü ahiret derdi yoktur, güldüğünü görürsün lakin kalben gülmez çünkü içi kasvetli kara ve dardır, nimetler içinde olduğunu görürsün lakin bundan mahrumdur hakikatte, fakat ey kardeşim islam için koşturmanın, davetin ve mücadelenin verdiği müthiş huzuru, ah! Allahı hatırlatan nasihatçi Müslüman kardeşlerle olmanın verdiği tadı, ilim talep ederken ki lezzeti, ah ki ah cihat bölgelerinde olan huşu ve gerçek kalp mutluluğunun tadını bir bilseydin! Ah şehadete olan özlemin, ölüme olan korkunun sevgiye nasıl dönüştüğünü bir anlasaydın! Bir an evvel sonsuzluk diyarına sevgililere kavuşma hasretinin verdiği kalp huşusunu bi bilseydin anlardın mücahitlerin nasıl ölüme koşarak, gülerek gittiklerini! Anlardın şehit olurlarken nûranî yüzlerini, yüzlerindeki tebessümü! En zeki kazançlı ve karlı ticaretin içinde olduklarını ve kazandıklarını, bundan mahrum olanların, gerisin geriye olanların ne kadar hüsranda olduğunu, ah bir tatsaydın bunları ey kardeşim! Dünya ve içindekiler gözünde nasılda kararır, ne kadar basit geçici ve değersiz olduğunu, Allah için olmayan her anın ve saniyenin ne kadar kasvetli geçtiğini bilirdin! Cahiller zannediyor ki islam için zorluklar görenlerin; ilim talep ederken medresede, islam için hapis yatan hapishanelerde, ve islam için cihat edilen bölgelerde, bunlar acı içinde görüyorlar! Vallahi durum tam tersidir asıl dünyaya talip olanlar hapishanede, karanlıklar içinde işkence içindedirler. Ahireti tercih edenler: Onlar Rahmanın rızası için, ebedi hayatlarını kurtarmak için, altlarından Irmaklar akan Cennetler için, bu karlı ticaretten razı şekilde mutlular çünkü Allah azze ve celleyi razı ettiklerinin farkındalar bundan sonra gelecek her şey önemsiz ve basit gözlerinde çünkü onlar bahtiyardırlar: İbn Receb رحمه الله dediği gibi: Bahtiyar, dünyanın kendisini mutlu ettiği kimse değildir. Asıl bahtiyar ateşten kurtulandır. Ve yine İmam İbn receb derki: Rasuller ve onlara tabi olanlar Allah'a davet hususundaki eziyetlere, ve insanlara Allah’ın emirlerini uygularken son derece büyük zorluklara katlanıyor ve buna sabrediyorlardı, bilakis bundan razılardı، çünkü bazen seven kişi sevdiğini razı edebilmek için kendisine isabet eden eziyetlerden hoşnut olur. [Mecmuul resail 1/77] Ey bunlardan mahrum olan mahrumiyetin korkunç derecede, kelimelerim ve hesaplarım bunu hesap ve ifade etmede aciz! Lakin bu hakikatleri mutlaka anlayacaksın ama bu diyarda ama ebedi diyarda.. kulak ver nasihatçilere: İbn kayyım der ki: Dünya şehvetleri, bir tiyatro oyununa benzer. Cahil olan kimse gerçeği göremeyerek, sadece görüntüye aldanır. Ama akıl sahibi kimse, perdenin arkasında ne olduğunu çok iyi bilir. Dünyanın bir saatlik şehvetine, cennetini satan bir adam akıl sahibi biri olarak adlandırılabilir mi ? [el-fevaid s. 87] Şeyhülislâm İbn Teymiyye dedi ki: Allâh sevgisi ve O’nun sevdiği amellerle O’na yaklaştıran şeylere yönelmedikçe, kalpler için mutluluk ve tam bir lezzet yoktur. Ondan başka sevilen şeylerden yüz çevirmedikçe O’nu sevmek mümkün değildir. İşte bu Lâ ilâhe illallâh’ın hakikatidir. [Mecmuu’l-Fetava 28/32] İbn Teymiyye dedi ki: İnsanların en mutlusu, Allah'a en çok itaat edendir.

Repost from N/a
Anne ile Oğul Arasında Geçen Diyalog Şehid inşaAllah Ebu Hacer el-Hadrami #Hadrami #Neşid #Ezgi #Şiir

İhmal edilmiş farz; Cihad .pdf6.48 KB

ŞEYH ABDULLAH AZZAM-GENÇLİK RİSALESİ بسم الله الرحمن الرحيم Öyleyse, kardeşlerim: Şimdi hayatınızın en iyi zamanındasınız! Bu çaba zamanıdır, bu ibadet zamanıdır, bu dava zamanıdır, bu harekete geçme zamanıdır! Öyleyse, İslam’a dönmek sizin elinizde, onu öğrenin, uygulayın, ona davet edin. İlim, eylem ve propaganda! Bu şansı kaçırırsanız, bir daha elinize geçmeyecek altın bir fırsatı kaçırmış olursunuz. Üniversite günlerindeki boş zamanlar ne kadar da fazladır, üniversite zamanı Allah’a dönmek ve O’na ibadet etmek için ne kadar da harikadır ve üniversite zamanı davanızı arkadaşlarınıza ve ortaklarınıza, tanıdıklarınıza ve tanımadıklarınıza anlatmak için ne kadar mükemmeldir! “O halde (Resulüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin.” (Ğaşiye, 21-22) “Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganimet bil: ihtiyarlığından önce gençliğini, hastalanmadan önce sıhhatini…” Bugün, namazda dikilebiliyorsunuz, yarın oturmadan namaz kılamayacaksınız. Bugün oruç tutabiliyorsunuz, yarın hastalanacak ve tutamayacaksınız. Allah’ın istediği bazı hayırlar için gereken sağlığa sahipsiniz. Sağlığın şükrü ve hayrı ibadettir. Böylece vücut ve azalar arınır ve harap olmaktan kurtulurlar. İbadet artıkça yarar da artar ve sağlık, ibadet artınca azalmaz. Onun yerine artar ve mükemmelleşir: “Ey kavmim! Rabbinizden bağış dileyin; sonra da O’na tövbe edin ki, üzerinize göğü (yağmuru) bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın. Günah işleyerek (Allah’tan) yüz çevirmeyin.” (Hud, 52) Kuvvet Yüce Allah’a tövbe ve itaat etmekle artar. İbadet vücudu ve sinirleri rahatlattığı için bu doğaldır ve gittikçe vücut gelişir. Allah (subhanehu ve teala), Kıyamet Günü’nde gençlere özel bir soru soracaktır: “Bir kula dört şey sorulmadan ayakları yerinden kıpırdamaz: hayatı ve onunla ne yaptığı, gençliği ve onu nasıl harcadığı, ilmiyle nasıl amel ettiği, kazandıklarını nereden elde ettiği ve nereye harcadığı.” Tirmizi (2417) Allah (subhanehu ve teala) hayatını soracaktır. Sonra, gençliği hakkındaki ikinci soru gelecektir. Hem de gençliğin, önceki soruda sorulan hayatın bir parçası olmasına rağmen! Buna rağmen, Allah gençlik zamanını ayrı bir şekilde sorgular. “Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından kuvvet veren ve sonra kuvvetin ardından güçsüzlük ve ihtiyarlık veren, Allah’tır. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, üstün kudret sahibidir.” (Rum, 54) Tabii ki, Şeytan’ın size dersleriniz ve kesintisiz ve boş istekleriniz yoluyla yaklaşacağı bir yaştasınız. Size Allah’a (subhanehu ve teala) dönmeniz ya da Allah için vaktinizi ayırmanız söylendiğinde, Şeytan size yaklaşarak şöyle diyecektir: “Şu an hala okuyorsun. İlerde, toplumdaki dayanağın olan diplomanı aldığında Allah için çalışabilirsin.” Birincisi, ne zaman mezun olacağınızı bilemezsiniz ve ne zaman öleceğinizi bilemezsiniz ve Rabbinizle ne zaman buluşacağınızı da bilemezsiniz. Öyleyse, bu bitmek bilmeyen bahanelerinize dikkat edin. İkincisi, eğer bu erken yaşınızda Allah’a zamanınızın birazını veremeyecek kadar cimriyseniz, gelecek size daha da cimri olacağınızı kanıtlayacaktır. Erken yaşta İslam aşılanan biri ile yaşlanıp İslam’a giren biri arasında ne büyük fark vardır. Ne büyük bir fark! Çünkü genç yaştan itibaren İslam ile beslenmek çok daha kolaydır. Eğer gençseniz, İslam sizin hayatınızın bir parçası olur; azalarınız, ruhunuz, hayatınız İslam’ın bir parçası haline gelir. Aslında, siz İslam’ın gövdesinden bir parçaya dönüşürsünüz, tıpkı küçük ağaç ve büyük ağaç gibi: büyük ağacın sabit bir gövdesi ve kurumuş bir kabuğu vardır, bu yüzden dallarının baktığı tarafa yönelmesi zordur. Bir taraftan, küçük ağacı istediğiniz tarafa çevirebilir, onu yönlendirebilirsiniz.

Râfizî'nin Haberi Sana Geldi Mi? Şehid Şeyh Ebu Mus'ab ez-Zerkavî

Şianın İnanç Esasları - Abdullah es-Sadık.pdf1.33 MB

photo content

HİZBULLAH”_HAKKINDAKİ_GERÇEĞİ_BİLİYOR_MUSUNUZ.pdf7.21 MB

Şeyh Ebu İshak el-huveyni'ye bir genç gelir ve şöyle bir soru sorar; gençlik dönemlerinde fitnelerden nasıl uzak durdun? Şeyh cevabında, kendisinin o zamanlarda ilim talebiyle meşgul olduğunu söyler yani bu nedenle masiyet için zamanı yoktu. Şeyh Muhammed Huseyn Yakub, bu konuyu tamamen özetleyen şu sözleri söyler; "sen zayıf olduğun için masiyet işlemiyorsun. Sen boş olduğu için masiyet işliyorsun" Gençlik zamanlarımızda karşımıza fitneler çok şiddetli şekilde çıkar. Bu fitnelerin önünü kapamak ve zayıf düşmemek için kendimizi Allah'a itaat ile meşgul etmemiz gerekir. Ve Resulullah'ın, insanoğlunun sorulacağı şeylerden bahseden hadisini hatırlayalım: "gençliğini nerede harcadığından.." (alıntı)

Şeyh Ebu İshak el-huveyni'ye bir genç gelir ve şöyle bir soru sorar; gençlik dönemlerinde fitnelerden nasıl uzak durdun? Şeyh cevabında, kendisinin o zamanlarda ilim talebiyle meşgul olduğunu söyler yani bu nedenle masiyet için zamanı yoktu. Şeyh Muhammed Huseyn Yakub, bu konuyu tamamen özetleyen şu sözleri söyler; "sen zayıf olduğun için masiyet işlemiyorsun. Sen boş olduğu için masiyet işliyorsun" Gençlik zamanlarımızda karşımıza fitneler çok şiddetli şekilde çıkar. Bu fitnelerin önünü kapamak ve zayıf düşmemek için kendimizi Allah'a itaat ile meşgul etmemiz gerekir. Ve Resulullah'ın, insanoğlunun sorulacağı şeylerden bahseden hadisini hatırlayalım: "gençliğini nerede harcadığından.." (alıntı)

İmâm Ibnu'l Kayyim {Rahimehullah} dedi ki: Önemli olan amel etmek değil. Bilelim ki önemli olan o ameli fesattan ve boşa gitm
İmâm Ibnu'l Kayyim {Rahimehullah} dedi ki: Önemli olan amel etmek değil. Bilelim ki önemli olan o ameli fesattan ve boşa gitmekten korumaktır. {El-Vâbilu's Sayyib, 29} İmâm İbnul kayyim rahimehullah dedi ki: Kıyamet gününde kul için en büyük pişmanlıklardan biri: Amel edenin ameline en çok ihtiyaç duyduğu o günde Dünyada ki bütün çabalarının boşa olduğunu ve kendisine hiçbir fayda vermediğini görmesidir. Gayretlerinin kendilerine fayda verdiğini görenler işte onlar saadet içererisindelerdir. [Er-risaletü'l tebukiyye]

“İslam'ın en azılı düşmanlarından biri şöyle diyor: Kadeh ve Kadın, Muhammed'in ümmetini yıkmada bir toptan daha etkilidir. O nedenle onları mal ve şehvet sevgisine boğun.”   [Laiklerin Müslüman Kadını Batılılaştırma Yöntemleri, Şeyh Nâsır El-Fehd]

Repost from N/a
Düşmanla Savaşta Kadının Rolü, Şeyh Yusuf el-Uyeyrî.

“İslam'ın en azılı düşmanlarından biri şöyle diyor: Kadeh ve Kadın, Muhammed'in ümmetini yıkmada bir toptan daha etkilidir. O nedenle onları mal ve şehvet sevgisine boğun.”   [Laiklerin Müslüman Kadını Batılılaştırma Yöntemleri, Şeyh Nâsır El-Fehd]

Cihad ve şüphelerle savaş.pdf9.96 KB

Çağın Putu Demokrasi Şeyh ebu Yahya el libi rahimehullah

Demokrasi ve Laiklik - Şeyh Ali bin hudayr hafizahullah

Şeyh Bişr bin fehd el Bişr Hafizahullah