𝐓𝐞𝐯𝐡𝐢𝐝 𝐤𝐢𝐭𝐚𝐩 PDF
Open in Telegram
📚مذهب الحنابلة و عقيدة السلفية🖊️ 📚HANBELÎ MEZHEBÎ VE SELEFÎYYE AKÎDESÎ🖊️
Show more2 170
Subscribers
No data24 hours
-67 days
-1030 days
Posts Archive
2 170
İbrahim b. Abdurrahman'dan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah ﷺ Şöyle buyurdu :
“Sonradan gelen her bir neslin arasından bu ilmi adaletli olanları yüklenip taşır. Bunlar aşırı gidenlerin tahriflerini, batıl ehlinin iddialarını ve cahillerin te’villerini bertaraf ederler."
📒ibanetu'l Kubra 1/198
2 170
Ahmed bin Hamza ve Ebu Ali el Haddadi'den isittim dediler ki:
"Bizler Ebu Abbas en Nehavendi'yi gordugumuzde kelam ehlini inkar ediyordu ve Eşarileri de tekfir ediyordu."
(Imam Ebu Ismail el Herevi; Zemmu'l Kelam ve Ehlihi; 4/408. Sayfa 1295 Nolu Rivayet.)
2 170
Abdullah ibni Ömer radıyallahu anh:
‘İlim üçtür: Konuşan kitap, geçerli/devamlı sünnet ve ‘bilmiyorum’ sözüdür.’
(Camiu’l Beyan el-İlim ve Fadlihi 1/753)
2 170
Muhammed bin İbrahim El Esbahani dedi ki: Eba Zur'a Er-Razi'ye "Rahman arşa istiva etti." ayeti tefsirinin sorulması üzerine öfkelendi ve işittim diyordu ki: "Bu (ayetin) tefsiri okunduğu gibidir. O, arşının üzerindedir. İlmi ise bütün mekânlardadır. Kim bundan başkasını söylerse Allah'ın laneti üzerine olsun!"
(El İhticac bil-Eseri Selefiye Ala İsbati-s Sifatil İlahiyya Sayfa 330, El Uluvv 465)
2 170
سَمِعت أَبَا بكر قَالَ: سَمِعت وَالِدِي قَالَ: سَمِعت الْحَاكِم أَبَا عبد الله الْحَافِظ يَقُول: سَمِعت أَبَا عَليّ الْحُسَيْن بْن عَليّ الْحَافِظ يَقُول: سَمِعت جَعْفَر ابْن أَحْمَد بْن سِنَان الوَاسِطِيّ يَقُول: سَمِعت أَحْمَد بْن سِنَان الْقطَّان يَقُول: " لَيْسَ فِي الدُّنْيَا مُبْتَدع إِلا وَهُوَ يبغض أهل الحَدِيث، فَإِذَا ابتدع الرجل نزعت حلاوة الحَدِيث من قلبه ".
[إسماعيل الأصبهاني ,الحجة في بيان المحجة ,1/220]
İsfehani dedi ki Ebû Bekr'i şöyle derken işittim Velidi şöyle derken işittim Ebu Abdullah el Hafız'ı şöýle derken işittim Ebu Ali el Huseyn bin Ali Hafız'ı şöyle derken işitttim Cafer ibn Ahmed b. Sinan el Vasitiyi şöyle derken işittim Ahmed b. Sinân el Kattanı şöyle derken işittim:
Dünyada hiçbir bidatci yoktur ki hadis ehline buğz etmesin
Doğrusu her bid'atçi, hadis ehline buğz eder. Bir kimse bid'at işlediği zaman kalbinden hadisin tatlılığı çıkarılır."
el Hücce 1/220
2 170
Muhakkak ki biz sonunda Rabb'imize döneceğiz."
(43/Zuhruf 13, 14) ayetlerini okudu.
Bağırıp çağırarak deveyi hızlandırdım.
Bu defa:
ﻭَﺍﻗْﺼِﺪْ ﻓِﻲ ﻣَﺸْﻴِﻚَ ﻭَﺍﻏْﻀُﺾْ ﻣِﻦ ﺻَﻮْﺗِﻚَ
"Yürürken ölçülü yürü, konuşurken de sesini kıs!" (31/Lokman, 19) mukabelesinde bulundu.
Yürürken şiir okumaya başladım.
Bu kez:
ﻓَﺎﻗْﺮَﺀُﻭﺍْ ﻣَﺎ ﺗَﻴَﺴّﺮَ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻘُﺮْﺁﻥِ
"Artık Kur'ân'dan kolayınıza geleni okuyun." (73/Müzzemmil, 20) ayetini okudu.
— Şiir okumak haram değil ki, deyince:
ﻭَﻣَﺎ ﻳَﺬّﻛّﺮُ ﺇِﻻّ ﺃُﻭْﻟُﻮﺍْ ﺍﻷﻟْﺒَﺎﺏِ
"Ancak gerçek akıl sahipleri öğüt alırlar." (2/Bakara, 269) ayetiyle cevap verdi.
Bir süre yolculuğa devam ettikten sonra, evli olup-olmadığını sordum.
ﻳَﺄَﻳّﻬَﺎ ﺍﻟّﺬِﻳﻦَ ﺁﻣَﻨُﻮﺍْ ﻻَ ﺗَﺴْﺄَﻟُﻮﺍْ ﻋَﻦْ ﺃَﺷْﻴَﺂﺀَ ﺇِﻥ ﺗُﺒْﺪَ ﻟَﻜُﻢْ ﺗَﺴُﺆْﻛُﻢْ
"Ey iman edenler!
Açıklandığı takdirde hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın!"
(5/Maide, 101) ayetiyle cevap verdi.
Derken bu hanımın kafilesine arkadan yetiştik.
Kendisine kafile içinde kimsesinin olup-olmadığını sordum.
Bana:
ﺍﻟْﻤَﺎﻝُ ﻭَﺍﻟْﺒَﻨُﻮﻥَ ﺯِﻳﻨَﺔُ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓِ ﺍﻟﺪّﻧْﻴَﺎ
"Mal ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür." (18/Kehf, 46) dedi. Anladım ki çocukları var.
— Onların hacda işleri ne? diye sordum.
ﻭَﻋَﻼﻣَﺎﺕٍ ﻭَﺑِﺎﻟﻨّﺠْﻢِ ﻫُﻢْ ﻳَﻬْﺘَﺪُﻭﻥَ
"O Allah nice alametler yaratmıştır ve o insanlar yıldızlarla yol bulurlar." (16/Nahl, 16) dedi. Anladım ki, çocukları yol bulma işi/rehberlik yapıyorlar.
— Onların isimlerini sordum.
ﻭَﺍﺗّﺨَﺬَ ﺍﻟﻠّﻪُ ﺇِﺑْﺮَﺍﻫِﻴﻢَ ﺧَﻠِﻴﻼً
"Allah İbrahim'i dost edinmiştir.",
(4/Nisa, 125)
ﻭَﻛَﻠّﻢَ ﺍﻟﻠّﻪُ ﻣُﻮﺳَﻰَ ﺗَﻜْﻠِﻴﻤﺎً
"Allah Musa'yla konuşmuştur."
(4/Nisa, 164) ve:
ﻳَﻴَﺤْﻴَﻰَ ﺧُﺬِ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏَ ﺑِﻘُﻮّﺓٍ
"Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl."
(19/Meryem, 12) ayetlerini okudu.
— Ey İbrahim, ey Musa, ey Yahya! diye kafileye doğru seslendim.
Nur yüzlü üç genç 'Buyur!' diyerek çıkageldiler.
Kadın onlara para verdi ve:
ﻓَﺎﺑْﻌَﺜُﻮﺍْ ﺃَﺣَﺪَﻛُﻢْ ﺑِﻮَﺭِﻗِﻜُﻢْ ﻫَﺬِﻩِ ﺇِﻟَﻰَ ﺍﻟْﻤَﺪِﻳﻨَﺔِ ﻓَﻠْﻴَﻨْﻈُﺮْ ﺃَﻳّﻬَﺂ ﺃَﺯْﻛَﻰَ ﻃَﻌَﺎﻣﺎً ﻓَﻠْﻴَﺄْﺗِﻜُﻢْ ﺑِﺮِﺯْﻕٍ ﻣّﻨْﻪُ
"Şu akçeyle içinizden birini şehre gönderin de, baksın hangi yiyecek daha hoş ve helal ise ondan size azık getirsin." (18/Kehf, 19) dedi. Gençler gittiler, yiyeceği getirince bana:
ﻛُﻠُﻮﺍْ ﻭَﺍﺷْﺮَﺑُﻮﺍْ ﻫَﻨِﻴﺌَﺎً ﺑِﻤَﺂ ﺃَﺳْﻠَﻔْﺘُﻢْ ﻓِﻲ ﺍﻷﻳّﺎﻡِ ﺍﻟْﺨَﺎﻟِﻴَﺔِ
"Geçmiş günlerinizde yaptığınız güzel işlerden dolayı afiyetle yiyin, için!" (69/Hakka, 24) dedi.
Bütün bu gördüklerim karşısında gençlere:
— Şayet annenizin bu durumunu bana söylemezseniz,
bu yemekten asla yemem! dedim.
Gençler dediler ki:
— Annemiz, ağzından Allah'ın gazabını çekecek yanlış bir söz çıkar korkusuyla tam kırk yıldır bu şekilde sadece Kur'ân'la konuşur.
Bunun üzerine ben de:
ﺫَﻟِﻚَ ﻓَﻀْﻞُ ﺍﻟﻠّﻪِ ﻳُﺆْﺗِﻴﻪِ ﻣَﻦ ﻳَﺸَﺂﺀُ ﻭَﺍﻟﻠّﻪُ ﺫُﻭ ﺍﻟْﻔَﻀْﻞِ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢ
"Bu, Allah'ın lütfudur; O, onu dilediğine verir.
Allah büyük lütuf sahibidir."
(57/Hakka, 21) dedim.
Cevâhiru'l-Edeb, sf. 261.
2 170
Abdullah İbni Mubarek rahimehullah şöyle anlatır:
Hacca gidiyordum.
Yol üzerinde bir yerden geçerken tek başına yolculuk yapan bir kadınla karşılaştım.
Ona selam verdim.
Ancak kadın selamımı:
ﺳَﻠَﺎﻡٌ ﻗَﻮْﻟًﺎ ﻣِﻦْ ﺭَﺏٍّ ﺭَﺣٖﻴﻢٍ
"Çok merhametli Rabb'den bir söz olarak onlara selam vardır."
(36/Yasin, 58) ayetini okuyarak aldı.
— Buralarda ne yapıyorsun? diye sordum. Sorumu:
ﻣَﻦْ ﻳُﻀْﻠِﻞِ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻓَﻠَﺎ ﻫَﺎﺩِﻱَ ﻟَﻪُ
"Allah kimi şaşırtmışsa onu doğru yola getirecek yoktur." (7/Âraf, 186) ayetini okuyarak cevapladı.
Yolunu kaybettiğini anladım ve nereye gitmek istediğini sordum. Yine soruma:
ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟَّﺬِﻱ ﺃَﺳْﺮَﻯ ﺑِﻌَﺒْﺪِﻩِ ﻟَﻴْﻠًﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﺴْﺠِﺪِ ﺍﻟْﺤَﺮَﺍﻡِ ﺇِﻟَﻰ ﺍﻟْﻤَﺴْﺠِﺪِ ﺍﻟْﺄَﻗْﺼَﻰ
"Bir gece kulu Muhammedi Mescid-i Haram'dan, Mescid-i Aksa'ya götüren (o zat) bütün eksikliklerden uzaktır!" (17/İsra, 1)
ayetiyle karşılık verdi.
Anladım ki, haccını tamamlamış, Kudüs'e gidiyor.
— Ne zamandan beri böyle yolunu kaybettin? dedim.
ﺛَﻼَﺙَ ﻟَﻴَﺎﻝٍ ﺳَﻮِﻳّﺎً
"Tam üç gündür." (19/Meryem, 10) dedi.
— Yanında yiyecek bir şeylerin de yok, dedim.
ﻫُﻮَ ﻳُﻄْﻌِﻤُﻨِﻲ ﻭَﻳَﺴْﻘِﻴﻦِ
"O'dur beni yediren ve içiren."
(26/Şuara, 79) ayetini okudu.
— Peki, ne ile abdest alıyorsun? dedim.
ﻓَﻠَﻢْ ﺗَﺠِﺪُﻭﺍْ ﻣَﺂﺀً ﻓَﺘَﻴَﻤّﻤُﻮﺍْ ﺻَﻌِﻴﺪﺍً ﻃَﻴّﺒﺎً
"Eğer su bulamazsanız temiz toprakla teyemmüm edin."
(4/Nisa, 43)
ayetini okuyarak cevap verdi.
— Yanımda yiyecek-içecek bir şeyler var. (İstersen verebilirim) dedim.
ﺛُﻢّ ﺃَﺗِﻤّﻮﺍْ ﺍﻟﺼّﻴَﺎﻡَ ﺇِﻟَﻰ ﺍﻟّﻠﻴْﻞِ
"Sonra gece girinceye kadar orucu tamamlayın."
(2/Bakara, 187) ayetiyle karşılık verdi.
(Oruçlu olduğunu anladım.)
— İçinde bulunduğumuz zaman dilimi Ramazan ayı değil ki, dedim. Buna karşılık:
ﻭَﻣَﻦ ﺗَﻄَﻮّﻉَ ﺧَﻴْﺮﺍً ﻓَﺈِﻥّ ﺍﻟﻠّﻪَ ﺷَﺎﻛِﺮٌ ﻋَﻠِﻴﻢٌ
"Her kim de, farz olmadığı hâlde gönlünden koparak bir hayır işlerse, hiç şüphe yok ki Allah şükrün karşılığını veren ve her şeyi bilendir." (2/Bakara, 158) ayetiyle cevap verdi.
— Yolculukta orucu bozmamız bize caiz kılınmıştır, dedim.
ﻭَﺃَﻥ ﺗَﺼُﻮﻣُﻮﺍْ ﺧَﻴْﺮٌ ﻟّﻜُﻢْ ﺇِﻥ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺗَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ
"Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır." (2/Bakara, 184) dedi.
— Neden benim gibi konuşmuyorsun, dedim.
ﻣﺎ ﻳَﻠْﻔِﻆُ ﻣِﻦ ﻗَﻮْﻝٍ ﺇِﻻّ ﻟَﺪَﻳْﻪِ ﺭَﻗِﻴﺐٌ ﻋَﺘِﻴﺪٌ
"İnsanın ağzından çıkan bir tek söz olmaz ki, yanında (onun söylediğini ve yaptığını kaydeden) hazır bir gözcü olmasın." (50/Kaf, 18) ayetini okudu.
— Hangi kabileden olduğunu sordum.
ﻭَﻻَ ﺗَﻘْﻒُ ﻣَﺎ ﻟَﻴْﺲَ ﻟَﻚَ ﺑِﻪِ ﻋِﻠْﻢٌ ﺇِﻥّ ﺍﻟﺴّﻤْﻊَ ﻭَﺍﻟْﺒَﺼَﺮَ ﻭَﺍﻟْﻔُﺆَﺍﺩَ ﻛُﻞّ ﺃُﻭﻟَﺌِﻚَ ﻛَﺎﻥَ ﻋَﻨْﻪُ ﻣَﺴْﺆُﻭﻻً
"Bilmediğin şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül/kalp (gibi azaların) hepsi de sorguya çekilecektir." (17/İsra, 36) ayetiyle cevap verdi.
Hata ettiğimi, dolayısıyla kusura bakmayıp hakkını helal etmesini istedim.
ﻗَﺎﻝَ ﻻَ ﺗَﺜْﺮَﻳﺐَ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢُ ﺍﻟْﻴَﻮْﻡَ ﻳَﻐْﻔِﺮُ ﺍﻟﻠّﻪُ ﻟَﻜُﻢْ
"Bugün size hiçbir kınama yoktur. Allah sizi affetsin." (12/Yusuf, 92) ayetiyle cevap verdi.
Kendisine, deveme bindirip kafilesine ulaştırma teklifinde bulundum.
ﻭَﻣَﺎ ﺗَﻔْﻌَﻠُﻮﺍْ ﻣِﻦْ ﺧَﻴْﺮٍ ﻳَﻌْﻠَﻤْﻪُ ﺍﻟﻠّﻪُ
"Hayır olarak daha ne yaparsanız Allah muhakkak onu bilir."
(2/Bakara, 215)
ayetiyle mukabelede bulundu.
Devemi yanına getirdim.
Tam binecekken:
ﻗُﻞْ ﻟّﻠْﻤُﺆْﻣِﻨِﻴﻦَ ﻳَﻐُﻀّﻮﺍْ ﻣِﻦْ ﺃَﺑْﺼَﺎﺭِﻫِﻢْ
"Mümin erkeklere bakışlarını kısmalarını söyle." (24/Nur, 30) ayetini okudu.
Ben de gözlerimi başka tarafa çevirdim.
Tam bineceği sıra deve ürküp kaçtı, bu arada elbisesi de birazcık yırtıldı.
ﻭَﻣَﺂ ﺃَﺻَﺎﺑَﻜُﻢْ ﻣّﻦ ﻣّﺼِﻴﺒَﺔٍ ﻓَﺒِﻤَﺎ ﻛَﺴَﺒَﺖْ ﺃَﻳْﺪِﻳﻜُﻢْ
"Başınıza gelen her musibet, işlediğiniz günahlar sebebiyledir." (42/Şûra, 30) ayetini mırıldandı.
Biraz sabretmesini ve devesini tutup bağlayacağımı söyleyince,
ﻓَﻔَﻬّﻤْﻨَﺎﻫَﺎ ﺳُﻠَﻴْﻤَﺎﻥَ
"Biz o meselenin hükmünü Süleyman'a kavrattık."
(21/Enbiya, 79) ayetini okuyarak, deveyi sevk etme konusunda benim daha başarılı olduğumu ima etti.
Peşinden deveye bindi ve ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟّﺬِﻱ ﺳَﺨّﺮَ ﻟَﻨَﺎ ﻫَﺬَﺍ ﻭَﻣَﺎ ﻛُﻨّﺎ ﻟَﻪُ ﻣُﻘْﺮِﻧِﻴﻦَ ﻭَﺇِﻧَّﺎ ﺇِﻟَﻰ ﺭَﺑِّﻨَﺎ ﻟَﻤُﻨْﻘَﻠِﺒُﻮﻥَ
•Aslu-ssunah-wal-itikadu-ddin•, [20 Kas 2024 saat 15:13]
"Bunları bizim hizmetimize veren Allah tüm eksikliklerden uzaktır.
O lutfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik.
2 170
قال ابن مسعود: وسيأتي على الناس زمان يكون المؤمن فيه أذل من الأمة || الكتب » الزهد ١٤٧ لأبي داود »
Abd Allah b. Mas'ud radiyAllahu'anh dedi ki:
Öyle bir zaman gelecek ki o dönemde müslüman, bir cariyeden daha aşağılanmış/değersiz durumda olacak
Kitab az-Zuhd
2 170
müminlerin annelerinden olan Ümmü Seleme (ra) “Rahman Arşa istiva etmiştir” ayeti hakkında şöyle demiştir:
الْكَيْفُ غَيْرُ مَعْقُولٍ وَالِاسْتِوَاءُ غَيْرُ مَجْهُوَلٍ وَالْإِقْرَارُ بِهِ إِيمَانٌ وِالْجُحُودُ بِهِ كُفْرٌ
(İstivadaki) keyfiyet akledilemez, istiva ise bilinmeyen bir şey değildir, onu kabul etmek imandır, onu inkar etmek ise küfürdür
[Lalekai, Es Sunne / 663]
2 170
İmâm eş-Şâfi'î رحمه الله dedi ki;
عليكم بأصحاب الحديث فإنهم أكثر الناس صوابًا
"Sizlere Hadîs Ashâbı'nı tavsiye ediyorum. Zira onlar insânlar içerisinde savâb [doğruya isâbet etme] bakımından daha çok olanlarıdır."
el-Herevî, Zemmu'l-Kelâm, 3/26'da sahîh isnâdla nakletmiştir.
2 170
وأما أصحاب الرأي والقياس فأنهم يسمون أصحاب السنة نابتة وكذب أصحاب الرأي أعداء الله، بل هم النابتة تركوا أثر الرسول وحديثه وقالوا بالرأي، وقاسوا الدين بالاستحسان، وحكموا بخلاف الكتاب والسنة، وهم أصحاب بدعة جهلة ضلال طلاب دنيا بالكذب والبهتان. فرحم الله عبد اقال بالحق، واتبع الأثر، وتمسك بالسنة، واقتدى بالصالحين، وجانب أهل البدع وترك مجالستهم.
Rey ve kıyas ashabı, ehli sünneti "nabite" (yeni bitme çocuklar) olarak adlandırmıştır. Allah'ın düşmanı rey ashabı yalan söylemiştir, bizzat onlar nabitedir. Onlar Rasulun eserlerini ve hadislerini terkediyorlar, rey ile konuşuyor, dinlerini istihsan ile belirliyor, kitap ve sünnetin zıttına hüküm veriyorlar. Onlar bidat, cehalet ve sapkınlık ehlidir. Dünyayı yalan ve iftira ile talep edenlerdir. Allah hak ile yetinen, esere tabii olan, sünnete yapışan, salihlere uyan, ehli bidattan ictinab eden, onların meclislerini terkeden kula rahmet etsin."
Mesail Harb el-Kirmani, 3/9862 170
أصحاب أبي حنيفة لا ينبغي أن يروى عنهم شيء
Ahmed b. Hanbel dedi ki;
"Ebu Hanife'nin ashabından hiçbir şey rivayet edilmemelidir."
(el-İlel ve Marifeti’r Rical c: 3 s: 300 rivayet no : 5332)
📍Not ; Cehm b. Safvan’ın tabiisi kelamcı ve rey ehli uyuz ebu Hanife
2 170
Mâlik dedi ki:
İnsanlar kıyâmet günü Allah Teâlâ'ya gözleriyle bakacaktır.
İbn Ebî Dâvud dedi ki:
Kim buna iman etmezse kâfir olur.
Ebû Mûsâ el-Ensârî dedi ki:
Mâlik'e ''Onlar Allah'ın görülmeyeceğini söylüyorlar!'' dendi. Mâlik de ''Kılıç lâzım kılıç!'' dedi.
Lâlekâî (818)
2 170
Ezher anlatıyor: Avn dedi ki:
“Kim İslam ve sünnet üzere ölürse her hayrı müjdeleyen bir müjdecisi vardır.”
el-lalakai Ehl-i Sünnet Ve'l- Cemaat'in İtikadı, 55
2 170
اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا وَاَصْلَحُوا وَبَيَّنُوا فَاُو۬لٰٓئِكَ اَتُوبُ عَلَيْهِمْۚ وَاَنَا التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ
Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler ve gizledikleri gerçekleri açıklayanlar başka; ben onların tevbesini kabul ederim. Çünkü ben, tevbeleri çokça kabul eden ve merhameti bol olanımdır.
Bakara 160
2 170
İmam Ahmed rahimehullah dedi ki:
الاتباع: أن يتبع الرجل ما جاء عن النبي ﷺ وعن أصحابه...
İttibâ: Bir adamın Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’den ve ashabından gelenlere tâbi olmasıdır…
Mesail Ebu Dâvud, 1789
2 170
مَنْ رَدَّ حَدِيثَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَهُوَ عَلَى شَفَا هَلَكَةٍ
“Kim Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bir hadisini reddederse o, helak olmanın eşiğine gelmiştir”
(Lalekai, Şerhu Usuli İtikad, 3/477 no: 733)
2 170
Rasulullah Aleyhisselam şöyle buyurdu:
Dikkat edin !
İnsanlardan korkmak hiçbirinizi,gördüğünde yahut şahit olduğu vakit hakkı söylemekten alıkoymasın.
Zira Hakkı söylemek ve azim olanı zikretmek, ne eceli yaklaştırır, nede rızkı uzaklaştırır.''
Ahmed b. Hanbel, Müsned 11492
