en
Feedback
𝐓𝐞𝐯𝐡𝐢𝐝 𝐤𝐢𝐭𝐚𝐩 PDF

𝐓𝐞𝐯𝐡𝐢𝐝 𝐤𝐢𝐭𝐚𝐩 PDF

Open in Telegram

📚مذهب الحنابلة و عقيدة السلفية🖊️ 📚HANBELÎ MEZHEBÎ VE SELEFÎYYE AKÎDESÎ🖊️

Show more
2 170
Subscribers
No data24 hours
-67 days
-1030 days
Posts Archive
Ebû Abdullah Muhammed b. İsmail el-Buhâri şöyle demiştir: "Müslümanların en faziletlisi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in öldürülmüş (yani terk edilmiş) sünnetlerinden bir sünneti ihya eden kimsedir. Şu halde sabredin ey Sünnet Ashâbı! Allah size rahmet etsin! Zira siz insanlar arasında sayıca en az olanlarsınız." [el-Câmiu li-Ahlâki'r Râvî, 91 ]

Ameş Rahimehullah şöyle demiştir; Onlar (selef) üç şeyi sorduktan sonra, bir kişi hakkında daha fazla birşey sormazlardı. ➖Kiminle yürür, ➖kimin yanına girer, ➖insanlar arasında kiminle ilişki kurar [İbni Batta, El İbanetul Kubra, 2/478]

sticker.webp0.32 KB

Yahya b. Muâz şöyle demiştir: "Bilen kimse ebedî yaşama kavuşmuştur. Dünyaya meyleden kimse hedefe ulaşamamıştır. Mü'min kişi dinini araştırandır. Akılsız kimse ise olmayan şeyin peşinde koşmaktadır." Hatip El-Bagdadi Zahidlerin Dünyası s.390

Evinî gelek buha ye, lê kesên erzan nizanin..!
Evinî gelek buha ye, lê kesên erzan nizanin..!

sticker.webp0.13 KB

İbn Asâkir dedi ki: Ebi’l Feth Suleym bin Eyyub el-Fakih’in el yazısıyla okudum… Ammar bin Sa’d dedi ki: يكون في آخر هذه الأمة قوم يعظمون الله ويجلونه حتى يكفروا به وهم الجهمية. Bu ümmetin sonlarında öyle kimseler olacak ki, (ta’zimde aşırıya giderek) O’nu (Allah’ı) inkar edinceye kadar Allah’ı tâzim edecek ve yüceltecekler. Onlar Cehmiyye’dir. Tarihu Dimaşk, 21/251

Ebu Bekr Muhammed b. El Huseyn El Bağdadi rh: Allah mahlukati yaratmadan önce ezelden beri sıfatlarıyla beraber âlim /bilen, mütekellim/konuşan, semi'/işiten ve basir /gören idi. Bundan gayrısını söyleyen kimse kâfir olur. Sünnet ve Eser Ehli :sy 556

İbn Batta el-Ukberi (rahimehullah – ö.387) şöyle rivayet etmiştir: Ibrahim b. Nasr tahdis etti, o dedi ki: el-Fudayl b. Iyad'i (ö.187) şöyle derken işittim: “Hak ile batılı, mü'min ile kafiri, emin kişi ile hâini, cahil ile alimi birbirinden ayıramayan; iyiyi tanımayıp kötülüğü reddetmeyen insanlara şahit olduğun bir zamana ulaştığında, halin nice olur?” •| El-Ibanetu'l-Kubra

Bid'at ehlini güzellemeyeceğiz, hak sözleri olsa dahi. Zındık mücrimlerle yakın durmayacağız, eski dostlar olsa dahi.

sticker.webp0.01 KB

"Bunları bizim hizmetimize veren Allah tüm eksikliklerden uzaktır. O lutfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabb'imize döneceğiz." (43/Zuhruf 13, 14) ayetlerini okudu. Bağırıp çağırarak deveyi hızlandırdım. Bu defa: ﻭَﺍﻗْﺼِﺪْ ﻓِﻲ ﻣَﺸْﻴِﻚَ ﻭَﺍﻏْﻀُﺾْ ﻣِﻦ ﺻَﻮْﺗِﻚَ "Yürürken ölçülü yürü, konuşurken de sesini kıs!" (31/Lokman, 19) mukabelesinde bulundu. Yürürken şiir okumaya başladım. Bu kez: ﻓَﺎﻗْﺮَﺀُﻭﺍْ ﻣَﺎ ﺗَﻴَﺴّﺮَ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻘُﺮْﺁﻥِ "Artık Kur'ân'dan kolayınıza geleni okuyun." (73/Müzzemmil, 20) ayetini okudu. — Şiir okumak haram değil ki, deyince: ﻭَﻣَﺎ ﻳَﺬّﻛّﺮُ ﺇِﻻّ ﺃُﻭْﻟُﻮﺍْ ﺍﻷﻟْﺒَﺎﺏِ "Ancak gerçek akıl sahipleri öğüt alırlar." (2/Bakara, 269) ayetiyle cevap verdi. Bir süre yolculuğa devam ettikten sonra, evli olup-olmadığını sordum. ﻳَﺄَﻳّﻬَﺎ ﺍﻟّﺬِﻳﻦَ ﺁﻣَﻨُﻮﺍْ ﻻَ ﺗَﺴْﺄَﻟُﻮﺍْ ﻋَﻦْ ﺃَﺷْﻴَﺂﺀَ ﺇِﻥ ﺗُﺒْﺪَ ﻟَﻜُﻢْ ﺗَﺴُﺆْﻛُﻢْ "Ey iman edenler! Açıklandığı takdirde hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın!" (5/Maide, 101) ayetiyle cevap verdi. Derken bu hanımın kafilesine arkadan yetiştik. Kendisine kafile içinde kimsesinin olup-olmadığını sordum. Bana: ﺍﻟْﻤَﺎﻝُ ﻭَﺍﻟْﺒَﻨُﻮﻥَ ﺯِﻳﻨَﺔُ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓِ ﺍﻟﺪّﻧْﻴَﺎ "Mal ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür." (18/Kehf, 46) dedi. Anladım ki çocukları var. — Onların hacda işleri ne? diye sordum. ﻭَﻋَﻼﻣَﺎﺕٍ ﻭَﺑِﺎﻟﻨّﺠْﻢِ ﻫُﻢْ ﻳَﻬْﺘَﺪُﻭﻥَ "O Allah nice alametler yaratmıştır ve o insanlar yıldızlarla yol bulurlar." (16/Nahl, 16) dedi. Anladım ki, çocukları yol bulma işi/rehberlik yapıyorlar. — Onların isimlerini sordum. ﻭَﺍﺗّﺨَﺬَ ﺍﻟﻠّﻪُ ﺇِﺑْﺮَﺍﻫِﻴﻢَ ﺧَﻠِﻴﻼً "Allah İbrahim'i dost edinmiştir.", (4/Nisa, 125) ﻭَﻛَﻠّﻢَ ﺍﻟﻠّﻪُ ﻣُﻮﺳَﻰَ ﺗَﻜْﻠِﻴﻤﺎً "Allah Musa'yla konuşmuştur." (4/Nisa, 164) ve: ﻳَﻴَﺤْﻴَﻰَ ﺧُﺬِ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏَ ﺑِﻘُﻮّﺓٍ "Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl." (19/Meryem, 12) ayetlerini okudu. — Ey İbrahim, ey Musa, ey Yahya! diye kafileye doğru seslendim. Nur yüzlü üç genç 'Buyur!' diyerek çıkageldiler. Kadın onlara para verdi ve: ﻓَﺎﺑْﻌَﺜُﻮﺍْ ﺃَﺣَﺪَﻛُﻢْ ﺑِﻮَﺭِﻗِﻜُﻢْ ﻫَﺬِﻩِ ﺇِﻟَﻰَ ﺍﻟْﻤَﺪِﻳﻨَﺔِ ﻓَﻠْﻴَﻨْﻈُﺮْ ﺃَﻳّﻬَﺂ ﺃَﺯْﻛَﻰَ ﻃَﻌَﺎﻣﺎً ﻓَﻠْﻴَﺄْﺗِﻜُﻢْ ﺑِﺮِﺯْﻕٍ ﻣّﻨْﻪُ "Şu akçeyle içinizden birini şehre gönderin de, baksın hangi yiyecek daha hoş ve helal ise ondan size azık getirsin." (18/Kehf, 19) dedi. Gençler gittiler, yiyeceği getirince bana: ﻛُﻠُﻮﺍْ ﻭَﺍﺷْﺮَﺑُﻮﺍْ ﻫَﻨِﻴﺌَﺎً ﺑِﻤَﺂ ﺃَﺳْﻠَﻔْﺘُﻢْ ﻓِﻲ ﺍﻷﻳّﺎﻡِ ﺍﻟْﺨَﺎﻟِﻴَﺔِ "Geçmiş günlerinizde yaptığınız güzel işlerden dolayı afiyetle yiyin, için!" (69/Hakka, 24) dedi. Bütün bu gördüklerim karşısında gençlere: — Şayet annenizin bu durumunu bana söylemezseniz, bu yemekten asla yemem! dedim. Gençler dediler ki: — Annemiz, ağzından Allah'ın gazabını çekecek yanlış bir söz çıkar korkusuyla tam kırk yıldır bu şekilde sadece Kur'ân'la konuşur. Bunun üzerine ben de: ﺫَﻟِﻚَ ﻓَﻀْﻞُ ﺍﻟﻠّﻪِ ﻳُﺆْﺗِﻴﻪِ ﻣَﻦ ﻳَﺸَﺂﺀُ ﻭَﺍﻟﻠّﻪُ ﺫُﻭ ﺍﻟْﻔَﻀْﻞِ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢ "Bu, Allah'ın lütfudur; O, onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir." (57/Hakka, 21) dedim. Cevâhiru'l-Edeb, sf. 261.

Abdullah İbni Mubarek rahimehullah şöyle anlatır: Hacca gidiyordum. Yol üzerinde bir yerden geçerken tek başına yolculuk yapan bir kadınla karşılaştım. Ona selam verdim. Ancak kadın selamımı: ﺳَﻠَﺎﻡٌ ﻗَﻮْﻟًﺎ ﻣِﻦْ ﺭَﺏٍّ ﺭَﺣٖﻴﻢٍ "Çok merhametli Rabb'den bir söz olarak onlara selam vardır." (36/Yasin, 58) ayetini okuyarak aldı. — Buralarda ne yapıyorsun? diye sordum. Sorumu: ﻣَﻦْ ﻳُﻀْﻠِﻞِ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻓَﻠَﺎ ﻫَﺎﺩِﻱَ ﻟَﻪُ "Allah kimi şaşırtmışsa onu doğru yola getirecek yoktur." (7/Âraf, 186) ayetini okuyarak cevapladı. Yolunu kaybettiğini anladım ve nereye gitmek istediğini sordum. Yine soruma: ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟَّﺬِﻱ ﺃَﺳْﺮَﻯ ﺑِﻌَﺒْﺪِﻩِ ﻟَﻴْﻠًﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﺴْﺠِﺪِ ﺍﻟْﺤَﺮَﺍﻡِ ﺇِﻟَﻰ ﺍﻟْﻤَﺴْﺠِﺪِ ﺍﻟْﺄَﻗْﺼَﻰ "Bir gece kulu Muhammedi Mescid-i Haram'dan, Mescid-i Aksa'ya götüren (o zat) bütün eksikliklerden uzaktır!" (17/İsra, 1) ayetiyle karşılık verdi. Anladım ki, haccını tamamlamış, Kudüs'e gidiyor. — Ne zamandan beri böyle yolunu kaybettin? dedim. ﺛَﻼَﺙَ ﻟَﻴَﺎﻝٍ ﺳَﻮِﻳّﺎً "Tam üç gündür." (19/Meryem, 10) dedi. — Yanında yiyecek bir şeylerin de yok, dedim. ﻫُﻮَ ﻳُﻄْﻌِﻤُﻨِﻲ ﻭَﻳَﺴْﻘِﻴﻦِ "O'dur beni yediren ve içiren." (26/Şuara, 79) ayetini okudu. — Peki, ne ile abdest alıyorsun? dedim. ﻓَﻠَﻢْ ﺗَﺠِﺪُﻭﺍْ ﻣَﺂﺀً ﻓَﺘَﻴَﻤّﻤُﻮﺍْ ﺻَﻌِﻴﺪﺍً ﻃَﻴّﺒﺎً "Eğer su bulamazsanız temiz toprakla teyemmüm edin." (4/Nisa, 43) ayetini okuyarak cevap verdi. — Yanımda yiyecek-içecek bir şeyler var. (İstersen verebilirim) dedim. ﺛُﻢّ ﺃَﺗِﻤّﻮﺍْ ﺍﻟﺼّﻴَﺎﻡَ ﺇِﻟَﻰ ﺍﻟّﻠﻴْﻞِ "Sonra gece girinceye kadar orucu tamamlayın." (2/Bakara, 187) ayetiyle karşılık verdi. (Oruçlu olduğunu anladım.) — İçinde bulunduğumuz zaman dilimi Ramazan ayı değil ki, dedim. Buna karşılık: ﻭَﻣَﻦ ﺗَﻄَﻮّﻉَ ﺧَﻴْﺮﺍً ﻓَﺈِﻥّ ﺍﻟﻠّﻪَ ﺷَﺎﻛِﺮٌ ﻋَﻠِﻴﻢٌ "Her kim de, farz olmadığı hâlde gönlünden koparak bir hayır işlerse, hiç şüphe yok ki Allah şükrün karşılığını veren ve her şeyi bilendir." (2/Bakara, 158) ayetiyle cevap verdi. — Yolculukta orucu bozmamız bize caiz kılınmıştır, dedim. ﻭَﺃَﻥ ﺗَﺼُﻮﻣُﻮﺍْ ﺧَﻴْﺮٌ ﻟّﻜُﻢْ ﺇِﻥ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺗَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ "Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır." (2/Bakara, 184) dedi. — Neden benim gibi konuşmuyorsun, dedim. ﻣﺎ ﻳَﻠْﻔِﻆُ ﻣِﻦ ﻗَﻮْﻝٍ ﺇِﻻّ ﻟَﺪَﻳْﻪِ ﺭَﻗِﻴﺐٌ ﻋَﺘِﻴﺪٌ "İnsanın ağzından çıkan bir tek söz olmaz ki, yanında (onun söylediğini ve yaptığını kaydeden) hazır bir gözcü olmasın." (50/Kaf, 18) ayetini okudu. — Hangi kabileden olduğunu sordum. ﻭَﻻَ ﺗَﻘْﻒُ ﻣَﺎ ﻟَﻴْﺲَ ﻟَﻚَ ﺑِﻪِ ﻋِﻠْﻢٌ ﺇِﻥّ ﺍﻟﺴّﻤْﻊَ ﻭَﺍﻟْﺒَﺼَﺮَ ﻭَﺍﻟْﻔُﺆَﺍﺩَ ﻛُﻞّ ﺃُﻭﻟَﺌِﻚَ ﻛَﺎﻥَ ﻋَﻨْﻪُ ﻣَﺴْﺆُﻭﻻً "Bilmediğin şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül/kalp (gibi azaların) hepsi de sorguya çekilecektir." (17/İsra, 36) ayetiyle cevap verdi. Hata ettiğimi, dolayısıyla kusura bakmayıp hakkını helal etmesini istedim. ﻗَﺎﻝَ ﻻَ ﺗَﺜْﺮَﻳﺐَ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢُ ﺍﻟْﻴَﻮْﻡَ ﻳَﻐْﻔِﺮُ ﺍﻟﻠّﻪُ ﻟَﻜُﻢْ "Bugün size hiçbir kınama yoktur. Allah sizi affetsin." (12/Yusuf, 92) ayetiyle cevap verdi. Kendisine, deveme bindirip kafilesine ulaştırma teklifinde bulundum. ﻭَﻣَﺎ ﺗَﻔْﻌَﻠُﻮﺍْ ﻣِﻦْ ﺧَﻴْﺮٍ ﻳَﻌْﻠَﻤْﻪُ ﺍﻟﻠّﻪُ "Hayır olarak daha ne yaparsanız Allah muhakkak onu bilir." (2/Bakara, 215) ayetiyle mukabelede bulundu. Devemi yanına getirdim. Tam binecekken: ﻗُﻞْ ﻟّﻠْﻤُﺆْﻣِﻨِﻴﻦَ ﻳَﻐُﻀّﻮﺍْ ﻣِﻦْ ﺃَﺑْﺼَﺎﺭِﻫِﻢْ "Mümin erkeklere bakışlarını kısmalarını söyle." (24/Nur, 30) ayetini okudu. Ben de gözlerimi başka tarafa çevirdim. Tam bineceği sıra deve ürküp kaçtı, bu arada elbisesi de birazcık yırtıldı. ﻭَﻣَﺂ ﺃَﺻَﺎﺑَﻜُﻢْ ﻣّﻦ ﻣّﺼِﻴﺒَﺔٍ ﻓَﺒِﻤَﺎ ﻛَﺴَﺒَﺖْ ﺃَﻳْﺪِﻳﻜُﻢْ "Başınıza gelen her musibet, işlediğiniz günahlar sebebiyledir." (42/Şûra, 30) ayetini mırıldandı. Biraz sabretmesini ve devesini tutup bağlayacağımı söyleyince, ﻓَﻔَﻬّﻤْﻨَﺎﻫَﺎ ﺳُﻠَﻴْﻤَﺎﻥَ "Biz o meselenin hükmünü Süleyman'a kavrattık." (21/Enbiya, 79) ayetini okuyarak, deveyi sevk etme konusunda benim daha başarılı olduğumu ima etti. Peşinden deveye bindi ve ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟّﺬِﻱ ﺳَﺨّﺮَ ﻟَﻨَﺎ ﻫَﺬَﺍ ﻭَﻣَﺎ ﻛُﻨّﺎ ﻟَﻪُ ﻣُﻘْﺮِﻧِﻴﻦَ ﻭَﺇِﻧَّﺎ ﺇِﻟَﻰ ﺭَﺑِّﻨَﺎ ﻟَﻤُﻨْﻘَﻠِﺒُﻮﻥَ

Abdurrahman b. Ebzā (rahimehullah) şöyle demiştir: "Salih bir adamın yanındaki saliha bir kadın, kralın başında duran altından bir taç gibidir. Salih bir adamın yanındaki kötü bir kadın da yaşlı bir adamın sırtındaki ağır bir yük gibidir." [İbn Ebi Şeybe, Musannef, 3/559

sticker.webp0.23 KB

قال الله تعالى: {حُنَفَاءَ لِلَّهِ غَيْرَ مُشْرِكِينَ بِهِ} Allahu Teâla şöyle buyurmuştur: {Şirkten yüz çevirerek yalnız Allah’a yönelmiş Hanifler olun. }
『Hac Suresi 31. Ayet』

Ebû Dâvud rahimehullah dedi ki; "İhtilâfın olduğu ilmî meseleler hakkında kendisine soru sorulduğunda İmâm Ahmed'in 'Bilmiyorum' dediğini sayamayacak kadar çok işittim." Mesâilu İmâm Ahmed, 1782

İbn Ebî Şeybe dedi ki: Bize Vekî' tahdîs edip dedi ki: Bize Süfyân es-Sevrî tahdîs edip dedi ki: İslâm bir millettir. Şirk bir millettir. el-Musannef 31453

el-Lâekâî'nin (937) rivayet ettiğine göre İshak b. Râhuye şöyle demiştir" "Kim Allah' vasfeder ve O'nun sıfatlarını yarattıklarından birinin sıfatlarına benzetirse o Yuce Allah'a kâfirdir. Çünkü o Allah'ın sıfatlarını nitelemiş (onlara keyfiyet biçmiştir. Halbuki yapılması gereken sadece Allah'ın emrine ve Rasulullah'ın sünnetine teslimiyet göstermektir.

sticker.webp0.14 KB