en
Feedback
Hakk'a Yöneliş

Hakk'a Yöneliş

Open in Telegram

Hakk'a Yöneliş İlim ve Yardımlaşma Derneği Resmi Sayfası

Show more
1 211
Subscribers
-124 hours
-37 days
-1530 days
Posts Archive
أَنْتَ فِي طَلَبِ الدُّنْيَا صَحِيحُ الْجِسْمِ، وَفِي طَلَبِ الْآخِرَةِ بِكَ أَوْجَاعٌ. "Sen dünyayı talep ederken sağlıklı sıhhatlisin ama ne hikmetse ahireti talep etmeye gelince ağrın sızın başlıyor." İbnu'l Cevzi Rahimehullah Bahru'd Dumu' 53

photo content

https://youtube.com/shorts/Ot3dLVfuRRo?si=3jO26OrJVuEpOIvg İslam beş şey üzerine bina edilmiştir.

" *Münafıklara gelince, onlar:* Ya küfürlerini gizleyip imanlarını ortaya koyan kâfirlerdir; Allah’a, kitabına ve Resûlü’ne iman ettiğini gösterdiği hâlde, iç dünyasında bunları yalanlayan kimse gibi. Bu, büyük nifaktır ( *nifâk-ı ekber* ). Ya da günahı gizleyip itaati gösteren Müslümanlardır; Ahde vefa göstereceğini ortaya koyup içinden ihanet etmeyi planlayan, konuşmasında doğru söyler gibi görünmeye çalışıp gerçekte bunun aksini gizleyen kimse gibi. Bu da küçük nifaktır ( *nifâk-ı asğar* ). Şeyh Abdulaziz et-Tarifi Fusulun Fi'l Akide. Şeyhin bu ayırımı aslında itikadi ve ameli nifak olarak daha ayırt edici olarak ifade edilebilir. Cehennemin en alt tabakasında yanacak olanlar; kafir olmasına rağmen Müslümanmış gibi görünmeye çalışan münafıklardır. Hadiste geçtiği üzere konuştuğu zaman yalan söyleyen, emanete ihanet eden, söz verdiğinde sözünde durmayan ve husumet anında haddini aşan kimsede bulunan nifak kendisini kafir yapmayan nifaktır. Yanlız bu sayılanlar münafıkların alameti olduğu için nifaktan bir şube sayılmıştır. Her biri Allah Azze ve Celle affetmezse, kıyamet gününde sahibine azap olarak dönebilir. الله أعلي و أعلم

مَا أُعْطِيَ أَحَدٌ شَيْئًا أَفْضَلَ مِنْ عِلْمٍ، يَسْتَزِيدُ بِهِ افْتِقَارًا إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ. “Hiç kimseye, kendisiyle Allah’a (azze ve celle) olan fakirliğini ve muhtaçlığını daha da artırdığı bir ilimden daha üstün bir şey verilmemiştir.” Sehl bin Abdullah et-Tüsteri Şuabu'l İman 1287

قَالَ الْفُضَيْلُ بْنُ عِيَاضٍ - رَحِمَهُ اللهُ -: لِيَكُنْ شُغْلُكَ فِي نَفْسِكَ، وَلَا يَكُنْ شُغْلُكَ فِي غَيْرِكَ، فَمَنْ كَانَ شُغْلُهُ فِي غَيْرِهِ، فَقَدْ مُكِرَ بِهِ. “Fudayl b. İyâd (rahimehullah) şöyle dedi: Meşguliyetin kendi nefsinle olsun; başkalarıyla olmasın. Çünkü kim başkalarıyla uğraşmayı kendine meşguliyet edinirse, ona bir tuzak kurulmuştur (aldatılmıştır).” Tarihu Dimaşk 48/445

photo content

Repost from Hakk'a Yöneliş
+2

الْكَسَلُ وَالرَّاحَةُ مِفْتَاحُ الْخَيْبَةِ وَالْحِرْمَانِ. Tembellik ve rahatına düşkünlük, hüsranın ve mahrumiyetin anahtarıdır.” Allame İbnu'l Kayyim el-Hanbeli rahimehullah Hadi'l Ervah 69

photo content

photo content

*Şeyh Abdulaziz et-Tarifi Fusulun Fi' l Akide'de der ki:* Şehvetlerin ve arzuların çoğalmasıyla hevalar (nefsî eğilimler) çoğaldı. Hevaların çoğalmasıyla görüşler çeşitlendi. Görüşlerin çoğalmasıyla da mezhepler ve fırkalar çoğaldı. Arap diline hâkimiyet, Arapların ve başkalarının yanında zayıflayınca; te’viller ve şüphelerle insanları ikna etmek, hadislerden ve ayetlerden çeşitli gerekçeler ve dayanaklar ortaya koymak kolaylaştı. Eğer ilk dönemlerdeki (hicrî ilk asırlardaki) fırkalar için bu iş kolay olmuşsa, onlardan sonra gelenler için daha da kolaydır. Çünkü şehvet ve şüphe ortaya çıktığında iş daha kolaylaşır. Zira şüphe aslında önce bir şehvettir; sonra şüphe hâline gelir; ardından takip edilen bir mezhep ve görüş olur. Daha sonra insanlar onu son hâliyle alırlar ve onun başlangıcını bilmezler. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: ﴿أَفَكُلَّمَا جَاءَكُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا تَهْوَىٰ أَنفُسُكُمُ اسْتَكْبَرْتُمْ فَفَرِيقًا كَذَّبْتُمْ وَفَرِيقًا تَقْتُلُونَ﴾ (Bakara, 87) “Ne zaman size nefislerinizin hoşlanmadığı bir şeyle bir peygamber gelse, büyüklük tasladınız; (peygamberlerin) bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz.” Böylece Allah, hevâyı zikretmiştir; o hevâ önce kibre, sonra yalanlamaya, ardından da düşmanlığa dönüşmüştür. İşte her ümmette bâtıl inançlar ve sapık fikirler de böyle meydana gelir.

https://youtube.com/shorts/dbwi-DbJ_y8?si=lkOa9dTSjueZPr-N Kalbine gerçekten Allah'ı istiyor musun diye bir sor bakalım?