NABAWİ
Open in Telegram
Kanal paylaşımı yapılmamaktadır ‼️ “Ey îmân edenler! Allâh’a itâat edin ve Peygamber’e itâat edin ki amellerinizi boşa çıkarmayın!” (Muhammed, 33) https://t.me/muvahhidlerinyolu T.me/hicritakwim https:// t.me/muziksizcizgifilmm
Show more1 465
Subscribers
+124 hours
+67 days
+2330 days
Posts Archive
1 466
"قال الحسن البصري: وما شيء أقر لعين المؤمن من أن يرى حبيبه في طاعة ﷲ. "
"Mümini en mutlu eden şey, sevdiği birini Allah'a ibadet ederken görmesidir."
Hasan Basrî Rahimehullah
[Fethu'l-bari]
1 466
Dünyanın koşturmacasında yolunu kaybetmiş gibi hissettiğinde, her işini hakkıyla yöneten ve seni asla yalnız bırakmayan Rabbine teslim ol.
"Yalnız O’na kulluk et ve yalnız O’na güven."
(Hûd, 123)
1 466
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle dediğini işittim: "Kulun kıyâmet gününde ilk hesâba çekileceği ameli, onun namazıdır. Eğer namazı düzgünse (sâlihse), gerçekten o kul kurtulmuştur ve kazanmıştır. Eğer namazı bozuksa (fâsidse), muhakkak ki o kaybetmiş ve hüsrâna uğramıştır" Tirmizî 413
1 466
Fudayl b. İyâd der ki:
"Kişinin düşmanı bile kendisinden selamette olmadıkça insan hakkıyla yiğit sayılmaz. Halbuki bu gün dostu bile kişiden emin değil!"
1 466
Repost from NABAWİ
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
"Yakında milletler, yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sofralarına) davet ettikleri gibi, size karşı (savaşmak için) biribirlerini davet edecekler."
Birisi: "Bu o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” dedi.
Rasûlullah (asm), "Hayır, aksine siz o gün kalabalık, fakat selin önündeki çörçöp gibi zayıf olacaksınız. Allah düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak, sizin gönlünüze de vehn atacak." buyurdu.
Yine bir adam: "Vehn nedir ya Rasûlullah?" diye sorunca:
"Vehn, dünyayı (fazlaca) sevmek ve ölümü kötü görmektir." buyurdu.
Ebu Davud, Melahim, 5
1 466
|•чσl mu чσrdu, чσl mu uzαdı? vαrαmαdık вír türlü íѕtєdígímíz чєrє. αrαftα kαldı hєr чαnımız, nє єѕkíѕí gíвí σlαвílíчσruz nє kєndímízí tαmαmlαчαвílíчσruz..
1 466
“Bazı nimetler vardır ki onlara sahip olmamak da büyük nimettir!”
Hz. Ali (radıyallâhu anh)
1 466
İbn Abdilberr, et-Temhid isimli eserinde şöyle demiştir: "Çokça ibadet eden el-Amri el. Åbid,
Imam Malik'e; (rahimehullah) yalnız kalmayı, kendini ibadete vermeyi ve toplantılar yaparak ilmi faaliyetlerde bulunmaktan geri durmayı teşvik ettiği bir mektup yazdı İmam Malik ise ona şöyle bir cevap yazdı:
"Hiç şüphen olmasın ki yüce Allah, rızıklan taksim ettiği gibi, amelleri de kullan arasında dağıtmıştır.
Bu sebeple; kimisi namaz konu-sunda daha istekli iken, oruç konusunda geride kalmıştır.
Başka birisi ise, sadaka konu-sunda nasipli iken, oruçtan nasip alamamıştır.
Diğeri ise cihad konusunda çok aktif iken, namaz konusunda pek başarılı değildir.
İlim öğrenmek ve öğretmek ise, iyi amellerin en şereflilerindendir. Ben, yüce Allah'ın benim hakkında takdir etmiş olduğu bu taksimden razıyım. İçerisinde bulunduğum halimin, senin içerisinde bulunduğun halden daha düşük olduğunu zannetmiyorum. Yüce Allah'ın, her ikimizi de hayır ve iyilik üzere kılmasını niyaz ediyorum. Her birimizin, kendisine taksim edilen şeye rıza göstermesi gerekir.
Vesselám."
1 466
Yüce Allah şöyle buyurmuştur. "Onlar, seher vakitlerinde Rab-lerinden bağışlanmalarını dilerlerdi. "
Tāvūs, bir keresinde seher vaktinde bir adamın yanına gitti. Ancak ken disine, o adamın uyuduğunu söylediler. Bunun üzerine şöyle dedi: "Daha önce, seher vaktinde uyuyan hiç kimseyi görmemiştim!"
1 466
Hasan-ı Basrî'ye, "Teheccüde kalkan kimselerin yüzleri, niçin insanların yüzü en güzel olanlarıdır?" diye sorulduğunda şu hikmetli cevabı vermiştir: "Çünkü onlar (herkes uykudayken O'na ibâdet ederek) Rahmân ile yalnız kaldılar. O da onlara, kendi nûrundan bir nûr giydirdi."
1 466
Repost from NABAWİ
https://t.me/nabaawi
Öğrenilen güzel bir duayı, ayeti, hadisi veya faydalı bir bilgiyi başkalarına anlatmak, paylaşılması en sevap olan amellerdendir. Buna Sadaka-i Cariye (kesintisiz sadaka) denir; siz vefat etseniz bile o bilgi paylaşıldıkça sevabı size yazılmaya devam eder.
"Hayra vesile olan, onu yapan gibidir." (Tirmizî)
1 466
Arapça "yolculuk manasıma gelen "sefer's-f-r" kelimesi, yüzdeki örtüyü kaldırmak manasına gelmektedir. Böylece kişinin maskesi düşer ve asıl yüzü ortaya çıkar. Yolculuk, meşakkatli olması hasebiyle, insanların rahat zamanlarında yüzlerine taktıklan maskeleri düşürür ve asıl yüzlerini ortaya çıkartır. Bu nedenle, "Birisini tanımak istiyorsan onunla yolculuk yap!" denmiştir.
