en
Feedback
Risale-i Nur Dersleri (Edessa)

Risale-i Nur Dersleri (Edessa)

Open in Telegram
4 683
Subscribers
No data24 hours
-37 days
-2630 days
Posts Archive
20190822 20.Lem'a.mp362.86 MB

20190818 10.Söz 2.Hakikat.mp378.13 MB

Lüzumuna ve ehemmiyetine binaen tekraren diyoruz ki; "Sükût değil hasen; belki ahsendir."

Muhterem ders kardeşlerimiz ve ''Lailahe İllallah Muhammed Resulullah'' deyip iman eden ihvanlarımız. Son zamanlarda neşredilmiş olan ''Müsbet Hareket ve Ezândaki Da'vet'' ile ilgili yazı hakkında hiçbir şekilde konuşmayalım ve sükut edelim. ''Sükût değil hasen; belki ahsendir."

Kur'ana Davet 20190817.mp312.60 MB

photo content

07/08/2019 17.Lem'a 4.Nota Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Size gelen sail'e yok dediğiniz zaman, gitmeyip üst üste üç defa ısrarla istese de ona kızmayın. Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Şu hayvanlara bindiğinizde hayvanın durumuna göre onları yürütün. Binek zayıf da olabilir, kavi de olabilir. Resul-u Ekrem (asm) şöyle buyurmuştur; Şu hayvanlara bindiğinizde konaklayarak onları dinlendirip doyu­run. Onlara karşı şeytanlar kesilmeyin.

20190807 17. Lem'a 4.Nota.mp368.89 MB

20190806 17. Lem'a 2. ve 3. Nota.mp392.78 MB

20190805 17. Lem'a 1.Nota.mp378.78 MB

20190803 Kadın ile Erkeğin Cennetteki Makamı Hakkında Sual: Cennette kadın neden erkekle bir olmuyor, erkeğin derecesine çıkmıyor? Cennette erkeklere yetmiş bin huri veriliyor; kadına ise, sadece bir eş veriliyor, velev kocası yetmiş bin şekle de girse. Elcevab: Bu hususu üç maddede izah etmek mümkündür; Birincisi: Cenab-ı Hakk ayette اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَاءِ buyuruyor. Cenab-ı Hakk kadını çalışmakla, nafaka temin etmekle mes'ul tutmamıştır, kadının fıtri ibadeti çoluk çocuğuna bakmaktır. Din-i mübin-i İslam kadının nafakasını erkeğe yükletmiştir, erkeğin fıtri ibadeti beş farz namazını kılmakla beraber, Ellah'ı unutmamak şartıyla evinin iaşesini temin etmektir ki; bu ibadettir. İkincisi: Erkek fıtraten cesur yaratılmıştır, fakat kadınlar yaratılış itibariyle cesur değillerdir -Bunu söylerken ferd-i şaz'ları kasdetmiyoruz, bazı cesur kadınlar çıkabilir, ama hüküm ekseriyete binaendir, ferd-i şaz'lar mikyas olamaz, istisnalar kaideyi bozmaz.- Üçüncüsü: Kadın, hamile olduğu ve hayız haline girdiği zaman Cenab-ı Hakk tarafından bazı ağır imtihanlardan muaf tutulmuştur. Cenab-ı Hakk, kadının za'fiyetinden dolayı dinde ne kadar furuz-ul kifaye varsa nadirat hariç hepsini erkeğe yükletmiş. Cihad, emr-i bil ma'ruf-nehyi anil münker, devletin idaresi, nefisle şiddetli mücadele etmek, ukubat-ı şer'iyyenin tatbiki, ceza hukukunun tatbiki, halifelik makamını temsiliyet ve valilik görevini icra etmek gibi hususların hepsinden erkek mes'uldur, bunların hiç birinde kadın sorumlu değildir. Hülasa; ulum-u İslamiyede yer alan farzı kifayelerde kadın sorumlu değildir, isterse yapabilir; fakat yapmadığı zaman mes'uliyeti yoktur; erkek ise bütün furuz-u kifayeden mesuldur. Kadın'ın en büyük cihadı beş farz namazını kılmak ve evinde tentenesiyle meşgul olup evladına bakmaktır. Kadının mükellefiyeti genel itibariyle erkeğe nazaran binde bir bile değildir. Cenab-ı Mevla dünyada erkeğe bu kabiliyeti vermekle beraber, mükellefiyetini de ona göre ağır etmiştir. Kadına ise dünyada zayıf bir kabiliyet vermiş, mükellefiyeti de ona göre az vermiş. Ahirette inkişaf, bu dünyadaki ibadet ve havas ve hissiyatın mükellefiyeti nisbetinde olur. Kadının cennetteki saadeti, kendine göre derece-i saadetin son hudududur; faraza kadın, eşi olan erkeğin yüksek makamına da çıksa, o makamı anlayacak gücü ve kabiliyeti yoktur, fıtratı bu makamın saadet olduğunu anlamaz, kocasının aldığı lezzetten binden birini ancak alır. Nasıl ki; müminler Peygamberin makamınındaki halini anlamıyor, kadın da, erkeğin yüksek makamını anlamaz. Kadın kendi makamında iken, bütün insanların en mes'udu benim ve bundan fazla saadet düşünmek mümkün değildir der. Çünkü orda ne istese isteği anında veriliyor. Akl-ı beşer bu hakikatleri idrakten acizdir. /Muş

20190803 Cennette Kadına Verilen Nimetler.mp39.84 MB

20190727_20_Lem'a_İhlas_Dersi_Müsbet.mp380.29 MB

Azîz kardeşlerimiz, Kur’an hizmetinde müstakîm arkadaşlarımız! İki mühim düsturu beyân etmekte fâide mülâhaza ediyorum: Birinci Düstûr: Her türlü şaşaadan, riyadan, fahrdan, ucubdan uzak kalmamız hususunda, Kur’ân-ı Hakîm, Ehâdîs-i Nebeviye ve bu asırda Kur’ân’ın ma‘nevî bir tefsiri olan Risâle-i Nûr’un kesin emirleri var. İhlâs, üssü’l-esasdır. Bir zerre ihlaslı amel, batmanlarla halis olmayana müreccahdır. Bundan böyle bu dürûs-u Kur’aniyenin etrafında toplanan kardeşlerimiz, şaşaadan, sûrî toplantılardan, kalabalıklardan kendilerini korumalıdırlar. Herkes kendi nefsini muhatab kabûl ederek yanındaki bir iki arkadaşla samîmî bir sûrette ders yapmaya çalışsın. “Sırren tenevveret” düsturunu bozmasın. Çünkü riyaya girme ihtimali kavîdir. Dâimâ gizli, tedbirli, şaşaadan uzak bir tarzda çalışmak lazımdır. Sırren tenevveret dediğimiz zaman, emniyetten, polisten gizli çalışmak demek istemiyorum. Yani her türlü şaşaalı şeylerden kendimizi korumamızı kasd ediyorum. İkinci Düstûr: Üstâd Bedîüzzaman (ra) Hazretleri’nin ifadesiyle Eûzu billahi mine’ş-şeytani ve’s-siyaseti deyip siyasetten şiddetle ictinâb etmek; dâhilde-hariçte, müsbet-menfi ne kadar cereyan varsa, hepsinden uzak durmak; mümkün olduğu kadar, siyasî partilerin ve cereyanların lehlerinde veya aleyhlerinde konuşmamak; Kur’anî derslerimizle meşgul olup kendi mesleğimizin muhabbetiyle hareket etmek, başkalarının meslekleriyle meşgul olmamak -ki; bu, müsbet hareket diye ta‘rîf edilir.-bu zamanda lâzım ve elzemdir. Zîrâ her bir siyasî partinin ve cereyanın içinde Müslüman kardeşlerimiz bulunabilir. Hulâsa: İki düstûr-u hakikatimiz var. Biri: Sırren tenevveret. Diğeri: Bugünkü siyasetten kaçmaktır. Bu zamanda bu iki düstura riayet etmek, lâzım ve elzemdir. Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî