numânî düşünce
Open in Telegram
Fıkhen ve akâiden müstakil bir selef mezhebi olan Hanefîliğe tevcih etmek için kurulmuştur https://linktr.ee/numanidusunce
Show more733
Subscribers
No data24 hours
+37 days
No data30 days
Posts Archive
Ebû Hanîfe>Ebân>Hasan>Rasûlullâh (salatüselam olsun):
Allâh Teâlâ şöyle buyurdu:
"Ben kıyamet gününde kullarım hakkında hüküm verinceye ve onları yerlerine yerleştirinceye kadar
Kullarımdan kimseyi cennete veya cehenneme koymayın!"
|Ebû Mutî' rivayetiyle el-Fıkhu'l-Ebsat
Namazın terkinin küfür olmadığına dair:
Ubâde b. Sâmit (ra): Ben Rasûlullâh’tan (sav) şöyle işittim:
“Allâh Teâlâ kullarına beş namazı farz kılmıştır. Kim onları hafife almadan ve onları zayi etmeden onları yerine getirirse Allâh katında cennete girmeye ahdi olur. Kim ise bunları yerine getirmezse ahdi yoktur. Dilerse ona azap eder, dilerse cennete sokar.”
Eğer namazı terk eden kâfir olsaydı Rasûlullâh onu terk edenin kesin olarak kâfir olacağını söyler (ve ebediyen cehenneme gireceğini bildirirdi).
Lakin bunu yapmayıp Allâh’ın dilemesine bırakmıştır. Bundan da anlaşılıyor ki namazı terk eden kâfir değil, fasık bir Müslümandır.
|Keşmîrî, Feyzu'l-Bârî, s. 181
İmam Serahsî:
mensûh ve şaz rivayetlerin halkın önünde rivayet edilmesinin (halkın kolayca ulaşabileceği mecralarda paylaşmak da bu minvaledendir)
faydalı değil, bilakis zararlı olacağını söylemiş ve bunun fitneye sebep olacağını belirtmiştir.
|Şerhu Kitâbi’l-Kesb, s. 156
İmam Ebû Hanîfe de "el-Âlim ve'l-Muteallim" adlı eserinde mensûh hadisleri rivayet edenleri zemmetmektedir.
İmam Evzaî (rh):
"Bidatler ortaya çıktığında ilim ehli onları inkar/ret etmezse
bu bidatler (halk nazarında) sünnete/dinî bir ritüele) dönüşür."
إِذَا ظَهَرَتِ الْبِدَعُ، فَلَمْ يُنْكِرْهَا أَهْلُ الْعِلْمِ صَارَتْ سُنَّةً
|Hatîb, Şerefu Ashâbi'l-Hadîs, s. 17
Hz. Ömer (ra):
"İleride sizinle Kur'an'ın şüpheleri ile tartışacak birileri çıkacaktır.
İmdi! Onları sünnetler (yani Rasûlullâh'tan tevarüs eden ilim) ile susturun.
Zira Allah'ın kitabını en iyi bilenler sünnet ashabıdır (Ashâb-ı Sünne)."
Molla Aliyyu'l-Kârî:
"Sünnet ashabından kasıt Kur'an ayetlerini açıklayan hadisleri bilen kimselerdir.
Delcî, sünnet ashabından kastın Buhârî, Müslim ve Ebû Dâvûd gibi muhaddisler olduğunu söyleyerek hedefi şaşırmıştır."
|Kârî, Şerhu'ş-Şifâ, 2/26
Sünnet ashabından kasıt fakihlerdir. Zira selef arasında ashab-ı sünne ve ashab-ı hadis ayrımı vardı.
Ashab-ı sünne fakihlere, ashab-ı hadis muhaddislere ıtlak olunmaktaydı.
|Bkz.: Özşenel, "Hadis-Rey Tartışmaları"
