en
Feedback
درر السلف - Selefin İncileri

درر السلف - Selefin İncileri

Open in Telegram

Bu kanal, selefi salihine ait nakiller ve ilmî çalışmalar üzerine faaliyet göstermektedir. Durar as-Salaf

Show more
1 751
Subscribers
No data24 hours
+37 days
+2230 days
Attracting Subscribers
September '26
September '26
+24
in 2 channels
August '26
+81
in 1 channels
Get PRO
July '26
+101
in 0 channels
Get PRO
June '26
+88
in 1 channels
Get PRO
May '26
+139
in 0 channels
Get PRO
April '26
+133
in 2 channels
Get PRO
March '26
+181
in 7 channels
Get PRO
February '26
+78
in 10 channels
Get PRO
January '26
+84
in 8 channels
Get PRO
December '25
+50
in 1 channels
Get PRO
November '25
+48
in 0 channels
Get PRO
October '25
+79
in 7 channels
Get PRO
September '25
+72
in 9 channels
Get PRO
August '25
+88
in 4 channels
Get PRO
July '25
+63
in 2 channels
Get PRO
June '25
+88
in 4 channels
Get PRO
May '25
+99
in 4 channels
Get PRO
April '25
+93
in 4 channels
Get PRO
March '25
+161
in 4 channels
Get PRO
February '25
+116
in 2 channels
Get PRO
January '25
+130
in 2 channels
Get PRO
December '24
+225
in 6 channels
Get PRO
November '24
+200
in 2 channels
Get PRO
October '24
+199
in 2 channels
Get PRO
September '24
+155
in 2 channels
Get PRO
August '24
+137
in 1 channels
Get PRO
July '24
+72
in 2 channels
Get PRO
June '24
+148
in 3 channels
Get PRO
May '24
+105
in 0 channels
Get PRO
April '24
+134
in 5 channels
Get PRO
March '24
+198
in 7 channels
Get PRO
February '24
+420
in 2 channels
Date
Subscriber Growth
Mentions
Channels
09 September0
08 September+2
07 September+1
06 September+3
05 September+3
04 September+5
03 September+4
02 September+1
01 September+5
Channel Posts
“Bir gün güldüler, ebediyen hor ve hakir kılındılar.” Bunlar, Mu’minûn Sûresi’nden bazı âyetlerdir. Tevhid ehli bir kimsenin,
“Bir gün güldüler, ebediyen hor ve hakir kılındılar.” Bunlar, Mu’minûn Sûresi’nden bazı âyetlerdir. Tevhid ehli bir kimsenin, alay eden birinin alayı sebebiyle göğsü daraldığı her vakit bu âyetler üzerinde durması gerekir. Onlar yardım isteyerek şöyle dediklerinde: ﴿رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْنَا فَإِنَّا ظَالِمُونَ﴾ “Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha [küfre] dönersek, şüphesiz biz zalimleriz.” | Mu’minûn, 107. Onlara şu cevap geldi: ﴿قَالَ اخْسَئُوا فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ﴾ “Allah buyurur ki: ‘Orada hor ve hakir kalın! Benimle konuşmayın!’” | Mu’minûn, 108. Ardından Allah Teâlâ, sebep bildiren “إِنَّهُ” — “Çünkü…” ifadesiyle şöyle buyurdu: ﴿إِنَّهُ كَانَ فَرِيقٌ مِنْ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ ۝ فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتَّى أَنْسَوْكُمْ ذِكْرِي وَكُنْتُمْ مِنْهُمْ تَضْحَكُونَ ۝ إِنِّي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُوا أَنَّهُمْ هُمُ الْفَائِزُونَ﴾ “Çünkü kullarımdan bir grup: ‘Rabbimiz! İman ettik; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.’ derlerdi. Siz ise onları alaya aldınız. Öyle ki onlarla alay etmeniz size Beni anmayı unutturdu ve siz onlara gülüp duruyordunuz. Şüphesiz bugün, sabretmelerine karşılık onları mükâfatlandırdım. İşte gerçekten kurtuluşa erenler onlardır.” | Mu’minûn, 23/109-111. Böylece Allah azze ve celle, onların kovulup susturulmalarının sebeplerinden birini açıkça zikretmiştir: Allah’ın kullarıyla alay etmeleri. Kâfirin alay etmesi, âhirette muvahhidin derecesini yükselten bir vesileye, alay eden kimse için ise kat kat bir hüsrana dönüşmüştür.

2
( علاج الفتور عند طالب العلم! ) قد يواجه طالب العلم بعض العوائق والحواجز في مسيرته أثناء طلب العلم؛ مما يؤثر ذلك على همَّته و
( علاج الفتور عند طالب العلم! ) قد يواجه طالب العلم بعض العوائق والحواجز في مسيرته أثناء طلب العلم؛ مما يؤثر ذلك على همَّته ونشاطه في الطَّلب، فتراه متعب النفس، لا في عمل الدنيا ولا في عمل الآخرة، وقته يمضي هدرًا، وعمره ينقص بلا فائدة، فعليه حينها مجالسة طلاب العلم المجتهدين، ومطالعة سير الصَّالحين، والعلماء العاملين، وتتبع رحلاتهم، ومعرفة مجهودهم، فإنَّ لذلك فضلًا في بعثِ الهمَّة، واستعادة نشاط القلب والبدن معًا. 🔢İlim Talebesinde Gevşekliğin Tedavisi!🔢 🔘İlim talebesi, ilim öğrenme yolculuğu sırasında birtakım engel ve zorluklarla karşılaşabilir. Bu durum onun ilim talebindeki azmini ve gayretini olumsuz yönde etkileyebilir. 🔘Öyle bir hâle gelir ki ne dünya işiyle ne de âhiret işiyle meşgul olmaya gücü ve isteği kalır. Vakti faydasız bir şekilde geçer, ömrü ise herhangi bir fayda elde edemeden tükenip gider. 🔘Böyle bir durumda yapması gereken, gayretli ve çalışkan ilim talebeleriyle beraber oturmak; salihlerin ve ameliyle ilimlerini yaşayan âlimlerin hayatlarını okumak, onların ilim yolculuklarını ve bu uğurda gösterdikleri gayretleri takip edip çabalarını öğrenmektir. 🔘Zira bütün bunlar, insanın azmini yeniden canlandırmada ve hem kalbin hem de bedenin faaliyet ve canlılığını tekrar kazanmasında büyük bir etkiye sahiptir. (Alintidir) والله أعلم
367
3
Kur’an ile Bağını Güçlendir ▪️Nebî ﷺ şöyle buyurmuştur: «تَعَاهَدُوا هَذَا الْقُرْآنَ، فَوَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَهُوَ أَشَدُّ تَفَلُّتًا مِنَ الْإِبِلِ فِي عُقُلِهَا» “Bu Kur’an’ı sürekli gözetip tekrar edin. Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin olsun ki Kur'an, bağlı develerin bağlarından kurtulmasından daha çabuk elden kaçar.” | Buhârî, 5033; Müslim, 791. ▪️Rasûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «إِنَّمَا مَثَلُ صَاحِبِ الْقُرْآنِ كَمَثَلِ صَاحِبِ الْإِبِلِ الْمُعَقَّلَةِ؛ إِنْ عَاهَدَ عَلَيْهَا أَمْسَكَهَا، وَإِنْ أَطْلَقَهَا ذَهَبَتْ». “Kur’an sahibinin misali, bağlı develerin sahibinin misali gibidir. Onları sürekli gözetirse elinde tutar; serbest bırakırsa giderler.” | Buhârî, 5031; Müslim, 789. ▪️Ebu’l-Âliye rahimehullah şöyle demiştir: «كُنَّا نَعُدُّ مِنْ أَعْظَمِ الذُّنُوبِ أَنْ يَتَعَلَّمَ الرَّجُلُ الْقُرْآنَ ثُمَّ يَنَامَ عَنْهُ حَتَّى يَنْسَاهُ». “Biz, kişinin Kur’an’ı öğrenip sonra ondan gâfil olarak uyuyup sonunda onu unutmasını en büyük günahlardan sayardık.” | Ahmed b. Hanbel, ez-Zuhd. ▪️Dahhâk rahimehullah şöyle demiştir: «مَا مِنْ أَحَدٍ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ ثُمَّ نَسِيَهُ إِلَّا بِذَنْبٍ يُحْدِثُهُ؛ لِأَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَقُولُ: ﴿وَمَا أَصَابَكُمْ مِنْ مُصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ﴾، وَإِنَّ نِسْيَانَ الْقُرْآنِ مِنْ أَعْظَمِ الْمَصَائِبِ». “Kur’an’ı öğrenip sonra onu unutan hiç kimse yoktur ki bunun sebebinde işlediği bir günah bulunmasın. Çünkü Allah Azze ve Celle: ﴿وَمَا أَصَابَكُمْ مِنْ مُصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ﴾ ‘Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız sebebiyledir.’ [eş-Şûrâ, 30] buyurmuştur. Kur’an’ı unutmak ise musibetlerin en büyüklerindendir.” | Ebû Ubeyd el-Kasım b. Sellâm, Fedâilu’l-Kurʾân
420
4
Eser Ehlinin Nasihatleri -6-.pdf
506
5
Büyük İmamların Ahlâkı İmam İshâk b. Râhûye, Ebû Zur‘a’ya şöyle yazdı: كنت أسمع من إخواننا القادمين علينا ومن غيرهم حالك وما أنت عليه من العلم والحفظ فأُسرّ بذلك، وإني أزداد بك كل يوم سروراً، فالحمد لله الذي جعلك ممن يحفظ سنته، وهو من أعظم ما يحتاج إليه الطالب اليوم. “Yanımıza gelen kardeşlerimizden ve başkalarından senin hâlini, sahip olduğun ilim ve ezber gücünü işittikçe buna çok seviniyorum. Her geçen gün sana olan sevincim daha da artıyor. Seni, onun sünnetini muhafaza eden kimselerden kılan Allah’a hamdolsun. Zira bu, bugün bir ilim talebesinin en çok ihtiyaç duyduğu şeydir." | İbn Ebî Hâtim, el-Cerh ve’t-Ta‘dîl, 1/244. Allah, sünneti muhafaza eden ve kardeşlik hukukunu yücelten imamlarımıza rahmet etsin. Bugün, sünnete sımsıkı sarılan, bid‘atleri ilim ve basiretiyle açığa çıkaran ilim talebelerine ne kadar muhtaç isek; birbirinin ilmiyle sevinen, faziletini takdir eden, derecesini yücelten, onu teşvik edip destekleyen samimi kardeşliklerin inşa edilmesine de o kadar muhtacız.
1 169
6
Allah, niyetinin doğruluğunu bildiği kimseye her darlıktan bir çıkış yolu verir Vehb b. Münebbih şöyle demiştir: “Allah’ın niyetinin samimi ve doğru olduğunu bildiği hiçbir kul yoktur ki, gökler ve yer ona karşı tuzak kursa bile, Allah onların arasından ona mutlaka bir çıkış yolu açmasın.” | Ahbâru’ş-Şuyûh ve Ahlâkuhum, el-Mervezî, 208.
1 254
7
No text...
1 700
8
Şirk ve Bidat Kitaplarını Satmanın Hükmü.pdf
1 161
9
Şirk ve Bidat Kitaplarını Satmanın Hükmü
Şirk ve Bidat Kitaplarını Satmanın Hükmü
1 240
10
✎﹏﹏﹏﹏﹏﹏﹏﹏ Her ilim talebesinin, ilim yolculuğu boyunca kendisine düstur edinmesi gereken, altından daha kıymetli bir nasihat.. İlim seni insanların gözünde büyütmek için değil, Rabbinin huzurunda küçülüp tevazu sahibi olman için bir vesile olsun. İnsanlar kalbindeki niyeti, nefsindeki gizli arzuları ve şöhrete duyduğun meyli görmeyebilir.. Fakat seni senden daha iyi bilen, kalplerin gizlediklerinden haberdar olan bir Rabbin vardır. O halde Allah senin için nimetlerini nasıl arttırıyor, yolunu nasıl genişletiyorsa; sende bu nimetlere karşı şükrünü tevazunu arttırarak ödemeye çalış.
1 527
11
İlmi ihlâsla talep eden kimsenin alâmeti: Tanınmamayı, öne çıkmaktan daha çok sevmesidir. İbrahim b. Edhem rahimehullah şöyle demiştir: «مَن طَلَبَ العِلمَ خالِصًا يَنفَعُ بِهِ عِبادَ اللهِ وَيَنفَعُ نَفسَهُ، كانَ الخُمولُ⁽أ⁾ أَحَبَّ إِلَيهِ مِنَ التَّطاوُلِ⁽ب⁾، فَذَلِكَ الَّذي يَزدادُ في نَفسِهِ ذُلًّا، وَفي العِبادَةِ اجتِهادًا، وَمِنَ اللهِ خَوفًا، وَإِلَيهِ اشتِياقًا، وَفي النَّاسِ تَواضُعًا، لا يُبالي عَلى ما أَمسى وَأَصبَحَ مِن هَذِهِ الدُّنيا» “Kim, Allah’ın kullarına fayda vermek ve kendisi de faydalanmak için ihlâsla ilim talep ederse, onun için tanınmamak ve geri planda kalmak, öne çıkıp üstünlük ve makam aramaktan daha sevimli olur. İşte böyle bir kimsenin nefsindeki zillet ve tevazu, ibadetteki gayreti, Allah’tan korkusu ve O’na olan özlemi gittikçe artar. İnsanlara karşı da daha mütevazi olur. Bu dünyadan sabaha ve akşama neyle ulaştığına, elinde ne bulunduğuna aldırış etmez.”⁽¹⁾ ✎﹏﹏﹏﹏﹏﹏﹏﹏ ⁽¹⁾ Şu'abu’l-Îmân, 2/288. ⁽ᵃ⁾ (el-humûl) - الخمول: Kişinin insanlar arasında şöhretinin olmaması, makam ve mevkiinin gizli kalması; parmakla gösterilmemesi ve tanınmamasıdır. ⁽ᵇ⁾ (et-tetâvul) - التطاول: Akranları karşısında yükselme ve üstün olma isteği; şöhret, makam ve mevki elde etmeye göz dikmektir.
1 361
12
Rabbinin, kendisini Arş üzerinde kendisiyle beraber oturtmakla şereflendirdiği zata salât edin. ﴿عَسَى أَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا﴾ "Umulur ki Rabbin seni Makâm-ı Mahmûd'a ulaştıracaktır." | el-İsrâ, 79. İmam Mücâhid dedi ki: «يُجْلِسُهُ مَعَهُ عَلَى الْعَرْشِ» "Allah onu Arş üzerinde kendisiyle beraber oturtacaktır." | es-Sünne, el-Hallâl اللهم صلِّ وسلم وبارك على نبينا محمد ﷺ. Allah'ım! Nebimiz Muhammed'e salât, selâm ve bereket ihsan eyle.
918
13
İbn Mes‘ûd radıyallahu anh şöyle gelmiştir: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «إِنَّ رُوحَ الْقُدُسِ نَفَثَ فِي رَوْعِي أَنَّهُ لَنْ تَمُوتَ نَفْسٌ حَتَّى تَسْتَكْمِلَ رِزْقَهَا». “Rûhu’l-Kudus kalbime şunu ilham etti: Hiçbir nefis rızkını tamamlamadan ölmeyecektir.” «فَاتَّقُوا اللهَ، وَأَجْمِلُوا فِي الطَّلَبِ». “O hâlde Allah’tan korkun ve rızkı güzel bir şekilde arayın.” «وَلَا يَحْمِلَنَّكُمُ اسْتِبْطَاءُ الرِّزْقِ عَلَى أَنْ تَطْلُبُوهُ بِمَعْصِيَةِ اللهِ». “Rızkın gecikmesi sizi, onu Allah’a isyan ederek aramaya sevk etmesin.” «فَإِنَّ مَا عِنْدَ اللهِ لَا يُنَالُ إِلَّا بِطَاعَتِهِ». “Çünkü Allah katında olan şey ancak O’na itaatle elde edilir.” | Hâkim ve başkaları rivayet etmiştir.
1 359
14
بِـــسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِــــــــيمِ Nübüvvet Öncesi Arapların Durumu: Tevhidin Korunmasında Cahiliyeyi Bilmenin Zarureti  • Kâbe'de putperestliğin nasıl ortaya çıktığını ve zamanla nasıl yayıldığını, ayrıca cahiliye döneminin inanç ve yaşayışını iyi bilmek gerekir. Tevhidi hakkıyla tanımak isteyen kimse, tevhidin zıddı olan şirki de tanımalıdır. Ancak bu şekilde geçmişin cahiliyesini öğrenerek günümüz cahiliyesini doğru anlayabilir ve ondan sakınabilir. Aksi halde geçmişteki karanlığı görmemize rağmen günümüzdeki karanlıktan kurtulmamız mümkün değildir. ❖ Ömer el Hattab radıyallahu anh der ki; «ينقض الإسلام عروة عروة من نشأ في الإسلام ولم يعرف الجاهلية» ‘İslâm’ın bağları, cahiliyeyi bilmeyen kişiler yetiştiği zaman birer birer çözülür.’ • İnsanlar artık yaşadıkları küfrü, şirki, bidâtleri İslâm zannetmeye başlıyorlar. Yapılan ameller ise sünnete ittibâ üzere ameller değil artık, hevaya hevese ve niyet çerçevesi etrafında dönmeye başlıyor, tıpkı günümüzde olduğu gibi! • Bizler insanlara Allah'a şirk koşmayın bir tek Allah'a ibadet edin tağutlardan ictinab edin dediğimiz zaman kendilerini zaten bu amellerden müstağni olduklarını zannediyorlar. Yahut da onlara kâfirlerin ve müşriklerin hallerini anlattığımız zaman, onların Allah'ı,  peygamberi yahut da kitabı inkâr eden bir topluluk olduğunu zannediyorlar. • İşte bunun sebebibu kimselerin cahiliye dönemini bilmemelerinden kaynaklanıyor. Cahiliye dönemindeki insanların önceden muvahhid olup daha sonra nasıl tevhid den uzaklaşıp Allah'a ﷻ şirk koşan müşrikler olduklarından habersizler. • Bir müslümanın yaşadığı dönemin cahiliyesinden kurtula bilmesi ancak geçmişin cahiliyesini bilmesi ile mümkündür. • Kişiye tek başına tevhidi öğrenmesi fayda vermiyor, tevhidi öğrendiği gibi şirki de öğrenmelidir. • Kişinin sadece asrı saadeti öğrenmesi ona fayda vermez, asrı saadeti öğrendiği gibi cahiliye dönemini de öğrenmelidir. Çünkü bir müslüman sadece hayırlar üzerine odaklanamaz hayırları bilecek fakat hayırlar ile beraber şerleri de bilmek zorundadır! عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ: كَانَ النَّاسُ يَسْأَلُونَ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ عَنِ الْخَيْرِ، وَكُنْتُ أَسْأَلُهُ عَنِ الشَّرِّ مَخَافَةَ أَنْ أُدْرِكَهُ... ❖ Huzeyfe (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir; "İnsanlar Rasûlullah ﷺ’e hayır hakkında sorarlardı. Ben ise şerre yetişmekten korktuğum için ona şer hakkında sorardım." • Kişinin kendisini hayıra götürecek sebepleri öğrenip bildiği gibi, şerre götürecek sebepleri de öğrenmeli ve bilmelidir.Aksi takdirde kişinin bilmediği bir husustan sakınması mümkün değildir. Yine Huzeyfe bin Yeman'dan bu konuda bize gelen eserde durumu bize şöyle izah eder; قالَ حُذيفة بن اليَمان رضيَ الله عنه لا تَضُرُّكَ الفِتْنَةُ ما عَرَفْتَ دِينَكَ، إنَّما الفِتْنَةُ إذا اشْتَبَهَ عَلَيْكَ الحَقُّ والباطِلُ فَلَمْ تَدْرِ أيَّهُما تَتَّبِعُ، فَتِلْكَ الفِتْنَةُ ❖ Huzeyfe b. Yeman (radıyallahu anh) dedi ki; "Dinini bildiğin zaman fitne sana zarar veremez. Fitne, Hak ve batıl sana karmaşık geldiğinde hangisine tabi olacağını bilmemendir. İşte asıl fitne budur." • Bu sebeple bir müslümanın İslam öncesi cahiliye dönemini bilmesi ve öğrenmesi onun için bir zarurettir. Hatta yeryüzünde ilk şirkin nasıl ve ne zaman meydana geldiğini de bilmeli ve kendisine bu noktada bazı faideler ve dersler çıkartmalıdır.
1 498
15
Menhec Çocuk ile Kısa Sureler | Nas Suresi
Menhec Çocuk ile Kısa Sureler | Nas Suresi
917
16
Menhec Çocuk ile Kısa Sureler | Felak Suresi
Menhec Çocuk ile Kısa Sureler | Felak Suresi
1
17
No text...
6
18
بِـــسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِــــــــيمِ • Siyer İlminin Önemi, Şerefi ve Ümmetin Ona Olan İhtiyacı bab-ı • السيرة | es-Sîre Siyer ilmînin lûgat anlamı; hâl, durum, davranış, yol, adet, bir kimsenin ahlâkı ve hayat hikayesi anlamlarına gelir. Kök Anlamı: Yürümek, gitmek, hareket etmek, yol almak ve yolculuk yapmaktır. Tekil Hali: Sîret (سِيرَة) - Bir kişinin yürüdüğü yol, hayat tarzı, ahlakı ve karakteri. Çoğul Hali: Siyer (سِيَر) - Sîret kelimesinin çoğuludur; yollar, haller, davranışlar ve hayat hikayeleri anlamına gelir. • İlim ehli ise bu kelimeyi üç anlamda kullanmıştır. • Lûgat âlimlerinden İbn-i Farîs der ki; س ي ر s-y-r kökü; geçip gitmeye, akıp devam etmeye delalet eder. Sîret birşeyde takip edilen yol-sünnettir. Çünkü o yürür ve devam eder. • İbn Manzûr Lisânu'l-Arab'ta "seyr" (سير) kökünü temel olarak gitmek, yürümek ve yol-sünnet şeklinde tanımlamaktadır. • Râgıb el-İsfahânî derki; Sîret insanın veya başkasının üzerinde bulunduğu hâl demektir. Bu hâl yaratılıştan da oluşabilir (fıtraten) yahutta sonradan kazanılmış bir hâl de olabilir. ❖ Allah (azze ve celle) şöyle buyurur; • ﴿قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا الْأُولَى﴾ "Onu tut (al) ve korkma! Biz onu hemen ilk haline (eski durumuna) çevireceğiz." | Tâha, 21. • Bu kelimeyi fıkıh ve usûl âlimlerince üç şekilde toparlaya biliriz. Fıkıh ve usûl alimleri; Sûnnet olarak tanımlamıştır. Hadis ehli âlimleri; Hâller ve sıfatlar olarak tanımlamıştır. Tarihçi âlimler ise; Yol/tarîk olarak tanımlamıştır. • İstılâh (terim) anlamı ise, kelime anlamından yola çıkarak zamanla tamamen Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in hayatını,  peygamberlik mücadelesini, risâlet vazifesini nasıl yerine getirdiği, şahsiyetini, ahlakını, şemâilini (dış görünüşünü ve insani vasıflarını), evliliklerini ve ashabıyla olan ilişkilerini konu alan özel bir ilim dalı haline gelmiştir. • Siyer, telif edilen eserlerde megazî ilmî olarak da karşımıza çıkmaktadır. Megazî ilmî; Siyerin bir bölümüdür. Nebî aleyhisselâtu ves'selâm'ı bizzat katıldığı askeri seferleri (gazve), komuta ettiği seriyyeleri ve İslam devletinin dış siyasetini ifade eder.
1 465
19
Sevgili Küçük Müslüman! Allah Teâlâ seni çok seviyor ve güzel ahlâklı bir kul olarak yetişmeni istiyor. Peygamber Efendimiz ﷺ de bizlere doğruluğu, merhameti, edebi, sabrı ve güzel davranışları öğretti. Bu kitapçık, her gün biraz daha güzel ahlâklı olman için hazırlandı. Burada okuyacağın âyetler, hadisler ve kısa açıklamalar sana hayatın boyunca yol gösterecek inşâAllah. Unutma! Güzel ahlâk, sadece öğrendiğimiz değil, yaşadığımız zaman değer kazanan bir hazinedir. Her öğrendiğini önce kendin uygulamaya çalış. Küçük adımlarla başlayan güzellikler, Allah'ın izniyle büyük iyiliklere dönüşür. Rabbimizden dileğimiz; seni Kur'ân'ı seven, sünnete sımsıkı sarılan, anne babasına iyilik eden, insanlara faydalı ve güzel ahlâklı bir Müslüman olarak yetiştirmesidir. Allah seni hayırda daim kılsın ve ilmine bereket versin. Âmin. Menhec Çocuk Selefin menheciyle çocuk eğitimi
867
20
No text...
711