en
Feedback
hasanî

hasanî

Open in Telegram

kalem, tefsir, hasan, kahve, gözyaşı.

Show more
965
Subscribers
No data24 hours
-117 days
-2630 days
Posts Archive
Bişr b. es-Sirrî (رَحِمَہُ اللّہُ), ancak Rabbini sâdık bir kalple seven kimsenin söyleyebileceği şu azîm sözü söylemiştir: ليس من أعلام الحب أن تحب ما يبغض حبيبك. “Sevdiğinin nefret ettiği şeyi sevmen, ‘sevmek’ değildir.” • Hilyetu'l-Evliyâ, Ebû Nuaym

Eğer, İslâmın doğuşundan itibaren müslümanlar için yapılan düşmanlıkları inceleyecek olursak, en şiddetli düşmanlığın yahudilerden geldiğini görürüz... Dün olduğu gibi, bugün de aynı ölçüde ve şiddette yahudilerin müslümanlara karşı olan düşmanlıkları sürmektedir. Medine'de başlayan bu düşmanlık savaşı, tam on dört yüzyıldır devam etmekte. İslâm'a, İslâm Peygamberine, Kur'ân'a ve İslam ümmetine en büyük iftira ve zulmü yahudiler yapmıştır. Bugün de yahudiler, İslâm ve müslümanlara karşı açık ve kesin olarak bu düşmanlıklarını ilân etmiş bulunmaktadır. Bugün, yeryüzünde yahudinin en büyük düşmanı müslümanlardır. Müslümanın da en büyük düşmanı yahudidir. Öyle olmalıdır! Yahudi, her fırsatta bu düşmanlığını açığa vurmakta ve müslümanlara karşı açıkça meydan okumaktadır. İşgalci İsrail askerleri 1967 tarihinde Kudüs'e girdikleri zaman, zafer sarhoşluğu ile İslâm'a, islâm peygamberine ve bütün müslümanlara olan kin ve düşmanlıklarını kusarak şöyle bağırdılar: "Muhammed şimdi öldü ve bize geride müslüman kızlarını bıraktı..." Biz inanıyoruz ki Müslüman gençler, onların bu sözüne ve Müslüman halkların ayaklarına demokratik prangalar vuran yöneticilerin üstesinden geleceklerdir. Onlara yeni Hayber'ler yaşatacaklar. Öyle ki taşlar ve ağaçlar bu gençlere yardım edecek ve "Ey Müslüman genç, arkamda yahudi var, gel de boynunu vur!" diyecek. Evet, inşaAllah o gün gelecek. Ve bu, hiç de uzak değil.. Bugünün Amerikalıları, Yerli Amerikalıları (Kızılderililer) öldürenlere ödüller veriyorlardı ve kafa derilerinin kesilmesi büyük ödüller kazanmanın şartlarından biriydi. Bu insanlar, bazı kıtalarda yaşayan milletleri bütünüyle yok ettiler. Bu yüzden, onların günümüzde işlediği suçların büyüklüğüne ve Gazze'nin çocuklarını parçalamalarına şaşırmayın. Bu onların kanlı tarihlerinde küçük bir dönemdir. Bu yaratıklar, milletlere zulmetmeye ve milyonlarca insanı katletmeye alışıklar. Peki, bizler, kardeşlerimize yapılanları öylece izlemeye alışık mıyız?! @fizilalisuyuf

“Bir daha gelmeyecek olduğumuz, yarının belli olmadığı bir ömür için ne kadar da ayrı düştük.”

çok güldüm he dkdldkdkd

JSJDJNSNZNSNZNZNHSJSHSHDJDJJDJSKDSKSSKSJ

Süfyân es-Sevrî günün birinde kılık değiştirip yüzünü örterek Ebû Hanîfe’nin halkasına gelip ders dinliyor. Ebu Hanîfe de bir
Süfyân es-Sevrî günün birinde kılık değiştirip yüzünü örterek Ebû Hanîfe’nin halkasına gelip ders dinliyor. Ebu Hanîfe de bir mesele sorulduğunda ilgili konuda hadis aktaracağı esnada “Aha şu yüzünü örtenin babası Saîd b. Mesrûk es-Sevrî rivayet etti ki” diye hadisi zikretmeye başlayınca Süfyân kalkıp gidiyor alsöamlslaldaksk 😅😂😂

اللَّهُمَّ عُمرًا رُوحُهُ القُرآن، وهَمُّهُ القُرآن، وكُلُّهُ لِلقُرآن، واجْعَلْنا يا اللهُ مِمَّن يَفْنونَ شَبابَهُم ومَشيبَهُم، وكُلَّ دُنياهم في القُرآن..

Şeyhimiz Ebû’l-Hüzeyl, onun ashabının çoğunluğu, Ebû Ali ve Ebû Hâşim, Allah onlara rahmet etsin, kabul ettiği görüş şudur: Allah Teâlâ, şayet yapsaydı zulüm ve yalan olacak şey üzerine kudretle vasıflandırılır. Her ne kadar Allah Teâlâ, bunların kabihliğini ve bunları yapmaktan müstağni olduğunu bildiği için bunları yapmazsa da [bunlara kâdir olmakla vasıflandırılır] Kadı Abdülcebbar, Muğni

لاحولَ ولا قُوَّة إلا بالله

Bu özel GPT, İslâm tasavvuf geleneğinin en muteber metinleriyle eğitilmiştir. İhyâʾ ʿUlûm ed-Dîn, er-Riʿâye, Risâletü’l-Müsterşidîn, Kūtü’l-Kulūb, er-Risâle el-Kuşeyriyye, et-Taʿarruf li-Mezhebi’t-Tasavvuf, el-Lumaʿ fî’t-Tasavvuf, Maʿârif, Menâzilü’s-Sâʾirîn, et-Tabakâtü’l-Kübrâ ve Tabakātu’s-Sûfiyye gibi eserlerden doğrudan alıntı yapar. Her cevaba ilgili eserden ibare ile başlar, ardından güvenilir Türkçe tercümesini verir, ibareler bittikten sonra derinlikli bir tahlil sunar. Her ibarenin sonunda (Müellif, Eser, Cilt/Sayfa) formatında kesin kaynak bilgisi bulunur. Sadece yüklenen kaynakları esas alır, metinde geçmeyen bilgiyi üretmez. Tasavvufî kavramları anlamak, müellifler arası görüş farklarını görmek ve akademik çalışmalarda güvenilir alıntılar elde etmek için hızlı, kaynaklı ve halüsinasyonsuz bir dijital asistandır. https://chatgpt.com/g/g-68907f7e48d8819192ef6bc677de450f-tasavvuf-kaynaklari

اللهم صلِ وسلم على نبينا محمد

photo content

juliet: binlerce kez iyi geceler sana! romeo: binlerce kez beter olsun gece, senin ışığın yoksa. • romeo ve juliet | william shakespeare

sevmenin usûlü Evvel günlerde bir soru aldım. Ve verdiğim cevap biraz lakabıma münasip oldu. ( arkadaşlar arasında lakabım çok nükte yaptığımdan mütevellit nuktever). Aşk nedir? Lütfen bu duyguyu fâni bir mahbuba verip kirletmeyin yalvarıyorum. Hani olur ya bir gün aşık olursunuz o zaman lütfen bu aşkı ondan değil Allah'tan bilin ve Allah'ın yoluna gidin. Koku meselesini bilir misiniz? Açıklayayım hemen bilmeyenler için. Kapkaranlık,zifir bir sokak da yürüdüğümüzü hayal edin. Burnunuza hiç duymadığınız, sizi sarhoş edebilecek bir koku geldi. Şimdi soruyorum size siz o kokuyu olduğunuz yerde solur musunuz,yoksa kokunun kaynağını mı ararsınız? İşte aşk da böyle. Size verilen aşkın kaynağını arayın. ⚪ "Her arayan bulamaz ama bulanlar arayanlardır" diyor eskiler. Gönül Allahın evidir. Gönlümüzün yegâne sahibi Allah'tır. Gönlünden ne geliyorsa bil ki Allah'tan. Nefsim mi yoksa gönlüm mü diye tereddüt ettiğin an bil ki nefsindir. Sinan Paşa tazarrunâme'sinde ⚪ "Âşk, âsâyiş-i cândur; âşk,ârâyiş-i cihândır." der. (Âşk canın huzur,cihanın ziynet bulmasıdır.) Halk arasında aşk acısı diye saçma bir illet geziyor. Aşk size acı vermez kardeşler. Bilâkis huzur verir. Aşkın acısı olmaz, ayrılığın acısı olur. Aşkta ayrılık olmasaydı; Mevlâna Şems'in gidişine yedi ciltlik Mesnevî'yi yazmazdı. Eğer kays Leylâsına kavuşaydı adı Mecnûn olmazdı. Bediüzzaman bu konuyu çok kısa bir şekilde açıklıyor mektubatında; ⚪"Aşk, şiddetli bir muhabbettir. Fâni mahbuplara müteveccih olduğu vakit, ya o aşk kendi sahibini daimî bir azap ve elemde bırakır. Veyahut o mecazî mahbup, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için, bâki bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikîye inkılâp eder. İşte, insanda binlerle hissiyat var. Herbirisinin, aşk gibi, iki mertebesi var: biri mecazî, biri hakikî." Aşk şiddetli bir muhabbetir. Fâni bir mahbuba verdiğin vakit elem ve azaba giriftâr olursunuz. Öyle değil mi? Bakın etrafınızda sevgilisi olan birine. Onun sevgilisi ondan hevesini aldıktan sonra ayrılır. Ve geriye kalan acı, gözyaşı,geceleri uyumamak kalır. Eğer ki aşkı bâki olan'a verseniz. O zaman aşkınız da bâki olur, huzurlu olursunuz. Mecazî âşk hâkiki aşka sebeb olabilir. Eğer ki bilinçli olursak. Aşkın fermânını dinler isek. ⚪Aşkın fermânı Kur'ân-ı Kerimdir. Bu konu burada yazmamla anlaşılacak bir konu olmayabilir. Elimden ilmimden bu kadar geldi. Eğer ki sürç-i lisan ettikse affola! Yâr-ı Bâki'ye emânet olun.

"Ne yüzün, ne sesin.. Kalbimde ancak mezar taşın olur senin..."

Repost from diraase
المؤمنُ لا يُحبُّ البَقاءَ إلَّا لنفع النَّاس والازديادِ، وحينَ يَفسدُ الزَّمان ويعلم أنَّه غير قادر على الإصلاح ونحوَ ذلك فبطنُ الأرض خيرٌ له مِن ظاهرِها. سليمان العلوان Mü’min, insanlara fayda sağlamak ve (kendisi için sâlih ameller işleyerek) azık edinmek dışında, hayatta kalmayı sevmez. Hele ki zaman bozulup da ıslâh etmekten âciz kaldığını gördüğünde, artık toprağın altı onun için üstünden daha hayırlıdır. Suleymân el-Ulvân

و يا زوجتي

عندي أمل واحد فقط وهو عيناك