Bismillâhirrahmânirrahîm
📍Önemli Açıklama
Yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarının ve mescidin açık alanında gerçekleştirdikleri dinî ritüellerin yoğunlaşması, mevcut tarihî ve hukukî statükoyu değiştirmeye ve Aksa’da yeni bir gerçeklik dayatmaya yönelik tehlikeli bir girişimdir.
Yahudi bayramları döneminin başlamasıyla birlikte Mescid-i Aksa’yı tehdit eden tehlikenin giderek arttığı konusunda uyarıyoruz. İşgal makamlarının ve aşırılık yanlısı “Tapınakçı” grupların bu bayramları, Aksa’ya geniş çaplı baskınlar düzenlemek ve işgal polisinin koruması altında, Siyonist hükümetin siyasi desteği ve himayesiyle Aksa’nın avlusunda Talmudik ritüelleri açık ve toplu şekilde gerçekleştirmek için bir fırsata dönüştürmesini kınıyoruz. Bunun, Aksa’daki mevcut tarihî ve hukukî statükoyu köklü biçimde değiştirmeye yönelik bir girişim olduğu açıktır.
Yerleşimcilerin baskınları ile Mescid-i Aksa’nın sahasında açıktan ve toplu şekilde gerçekleştirilen dinî ritüeller, mescidin dokunulmazlığına ve kutsiyetine yönelik bir saldırıdır. Yaşananlar artık münferit baskınlardan ibaret değildir; giderek derinleşen ve tehlikeli bir sürece dönüşmüştür. Bu süreç, baskınların kapsamının genişletilmesi ve yerleşimci sayısının artırılmasıyla başlamış; ardından dua etme, secde etme, şofar(boru) çalma, ilahiler söyleme, dans etme, dinî metinler okuma ve kurban sunma gibi uygulamalara uzanmış; son olarak da bakanların ve Knesset üyelerinin bu eylemlere katılması, Yahudi ibadetinin açıkça gerçekleştirilmesini kalıcı hâle getirme ve mescidin içinde yeni bir gerçeklik dayatma girişimlerine dönüşmüştür.
Bu tırmanış, son yıllarda baskın düzenleyenlerin sayısında yaşanan sürekli artışın ve gerçekleştirilen ritüeller ile ihlallerin kapsam ve niteliğindeki belirgin genişlemenin devamıdır. Bu durum, işgal hükümetinin himayesi altındaki “Tapınakçı” grupların, önce baskınları, ardından ritüelleri dayatmaya ve daha sonra da Mescid-i Aksa’nın İslami kimliğini hedef alan yeni bir dinî ve siyasi gerçekliği kalıcılaştırmaya ve mevcut tarihî ve hukukî statükoyu aşındırmaya çalıştığını ortaya koymaktadır.
Yahudi bayramları döneminin başlamasıyla birlikte; ihlallerin tırmandırılması, ibadet edenlerin girişine yönelik kısıtlamaların sıkılaştırılması ve Aksa’da nöbet tutan erkek ve kadın murabıtların uzaklaştırılması, daha geniş çaplı baskınlara ve daha açık ve organize ritüellere zemin hazırlayacaktır. Bu konuda uyarıyoruz.
Mescid-i Aksa’nın, 144 dönümlük alanının tamamıyla, yalnızca bir İslam mescidi olduğunu vurguluyor; işgalin, uygulamalarının ve Aksa’da yeni bir gerçeklik dayatma girişimlerinin hiçbir meşruiyeti bulunmadığını belirtiyoruz. Kutsallarımıza yönelik bu saldırının doğuracağı sonuçlar ve yansımalar konusunda uyarıyor, bundan tamamen işgal hükümetini sorumlu tutuyoruz.
Mescid-i Aksa’yı, onun kimliğini ve kutsal değerlerini savunmak uğruna büyük fedakârlıklarda bulunan Filistin halkı, onu koruma ve savunma hakkına bağlı kalmaya devam edecektir. Siyonist işgal, Aksa’ya yönelik saldırıların ve onun statüsü ile dokunulmazlığına yönelik ihlallerin, tarih boyunca öfkenin ve halk hareketlerinin patlak vermesine yol açan başlıca nedenlerden biri olduğunu anlamalıdır.
Halkımızı, özellikle Kudüs’te ve 1948’de işgal edilen topraklarda yaşayanları, Mescid-i Aksa’ya daha sık gitmeye, burada nöbet tutmaya, Kudüs’teki Filistin varlığını güçlendirmeye ve işgal rejimi ile yerleşimcilerinin planlarına güçlü şekilde karşı koymaya çağırıyoruz.
Ayrıca Arap ve İslam ülkelerinin hükümetlerini ve halklarını, İslam İşbirliği Teşkilatı’nı ve Arap Birliği’ni, Mescid-i Aksa’yı korumak, Kudüs ve Filistin halkına destek olmak ve Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) Miraca çıktığı bu kutsal mekânı savunmak için üzerlerine düşen rolü üstlenmeye ve acilen etkili adımlar atmaya çağırıyoruz. Uluslararası toplum ile Birleşmiş Milletler’i de bu ihlalleri durdurma ve siyonist işgalin Aksa’da yeni bir gerçeklik dayatmasını engelleme sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz.