Tevhid Taifesi
Открыть в Telegram
Başkasına Işık Olup Kendini Karanlıkta Bırakanlardan Olma zira ihmal edilen herşey ölür.
Больше1 111
Подписчики
-124 часа
Нет данных7 дней
-830 дней
Архив постов
1 111
İbn Teymiyye (rahimehullah) şöyle demiştir:
Allah'u Teâlâ her ümmet için bir şeriat ve yöntem belirlemiştir. Böylece onların düzgün bir hayat yaşamalarını ve dini bırakıp eğri büğrü yollara girmemelerini istemiştir.
Allah'u Teâlâ son peygamber olarak Muhammed ﷺ'i göndermiştir. O, öncekilerin ve sonrakilerin en üstünü, âlemlerin Rabbinin seçtiği kul, şahit, müjdeleyici, uyarıcı, hidâyet yolunu gösteren nur saçan bir kandildir. Bu nur sayesinde insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmış ve onları bütün övgüleri hak eden ve çok güçlü olan Allah'ın yoluna iletmiştir.
MECMÛ'U'L FETAVA/1/55
1 111
İbn Abbâs (radiyallahu anh) dilinin ucunu tutarak şöyle demiştir:
“Hayır söyle ki kurtuluşa eresin; sus ki selamette kalasın.”
Vekî‘, Kitâbü’z-Zühd/286
1 111
Âmir b. Abd Kays şöyle demiştir:
“Allah’a yemin ederim ki, bedenimin mızraklarla delik deşik edilmesi, namazda dünya işlerini düşünmekten bana daha sevimlidir.”
Ebû Nuaym el-İsfahânî, Hilyetü’l-Evliyâ/2/92.
1 111
Allah’ın Resûlü ﷺ şöyle buyurdu:
“Dünya bir geçim ve faydalanma yeridir. Dünyadaki en güzel nimet ise saliha bir eştir.”
Sahih-i Müslim
1 111
İbn Abbas (radiyallahu anh) şöyle demiştir:
“Bir saat ilim öğrenmek, bütün gece namaz kılmaktan daha hayırlıdır.”
Mevsû’atü Fıkhi İbn Abbâs/1/258/no.2
1 111
İmam es-Saffârînî şöyle demiştir:
“Dininde başına gelen şeyleri önemsemeyen bir kimseyle karşılaşırsan; günah işlemekten, cuma ve cemaat namazlarını terk etmekten ve diğer salih amelleri yapmamaktan endişe etmiyorsa, bil ki o, başına gelen musibetin acısını hissetmeyen bir ölü gibidir.
‘Şüphesiz sen ölülere işittiremezsin…’
Rûm/52
es-Saffârînî/2/334
1 111
İbnü’l-Cevzî (rahimehullah) şöyle demiştir:
“Günah yaralarını iyileştiren en etkili merhem, pişmanlıktır (tevbedir).”
el-Mudhish/192
1 111
İmam İbn Kayyîm رحمه الله şöyle demiştir:
“Îmânının seviyesini öğrenmek istiyorsan, yalnız kaldığın zamanlarda kendini gözlemle. Çünkü îmân, yalnızca iki rekât namaz kılmakla veya bir gün oruç tutmakla ortaya çıkmaz. Aksine îmân; nefis ve hevâ ile mücadele ederken ortaya çıkar.”
Medâricu’s-Sâlikîn, 8/164
1 111
İbrahim et-Teymî (rahimehullah) şöyle demiştir:
“Kendimi cennette hayal ettim: Cennet meyvelerinden yiyor, cennet nehirlerinden içiyor ve cennet hurileriyle kucaklaşıyordum. Sonra kendimi cehennemde hayal ettim: Cehennem dikenlerini yiyor, cehennem irininden içiyor ve cehennem zincirlerinden kurtulmaya çalışıyordum.
Bunun üzerine kendi nefsime şöyle dedim:
‘Ey nefsim! Gerçekte ne istiyorsun?’
Nefsim şöyle cevap verdi:
‘Dünya hayatına geri dönmek ve salih ameller işlemek istiyorum.’
Bunun üzerine nefsime şöyle dedim:
‘Sen şu anda arzuladığın yerdesin. Öyleyse [salih] ameller işle!’”
İbn Ebî’d-Dünyâ, Muhâsebetü’n-Nefs/no:10
1 111
Dünyevi beklentilerin fazlalığı hüzünle beraber sizi çok düşünmeye sevk edip düşünmeye bağımlı haline getirir bu da çeşitli hastalıklara sebeb olur en başta sürekli bir baş ağrısıdır.
• Haşimi
1 111
Günah kadar beni yoran ruhumu
daraltan yalnız hissettiren başka
bişey görmedim.
• Debberun
1 111
Allah’ın Rasûlü ﷺ şöyle buyurdu:
“Sonrasında özür dilemeni veya kendini açıklamak zorunda kalmanı gerektirecek şeylerden sakın.”
Silsiletü’l-Ehâdîsi’s-Sahîha/317
1 111
İbn Teymiyye (rahimehullah) şöyle demiştir:
Allah-u Teâlâ'ya yakınlık sağlamanın iki mertebesi vardır:
Birincisi farzların edası ile Allah'a yakınlık sağlamaktır.
İkincisi ise farzların edasından sonra nafilelerle Allah'a yakınlık sağlamaktır.
Bunlardan birincisi âhirette Kitab'ı sağ tarafından verilecek (ashâb-ı yemin) olan iyilik sahibi vasat zümrenin derecesidir.
İkincisi ise iyilik yarışında öne geçmiş (sâbikûn) Mü'minlerin derecesidir.
MECMÛ’U’L FETÂVÂ/3/452
1 111
Diliniz rızkınıza hedeflerinize evinizin huzuruna engeldir
Kaçıp giden cümlelerinize
sahip çıkın.
1 111
Fudayl bin İyâd (rahimehullah) şöyle demiştir:
“Ey miskin!
Sen kötülük yapan birisin, fakat kendini iyilik yapan biri zannediyorsun.
Sen câhilsin, fakat kendini âlim zannediyorsun.
Sen cimrisin, fakat kendini cömert zannediyorsun.
Sen ahmaksın, fakat kendini akıllı zannediyorsun.
Ömrün kısa, fakat emelin ve beklentin uzun.
Sen zulmediyorsun, fakat kendini mazlum sanıyorsun.
Haram yiyorsun, fakat kendini çok dindar zannediyorsun.
Fâsık ve günahkârsın, fakat kendini adaletli zannediyorsun.
İlmi dünya için talep ediyorsun, fakat onu Allah için talep ettiğini zannediyorsun.”
Zehebî, Siyeru A‘lâmi’n-Nübelâ/7/405
