ru
Feedback
Risale-i Nur ile tefekkür

Risale-i Nur ile tefekkür

Открыть в Telegram

📕Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete (düşmanlık) vaktimiz yoktur İ'lâ-yı kelimetullah vazifemiz Bu vazifenin semeresi rıza-yı ilahîdir.

Больше
2 471
Подписчики
+324 часа
-37 дней
-1630 день
Архив постов
AMİN 🤲 SİZLER İÇİN HAZIRLADIĞIMIZ EHLİ SÜNNET KANALLARINA KATILABİLİRSİNİZ KARDEŞLERİM. 👇🌸
AMİN 🤲 SİZLER İÇİN HAZIRLADIĞIMIZ EHLİ SÜNNET KANALLARINA KATILABİLİRSİNİZ KARDEŞLERİM. 👇🌸

photo content

photo content

Türkler, bizim aklımız... Biz de onların kuvveti... Mecmuumuz bir iyi insan oluruz. Hodserane yapmayacağız. Bu azmimizle başka unsurlara ders-i ibret vereceğiz. İyi evlad böyle olur. Hem de istibdad zamanında bir batman itaat etmişsek, şimdi on batman itaat ve ittihad lâzımdır. Zira, şimdi sırf menfaati göreceğiz. Çünkü hükûmet-i meşruta, hakikî hükûmet-i meşruâdır. Asar-ı Bediiyye - 453

İmkânsız Nasıl sevdim seni bilir misin? Bir idamlığın celadına aşık oluşu gibi Ölümüm ellerinden olsa bile, Yine de sevdim se
İmkânsız Nasıl sevdim seni bilir misin? Bir idamlığın celadına aşık oluşu gibi Ölümüm ellerinden olsa bile, Yine de sevdim seni. Nasıl sevdim seni bilir misin? Susuz kalmış bir fidan gibi, Sen bana su oldun,aşkımız toprak Öylece yeşerdik. Yazar: Zehra ~ Hazırlayan @tavsanpost ~ Tek linkte birbirinden güzel kanallara katılabilirsiniz 🩰 https://t.me/addlist/R3IwryC2t35iNzk0

photo content

“Kur’an-ı Hâkim mürşidimizdir, üstadımızdır, imamımızdır, her bir âdâbta rehberimizdir…” | Bediüzzaman Said Nursî
“Kur’an-ı Hâkim mürşidimizdir, üstadımızdır, imamımızdır, her bir âdâbta rehberimizdir…” | Bediüzzaman Said Nursî

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ وَلاَ تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ ٭ وَ قُومُوا لِلّٰهِ قَانِتِينََدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكَّيهَا وَ قَدْ خَابَ مَنْ دَسَّيهَا ٭ وَلاَ تَشْتَرُوا بِآيَاتِى ثَمَنًا قَلِيلاً Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçı, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-ı hakikat, en makbul bir dua-yı manevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en safi bir ubudiyet: İhlastır. (İhlas Risalesi - 31)

اَللّٰهُمَّ اجْعَلِ الْقُرْاٰنَ لَنَا فِى الدُّنْيَا قَرٖينًا وَ فِى الْقَبْرِ مُونِسًا وَ فِى الْقِيَامَةِ شَفٖيعًا وَ عَلَى الصِّرَاطِ نُورًا وَ مِنَ النَّارِ سِتْرًا وَ حِجَابًا وَ فِى الْجَنَّةِ رَفٖيقًا وَ اِلَى الْخَيْرَاتِ كُلِّهَا دَلٖيلًا وَ اِمَامًا اَللّٰهُمَّ نَوِّرْ قُلُوبَنَا وَ قُبُورَنَا بِنُورِ الْاٖيمَانِ وَ الْقُرْاٰنِ وَ نَوِّرْ بُرْهَانَ الْقُرْاٰنِ بِحَقِّ وَ بِحُرْمَةِ مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ عَلَيْهِ وَ عَلٰى اٰلِهِ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الْحَنَّانِ اٰمٖينَ Risale-i Nur-Mu'cizât-ı Ahmediye/225 Allahım! Kur'ân'ı bize dünyada bir dost, kabirde ünsiyetli bir yoldaş, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, Cehennem ateşine karşı bir siper ve örtü, Cennette bir refik, bütün hayırlara bir delil ve imam kıl.‎ Allahım! Kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur'ân nuruyla nurlandır. Üzerine Kur'ân indirilen zâtın -Rahmân-ı Hannân'ın salât ve selâmı onun ve âlinin üzerine olsun- hakkı ve hürmeti için, bize Kur'ân'ın burhanlarını aydınlat. Âmin.‎

photo content

photo content

photo content

Ey âhiretini düşünen hasta! Hastalık, sabun gibi günahların kirlerini yıkar, temizler. Hastalıklar, keffaretü'z-zünub olduğu
Ey âhiretini düşünen hasta! Hastalık, sabun gibi günahların kirlerini yıkar, temizler. Hastalıklar, keffaretü'z-zünub olduğu hadîs-i sahih ile sabittir. Hem hadîste vardır ki: "Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer, imanlı bir hastanın titremesi de öyle günahları silker." Lem'alar 📕

Bir gün Ashâb-ı Kiram toplanıp: “Kureyşîler Kur’an’ın yüksek sesle okunduğunu hiç dinlemediler. Kur’an’ı onlara yüksek sesle okuyup dinletecek kim var?” dediler. Abdullah bin Mesut -radıyallahu anh-: “Ben varım!” buyurdu. Arkadaşları: “Biz senin hakkında Kureyşîlerden korkarız. Biz öyle bir adam istiyoruz ki kendisinin, kavm ve kabilesi bulunsun da Kureyşîler bir şey yapmak istedikleri zaman, onu korusunlar.” dediler. Hz. Abdullah -radıyallahu anh-: “Siz beni bırakınız gideyim, yüce Allah beni korur” dedi. Ertesi gün, kuşluk vakti, Kâbe’nin makamına kadar ilerledi. Kureyşîlerin toplantı yerlerinde bulundukları sırada makamda ayak üzerinde yüksek sesle, Besmele çekerek “er Rahman” Sûresi’ni okumaya başladı. Kureyş müşrikleri hemen kalkıp üzerine yürüdüler. Yüzüne, gözüne vurmaya başladılar. O ise okumaya devam etti. Fakat, dövülmekten yüzü, gözü ezik ve bere içinde arkadaşlarının yanına döndü.