ru
Feedback
Risale-i Nur Dersleri (Edessa)

Risale-i Nur Dersleri (Edessa)

Открыть в Telegram
4 683
Подписчики
+124 часа
-27 дней
-2230 день
Архив постов
27/04/2019 22.Mektub Uhuvvet Risalesi (Ellah bir idareci için hayır dilerse ona dürüst bir yardımcı verir. Bir şey unuttuğunda kendisine hatırlatır. Hatırladığında kendisine yardım eder. Bunun dışında bir idareci hakkında şer dilerse, ona kötü bir yardımcı verir. Bir şey unuttuğunda hatırlatmaz. Hatırladığında yardımcı olmaz Kurb-i sultan ateşi suzan, sözü hadisten muktebestir. Ulema devamlı siyasetten uzaklaşmalıdır. Üstadımız euzubillahi mineşşeytani ve siyaseti diyor; siyasetten, şeytandan kaçar gibi kaçın. Bütün gücünüzle Kur’ani dersinize devam edin. Arıların bal yapma sanatına tefekkür, bir ağacın başında meydana gelen çiçek, yaprak, meyvelere; bir otun üzerinde gelişen yaprak, çiçeklere bakmak, güneşin doğuş batışına, gece gündüzün inkılabına bakmak öyle bir inkılabdır, öyle bir siyasettir ki; size bu dünyevi inkılabatı, dünyevi siyaseti unutturur. Sizin bu gibi yeri göğü, gece gündüzü, güneş ve ayı teshir eden şu gizli kuvvet-i Rabbaniyeye bakıp tefekkür etmeniz, arkasından Ellah’ı esmasıyla bulmanız, biraz daha tefekkür ederek haşr-i cismaniyi anlamanız bin defa bugünkü siyasi şeylere tefekkür etmekten daha hayırlıdır. Hulûsî Bey diyor ki; siyasi fikrimizi sandığa kadar saklayalım, sandığa gidip oyumuzu kullanalım, kullandıktan sonra sorulsa kime oy verdin, attım bitti diyelim. Bu düsturu tüm mümin kardeşlerimize tavsiye ediyorum, oyunuzu bu şekilde kullanın. Siyasetten şiddetle içtinab edin. Her çeşit örgütleşmekten uzak kalın. Örgütleşme yoluna gitmeyelim müsbet menfi her çeşit siyasetten ari beri olarak hizmet edelim. Birimiz şarkta birimiz ğarbda da olsak manen, kalb irtibatıyla birbirimize bağlanıp dergâhı İlahiyeye el açıp Ya Rab bizi affu mağfiret et diyenlerden olalım. Uhuvveti İslamiyeyi kâfi görelim, el hubbu fissiyase vel buğzu fissiyase yerine el hubbu fillah vel buğzu fillah hükmünü icra edelim. Tek başıma da kalsam, ferd-i insan beni dinlemezse de kesin tavırlıyım siyasetten, örgütleşmeden, ırkçılıktan şiddetle ictinab ederim. İlhad, içerisinde olan dinsizlik kokusu dışarı çıkmasın, görülmesin diye süslü püslü olan ırkçılık gömleğini üzerine giymiştir, süslü püslü gösteriliyor fakat altında dehşet var. Helal ticaretle meşgul olun, devletin kapısında hainane çalışmayın, verilen vazifeyi hakkıyla yapın, devlet malı helaldir yiyin demeyin, çarçur etmeyin. Mümin kardeşinize karşı merhametli davranın, mümin kim olursa olsun kardeşimizdir, ehli kıble tekfir edilmez. Lüzum-u küfür, küfür değil; İltizam-ı küfür küfürdür. Sarıklı küçük bir genç, mehdilik, müceddidlik, gavslık davasına kapılmayın ve şu durus-u Kur’aniyede medarı bahs etmeyin, aksi halde ihlası tamamen kırar, perişan eder. Müdaafalar, Lahikalar, Risale-i Nura yapılan işârât-ı Kur'aniye, işârât-ı Hadisiye, işârât-ı Aleviye, işârât-ı Gavsiye ve benzeri Zevat-ı Aliyeden gelen işârâtlar hususi okunabilir, bunları ümmete teşmil edip umumi ders haline getirmeyin, umumi olarak okunmaz. Ümmetin ittifak noktası 6 erkânı imaniye 5 esasatı İslamiyyedir, Risale-i Nur’un ana temeli bu esasları ders vermektir. Namaz tesbihatında yer alan Üstad ve talebeler ile ilgili ibareleri Üstad hususi olarak yapmıştır, Üstad ve Hulûsî Bey bunların umuma teşmiline razı değillerdir. Derslerde yalnız bir cemaate hasrı nazar edip diğer insanları nazara almamak gibi bir hata yapmayın, şu dersler umumidir en büyük muhatabı çocuklardır sonra ihtiyarlardır sonra hastalardır. Derste çocuk, ihtiyar, hasta ve fakir fukarayı mahrum etmeyin. Onların sayesinde derse feyz-u bereket iner. Davamız iki kelimedir Lailahe illallah demekle kitabı ihya etmek, Muhammedun Resûlullah demekle de sünneti nebeviyyeyi ihya etmektir. Risale-i Nur bir dava değil dava içinde bürhandır. Risale-i Nuru okurken üstad bu ayetleri nasıl mana etmiş, o sırra vukufiyyet peyda etmek için okuyun. O ayetin sırrına kadar gitmeye, onu çok okumak ve o ayeti çok tekrar etmekle oraya kavuşursun. Kimseyi tenkid etmeyin. Şahsî kusurlarla uğraşmayın, bid’alara taraftar olmayın.

20190427 22.Mektup Uhuvvet Risalesi ve Muhtelif Konular.mp382.64 MB

22/04/2019 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 17.Mertebe 6.Nokta 2.Ders (Allah bir topluluk hakkında hayır dilerse, âlimlerini çoğaltır, câ­hillerini azaltır. Öyle ki, âlim konuştuğunda kendisini destekleyen pek çok kimse bulur. Câhil konuştuğunda ise tahkir edilir sözü kesilir. Allah bir topluluk hakkında şer dilerse, câhillerini çoğaltır, âlimle­rini azaltır. Öyle ki, câhil konuşursa kendisini destekleyen birçok kimse bulur. Alim konuşursa tahkir edilir sözü kesilir. Ellah (c.c) nur'dur. La zamânî la mekânî la keyfî bir sûrette tecellî eder. Aklına gelen hiç birşey Ellah değildir. Cenâb-ı Hakk'ın künh-i mahiyetine dair aklına gelen her hususta kula yakışan;"Ellah, Zât'ı hakkında aklıma ve zihnime gelen, idrak ettiğim her şeyden daha mukaddes ve daha münezzehtir. Zira, O, muhalefetün li'l-havadis sıfatıyla muttasıf, mevcudat-ı alemden hiç bir şeye benzemez. Künh-i mahiyeti İlahiye idrak edilemez, Zât-ı İlahi düşünülemez,ancak asar, efal, esma, sıfat, ve şuunatı üzerinde tefekkür edilebilir. Vücub ile tecerrüd, Mahiyetinin mübayenetiyle adem-i takayyüd, Adem-i tahayyüz ile adem-i tecezzi hassasıdır. Tarîkatın gaye-i maksadı, marifet ve inkişaf-ı hakaik-i imaniye olarak, mi'rac-ı Ahmedînin (asm) gölgesinde ve sayesi altında kalp ayağıyla bir seyr ü sülûk-u ruhanî neticesinde, zevkî, halî ve bir derece şuhudî hakaik-i imaniye ve Kur'aniyeye mazhariyet; "tarîkat", "tasavvuf" namıyla ulvi bir sırr-ı insanî ve bir kemal-i beşerîdir. Tasavvuf haktır, kapısı açıktır, bu zamanda erbabı yoktur. İçtihat haktır, kapısı açıktır, bu zamanda erbabı yoktur. Harama nazardan gözünüzü muhafaza edin. )/Urfa

20190422_7_Şua_Ayet_ül_Kübra_Risalesi.mp376.20 MB

20/04/2019 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 17.Mertebe 5. ve 6.Nokta (Tasavvuf nedir sualine cevap veriliyor ve ırkçılığın ilhad üzerine giydirilmiş süslü püslü bir elbise olduğu izah ediliyor.)/Urfa

20190420_7_Şua_Ayet_ül_Kübra_Risalesi.mp3111.82 MB

Lüzumuna ve ehemmiyetine binaen tekraren diyoruz ki; "Sükût değil hasen; belki ahsendir." 21/04/2019/Urfa

yerdeki fitnelerden seni kurtarıp fitnelerin, dumanların üstüne çıkarıyor. Rahmani kafileye iltihak ettiriyor. Risaleyi Nur hem anahtardır hem ışıktır. Üstâd kahramanı millidir. Kur'an namına bir tarafta kafkas cephesinde cihada katılıp memleketin müdafasında bulunmuş, diğer tarafta İstanbul’da ingilizlere karşı milli hareketin başlamasına öncülük etmiştir. İlhâm Kur’an, Hadis, İcma ve kıyasa muvafık olursa kabul edilir. Partileri cemaatleri bırakalım Lailahe illallah Muhammed Resûlullah'ın etrafında birleşelim. /Urfa

15/04/2019 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 17.Mertebe 4.Nokta (Mümin’in ekseriya 15 yaşından sonra çektiği bela ve musibetler günahlara kefaret olur, eğer günahlarının cezası dünyada bitmezse sekeratta çeker, orda bitmezse kabirde çeker, orda bitmezse haşirde çeker, orda bitmezse cehenneme gider bir nevi uyku haletinde olur, en sonda cezasının bitimine bir saat kala cehennem ateşinin elemini hisseder, cezası bitince peygamberimize haber verilir ümmetinden falan kişinin cezası bitti denir, Peygamberimiz de şefaat eder ve o adam cehennemden çıkar. Malının zekâtını verdiysen malın hakkını vermiş olursun. Zekât vecibeyi dindir. Altın ve gümüşü biriktirinler için o altın ve gümüş kıyamette ateşte kızdırılır ve onların yanları, alınları ve sırtları onunla dağlanır. Evdeki koltuk ve benzeri eşyada zekât yoktur. Kur’an ve Hadiste geçen ilmi ameli edebi tüm ahkâm fi sebilillahdır. Bir tek hükmü ilahiyi sedd-u bend etmek tehlikelidir Kurb-i sultan ateşi suzandır. Resulu Ekrem diyor; Ümmetim, sultanlara yanaşmadıkları takdirde selamettedirler. İmam Hanbel, İmam Şafi, İmam Hanifi, İmam Malik ve altı sahih kitab sahibleri kendilerine gelen siyasi tekliflerin hepsini reddetmişlerdir. Üstad kendisine gelen danışmanlık, milletvekilliği, yüksek maaş gibi tekliflerin hiç birini kabul etmedi. Kırk yıla yakın bir süre haps-u zindanı kabul etti, siyasi bir görevi kabul etmedi. Ulemayı ümmet ne vakit devlet ricaline yaklaşmışlarsa onların etrafında fetvacı olmuş, dini İslam sulanmış gitmiş. Hiçbir Ülemayı ümmet idarecilere gidip tabasbus etmemiş. Üstad euzubillahi mineşşeytani ve siyaseti diyor. Ümmet Hz Ali'den bugüne kadar siyasetten kaçmışlar. Kur’an Hadis Risale-i Nur şahit olsun ben abd-i âciz ve fakir bu Muhammed olarak bugüne kadar hiç bir partiyle, müsbet menfi hiç bir örgütle, muvafık muhalif hiçbir siyasi cereyanla yer altı yer üstü hiçbir örgütle alakam olmamış ve benim arkadaşlarım da bu siyasete girmemişlerdir. Kur’anda Hz İbrahim, milletine diyor ki; اِنَّا بُرَءٰؤُا مِنْكُمْ kavmine diyor biz Ellah’a ibadet ederiz, sizden beriyiz. Kavmini aşiretini bıraktı Ellah’ın dinini kabul etti, onun için مِلَّةَ اَبٖيكُمْ اِبْرٰهٖيمَ denildi. İlk olarak Hz İbrahim kavimciliği bıraktı. Milleti islamiyyeyi kabul etti. Irkçılık Hz İbrahim’in diliyle yasaklanmıştır. Irkçılık yapan ırkçılık gömleğini ilhad üzerine giymiş ki, ilhadı görünmesin. Irkçılık, ilhad üzerine giydirilmiş süslü püslü bir elbisedir. Ben tek başıma da kalsam parça parça da olsam ırkçılık yapmam, siyasete girmem. Risale-i Nur bir cemaatin bir cemiyetin malı olamaz, bir meslek, bir meşreb, bir sufizm cereyanı değildir. Üstâd ilm-i kelama ve tasavvufa karıştırılan hurafeleri izale ile ümmeti hurafelerden kurtarmış bir müceddiddir. Bedîüzzaman kimseyi kendine çağırmıyor siz de kimseyi Bedîüzzamanın şahsına davet etmeyin. Belki Bedîüzzaman’ın daveti Kur’ana olduğu için biz de Kur’ana davet edelim. Üstad Risale-i Nurda acz-u fakrı buldum diyor. Sahabenin mesleği neyse Üstadın mesleği de odur, yani fıtrattır. Kur’an tüm ümmetin malıdır. Arab'lar diyebilir mi Şafii mezhebi bizimdir, diyemezler. Türk Kürt Arab diyebilir mi Risale-i Nur bizimdir, diyemez Risale-i Nur tüm ümmetin malıdır. Dinimi kimseye teslim etmem, Mehdiyi ahirzaman gelse hüve hüvesine Kur'anı tatbik etse elini ayağını öperim fakat siyasi cereyana girmem, burda oturup dersime devam ederim, ne olur ne olmaz siz mehdi dersiniz baktınız yanlış çıktı. İnsan kâinata bir nüsha-i camia olduğu için bir taraftan peygamberler, melekler ve ruhaniler gibi rahmani kulların numunesini içinde taşıdığı gibi, diğer taraftan da şeytanlar, karunlar, firavunlar gibi habis ruhların numunesini içinde taşıdığından merecel bahreyndir. Binaenaleyh daima iki cereyanın tesiri altındadır, insan dalgalar gibi bir o tarafa bir bu tarafa gidip geliyor, ya firavun ve karun gibi diğer tarafa meyledersin bu Kahhar isminin tecellisidir, ya rahmani orduya iltihak edersin bunlar da Rahman isminin tecellisidir. Bu durumda Kur’an ayetleri asansör gibi zembil gibi oluyor merecel bahreyn olan o dalgalardan ve dumanlardan,

20190415 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 17. Mertebe 4.Nokta.mp3121.83 MB

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰ لِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ 1-Risale-i Nur’un bir kısmı harb meydanlarında bir kısmı hapishanelerde bir kısmı ise Türkiye’nin şiddetli çalkantılı dönemlerine rastgeldiği ve bu eser bu sıkıntılı dönemlerde te’lif edildiği için tasfiyeye, tashihe, şerh ve izaha muhtaç kalmıştır. Binaenaleyh ulema ve mütefenninden müteşekkil bir heyet-i ilmiye kitap, sünnet, icma ve kıyası esas alarak Risale-i Nur’u, tasfiye, tashih, şerh ve izah etmek, Kur’an’ın bir tefsiri haline getirmek ve hangi meselelerin hangi ayet ve hadisten alındığını tesbit etmek, böyle ulema ve mütefenninden müteşekkil bir heyet-i ilmiyenin vazifesidir.     2- Risale-i Nur talebeleri kendi namına bugünkü siyasete, memuriyete ve okula gidebilir. Yoksa kitap, sünnet, icma, kıyas ve Risale-i Nur namına bugünkü siyasete giremez. Bugünkü memuriyete giremez. Bugünkü okula gidemez.     Yani kitap, sünnet, icma, kıyas ve Risale-i Nur’u kendi siyasetine, memuriyetine, okuluna alet edemez. Ve keza ehl-i tarik de kendi namına bugünkü siyasete, memuriyete ve okula gidebilir. Fakat kitap, sünnet, icma, kıyas ve tarikat namına bugünkü siyasete giremez. Bugünkü memuriyete giremez. Bugünkü okula gidemez. Bu edille-i şer’iyeyi ve tarikatı bugünkü siyasete, memuriyete, okula alet edemez.     3-Risale-i Nur Kur’an’ın tefsiridir ve umum ümmetin malıdır. Binaenaleyh bir şahsa bir cemaata mal edilemez. Bu dairede şahsiyetçilik, merkeziyet ve merciiyyet  yoktur. Bütün havas ve avam, ulema ve mütefenninler ve bütün ümmet Kur’an’ın hadimi olarak Risale-i Nur’un sahibidirler.     4-Lüzum-u küfür ayrıdır. İltizam-ı küfür ayrıdır. Ehl-i kıble olanlar tekfir edilmez.     5-Risale- Nur talebelerinin ve ehl-i tarikin asıl vazifesi ihlası kazanmaktır. Yani اِنْ اَجْرِىَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ sırrınca nasdan gelen maddi ve manevi ücretten istiğna etmektir. 16 Nisan 2019/Urfa

13/04/2019 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 17.Mertebe 3.Nokta ( Şu görülen alem perdesi arkasında iki çeşit ruh ve ruhani denilen mevcut var. Birisi ve en birincisi meleklerdir ruhanilerdir muti' olan taifedir. Peygamberlerin, evliyaların, salihlerin ruhanileri bu alemi doldurmuş, bu alem tenteneli perde gibi onların üzerine serpilmiş; diğer taife ise şeytan ve ervahı habiselerdir, bunlar ise şu alemdeki kötülüklerin mümessilidirler bunlar la yuad ve la yuhsadır. Tenteneli perde gibi bu alemin arkasında bunlar da var. Birinci taife hayırlı işlerin mümessilidirler, ikinci taife şerli şeylerin mümessilidirler onun için bu alemde zahiren insaniyet alemi tek görünür fakat perdeyi gayb arkasında şu alem mutantendir altında milyonlarca şeytan-u ins cin ve habis ruhlar görüldüğü gibi hadd-u hesaba gelmeyecek meleklerle de doludur. Bunu insan ekseriya unutuyor biz dâr-ı ibtiladayız her an için şeytan bizimle uğraşır bizi yoldan çıkarabilir bu mümkün olduğu gibi her an için meleklerle de müeyyed olup rahmani hakikatlere mazhar olma ihtimali mevcuttur. Bir ucu şark bir ucu ğarb bir ucu şimal bir ucu cenub olan bu alem şu meleklerle, ervah-ı habiseyle, ruhanilerle doludur. Hangisine destek versen sen onlardansın bunları birbirinden ayıracak çare de Kur’anla amel edersen orduyu sübhanisin yoksa şeytani bir ordu olursun. Ellah ile konuşmak isteyen Kur’an okusun. Namazını rukusu sücuduyla tadili erkan ile kılana namaz der ki, beni muhafaza ettiğin gibi Ellah seni muhafaza etsin o namaz göğe çıkar. Kim ruku ve sucuduyla namazını düzgün kılmazsa namaz ona der ki, beni zayi ettiğin gibi Ellah da seni zayi etsin, o namaz göğe çıkmaz paçavra gibi yüzüne çarpılır. Dad-ı Hakk ra kabiliyet şart nist. Bazı insan var elli sene amel eder terakki etmez, bazı insan da var ani terakki eder şu sırrı İlahiye vakıf olmak beşerin gücünün haricidir. Ancak ana sebep kalbin safvetidir. Kalb safi olunca Cenâb-ı Mevla binlerce ikramlarda bulunur, kırk senede kesilmeyen bir mertebeyi kırk dakikada değil, kırk saniyede ihsan eder. Şu küre-i arz denilen bir meclisi nurani var, Kur'an ise o meclise inmiş bir sofrayı rahmandır, hadis onun açıklamasıdır, icma ve kıyas da müeyyiddirler. Risale-i Nur da bu hakikatlerin bürhanıdır. Bu sofrayı Rahmanın ana temeli arştan çıkmış gelmiş bunda sır olmaz, en büyük sır sırsızlıktır. Habib-i edib hiç bir şeyi ketmetmeden söylemiş, biz de aynı yolu takib ederiz. Sırrımız yok, yalnız şu kadar var özel olarak Cenâb-ı Hakk sana bir makam ikram etmişse o ayrı, riyakarlık sahtekarlık yapıp söyleme, o ayrı. Din-i mübini İslamda örgütleşmek hizipleşmek yoktur. Dini islam Resulu Ekrem döneminden bu güne kadar örgütleşmek şeklinde gelmemiştir. Ehl-i halin hali bu ümmete rehber olamaz. Resul-u Ekremin hali hep aşikaredir. Ellah ile kendi arasındaki hale kimse karışamaz, o meçhulumuzdur; fakat beşere taalluk eden hiç bir şey yoktur ki denilmemiş olsun. Bir sahibi kemalat, veli olabilir, kendisiyle Ellah arasında bazı münasebet olabilir, ibadet cihetiyle kulluktur, bunun manası tevazu ve mahviyete girer kendini sinekten de küçük görür. Benliğine salahatı alet eden salih değil talihdir, hâlis değil ğayr-ı muhlesdir. Ya Rabbi mazlum İmam Ali hürmetine mazlum Hasan Hüseyin hürmetine mazlum Üstad hürmetine mazlum hacı Hulûsî Bey hürmetine şu dini yer yüzünde galib eyle Amin. Sihrin çok çeşitleri var, en büyük sihir ahirzamanda ispirtizma, manyetizma nevindeki propagandadır, bu asrı görüyorsunuz radyosuyla televizyonuyla bütün insanların kafasını yıkıyor. Menakıbı evliya ile Kur’an Hadîsle muvazene etmeden çok fazla iştiğal eden sonunda dalalete gider. Mürşid odur ki, seni çeşme başına götüre Kur’ana götüre.) /Urfa

20190413 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 17.Mertebe 3.Nokta.mp3115.23 MB

10/04/2019 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 17.Mertebe 2.Nokta /Urfa

20190410 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 17.Mertebe 2.Nokta.mp393.90 MB

Sükût'un ehemmiyetine binaen tekraren diyoruz ki; "Sükût değil hasen; belki ahsendir." 12/04/2019 /Urfa

08/04/2019 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 17.Mertebe (Kişinin hocasını, Ellah ya da peygamber sıfatıyla sevmesi küfür olduğu gibi; onu, sahabe seviyesine çıkarması da dalâlettir. Üstadımız, la yuhdî değildir. Üstadı, Gavs-ı A'zam gibi zevat-ı aliye ile muvazene etmek, edebe muhaliftir. Şâh-ı Geylânî (ks) makàm-ı rızâya mazhardır. Husûsî fazîlette mezheb imâmlarımızın fevkındedir. Şâh-ı Geylânî, Hanbelî mezhebindendir. Ahmed b. Hanbel, Âlem-i Ma'nâda kendi mezhebine sülûk eden az olduğunu Peygamber (sav) Efendimize şekvâ eder. Peygamber (sav) Efendimiz, Sana Abdülkâdir kâfîdir buyurur. Derecelerini ölçemeyiz, imâmlar daha fazîletlidir. Şâh-ı Geylânî (ks) de İmâm-ı Ahmed bin Hanbel hazretlerini kendine imâm kabûl etmiş. Üstâd, Yahûdî hahamlarının, Hıristiyan papazlarının, Hindu keşişlerinin ve felâsife-i Yunanın İslâmiyet içerisine koymaya çalıştıkları tahribatları izale ile dinde tecdîd yapmıştır. Dinin kaynağı; Kuran, Hadîs, İcma ve kıyasdır. İlhâm, eğer Kuran ve Hadîse muvafık olursa, kabul edilebilir. Tılsımat-ı Kuraniye, 100 kısımdır, Üstad Bedîüzzaman (ra) Hazretleri, o tılsımlardan 3-4 tanesini ancak açmıştır. Biz, Üstâd Hazretlerini doğrudan doğruya Kurânı müdafaa ettiği, Tasavvuf ve Kelam ilimlerinde tecdîd yaptığı, aradaki tasavvuf ve diğer berzahları atlatıp tarz-ı sahabe gibi ders verdiği için severiz. Cenâb-ı Hakk nurdur, lâ zamânî, lâ mekânî, lâ keyfî bir sûrette tecellî eder. Bütün hak mezhebleri ve bütün turukları kabul ediyoruz. Üstâd Hazretleri, tüm turukları Risale-i Nûrda cem'etmiştir. Diyanetimiz kâlellah, kâle Resûlullah diyor; kâle filan şahıs demiyor. Bu konuda Diyanet’i takdir ediyoruz. Şahısların ismini zikrederek onları eleştirmeyin! (Kuranda şahıs ismi geçmez. Sadece Peygamberimizin azadlısı Zeydin adı geçer. Firavun ünvandır, Ebu Leheb ise künyedir. İsim değil.) Müsbet hareket edin. İn ecriye illa alallah düsturu ile kimseden şöhret ve mal talebinde bulunmayın. Risale-i Nura yapılan işârât-ı  Kur'aniye, işârât-ı  Hadisiye, işârât-ı Aleviye, işârât-ı Gavsiye ve benzeri Zevat-ı Aliyeden gelen işârâtlar hususidir bunlara hitabiyyat denir ve bu hitabiyyat nevinden olan işârâtlar delille isbat edilmez. Üstadın açık ifadeleriyle sabittir ki; bu işârâtların neşrine izni yoktur.  Risale-i Nûr, bir ferde, bir cemaate hitab etmiyor. Risale-i Nûr, Kurândan gelen ilhâmâtla yazılan Kurânî bir tefsîrdir. Âmirlik, büyüklük ve işin başına geçmek gibi bir gâyemiz yoktur. Mesleğimiz, sahabe mesleğidir. Bu hizmet-i Kurânîyenin bir ucu şark, bir ucu ğarb, bir ucu şimal, bir ucu cenubdur. Risale-i Nur hizmeti, bir veya birkaç kişinin tekelinde değildir; ümmetin malıdır. Risale-i Nûrda hizibleşmek yoktur. Risale-i Nûr, hem diyânetin, hem devletin, hem tüm Müslümanların malıdır. Kur'ân, vekil istemez, Risale-i Nûr, hâdimdir, mahdûm değildir. Davâ, Kurândır. Hadîs, Onun açıklamasıdır. İcma ve Kıyâs, takviyedir. Risâle-i Nûr, dava değil; o davanın delilidir; dava içinde bürhandır. Reisiniz, Kuran, hadis, icma ve kıyasdır. Risale-i Nur cemaatî, sadece ilmi tebliğ eder bir mübelliğdir. Örgütleşmek, bizim işimiz değildir.) /Urfa

20190408 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 17.Mertebe.mp3113.37 MB

Sükût hasen değil; ahsendir.

06/04/2019 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 16.Mertebe 8.Ders (Vâcibü'l-Vücud derken ne anlamalıyız? Ellah dediğimiz zaman nasıl bir takdisatta bulunmalıyız? Suallerine cevap veriliyor.) /Urfa