fa
Feedback
Risale-i Nur Dersleri (Edessa)

Risale-i Nur Dersleri (Edessa)

رفتن به کانال در Telegram
4 683
مشترکین
+124 ساعت
-27 روز
-2230 روز
آرشیو پست ها
14/05/2019 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 19.Mertebe Yolda giderken sağınıza tükürmeyin, tükürmek zorunda kalırsanız solunuza tükürün, solunuza tükürmek mümkün değilse ön tarafınıza ayağınızın dibine tükürün ve ayağınızla üzerine basın. Bir işi yapmaya niyetlendiğiniz zaman ihtiyatlı davranın ve ağırbaşlı hareket edin. Alemin yaratılışından beri kainatta cereyan eden faaliyetten Rububiyyet hasıl olur. Rububiyyet herşeyi tedricen kemaline kavuşturmaktır ve herşeyin Ellaha karşı itaatini ilan edip Uluhiyyet sıfatını isbat eder. Uluhiyyet, hayat, ilim, irade, kudret, semi', basar ve kelam sahibi olan O Zât-ı Vâcibü'l-Vücudu isbat eder ki; O, hiç bir şeye benzemiyor ve ma' bud yalnız O'dur, mümkinatın cümlesi O'nun ma'budiyyetine karşı kul ve köledir. Hülasa; Kainatın neticesi Cenab-ı Hakkın Uluhiyyetini ilan etmektir. /Muş

20190514 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 19.Mertebe.mp379.15 MB

13/05/2019 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 18.Mertebe 2.Hakikat 3.Ders Kâinat, o kadar mânidar ve muntazamdır ki; 1- Mücessem bir kitab-ı Sübhânî olarak bablarıyla, fasıllarıyla, sayfalarıyla ve satırlarıyla 2- Cismânî bir Kur'ân-ı Rabbânî olarak sureleriyle, ayetleriyle, kelimeleriyle ve harfleriyle 3- Müzeyyen bir saray-ı Samedânî olarak erkânıyla ve envâıyla ve eczasıyla ve cüz'iyatıyla 4- Muntazam bir şehr-i Rahmânî olarak sekene ve müştemilâtının ve varidat ve masarifinin ittifakıyla O Zât-ı Zülcelal'in vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder. /Muş

20190513_7_Şua_Ayet_ül_Kübra_Risalesi.mp374.42 MB

12/05/2019 7.Şua 18.Mertebe 2.Hakikat 2.Ders Alemde mu'cizevari bir şekilde tezahür eden teavün, tesanüd ve tecavübün kendi başına olması muhaldir, bu hal doğrudan doğruya Bismillah kelimesindeki Ellah lafzının ma'budiyyet sıfatıyla kainatta tecelli etmesinden kaynaklanıyor. Herşey Ellah'ın adıyla hareket eder. Ellah demek ma'bud demektir. Alemde görülen teavün, tesanüd ve tecavüb hakikati doğrudan doğruya Uluhiyyet sıfatından gelmektedir. Birbirine muhalif hasiyette bulunan su, hava, toprak ve nur unsuru aralarındaki ihtilafı bırakıp vücudunda nasıl birleştiyse; biz de, benliğimizden vazgeçip, teavün, tesanüd ve tecavüb hakikatine riayet ederek Ellah'a abd olsak, Kur'anın şakirdi olan Muhammed-i Arabî (asm)'ın dolayısıyla bütün peygamberan-ı izamın ve evliyayı kiramın şahsı manevisini temsil eden bir vücud olsak o zaman felaha erer, rahat ederiz. Kur'an bu sırra işareten اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ diyor. /Muş

20190512_7_Şua_Ayet_ül_Kübra_Risalesi.mp381.03 MB

11/05/2019 7.Şua 18.Mertebe 2.Hakikat Gördüğü münkerat-ı şer'iyyeyi tağyire gücü olmayan şöyle söylesin, Ya Rabbi sen şahit ol, bu münkerat-ı şer'iyyeyi sevmiyorum bu münkerat benim menfurumdur, beni affet. رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبَّا وَبِا ﻻِسْﻻَمِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلمْ نَبِيًّا Ellahı Rab, İslam'ı din, Muhammed'i Peygamber olarak kabul ettim diyen kişiye bu söz iman cihetinden kafidir, bu sözü sıkça tekrarlayın, bu sözün akşamları okunması da sünnettir. /Muş

20190511_7_Şua_Ayet_ül_Kübra_Risalesi.mp334.24 MB

10/05/2019 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 18.Mertebe 1.Hakikat 3.Ders /Muş

20190510_7_Şua_Ayet_ül_Kübra_Risalesi.mp397.06 MB

08/05/2019 7.Şua 18.Mertebe 1.Hakikat 2.Ders (Camiler gelecek belalara karşı Cenab-ı Hakk'ın yanında şefaatçi olup, belaların def'ine vesile olur.  Camiler ibadet yeridir, fitne yeri değildir.  Bir memlekette zinanın alenen işlenmesi sebeb-i helakettir. Sendeki her bir zerre Ellah'ı isbat eder, alemde aramana gerek yoktur. Her bir zerreyi alem konuşuyor ve binbir ismi İlahiyi tarif ediyor.  Yol ikidir; ya Kur'ani yola süluk edersin, ya dalalet yoluna. Kur'ani yol kısa ve vecizdir, diğer yollar meslek ve meşreblerin tesiri altındadır, tehlikelidir.  Eski zamandaki Zatlar çaresiz kaldıklarından dolayı tasavvuf yoluna süluk etmişlerdir. Eski Zevat-ı Aliyelerin gayretlerinden dolayı Ellah onlardan razı olsun diyor, onlara sonsuz hürmet gösteriyoruz.  Ellah bu zamanda Üstad gibi bir zatı gönderdi tozu toprağı kaldırıp nur-u Kur'anı asr-ı saadetteki gibi  açık bir şekilde gösterdi. İnsan doğrudan doğruya Kur'ana müracaat etmezse, başka yollara süluk ederek o ilim bu ilim derse, farklı mesleklerin tesiri altında kalır.  Nur'u Kur'an kafidir. Her bir ayet bir güneş gibidir. Hiç bir ayet olmazsa bile Ayet-ül kürsi ile اِنَّ فٖى خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ  ayeti kafidir.  Keşşaf, Kur'andır ve Muhammed-i arabidir.) /Muş

20190508_7_Şua_Ayet_ül_Kübra_Risalesi.mp396.06 MB

07/05/2019 7.Şua 18. Mertebe 1.Hakikat (Ticarette bereket vardır, paranızı ticarette kullanın.  Üstad; Kur'anın ve Nuru Muhammedinin gölgesi altında zerreden arşa, ezelden ebede kadar bütün alemde sırrı miracı Nebevi ile seyahat etmiştir. Üstad Kur'anın talebesi, Muhammedi arabi (asm)'ın şakirdidir.   Aristo, sokrat gibi felsefecilerin ve amerikan keşşafı colomb gibilerin keşfi imkan dairesiyle sınırlıdır, esma ve sıfat dairesine giremedikleri gibi cennet ve cehennemi de keşfedemezler bu kapı onlara kapalıdır.) /Muş

20190507_7_Şua_Ayet_ül_Kübra_Risalesi.mp397.84 MB

06/05/2019 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 18.Mertebe (Din; Samimiyettir, ciddiyettir, nasihattır, ihlasdır. Namaz; dinin direğidir. Hem kendi nefsime, hem size, hem de tüm mü'minlere küçük sözleri mütefekkirane okumanızı tavsiye ediyorum. Küçük sözlerdeki ayet, hadisleri ve bu ayet, hadislere yapılan izahatları kema huve anlayıp kabul etsek imanımızın kurtulmasına kafidir. Küçük sözler perdeyi delip, kainat tılsımını açmış, hakikat-ul hakaika geçmiş hakikat dersleridir. Her bir söz yüzlerce belki binlerce ayetin hülasalarından tereşşüh edip gelmiş, küçücük misallerle beşere hakikat dersini vermiştir.) /Muş

20190506 7.Şua Ayet-ül Kübra Risalesi 18.Mertebe.mp381.76 MB

- İhlâsı kazanmak ve muhafaza etmek ve mânileri def etmek için, gelecek düsturları rehber etmek lazımdır. 1- Amelinizde rızayı İlahi olmalıdır, niyet-i halise, günahı hayra tebdil etmez. Amel Kitab sünnete uygun olursa niyete bakılır. Sünnet-i seniyye dairesinde işlenen amele riya girmez. Yaptığın amelde niyetim halis, ben kendime göre rızayı İlahiyi bu amelde kabul ettim diyemezsin. Kitab ve sünnetten o amele dair bir hüküm çıkaracaksın. Ne iş yaparsan yap o işte emri İlahiyi bulmadan yapma. Rızayı İlahi, emri İlahi ve emri Nebevi demektir. Amelin Kitab sünnete uymazsa dava kaybolur, zahiren çoğalma olabilir ama illa rezil olursunuz, dünyada da rezil olacaksınız ahirette de. Cezası geç gelebilir, otuz sene sonra gelebilir, senin ölümünden sonra da gelebilir, fakat illa rezil olacaksın, ahirette de mahrum olacaksın. Dikkat! Bazı Peygamberlerin etbaı bazen bir kişi olmuştur, kesret-i etba' ile kimse rızayı İlahi kazanmamıştır. 2- Bu hizmette bulunan kardeşlerinizi tenkid etmeyin. Malını ve ilmini Ellah yolunda sarf eden kişiye gıpta edilebilir, ben de bunun gibi olaydım denebilir bu caizdir, fakat gıbta sonunda tenkidi gerektirir, o gıbta damarını kendinde tahrik etme. Keşke ben de Hoca Abi gibi dersi anlataydım, yusuf gibi güzel olaydım, falan kişi gibi malım olaydı sarf edeydim sözü her ne kadar caiz ise de sonunda tenkid kapısını açıyor. Dolayısıyla kendini o gıptadan da muhafaza et. Onun için gıpta damarını, tenkide götürecek şekilde uyandırmayın, yoksa hased manasında olmazsa safi bir gıbta olsa o caizdir. Ondaki bu nimet ondan gitsin bende olsun demek haramdır. Gıbtadan başlar hasede götürür, oradan tenkide yol açar, bu hale karşı çok dikkat edin. Bu hal hepimizde var, bundan kurtulmak ta çok zordur tek çare اِنْ اَجْرِىَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ düsturunu esas tutmaktır. Bir adam maldan, ilimden, faziletten dolayı şöhret bulmuşsa bunu Ellah'a verip Ellahı'ın kudret elinı, ğına elini, ilim elini orda bulacaksın ki, bu vartadan kurtulasın. Birisinin bir fazileti varsa onunla iftihar edeceksin. İnsan-ı kamil ünvanına layık bir şahsı manevinin azalarıyız. İnsan-ı kamil, ferd-i kamil yalnız Resul-u Ekrem'dir. Bu şahsı manevi bazen cebrail şeklinde bazen peygamber şeklinde bazen üstad şeklinde tezahür eder, bazen salih bir veli şeklinde tezahür edebilir. Kim gelirse gelsin o insanı kamilin bir numunesidir, bir vekilidir. 3- Bütün kuvvetinizi ihlasta ve hakk'da bilmelisiniz. Bütün kuvvetinizle rızayı Bariyi kazanın. Kur'an ayetleri asansör gibidir. Kur'an arştan inen asansördür, bizi yalnız Kur'an kurtarır. Maddede, parada, saltanatta kuvvet yoktur. 4- Fena fil ihvan düsturuna riayet edelim. Kur'anın 6666 ayeti ve Ehadis-i Nebeviyyenin hakikatından tezahür edip gelen Nur-u Kur'an var, Üstadın Said Nursi olarak değil, Muhammedi arabi (asm) ve bütün peygamberleri temsili itibarıyla meydana çıkan bir hakikat var, o hakikatta fani olacaksın, yani Risale-i Nurun aynısı olacaksın. Bu bütün Peygamberlerin veraseti mutlakası noktasında hakikat-ı Muhammediyenin rabıtasıdır. Şaşırma nerdesin, kendini bil, teeddüble gel, edebini muhafaza eyle, neyi okuduğunu bil. -Mesleğimiz haliliye olduğu için meşrebimiz hıllettir. Hem mahbubiyyettir, hem hillettir. Hem fena fi resul-u Muhammediye (asm) hakikatını ruhumuzda canlı olarak taşıyacağız, hem de Hz İbrahimi canlı olarak yaşayacağız. Bütün Peygamberlerin başı başta Hz Muhammeddir sonra Hz İbrahimdir. -Risale-i Nur dairesi demek, doğrudan doğruya Resul-u Ekremin makamı mahbubiyyetine geçmektir, Hz İbrahim halilullahın makamı hilletine geçmektir ki; o makamlar bütün kainattaki sevgi, muhabbet, alaka, dostluk o iki makamın tezahürüdür, ta bedeni insana kadar sirayet eder. Şuradan koptuysan daha yerde setr olamazsın, öyle sukut edeceksin ki, cehennemi zümera ancak safi eder. Nerede olduğunuzu bilin. Bu makamı hilletin ihlasını kıranlar dehşetli bir şekilde sukut edecekler. Ellahum mahfizna. -İhlâsı kazanmanın ve muhafaza etmenin en müessir iki sebebi 1- Rabıta-i mevttir. 2-Tefekkürdür. -Tefekkür, insanı hakim ve rahim isimlerine kavuşturur. /Urfa

24/04/2019 21.Lema İhlas Risalesi (-Bir insan taleb-i ilim için, bir meseleyi ilmiyeyi müzakere ve tefekkür etmek üzere evinden çıkıp ilim meclisine giderse, attığı her bir adımda bir günahı silinir ve bir derecesi yükselir. - İlim talibi yolda gider gelirken meleklerin kanadına basarak gider-gelir. - İlim meclisine gelenler meleklerin kanadına basarak geldiler, yere basmadılar diye talakla yemin eden birinin yemini, şeriat-ı Muhammediyenin fukahasına göre doğrudur ve bu yeminden dolayı karısı boş olmaz. -İlim meclisine gelen kişi mağfiruzzunub olarak gelir ve mağfiruzzunub olarak döner. - هَلَكَ النَّاسُ اِلاَّ الْعَالِمُونَ وَهَلَكَ الْعَالِمُونَ اِلاَّ الْعَامِلُونَ وَهَلَكَ الْعَامِلُونَ اِلاَّ الْمُخْلِصُونَ وَالْمُخْلِصُونَ عَلٰى خَطَرٍ عَظِيمٍ "İnsanlar helâk oldu-âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu-ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu-ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar." bk. Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ 2:415; Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn 3:414. Kurtulanlar yalnız muhleslerdir, muhlesler Ellah'ın seçtiği kullar olan Peygamberler ve Peygamberlerin sırrı verasetinden dolayı seçilen kullardır. - Müsbet hareket edin, başkasının tenkidi, tenkisi fikrinize müdahale etmesin. Mesleğinizi anlatın , halkın tenkisi fikrimize gelmesin, illa ki zaruret olursa nurani müdafaa edin. - اِنْ اَجْرِىَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ düsturuyla insanlardan gelen maddi ve manevi ücretten istiğna edin, yani insanlar aferin desin diye yapmayın. -Şöhret aynı riyadır, kalbi öldüren zehirli bir bal'dır. - وَلاَ تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ "İhtilâfa düşmeyin; sonra cesaretiniz kırılır, kuvvetiniz elden gider." Enfâl Sûresi, 8:46. - Bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş. Burada hizmet-i Kur'aniye deniyor ve biz bu hizmeti Kur'aniyeyi kendimiz almamışız, bu hizmet-i Kur'aniye ihsanı İlahi tarafından omuzumuza konulmuş. - وَلاَتَرْكَنُۤوا اِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ "Zulmedenlere en küçük bir meyil dahi göstermeyin; yoksa Cehennem ateşi size de dokunur." Hûd Sûresi, 11:113. - Kafire, münafıka, fasık-ı mütecahire meyletmeyin. Meyl tamam olsa zaten ateştir, edna meyl olsa dahi ateş yakar. - Zalimlere altı cihetle yanaşmayın; 1- Hubbu cah cihetiyle, siyaset cihetiyle yanaşmayın. 2- Para, mal ve rızık için yanaşmayın. 3- Korkudan dolayı yanaşmayın. 4- Irkçılıktan dolayı yanaşmayın. Milletiniz millet-i İbrahimdir, ırkçılık yasaktır. 5- Enaniyet-i ilmiye cihetinde yanaşmayın. Benlik taşımayın, benlik sahibi olursan, seni okşar ve seni helak eder. 6- Şehevat cihetinde yanaşmayın. Edna meyl helak sebebidir. Küfrü bir millet kabul etsen, şu altı noktadan sizi yakalıyor, aldanmayın. Bu altı cihetin birinde meyletseniz ne olur فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ ateş size dokunur. - Hangi isimle olursa olsun ırkçılık; ilhad üzerine giydirilmiş süslü püslü bir maske, bir elbisedir; fakat alt'ı ilhaddır. - Enaniyet çok tehlikelidir. Ben demeyin, biz deyin. - İki cereyan var biri iman cereyanı ki, bütün Peygamberlerdir, Peygamberlerden sonra ülemadır, biri Üstad'dır. Diğer cereyan firavun ve varisleridir. Ya ondansın ya ondan, ortası yok. - Bir harf-i Kur'aniyenin zuhurla inkişafı bir milyon keşif ve keramata müreccahtır. -Bir ayeti Üstadın dediği şekilde anlamak dünyevi ve uhrevi bütün saadetlere bedeldir.

20190424 21.Lema İhlas Risalesi.mp374.38 MB

Merciiyyetten kaçının, sırren tenevveret sırrına mazhar olun, kalp üzerine çalışın, gösteriş ve şa’şaadan kaçının, kalabalık çoğalır fakat İhlas azalır. Bir milyon mürid toplanır, içinde bir tane çıkmaz, bir taneyi yetiştir bin taneden vazgeç. Uhuvveti İslamiyyeyi herşeye tercih edin. Hakkı söyleyin ve devamlı dua edin. Dedikodu yapmayın. Dershanede siyasi konuları konuşmayın. Kâinatta tasarruf esen Zât’ın tecellîyat-ı esmasını ve ef’alini görün ve ahireti görün ona göre hazırlığınızı yapın. Mal, şöhret kabir kapısına kadardır, kabir kapısında hepsi söner. Beyazıd-ı Bestamiden sormuşlar Ellah seninle nasıl muamele etti, demiş söylediğim tasavvuf işaretleri, sofilerle olan muamelem, keşf-u kerametim hepsi sekerata kadar geldi, kabre girdiğim anda hepsi bitti, ben kaldım lailahe illallah Muhammedun resulullah kaldı, gece kıldığım iki rekât namazım bana kaldı. Tasavvufun usulü, adabı, şa’şaası kıymet görmedi. Şatahata girmeyelim, haddimizi bilelim, istikametten ayrılmayalım, günahımızı anlayıp tövbe edelim. Falan abi böyle yapıyor, şeyh böyle yapıyor ben de yapayım demeyin, onlar kabir kapısına kadar gelir, kimse sana menfaat vermez. Kitap ve sünnetten ne yaptıysan o gelir. Kimseden hizmeti Kur'aniye için mal istemeyin, dilencilik vaziyetini almayın, şöhretten şiddetle kaçının. Velilik ayrıdır keşif ayrıdır. Velilik, esma ve sıfatı İlahiyeyi şuhud derecesinde anlamak ve inkışaf ile terakki etmektir ki; oruç tutarken sanki bütün âlemle beraber oruç tutuyor gibi hissetmektir. Kalpten geçeni söylemek ve keramet göstermek Yahudi, hristiyan, felsefeci ve hinduların tarikatlerinde de mevcuttur. Bu medar-ı kemalat değil, medar-ı kemalat Kur’an ve sünnete ittibadır. /Urfa