fa
Feedback
KİTAPDF

KİTAPDF

رفتن به کانال در Telegram

"Büyük bir fayda sağlamayan ilmin kitaplar içinde gizli kalması, insanların kalplerinde bulunmasından iyidir."

نمایش بیشتر
5 075
مشترکین
+124 ساعت
+257 روز
+12530 روز
آرشیو پست ها
Daima okuyup tekrar edilmesi gereken en kıymetli ve kişiye en çok fayda verecek ilim "Tevhid" ilmidir. Kul kalbinin diriliğini, fitnelerden korunmasını, aklının ve basiretinin artışını ancak Tevhid ile yakalar. Tevhid kulluğun başı olduğu gibi amelleri değerli kılan en önemli hususlardandır. Fitnelerin, çarpık görüşlerin, her yerden küfür ve haramın aktığı bu zamanlarda kulun Hakkı batıldan ayırarak selameti elde etmesi, hak üzere sebat etmesi Tevhide olan samimi bağlılığıyla olur. Tevhid Rabbini tanımaktır ve bu hiç sonu gelmeyen kalbe daimi lezzet veren bir ilimdir. Bu alanda Allah'ın isimlerini bir bir hıfzetmek, derince okuyup üzerinde tefekkür etmek Tevhidi güçlendiren en önemli şeylerdendir. Tüm şer'i ilimler Tevhid esası üzeredir kim Tevhidi önemsemez ve yıkarsa dinin geri kalan tüm kollarını da yıkmış olur. Kim Tevhid temelini yıkarsa Allah'ın korumasından uzaklaşır ve öfkesine maruz kalır. Kul için dünya ve ahirette bundan daha kötü hiçbir şey yoktur... @akidetulmuslim

Repost from KİTAPDF
📍 Çocuklar için Hadis ve Hadis ehline dair kitaplar 🔸 Çocuklar için 40 Hadis 🔸 Çocuklar için 40 Hadis 2 🔸 En çok Hadis nakleden 7 Sahabi 🔸 Kutubi's Sitte Müelliflerini tanıyalım 📚 Üzerine tıklayarak kitaba ulaşabilirsiniz. @kitapdf

Repost from KİTAPDF
📍 Çocuklar için Tevhide dair okutulması gereken kitaplar: 🔸 Çocuklar İçin İslam Akaidi 🔸 Tevhide dair 50 soru 50 cevab 🔸 Tevhide dair 33 soru cevab 🔸 Kayrevani Er Risale (çocuklar için) 🔸 Çocuklar için Tevhid eğitimi 📚 Üzerine tıklayarak kitaba ulaşabilirsiniz. @kitapdf

Abdullah bin Mesud radiyallahu anh dedi ki: "Kur'an'ı ezberlemek harflerini ezberlemekle değil, emir ve yasaklarına riayet etmekle olur." @Kitapdf

Repost from Kalp Huzuru
• Akıl sahipleri şu konuda ittifak etmişlerdir: Genel anlamda çalışıp çabalamadan ve çeşitli zorluklara katlanmadan nimetler elde etmek veya güzel neticelere ulaşmak mümkün değildir. Rahatlık ve huzur, verilen emek ve çekilen yorgunluktan sonra elde edilir. Büyük işleri ancak büyük insanlar başarır. Değerli şeyleri elde etmek yine değerli insanların işidir. Küçük insanların gözünde Küçük şeyler büyük görünür. Büyük insanların gözünde büyük şeyler küçük görünür. Bir işin sonucunda elde edilecek güzel neticeleri düşünmek o konuda çektiğin sıkıntıları hafifletmede sana yardımcı olur. | Medaricus Salikın @KalpHuzuru

Repost from KİTAPDF
Yine biz, Allah'ın her gece gecenin son üçte biri kaldığı zaman dünya semasına indiğine ve "İsteyen yok mu, ona istediğini vereyim? Bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım? Tevbe eden yok mu, onun tevbesini kabul edeyim?" buyurduğuna dair varid olan hadislere iman ediyoruz. Kur'an'ın Allah'ın kelamı olduğuna, gökten indirildiğine, yaratılmamış olduğuna, O'ndan başladığına ve tekrar O'na döneceğine, Allah'ın onunla HAKİKİ MANADA konuştuğuna, Cibril'in onu Yaratıcı'dan duyduğuna ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e indirdiğine iman ediyoruz. Eş'ariler'in ya da bidat ehli diğer fırkaların görüşlerini redediyor savunmuyoruz. Yine biz, Mü'minlerin Cennette Rablerini gözleriyle dolunay gecesinde ayın görüldüğü gibi göreceklerine. O'nu görmek için itişip kakışmayacaklarına iman ediyoruz. Toparlayacak olursak: Kur'an'da ve Sünnet'te zikredilen bütün sıfatlar hakkındaki akidemiz, Ehli Sünnet ve'l Cemaat'in yani Selefi Salihin akidesidir. Bu sıfatlara iman ederiz, geldiği gibi kabul ederiz. Hakikatlierini ve delalet ettikleri şeyi, tekyife, temsile, ta'tile, tevile sapmadan ispat ederiz. Allah'ın dilediğini yaptığına ve yapacağına, O'nun kazasından ve kaderinden bağımsız olarak hiçbir şeyin meydana gelmeyeceğine, hiç kimsenin takdir edilmiş kaderden kaçışının olmadığına ve kendisi için Levh-i Mahfusta yazılan yazının dışına çıkamayacağına iman ediyoruz. Yine biz Allah Subhanehu ve Teala'nın yaptığı şeylerin bazı hikmetleri ve sebepleri olduğuna iman ediyoruz. Bununla beraber O, sebeplerin ve sebepleri meydana getirenlerin yaratıcısıdır. Yine biz, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in cennetlik veya cehennemlik olduğuna şahitlik ettiği kimse hariç, muayyen bir Müslüman için cennetlik veya cehennemlik olduğuna şahitlik etmiyoruz. Çünkü biz onun kalbine bulunana ve ne üzere öldüğüne vakıf olamayız. Ancak iyi kimse için ümit besler, kötü kimse için endişeleniriz. Yine biz Müslümanlardan hiç kimseyi şirkin altında işlediği bir günahtan dolayı tekfir etmiyor, BÜYÜK GÜNAH İŞLEMESİ SEBEBİYLE ONU İSLAM DAİRESİNİN DIŞINA ÇIKARMIYORUZ. Yine biz Nebimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in şefaatine, Onun ilk şefaatçi ve ilk şefaatçi kılınan kimse olduğuna iman ediyoruz. O'nun şefaatini sapık bir bidatçiden başkası inkar etmez. Aynı şekilde şefaatin ancak şefaat edecek olan kimseye verilen izinden ve kendisine şefaat edilecek kimseye rızadan sonra olacağına iman ediyoruz. Allah Subhanehu ve Teala Tevhidden başkasına razı olmaz ve onun ehlinden başkasına şefaat edilmesi için izin vermez. Allah bizi razı olunan kullarından eylesin amin. @Kitapdf

Repost from KİTAPDF
İtikat/İman ettiğimiz ve Allah'ın huzurunda din edindiğimiz şeyleri zikretmeye devam edersek: Allah'a, Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine, ölümden sonra dirilmeye, hayrıyla ve şerriyle kadere iman ediyoruz. Allah Teala'nın isimlerine ve sıfatlarına da iman ediyoruz. Allah Teala'nın isimlerini ve sıfatlarını, Celaline ve Azametine yaraşır şekilde temsile sapmadan ispat ediyoruz. Yine O'nu, Celaline yaraşır şekilde ta'tile/inkara sapmadan tenzih ediyoruz. Allah Subhanehu ve Teala'nın Arş'ına İstiva ettiğine ve yarattıklarının üzerinde bulunduğuna itikat ediyoruz. O'nun Arş'ı göklerin üzerindedir. O, yarattıklarından ayrıdır. Fakat O'nun ilminden hali olan hiçbir şey yoktur. Nitekim Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyuştur: "Rahman Arş'a istiva etmiştir." (Taha 5) Biz ayetin lafzına iman ediyor, İstivanın hakikatini ispat ediyor, O'na keyfiyet izafe etmiyor ve O'nu bir şeye benzetmiyoruz. Yani: Lafzına iman ediyor, hakikatini ispat ediyor ve keyfiyetinin bilinmeyeceğine inanıyoruz. Çünkü Kendisinin nasıl olduğunu ancak O bilir. Bu konu hakkında söylenecek en kapsamlı söz şudur: Biz, Allah Subhanehu ve Teala kendisini hangi sıfatla vasıflandırmışsa, Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem O'nu hangi sıfatlarla vasıflandırmışsa; bu sıfatlarla Allah Subhanehu ve Teala'yı vasıflandırıyoruz. Kur'an'In ve hadislerin çizdiği sınırı aşmıyoruz. Kim Allah'ı yarattıklarından birine benzetirse kafir olur. Yine kim Allah'ın kendisini vasıflandırdığı sıfatlardan birini inkar ederse kafir olur. Hiçbir dengi ve benzeri olmayan Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir. @Kitapdf

Repost from KİTAPDF
Biz, kabirler ve kabirde yatanlar hakkında aşırıya gitmeye, onlar aşırı derece övmeye ve yüceltmeye karşı çıkıyoruz. Kabirlerin üzerine inşa edilmiş olan binaları, Allah'a şirk koşmaya ileten en büyük vesileler olan aşırılığı ve yüceltmeyi barındırmaları sebebiyle yıkılmalarını istiyoruz. Bunu da keyfi olarak değil Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in emrine binaen istiyoruz. Nitekim Muslim'in Sahih'inde naklettiği hadiste şöyle geçmektedir: Ebu'l Heyyac el Esedi şöyle demiştir: Ali radiyallahu anh bana dedi ki: "Seni Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in beni görevlendirdiği şeyle seni görevlendireyim mi? Tanınmaz hale getirmediğin hiçbir suret, YERLE YEKSAN ETMEDİĞİN HİÇBİR YÜKSELTİLMİŞ KABİR BIRAKMA!" Yine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kabirlerin kireçlenmesini ve üzerine yazı yazılmasını yasaklamıştır. Kabirlere Allah'tan gayri ibadet edilmesi sonucunu doğuran bu fiileri, onlara bu şekilde saygılarını sunmak ve hürmetlerini izhar etmek isteyen bazı kimseler bidat olarak ortaya atmışlardır. Sonra onlardan sonraki nesiller gelmiş, onlara Allah'tan gayrı ibadet etmiş, onlardan başlarındaki sıkıntılarının gitmesini, ihtiyaçlarının görülmesini, dertlerinin kaldırılmasını ve karşılaştıkları zorlukların giderilmesini istemişlerdir. Üstüne üstlük, bu büyük şirkin, bir ibadet ve din edindikleri bir din olduğuna itikat etmişlerdir. İşte buna karşı çıkan ve insanları bundan sakındıran kimselere bu kişiler çok sert tepki göstermişler, onlar hakkında yalan sözler uydurmuşlar ve iftira atmışlardır ve hala da atmaktalar. Allah her zamanda ve her mekanda dininin yardımcısıdır. Fakat O, taraftarlarını düşmanlarıyla imtihan eder. Bu, iki tarafın bulunduğundan beri böyle olmuştur. Akidemizden dolayı kabirperestlerin bize düşmanlık etmeleri veya fiili saldırılara geçmelerinden dolayı biz hakkı anlatmayı terkedecek değiliz. Yardımcımız Allah'tır. Ölülere sığınan ve ölülerden yardım isteyen kabirperestler, Alemlerin Rabbi olan Allah'a sığınan ve sadece O'ndan yardım isteyen Muvahhidlere karşı ne yapabilirler ki! @Kitapdf

Repost from KİTAPDF
Çok Önemli Bilin ki, bizim üzerinde bulunduğumuz, kendisine davet ettiğimiz, insanların kendisine boyun eğip kendisiyle amel etmeleri için cihad ettiğimiz şeyin hakikati; aslı ve esası Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmek olan İslam dinine, onun rüküünlerini ve hükümlerini yerine getirmeye davet etmek, bir olan ve ortağı bulunmayan Allah'a ibadet etmeyi emretmektir. Bu ibadet iki asıl üzere bina edilmiştir: Kamil manada Allah'ı sevme, bununla beraber kamil manada O'na boyun eğmek ve O'nun karşısında alçalmak. İbadetin birçok çeşidi vardır. Bunlardan biri de duadır. Dua, en büyük ibadetlerdendir. Allah Subhanehu ve Teala kitabında birçok yerde onu ibadet olarak isimlendirmiştir. Nitekim O şöyle buyurmuştur: "Rabbiniz dedi ki: Bana dua edin, size karşılık vereyim. Şüphesiz Bana ibadet etmeyi gururlarına yediremeyenler cehenneme aşağılanmış bir şekilde gireceklerdir." (Mu'min 60) Yine bir hadiste "Dua ibadetin özüdür." buyrulmuştur. Diyoruz ki: Allah'tan başkasına dua edilmez. Sıkıntılı zamanlarda ve fayda edilmek istendiğinde O'ndan başkasından istiğasede bulunulmaz. O'ndan başkasına kurban kesilmez. O'ndan başkasına adak adanmaz. O'ndan başkasından yürekte korku bulunmaz. O'ndan başkasına tevekkül edilmez. O'ndan başkasından yardım istenmez. O'dan başkasına sığınılmaz. Melek olsun, Nebi olsun, veli olsun, salih olsun veya başkası olsun; yaratılmışlardan hiçbiri bunlardan herhangi bir şeyde hak sahibi değildir. Allah'ın bir hakkı vardır ki o Allah'tan başkasına yöneltilmez. O hak, Allah Subhanehu ve Teala'nın ibadetin bütün çeşitlerinde birlenmesidir. Kalpler; sevme, saygı duyma, ululama, korkma, boyun eğme ve umma ile ancak Allah'a ibadet etmelidir. İşte insanların yaratılmasındaki şer'i ve dini hikmet, maksat budur. Şu halde kim Allah'ın dışındaki varlıklara, ölülere ve gaiptekilere dua ederse veya onlardan istiğasede bulunursa; o kimse yaptığı şeyle ancak Allah'a yaklaşmayı ve O'nun katında şefaatçi edinmeyi kastetmiş olsa bile kafirdir, müşriktir. @Kitapdf

Repost from KİTAPDF
126. "Allah’ım, Senden isteyenlerin hakkı için ve Sana doğru olan şu yürüyüşümün hakkı için Senden istiyorum" Hadisi Üzerine @Kitapdf

Repost from KİTAPDF
127. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'ın Kabrine Gelen Bedevi Rivayeti Üzerine @Kitapdf

"23 Nisan küfürle dolar insan" 🪓Atamız İbrahim aleyhisselam'ın yolundayız... @Kitapdf

Repost from KİTAPDF
Zamanın senden alıp götürdüklerine sabret Zamanlar böyle geçip gitti Bazen hüzün, bazen mutluluk Ne mutluluk bakidir, ne de hüzün. @Kitapdf

Mutlaka okuyun

Repost from KİTAPDF
120. Cahiliye Sistemleri @Kitapdf

Laik bir düşünce yapısına sahip olan birisi hiçbir şekilde Allah'ın belirlediği yasalara göre yaşamayı, bu uğurda mücadele etmeyi, bu uğurda can vermeyi asla istemez, istememekle de kalmaz bu uğurda en büyük düşmanlığı ortaya koyar ve inandığı şey konusunda milim bile taviz vermez. Ve bunu ebedi Cehennem ateşinde kalma pahasına yapar velev ki o buna inanmazsa bile tevbe etmediği ve İslama tam anlamıyla girmediği taktirde varacağı yer ebedi Cehennemdir. Diğer yandan kendisine Müslüman diyen. "Müslüman mısın?" sorusuna göğsünü gere gere lafta "Elhamdulillah Müslümanım" diyen birisi Laiklik gibi bir ideolojiyi reddetmesi gerekirken Laikliği bir laikten bir daha fazla savunuyor, bu uğurda öldürüyor veya ölüyor ve bunu da canı gönülden yapıyor. Ve bununla da Cennete gireceğini zannediyor! Halbuki ben Müslümanım diyen birisi şunu demiş oluyor "Ben Müslimim yani Allah'a ve O'nun belirlediği nizama tabi olmuş teslim olmuş birisiyim ve İslam Şeriatı Anayasası dışında hiçbir yaşam sistemini kabul etmiyor ve reddediyorum. Ben sadece Allah'ın hükmü egemen olması için savaşırım, bu uğurda mücadele ederim ve her konuda sadece Allah'ın hükmüne müracaat eder ve Allah'ın Kur'an ve Sünnette belirlediği yasalara göre muhakeme olurum" İşte Müslüman budur! Biz Muvahhid Müslümanlara göre, laik kesim kendilerine sözde müslüman diyenlerden daha zekiler ve ne istediklerini, neye inandıklarını ve ne için mücadele ettiklerini iyi bilmekteler bunun yanında da kendilerine sözde müslüman diyenleri kendi çıkarları için en iyi şekilde kullanmaktalar. Hem sözde inandıkları dinlerine düşmanlık etmekteler. Hem kendi inadıkları laiklik uğruna bu cahillerin varını yoğunu bu uğurda harcatıyorlar, hem de kendi batıl dinlerine taptırıyorlar, bunu da zorla değil isteye isteye, seve seve yaptırıyorlar. Biz aslında laiklere bundan dolayı fazla kızmıyoruz çünkü laik kesim laikliğinin gereklerini yerine getiriyor bizim asıl kızdığımız kesim Müslüman olmadıkları halde müslüman gibi ortalarda dolaşan cahillerdir. Bizim mücadelemiz de Allah'ın razı olduğu İslamı ortaya çıkartmak. Ta ki iman edecek olan ilim üzere iman etsin, inkar edecek olan da ilim üzere inkar etsin. @Kitapdf

190. Fatiha Suresi Meal ve Tefsiri (Selef'in Menheci Üzerine) -Yeni Çalışma- Allah'a hamd olsun. Allah faydalı kılsın. @Kitapdf

189- el Hakim - Şiaru Ehli Hadis (Yeni Tercüme) Allah faydalı kılsın. @Kitapdf

Müzik ve çalgı aletleri ile hayatlarına ciddiyetten çıkartıp oyun ve eğlenceye çevirmişlerdir. Olgunluğu bırakıp sefihlik ve şarkıya yönelmişlerdir. Aynı şekilde güçlüyken zayıflamaya başlamışlardır. Müzik oyun ve eğlence esasına dayanan bir hayat toplumun gücünü çözüp öğrenme ve çalışmaya dair arzu ve isteklerini köreltmektedir. Oysa ki bir milletin başarısı ve gücü için ilim ve çalışma arzusu olmazsa olmazlardandır. Böylesi bir toplum ahlaki çöküntünün yanında üretim, ekonomi, tarımsal ve askeri alandaki çöküntülerle gittikçe zayıflar. Her geçen gün Allah'ın lanetini hak ettiği için işleri hep aşırılığa gider. Çünkü toplumu oluşturan fertlerin kalbi Allah'tan, kainattaki Allah'ın kanunlarından, ayet ve hikmetlerden gafil kalıp hevasının peşine takılır. Bu inanç ve yaşayış onu zayıflık ve yok oluşun en dip noktasına atar. | Medaricu's Salikin @Kitapdf