7 352
Suscriptores
-124 horas
+107 días
+3930 días
Archivo de publicaciones
7 355
.
🌺 -HAYRÂT İSÂR RADYO - 🌺
🎥 ---》3️⃣4️⃣3️⃣. DERS
SAAT: 2️⃣0️⃣ : 3️⃣0️⃣
🔔TARİH: 3️⃣0️⃣ EYLÜL 2️⃣0️⃣2️⃣6️⃣
--> ÇARŞAMBA
🎙 Konuşmacı: DR. MİRZA İNAK
HAYRAT VAKFI ELAZIĞ TEMSİLCİSİ
♦️ KONU : Beşinci Söz Ekseninden Gündelik Hayatımız
🎥 -- KANALa KATILIM Linki: https://t.me/hayratisar
♦️🌺 HAYRÂT İSÂR RADYO 🌺♦️
.
7 355
Zaman, geri getirilemeyen bir sermayedir. Geçmişte kaybettiğimiz bir saat geri gelmez. Ancak içinde bulunduğumuz anı değerlendirmek bizim elimizdedir.
Gündelik hayatımızı daha verimli ve manevî yönden daha bereketli kılmak için kendimize küçük hedefler koyabiliriz:
Sabah kalktığımızda Besmele ve hamd ile güne başlamak.
Namazlarımızı vakitlerinde kılmaya gayret etmek.
Her gün Kur’an’dan belirli miktarda okumak.
İşimizi helal ve dürüst şekilde yapmak.
Ailemize ve yakınlarımıza vakit ayırmak.
Gün içinde bir iyilik yapmayı hedeflemek.
Akşamları kısa bir muhasebe yapmak.
Bu küçük adımların sürekliliği, insanın hayatında güzel bir düzen meydana getirebilir.
7 355
Aile hayatımızda kulluk bilinci nasıl yaşanır?
Öncelikle eşler arasındaki muhabbet, saygı, sadakat ve merhametle…
Eşlerin birbirlerinin haklarına riayet etmesi, birbirlerine güzel söz söylemesi, sıkıntılarını paylaşması, birbirlerine destek olması, aile huzurunun temel unsurlarındandır.
Ardından evlatlarımızın terbiyesi…
Çocuklarımız yalnızca maddî ihtiyaçları olan varlıklar değildir. Onların kalpleri, zihinleri ve ahlakları da ilgiye muhtaçtır. Evlatlarımızın iman, ibadet ve güzel ahlak bakımından gelişmeleri için aile içinde güzel bir örneklik ortaya koymak gerekir.
Cenab-ı Hak şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrîm Suresi, 66:6)
Bu ayet, ailemizin manevi sorumluluğunu hatırlatır.
Çocuğumuza yalnızca güzel kıyafetler, iyi bir eğitim ve rahat bir hayat hazırlamak yeterli değildir. Onun imanını, ahlakını ve kulluk bilincini de geliştirmek için gayret etmeliyiz.
Bunu yaparken yalnızca nasihat etmekle yetinmemeliyiz. Çocuklarımızın bizi namaz kılarken, Kur’an okurken, doğru konuşurken, başkalarına merhamet ederken görmeleri, sözlerimizin tesirini artırır.
Ailemizle beraber yapılan kısa bir dua, birlikte okunan birkaç ayet, güzel bir sohbet veya ihtiyaç sahiplerine yapılan bir yardım, evimizin manevi havasını güzelleştirebilir.
Evimiz yalnızca barındığımız bir mekân değil; iman, merhamet ve güzel ahlakın öğrenildiği bir mektep olmalıdır.
7 355
evekkül, kulluk vazifesini yerine getirdikten sonra Allah’a güvenmektir
Beşinci Söz’deki vazifeperver asker, kendisini besleyenin ve ihtiyaçlarını karşılayanın devlet olduğunu bilir. Bu güven sayesinde asıl vazifesine dikkat eder. Bu temsil, insanın Allah’a tevekkül etmesini ve rızık konusunda aşırı endişeye kapılmamasını anlatır.
7 355
Dersin müzakere soruları
Beşinci Söz’deki iki asker temsilinden kendi günlük hayatımıza hangi dersleri çıkarabiliriz?
Geçim kaygısı ile kulluk vazifesi arasında nasıl bir denge kurabiliriz?
Namazı hayatımızın merkezine yerleştirmek, günlük alışkanlıklarımızda ne gibi değişiklikler gerektirir?
Tevekkül ile tembellik arasındaki fark nedir?
Nefis ve şeytanla mücadelede en çok zorlandığımız alanlar nelerdir?
İşimizi, aile hayatımızı ve eğitim faaliyetlerimizi güzel niyetlerle nasıl ibadete dönüştürebiliriz?
Dünya hayatını ahiretin tarlası olarak değerlendirmek, bugün yapacağımız hangi somut değişiklikleri gerektirir?
7 355
Beşinci Söz’den çıkarılacak beş temel sonuç
Yaratılış gayemiz kulluktur: İnsan, Allah’ı tanımak ve O’na ibadet etmekle mükelleftir.
Dünya hayatı imtihandır: Nefsimizle ve günahlarla mücadele etmek, imanımızın gereğidir.
Namaz vazifemizdir: Dünyevî işlerimiz, farz ibadetlerimizi ihmal etmemize sebep olmamalıdır.
Rızkın sahibi Allah’tır: Helâl dairede çalışmak, gayret etmek ve Allah’a tevekkül etmek birlikte yürütülmelidir.
Dünya ahiretin tarlasıdır: Ömrümüzü, Allah’ın rızasını kazanacak hayırlı işlerle değerlendirmeliyiz.
7 355
NİYETİN EHEMMİYETİ: ÂDETİ İBADETE DÖNÜŞTÜREN ŞUUR
Gündelik hayatımızın büyük bir kısmı tekrar eden işlerden meydana gelir.
Sabah kalkmak, el yüz yıkamak, kahvaltı yapmak, işe gitmek, alışveriş yapmak, yemek hazırlamak, ev temizlemek, dinlenmek ve uyumak…
Bu işler hayatımızın doğal bir parçasıdır. Ancak insan, bu tekrarların içinde niyetini yenilemeyi öğrenirse günlük hayatını kulluk bilinciyle yaşayabilir.
Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “Ameller ancak niyetlere göredir.” (Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 1; Müslim, İmâre, 155)
Bu hadis, niyetin amellerdeki yerini gösterir.
Mesela bir baba, ailesinin geçimini temin etmek için sabah erkenden işine gidiyor. Onun bu gayreti, yalnızca para kazanma arzusundan ibaret olmayıp ailesinin helal ihtiyaçlarını karşılamak, kimseye muhtaç olmamak ve Allah’ın emrettiği sorumluluklarını yerine getirmek niyetine dayanıyorsa, bu çalışma ibadet sevabına vesile olabilir.
Bir anne, çocuklarının eğitimiyle ilgileniyor. Onları güzel ahlaklı, imanlı ve faydalı insanlar olarak yetiştirmeyi hedefliyor. Bu gayret, Allah’ın rızasını gözeten bir niyetle yapılırsa onun da ibadet sevabına vesile olması umulur.
Bir öğrenci, derslerine çalışıyor. İlim öğrenerek hem kendisine hem de insanlığa faydalı olmayı, mesleğini helal dairede icra etmeyi amaçlıyor. Bu niyetle yaptığı çalışmalar da hayırlı bir kulluk faaliyeti olabilir.
Burada önemli olan, niyetin yalnızca dilde kalmamasıdır. Niyet, davranışlarımızla da desteklenmelidir.
İnsan, “Allah rızası için çalışıyorum” derken haram kazanç elde ediyorsa, güzel bir niyet iddiası o haramı meşru kılmaz. Aynı şekilde ailesine faydalı olmak istediğini söyleyip onların haklarını ihmal eden bir insanın niyeti de fiilleriyle çelişir.
Öyleyse niyetimizi sürekli gözden geçirmeli, yaptığımız işlerin Allah’ın rızasına uygunluğunu da kontrol etmeliyiz.
Bir işin büyüklüğü kadar, hangi niyetle ve hangi ölçüler içinde yapıldığı da önemlidir.
7 355
Vazifemizi bilelim, Rabbimize güvenelim
Beşinci Söz bize, insanın yaratılışındaki asıl maksadı unutmadan yaşaması gerektiğini hatırlatır. Geçici dünya hayatının meşguliyetleri arasında ebedî hayatımızı kazanma vazifemizi ihmal etmemeliyiz.
Bir taraftan helâl rızık için gayret göstermeli, ailemizin ve toplumumuzun ihtiyaçlarına karşı sorumluluklarımızı yerine getirmeli; diğer taraftan namazımızı, ibadetlerimizi ve güzel ahlâkımızı muhafaza etmeliyiz.
Asıl mesele, dünya ile ahireti birbirinden koparmak değil; dünya hayatını Allah’ın rızasına uygun yaşayarak ahiretimize hazırlık yapmaktır.
Dersin anahtar cümlesi:
“Rızkımızı ararken vazifemizi unutmayalım; vazifemizi yerine getirirken de Rezzâk-ı Hakikî olan Rabbimize tevekkül edelim.”
7 355
Günlük hayatımız için sekiz temel ders
Önceliklerimizi belirleyelim. Dünya meşguliyetleri içinde namazı ve kulluk vazifelerimizi ihmal etmeyelim.
Rızık endişemizi doğru yönetelim. Helâl kazanç için çalışalım, fakat geçim kaygısının bizi harama veya ibadeti terk etmeye sürüklemesine izin vermeyelim.
Nefsimizle mücadele edelim. Günahlarımızı başkalarının kusurlarıyla kıyaslamak yerine kendi nefsimizi terbiye etmeye çalışalım.
Tevekkül ve tedbiri birlikte yaşayalım. Sebeplere sarılalım, fakat sebepleri yaratıcı yerine koymayalım.
Nimetleri tanıyalım. Sağlığımızdan ailemize, ilmimizden rızkımıza kadar her nimetin Allah’ın bir ikramı olduğunu hatırlayalım.
İbadetlerimizi bilinçle yapalım. Namazın, duanın ve diğer ibadetlerin anlamını öğrenelim; onları hayatımızın merkezine yerleştirelim.
Güzel ahlâkı hayatımıza taşıyalım. İbadetlerimizin insanlarla ilişkilerimizde de güzel neticeler vermesine gayret edelim.
Ahiret bilinciyle yaşayalım. Geçici dünya nimetlerini, ebedî hayatımız için hayırlı işlerde değerlendirelim.
7 355
Hayatımızın asıl gayesi nedir?
İnsan, dünyaya geldiği andan itibaren bir yolculuğa başlar. Bu yolculukta çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve ihtiyarlık dönemlerinden geçer. Her dönemin kendine has vazifeleri, sorumlulukları ve imtihanları vardır. Ancak bütün bu dönemlerin üzerinde birleştiği ortak bir hakikat bulunur: İnsan, Allah’a kulluk etmek için yaratılmıştır.
Dünya hayatı, bu kulluğun yaşandığı bir imtihan meydanıdır. İnsan burada kendisine verilen ömrü, aklı, iradeyi, sıhhati ve diğer nimetleri nasıl değerlendirdiğinden sorumludur.
Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, Beşinci Söz’de askerlik hayatından bir temsil ile ibadetin ve kulluğun ehemmiyetini izah eder. Bu temsilin merkezinde, insanın vazifesini yerine getirmesi ve dünya hayatını yalnızca maddî ihtiyaçlar üzerinden değerlendirmemesi vardır.
Temsilin ana fikri, askerlik vazifesini yerine getiren bir insanın, meşru ihtiyaçlarını karşılamak ve vazifesini ifa etmek için yaptığı işlerin, niyet ve şartlarına göre ibadet hükmüne geçebilmesidir. Buna karşılık, vazifesini terk ederek yalnızca şahsî menfaatleri peşinde koşması, kendisine verilen vazifeyi ihmal etmesine sebep olur.
Bu temsilin gündelik hayatımıza bakan yönü çok açıktır: İnsan, dünya hayatının meşru ihtiyaçlarını karşılamak için çalışırken, yaratılış gayesini unutmamalıdır.
7 355
Rızık endişesi kulluk vazifesini unutturmamalıdır
Beşinci Söz’ün dikkat çektiği önemli meselelerden biri, geçim kaygısının insanı ibadetten alıkoymasıdır. Vazifeperver asker, rızkı için gerekli tedbirleri alırken asıl vazifesini de ihmal etmez. Diğer asker ise geçim düşüncesine dalarak talim ve vazifesini terk eder.
Risale-i Nur Külliyatı
Kur’an-ı Kerim’den deliller:
Hûd Sûresi, 11/6: “Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın.”
Tâhâ Sûresi, 20/132: “Ailene namazı emret ve kendin de onda sabırlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz; seni Biz rızıklandırıyoruz.”
Hadis-i şerif: Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:
“Eğer siz Allah’a gereği gibi tevekkül etseydiniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı. Onlar sabah aç çıkar, akşam tok dönerler.” (Tirmizî, Zühd, 33)
İzahı: Bu mesaj, çalışmayı ve geçim için gayret etmeyi terk etmek anlamına gelmez. Beşinci Söz, namazdan sonra helâl rızık aramak üzere çalışmayı da güzel ve ibadet hükmünde bir faaliyet olarak açıklar.
Dolayısıyla müminin anlayışı şu olmalıdır:
Rızkı veren Allah’tır.
Çalışmak ve helâl kazanç elde etmek insanın sorumluluğudur.
Rızık endişesi, farz ibadetleri terk etmek için mazeret olmamalıdır.
Tevekkül, tedbiri bırakmak değil, gerekli gayreti gösterdikten sonra neticeyi Allah’a bırakmaktır.
İş hayatı, aile sorumlulukları ve ibadet hayatı birbirinin düşmanı değildir. Asıl mesele, bu sorumluluklar arasında doğru dengeyi kurabilmektir.
7 355
Namaz, yalnızca beden hareketlerinden meydana gelen bir ibadet değildir. Kulun Allah’ın huzurunda durması, O’na yönelmesi, aczini ve fakrını ifade etmesidir.
Günde beş defa namaz kılan bir insan, dünya meşguliyetlerinin arasında Rabbine dönmek için vakit ayırır. Böylece günlük hayatının merkezine yalnızca geçim ve dünyevî başarıları değil, kulluk vazifesini de yerleştirir.
Namazın hayatımızdaki tesirini artırmak için:
Namaz vakitlerini günlük işlerimizi planlarken dikkate almalıyız.
Namazı aceleyle bitirilmesi gereken bir yük gibi değil, Allah’a arz-ı hâl fırsatı olarak görmeliyiz.
Namazın anlamını ve okuduğumuz sûrelerin mânâlarını öğrenmeye gayret etmeliyiz.
Namazın kazandırdığı ahlâkı, namaz sonrasında da muhafaza etmeliyiz.
7 355
Dünya hayatı, insanın her arzusunu gerçekleştirebileceği sınırsız bir serbestlik alanı değildir. İnsan, iradesiyle doğruyu ve yanlışı seçebilen, yaptığı tercihlerden sorumlu bir varlıktır.
Asıl mücadele, insanın kendi iç dünyasında başlar. Öfkesini kontrol etmek, harama karşı gözünü korumak, dilini gıybetten uzak tutmak, kibir yerine tevazuyu tercih etmek, tembellik yerine vazifeye yönelmek bu mücadelenin gündelik örnekleridir.
Günlük hayata yansıması:
Bir haksızlık karşısında öfkeye kapılmadan adaletli davranmak.
Kazanç uğruna harama yönelmemek.
İnsanların kusurlarını araştırmak yerine kendi kusurlarımızla ilgilenmek.
İbadetleri yalnızca rahat ve uygun zamanlara bırakmamak.
7 355
Asker ve vazife
Bediüzzaman Hazretleri, insanın kulluk vazifesini anlatmak için askerlik ve vazife örneğini kullanır. Bu temsil, günlük hayatımızdaki öncelikleri yeniden düşünmemize yardımcı olur.
Asker: Allah’ın emirlerine muhatap olan insan.
Vazife: İbadet, kulluk, emirleri yerine getirmek ve yasaklardan kaçınmak.
Talimat: Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin (asm) sünneti.
Dünya hayatı: İnsanın vazifelerini yerine getirmek üzere bulunduğu imtihan ve hizmet meydanı.
Mükâfat: Allah’ın rızası ve ahiret saadeti.
Bu temsilin verdiği mesaj, insanın dünya işlerini terk etmesi değil; dünya işlerini kulluk vazifesine engel olmayacak biçimde yürütmesidir.
7 355
Beşinci Söz’ün merkezinde şu temel düşünce vardır:
İnsan, dünya hayatına yalnızca yaşamak için değil, Allah’ı tanımak, O’na kulluk etmek ve ebedî hayatını kazanmak için gönderilmiştir.
Dünya hayatındaki meşguliyetler, geçici menfaatler ve nefsin arzuları, insanın asıl vazifesini unutturacak şekilde ön plana geçirilmemelidir.
Beşinci Söz, ibadetin insanın hayatından ayrı, yalnızca belirli vakitlere mahsus bir faaliyet olmadığını; bilakis bütün hayatın kulluk şuuruyla düzenlenmesi gerektiğini öğretir.
7 355
.
🌺 -HAYRÂT İSÂR RADYO - 🌺
🎥 ---》3️⃣4️⃣3️⃣. DERS
SAAT: 2️⃣0️⃣ : 3️⃣0️⃣
🔔TARİH: 3️⃣0️⃣ EYLÜL 2️⃣0️⃣2️⃣6️⃣
--> ÇARŞAMBA
🎙 Konuşmacı: DR. MİRZA İNAK
HAYRAT VAKFI ELAZIĞ TEMSİLCİSİ
♦️ KONU : Beşinci Söz Ekseninden Gündelik Hayatımız
🎥 -- KANALa KATILIM Linki: https://t.me/hayratisar
♦️🌺 HAYRÂT İSÂR RADYO 🌺♦️
.
7 355
📚 Osmanlıca Dergiler
https://buff.ly/luvXZqQ
📞 WhatsApp ve iletişim hattımız: 0 212 624 24 34
#osmanlıca #dergi
7 355
🌺 -HAYRÂT İSÂR RADYO- 🌺
🎥 ---》3️⃣4️⃣2️⃣. DERS
🔔TARİH: 2️⃣8️⃣ EYLÜL 2️⃣0️⃣2️⃣6️⃣
➡️ —> PAZARTESİ
⏰ Saat : 2️⃣ 0️⃣ : 3️⃣ 0️⃣
🎙 Konuşmacı: Dr. MÜCTEBA YILDIZ
HAYRAT VAKFI BALIKESİR TEMSİLCİSİ
♦️ KONU :
➡️ 1- İmanî konuları konuşma usulünde güzel bir düstur❗️
➡️ 2- Hz. Ademin cennetten ihracı ve bir kısım insanların cehenneme konulmasınındaki hikmet nedir❓
➡️ 3- Cenab-ı Hak musibetleri veriyor, belaları mıusallat ediyor, hususan masumlara, hatta çocuklara bu zulüm değil mi❓
🎥 -- KANALa KATILIM Linki: https://t.me/hayratisar
♦️🌺 HAYRÂT İSÂR RADYO 🌺♦️
.
7 355
Bediüzzaman Hazretlerinin imanî bakış açısından musibetler
Risale-i Nur’da kader, musibet, sabır, tevekkül ve âhiret meseleleri çeşitli yönleriyle ele alınır. Bu konuları incelerken özellikle şu esaslar üzerinde durulabilir:
Birinci esas: Dünya hayatının geçiciliği.
İnsan, dünya hayatının ebedî olmadığını ve bütün nimetlerin bir gün elinden çıkabileceğini düşünmelidir. Bu düşünce, nimetlerin kıymetini bilmeye ve ebedî hayat için hazırlanmaya yardımcı olur.
İkinci esas: İnsan iradesinin sorumluluğu.
İnsan, kendi iradesiyle yaptığı davranışlardan sorumludur. Başkasına zulmetmek, haksızlık etmek ve ihmalkâr davranmak, “kader” denilerek mazur gösterilemez.
Üçüncü esas: Allah’ın rahmetine güvenmek.
İnsan, musibetler karşısında yalnızca kendi sınırlı bilgisine dayanarak hüküm vermemelidir. Allah’ın ilmi, rahmeti ve adaleti her şeyi kuşatır. Fakat belirli bir musibetin özel hikmetini bilmediğimizde bunu açıkça kabul etmeliyiz.
Dördüncü esas: Âhiret hayatının ehemmiyeti.
Dünya hayatı, insanın bütün emellerinin ve adalet beklentilerinin tamamlandığı yer değildir. İslâm inancında âhiret, Allah’ın adaletinin ve rahmetinin tam olarak tecelli edeceği ebedî hayatı ifade eder.
Beşinci esas: Şefkat ve hizmet.
Musibete uğrayan insanlara yardım etmek, onların acısını paylaşmak ve ihtiyaçlarını karşılamak, imanî hayatın önemli bir parçasıdır.
Bu noktada Bediüzzaman Hazretlerinin Hastalar Risalesi ve Kader Risalesi gibi eserleri, hastalık, sabır ve kader meseleleri üzerinde düşünmek isteyenler için başvurulabilecek temel metinlerdir. Eserlerden yapılacak doğrudan alıntılarda ilgili metnin aslına bakılması, ifadelerin doğru aktarılması bakımından önemlidir.
