ch
Feedback
Risale-i Nur ile tefekkür

Risale-i Nur ile tefekkür

前往频道在 Telegram

📕Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete (düşmanlık) vaktimiz yoktur İ'lâ-yı kelimetullah vazifemiz Bu vazifenin semeresi rıza-yı ilahîdir.

显示更多
2 466
订阅者
-124 小时
-127
-3230
帖子存档
Kin beslemeyin zira bakımı zordur. Gıybet ister, su-i zan ister, hased ister… Yaptığınız masrafa değmez ve kesinlikle doyuram
Kin beslemeyin zira bakımı zordur. Gıybet ister, su-i zan ister, hased ister… Yaptığınız masrafa değmez ve kesinlikle doyuramazsınız. Kızdığınız veya kırıldığınız kişi özür dilerse af edin dilemezse unutun gitsin. Çıkarın hayatınızdan, aklınızdan manen öldürün. Ve o kişi hakkında konuşmayın elinizden geliyorsa yalnızca dua edin. Çünkü kin ile zarar vereceğiniz tek kişi kendinizdir. ✏️ @hasanyenidere

Evet Cenab-ı Hak, bu kâinatı insana lâzım ve lâyık her şeyi içinde halk etmiş bir misafirhanedir. Ziyafetler nevinde bazı zaman ve asırlarda gizli kalmış nimetlerini dua-yı fiilî olan telahuk-u efkârdan ileri gelen taharriyat neticesinde ellerine ihsan eder. Buna karşı şükür etmek lâzım gelirken, bir küfran-ı nimet nevinden âdi, âciz bir insanın icadı, hüneri nazarıyla bakıp sonra o küllî bir şuur ve ilim ve irade ve rahmet ve ihsanın neticesi olan o hârikaları unutturup yalnız ince bir perdesini gösterip; şuursuz tesadüfe, tabiata ve camid maddelere havale edip ahsen-i takvimde olan insaniyetin mahiyetine zıt bir cehl-i mutlak kapısını açmaktır. Öyle ise وَ فٖى كُلِّ شَيْءٍ لَهُ اٰيَةٌ تَدُلُّ عَلٰى اَنَّهُ وَاحِدٌ düsturuyla, mahlukata mana-yı harfiyle bakmak elzemdir ki insan, insan olsun. سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ (Emirdağ Lâhikası 2 125.sh - Risale-i Nur)📕

sticker.webp0.25 KB

🔴 Bugün kırda dersimizi okurken dışardan yanımıza gelip oturan dersi dinleyen kedi :)🐈🐱 - Oku bakalım Üstad bizim kediler
+1
🔴 Bugün kırda dersimizi okurken dışardan yanımıza gelip oturan dersi dinleyen kedi :)🐈🐱 - Oku bakalım Üstad bizim kediler hakkında ne söylemiş 😊 Risale-i Nur'da denildiği gibi: Evet hazîn mırmırlarını dikkatle dinlesen, "Yâ Rahîm, yâ Rahîm" çektiklerini anlarsın. Şualar - 468.sayfa / Bediüzzaman Said Nursi Risale-i Nur'da denildiği gibi: Evet hazîn mırmırlarını dikkatle dinlesen, "Yâ Rahîm, yâ Rahîm" çektiklerini anlarsın. Şualar - 468.sayfa / Bediüzzaman Said Nursi📕

Kalp, ebedü'l-âbâda müteveccih açılmış bir penceredir. Bu fâni dünyaya razı değildir. Mesnevî-i Nuriye📕
Kalp, ebedü'l-âbâda müteveccih açılmış bir penceredir. Bu fâni dünyaya razı değildir. Mesnevî-i Nuriye📕

Zehra Göksu, Bediüzzaman Said Nursi'nin baş kâtibi ve Risale-i Nur'un ilk yazıcılarından olan Şamlı Hafız Tevfik Göksu'nun eşidir. Risale-i Nur kaynaklarında Zehra Göksu'dan bahsedilmektedir. Kendisi, eşi Şamlı Hafız Tevfik'in Risale-i Nur'u yazma hizmetine devam edebilmesi için büyük fedakârlıklar göstermiştir. Bediüzzaman Said Nursi, Zehra Göksu'nun bu fedakârlıklarını takdir etmiş ve onun için dualarında yer verdiğini belirtmiştir. Özellikle Kastamonu Lahikası'nda geçen bir ifadeye göre: "Risale-i Nur'un telifi başında başkâtip Şamlı Hafız Tevfik'in haremi merhume Zehra, ben Barla'da iken Şamlı Hafız Risale-i Nur'u yazmasına çalışmak için o merhume, Hafız'ın bedeline belinde odun taşımakla odun getiriyordu ve Hafız'ın işlerini görüyordu; tâ Nurları yazsın. Biz de o merhumeyi o iyiliğine mukabil Risale-i Nur'un vefat etmiş has talebeleri içinde o vakitten beri duamızda şerik ediyoruz; hem dua edeceğiz." Bu ifadeler, Zehra Göksu'nun Risale-i Nur hizmetine dolaylı yoldan, ancak çok önemli bir katkı sağladığını ve Bediüzzaman tarafından bu fedakârlığının unutulmadığını göstermektedir. Kabri, eşi Şamlı Hafız Tevfik gibi Isparta Barla Yukarı Mezarlığı'ndadır.

Risale-i Nur kaynaklarında "Marangoz Mustafa Güveç" adıyla doğrudan bir kayıt bulunmamaktadır. Ancak, Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden ve Barla'daki hizmetkârlarından biri olan Marangoz Mustafa Çavuş (esas ismi Hulusî Mustafa) isimli bir zatın olduğu bilgisi mevcuttur. Muhtemelen bahsettiğiniz kişi Marangoz Mustafa Çavuş'tur. Kendisi hakkında bilinenler şunlardır: * Doğumu ve Vefatı: 1882 yılında Barla'da doğmuş ve 2 Şubat 1939'da yine Barla'da vefat etmiştir. Mezarı Barla kabristanındadır. * Askerlik Hayatı: Hayatının on sekiz senesi askerlikte geçmiştir. Çanakkale ve İstiklâl Savaşları'na katılmış ve gazi olmuştur. * Bediüzzaman Said Nursi ile İlişkisi: Bediüzzaman Said Nursi'nin Barla'da zorunlu ikamete tabi tutulduğu yıllarda ona sahip çıkıp kol kanat geren, en yakın hizmetkârlarından ve sadık talebelerinden biridir. Bediüzzaman, onu "Barla Sıddıkları" arasında saymış ve "Harika sadakati" ile örnek göstermiştir. * Hizmetleri: Bediüzzaman'ın Barla'daki ikametgâhının önündeki ulu çınar ağacının üzerindeki köşk ve köşke çıkılan merdiven Marangoz Mustafa Çavuş tarafından yapılmıştır. Ayrıca, Bediüzzaman'ın küçük camisine sekiz yıl boyunca sobasına, gazyağına ve kibritine kadar hizmet etmiştir. * Risale-i Nur'da Geçmesi: İsmi ve bahsi Risale-i Nur'un çeşitli yerlerinde geçmektedir. Özellikle "Şefkat Tokatları Risalesi"nde, onun sadakati ve hizmetleri anlatılır.

Şem'i Güneş, Bediüzzaman Said Nursi'nin önemli ve ilk talebelerinden biridir. İşte hakkında bilinenler: * Doğumu ve Vefatı: 1883 yılında Barla'da doğmuş, 1974 yılında yine Barla'da vefat etmiştir. Kabri Barla'da, Çelebi Sultan Türbesi'nin yanındadır. * Risale-i Nur Hizmetleri: Bediüzzaman Barla'ya sürgün geldiğinde ilk talebelerinden biri olmuş ve ona büyük hizmetlerde bulunmuştur. Üstad'ın evinin yakınındaki Yokuşbaşı Camii'nde müezzinlik yapmıştır. Müezzinliği sırasında ezanı her zaman Arapça aslından okumuş, o dönemdeki "uydurma ezanı" okumamıştır. * Yağmur Duası Hadisesi: Barla Lahikası'nda geçen meşhur yağmur duası hadisesinin bizzat şahitlerindendir. Bu olayda, Bediüzzaman'ın duası üzerine güneşli havada ellerine yağmur damlaları düşmesi ve bunun ilahi bir işaret olması gibi dikkat çekici bir olay yaşanmıştır. * Bediüzzaman'ın Takdiri: Bediüzzaman Hazretleri, Emirdağ'dan yazdığı mektuplarda Şem'i Güneş'ten bahsetmiş ve onu unutmamıştır. Şem'i Güneş, Barla'da Risale-i Nur'un ilk dönemlerinde Bediüzzaman'a sadakatle hizmet etmiş, eserlerin telif ve neşrinde önemli bir rol oynamış bir şahsiyettir.

Şamlı Hafız Tevfik, asıl adıyla Tevfik Göksu, 1889 yılında İstanbul'da doğmuş ve 5 Ağustos 1965'te Barla'da vefat etmiş önemli bir İslâm âlimidir. Kendisine "Şamlı" lakabının verilmesinin sebebi, subay olan babası Veli Bey ile birlikte yaklaşık yirmi yıl Şam'da kalmış olmasıdır. Hayatı ve Eğitimi: * Tevfik Göksu, ilkokulu İstanbul Fıstıklı Mektebi'nde tamamladıktan sonra hafızlık eğitimine başlamıştır. * Hafızlığını bitirdikten sonra tecvid ve talim dersleri almış, Arapça eğitimini ise Üsküdar Ahmediye Medresesi'nde tamamlamıştır. * Şam'da bulunduğu yıllarda Meşrutiyet Mektebi'nde on yıl öğretmenlik yapmıştır. Bediüzzaman Said Nursi ile İlişkisi ve Hizmetleri: Şamlı Hafız Tevfik'in hayatındaki en önemli dönüm noktası, Bediüzzaman Said Nursi ile tanışması ve ona talebe olmasıdır. * Daha Şam'dayken, babası Veli Bey'in tavsiyesiyle Bediüzzaman'ı görmüş ve Emeviye Camii'ndeki hutbesini dinlemiştir. * Bediüzzaman Said Nursi'nin Barla'ya sürgün edilmesi üzerine ona talebe ve baş kâtip olmuştur. * Risale-i Nur'un ilk dönemlerinin Barla'da telif edildiği zorlu zamanlarda, güzel hattıyla risaleleri yazmış ve çoğaltarak büyük hizmetlerde bulunmuştur. Özellikle 32. Söz'ü bir gecede yazması Bediüzzaman tarafından takdirle karşılanmıştır. * 1935 Eskişehir ve 1943 Denizli hapislerinde Bediüzzaman ile birlikte hapis yatmıştır. * Risale-i Nur'un birçok yerinde "Şamlı, Hafız Tevfik ve Tevfik" adlarıyla geçmektedir. Şamlı Hafız Tevfik, hayatını Kur'an ve Risale-i Nur hizmetine adamış, Bediüzzaman Said Nursi'nin yakın talebelerinden ve hizmetkârlarından biri olarak bilinir. Kabri, vefat ettiği Barla'daki Yukarı Mezarlık'tadır

Bayram Yüksel, Bediüzzaman Said Nursi'nin önemli talebelerinden biridir ve Risale-i Nur hizmetlerinde aktif rol oynamıştır. İşte Risale-i Nur ile olan ilişkisine dair detaylar: * Risale-i Nur ile Tanışması: Bayram Yüksel, henüz 16 yaşındayken 1948 yılında Afyon Hapishanesi'nde Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur eserleriyle tanışmıştır. Bu tanışma onun hayatında bir dönüm noktası olmuştur. * Bediüzzaman'ın Yakın Hizmetinde: 1953 yılında askerlik dönüşü, bizzat Bediüzzaman'ın talebiyle onun yanında hizmet etmeye başlamış ve Üstad'ın 1960'taki vefatına kadar yanından ayrılmamıştır. Bediüzzaman'ın son 10 yılında onun yakın hizmetinde bulunmuş, birçok hatıra nakletmiş ve Risale-i Nur'un düsturları ile hizmet tarzı hakkında önemli bilgiler aktarmıştır. * Kore Savaşı ve Japonya Misyonu: 1951'de Kore Savaşı'na katılan Bayram Yüksel, Bediüzzaman'ın teşvikiyle "İnkâr-ı ulûhiyete karşı savaşmak lazım" düsturunu benimsemiştir. Kore'deyken, Bediüzzaman'ın eski dostu olan Japonya kumandanına ulaştırılmak üzere verdiği Risale-i Nur'u Japonya'ya götürmüştür. * Hizmetleri ve Vefatı: Bediüzzaman'ın vefatından sonra 1960-1975 yılları arasında Ankara'da, daha sonra da Isparta'da medrese hizmetleriyle meşgul olmuştur. Risale-i Nur'un yayılması ve anlaşılması için büyük gayret sarf etmiştir. 19 Kasım 1997 tarihinde Almanya'dan dönerken Bulgaristan'da geçirdiği bir trafik kazasında vefat etmiştir. Kabri Isparta Barla Yukarı Mezarlığı'ndadır. * Manevi Evladı: Bediüzzaman Said Nursi, Bayram Yüksel'i manevi evladı olarak nitelendirmiş ve adını varisleri arasında zikretmiştir. Bayram Yüksel, Risale-i Nur camiasında "ağabey" olarak anılan, Bediüzzaman'ın hayatına ve Risale-i Nur'un hizmetlerine dair birinci elden kaynak bilgiler sunan önemli bir şahsiyettir.

Muhacir Hafız Ahmet, Bediüzzaman Said Nursi'nin Barla dönemindeki önemli talebelerinden ve hizmetkarlarından biridir. "Muhacir" lakabı, atalarının Rumeli'den (bir rivayete göre Macaristan'dan, bir rivayete göre de Bulgaristan'a bağlı Tırnova'dan) göç etmesinden gelmektedir. İşte Muhacir Hafız Ahmet'in Risale-i Nur ile olan ilişkisine dair bilgiler: * Bediüzzaman'ın İlk Ev Sahibi: Bediüzzaman Said Nursi, Barla'ya ilk geldiğinde yaklaşık bir hafta veya yirmi gün kadar Muhacir Hafız Ahmet'in evinde misafir kalmıştır. Bu dönemde ailesiyle birlikte Bediüzzaman'a büyük bir sadakatle hizmet etmişlerdir. * Barla'daki İmamlık Görevi: Bediüzzaman'ın medresesinin bitişiğindeki Yokuşbaşı Mescidi'nin imamıydı. * Risale-i Nur'daki Yeri: Muhacir Hafız Ahmet'in hizmetleri ve Bediüzzaman'a olan yakınlığı, Risale-i Nur külliyatında, özellikle İkinci ve Onuncu Lem'alar ile Emirdağ Mektupları'nda anlatılmaktadır. Bediüzzaman onu ve onun gibi sadakatle hizmet edenleri övmüş, "Bu köy namına Cenab-ı Hak onu ve Mustafa Çavuş'u ve Muhacir Hâfız Ahmed'i ve Abdullah Çavuş'u bana ihsan etti. Ben de Cenab-ı Hakk'a şükrediyorum. Bunlar bana yüzer dost kadar kıymettar göründüler, vatanımı bana unutturdular. Gurbet ve misafirlik elemini bana çektirmediler." demiştir. * "Şefkat Tokatları" Risalesi: Onuncu Lem'a'da yer alan "Şefkat Tokatları" bölümünde, Muhacir Hafız Ahmet'in kendi yaşadığı bir olayı anlatılır. Bu olayda, hizmet-i Kur'aniyede yaptığı bir içtihat hatası sonucunda, hizmete fütur verecek bir arzuda bulunması nedeniyle şefkatli ancak şiddetli bir tokat yediğini ifade etmiştir. Bu hatasının, camisini terk etmemek ve yeni usul yapmamak adına Bediüzzaman'ın geçici olarak başka bir köye gitmesini arzu etmesinden kaynaklandığını belirtmiştir. * Ailesinin Hizmetleri: Muhacir Hafız Ahmet'in ailesi de (iki kızı Sania ve Nafia, iki damadı Bahri Çağlar ve Berber Mehmet, oğlu Kazım) Risale-i Nur'a önemli hizmetlerde bulunmuştur. * Vefatı: 1946 veya 1948 yılında vefat etmiştir. Vefat haberi Bediüzzaman'a ulaştığında, Üstad onun için "Binler rahmet onun ruhuna insin. Âmîn! Kabri de hanesi gibi Kur'ân ve Nur'un bir menzili olsun. Âmîn!" diye dua etmiştir. Kabri Barla kabristanındadır. Muhacir Hafız Ahmet, Risale-i Nur'un ilk dönemlerindeki sadık talebelerinden biri olarak, Bediüzzaman'ın hayatına ve eserlerinin neşrine önemli katkılarda bulunmuş bir şahsiyettir.