4 676
订阅者
无数据24 小时
-27 天
-730 天
帖子存档
20250125 25. Lem'a, 20. Deva – İstanbul
00:33 Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle demiştir: “Kim evinden çıkarken: بِسم الله تَوَكَّلتُ على اللهِ، وَلاَ حول ولا قُوَّة إِلَّا بالله ‘Ellah'ın adıyla başlarım, Ellah'a tevekkül ettim, güç ve kuvvet ancak Ellah'ındır’ derse, kendisine ‘Bu sana yeter, korundun ve doğru yolu buldun’ denir ve şeytan ondan uzaklaşır.” (Tirmiz, Deavat, 34.) Ebu Davud'un rivayetinde, “Şeytan, bir başka şeytana şöyle der: Ellah'ın kendisine hidayet ettiği ve kötülükten korunan bir adama ne yapabilirsin!” (Ebu Davud, Edeb, 102-103.) ilavesi vardır.
05:24 Ölüm hariç, bütün maddi hastalıkların devası vardır. Ama hani o tedbir, hani o el, hani o devlet, hani o millet. Herkes o muzır taifeye aldanmış, onların zehrini şifa diye alıyor. O muzır taife, köleliğin adını hürriyet koymuş, herkesi kendine bağlamış. Küre-i Arz, her çeşit deva ile doludur. Arayıp bulmak lazım. En büyük dert nifaktır, ihlassızlıktır, riyadır. Kur’an, bu büyük derdin ilacını vermiştir.
Doktora gitmek, verdiği ilaçları kullanmak, sünnettir. Fakat Müessir-i Hakiki’yi bulmak şartıyla. Şifa, Ellah’dandır. Şafi-i Hakiki, Müessir-i Hakiki yalnız Ellah’dır. Tıptaki her bir ilaç, kâinat kadar tevhidi gösterir, لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ der.
Demek insanın vücudu, bir hasta. Kâinat ise, bir eczane. Hastalığı yaratan Ellah olduğu gibi, o hastalığın ilacını yaratan da Ellah’dır. Ellah, hasta uzuv üzerine bir cazibe koyuyor. O hasta uzuv, kuvve-i cazibesiyle mıknatıs gibi o ilacın zerresini kendine çekiyor. O zerreler gelip hasta uzva derman oluyor. Bu hal, tevhidin delilidir. Bu hakikati kabul etmemek için muannid bir zır kafir olmak lazım. Madem bu vücudu yaratan, hastalığı ve şifayı veren Ellah’dır, öyleyse Mabud-u Bi’l-Hak O’dur. Yalnız O’na ibadet edilmeli.
20:34 Tedavi için ilaç alırız; ama tesiri ve şifayı Ellah’dan biliriz. Peki Ellah, gökte durmuş şifa mı veriyor? Ellah, her ilacın başında Şafi ismiyle harekettedir. İlaçta hüner yoktur. İlaç, Şafi’dedir. Cezb-u cazibeyi meydana getiren, Ellah’dır. Vücudun zerreleri velev bir saniyecek olsun kanunsuz hareket etse, anında düşersin. Bütün zerreler, bir kanun dahilinde beraber hareket eder. Bir zerre arızalansa, ölürsün. Her bir insan vücudunda bütün dünya kadar bir hareket var. Bütün dünyayla beraber çalışır.
Bütün alem, insanda toplanmıştır. İnsan açılsa, alem olur. İnsan vücudunda acib inkılablar, tasarruf ve tercihler olmakta, kâinatın zerratı adedince mevcudat insan vücuduna girip çıkmakta. Bu hale karşı meczub olmamak, secde etmemek mümkün değildir.
Vücud-u insanî, bir zikirhane-i İlahidir, göz, kulak, dil ve sair a’zaları Ellah diyor, binbir ism-i İlahiyi her an zikrediyor. Bütün alem, insan vücudunda olduğu için insan, alem kadar zikreder. En büyük zikirhane, insandır.
35:31 Ellah’ın hançeri, zulmün çeşm-i bî insâfına saplanır; zulmün ikbali, idbara döner, geri teper. İslam’ın bin beş yüz yıllık ikbali başlar. Tevrat, İncil, Zebur, Kur’an ve ehadis-i Nebevî bu hakikati haber vermektedir. O gün gelince Tevrat, İncil ve Zebur’un tahrif edilmeyen asıl nüshaları da çıkacaktır.
Vukua gelecek olaylar gökte yıldızlarla yazılıdır. Müneccimler, yıldızlara bakarak bunu tesbit ederler. Kahinlerin söyledikleri bazen doğru çıkar, bazen yalan çıkar. Müneccimlerin söylediklerinin tamamına yakını doğru çıkar. Ama müneccimler vahye dayanmadıkları için söyledikleri yalandır. Resûl-i Ekrem (asm), كذب المنجمون ولو صدقوا “Velev söyledikleri doğru olsa bile müneccimler yalancıdır” buyuruyor.
20250118_25_Lem'a,_8_Deva_2_Ders,_9_Ve_10_Deva_–_İstanbul.mp338.92 MB
