ar
Feedback
Risale-i Nur ile tefekkür

Risale-i Nur ile tefekkür

الذهاب إلى القناة على Telegram

📕Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete (düşmanlık) vaktimiz yoktur İ'lâ-yı kelimetullah vazifemiz Bu vazifenin semeresi rıza-yı ilahîdir.

إظهار المزيد
2 471
المشتركون
-224 ساعات
+67 أيام
-2130 أيام
أرشيف المشاركات
photo content

Şamlı Hafız Tevfik, asıl adıyla Tevfik Göksu, 1889 yılında İstanbul'da doğmuş ve 5 Ağustos 1965'te Barla'da vefat etmiş önemli bir İslâm âlimidir. Kendisine "Şamlı" lakabının verilmesinin sebebi, subay olan babası Veli Bey ile birlikte yaklaşık yirmi yıl Şam'da kalmış olmasıdır. Hayatı ve Eğitimi: * Tevfik Göksu, ilkokulu İstanbul Fıstıklı Mektebi'nde tamamladıktan sonra hafızlık eğitimine başlamıştır. * Hafızlığını bitirdikten sonra tecvid ve talim dersleri almış, Arapça eğitimini ise Üsküdar Ahmediye Medresesi'nde tamamlamıştır. * Şam'da bulunduğu yıllarda Meşrutiyet Mektebi'nde on yıl öğretmenlik yapmıştır. Bediüzzaman Said Nursi ile İlişkisi ve Hizmetleri: Şamlı Hafız Tevfik'in hayatındaki en önemli dönüm noktası, Bediüzzaman Said Nursi ile tanışması ve ona talebe olmasıdır. * Daha Şam'dayken, babası Veli Bey'in tavsiyesiyle Bediüzzaman'ı görmüş ve Emeviye Camii'ndeki hutbesini dinlemiştir. * Bediüzzaman Said Nursi'nin Barla'ya sürgün edilmesi üzerine ona talebe ve baş kâtip olmuştur. * Risale-i Nur'un ilk dönemlerinin Barla'da telif edildiği zorlu zamanlarda, güzel hattıyla risaleleri yazmış ve çoğaltarak büyük hizmetlerde bulunmuştur. Özellikle 32. Söz'ü bir gecede yazması Bediüzzaman tarafından takdirle karşılanmıştır. * 1935 Eskişehir ve 1943 Denizli hapislerinde Bediüzzaman ile birlikte hapis yatmıştır. * Risale-i Nur'un birçok yerinde "Şamlı, Hafız Tevfik ve Tevfik" adlarıyla geçmektedir. Şamlı Hafız Tevfik, hayatını Kur'an ve Risale-i Nur hizmetine adamış, Bediüzzaman Said Nursi'nin yakın talebelerinden ve hizmetkârlarından biri olarak bilinir. Kabri, vefat ettiği Barla'daki Yukarı Mezarlık'tadır

photo content

Bayram Yüksel, Bediüzzaman Said Nursi'nin önemli talebelerinden biridir ve Risale-i Nur hizmetlerinde aktif rol oynamıştır. İşte Risale-i Nur ile olan ilişkisine dair detaylar: * Risale-i Nur ile Tanışması: Bayram Yüksel, henüz 16 yaşındayken 1948 yılında Afyon Hapishanesi'nde Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur eserleriyle tanışmıştır. Bu tanışma onun hayatında bir dönüm noktası olmuştur. * Bediüzzaman'ın Yakın Hizmetinde: 1953 yılında askerlik dönüşü, bizzat Bediüzzaman'ın talebiyle onun yanında hizmet etmeye başlamış ve Üstad'ın 1960'taki vefatına kadar yanından ayrılmamıştır. Bediüzzaman'ın son 10 yılında onun yakın hizmetinde bulunmuş, birçok hatıra nakletmiş ve Risale-i Nur'un düsturları ile hizmet tarzı hakkında önemli bilgiler aktarmıştır. * Kore Savaşı ve Japonya Misyonu: 1951'de Kore Savaşı'na katılan Bayram Yüksel, Bediüzzaman'ın teşvikiyle "İnkâr-ı ulûhiyete karşı savaşmak lazım" düsturunu benimsemiştir. Kore'deyken, Bediüzzaman'ın eski dostu olan Japonya kumandanına ulaştırılmak üzere verdiği Risale-i Nur'u Japonya'ya götürmüştür. * Hizmetleri ve Vefatı: Bediüzzaman'ın vefatından sonra 1960-1975 yılları arasında Ankara'da, daha sonra da Isparta'da medrese hizmetleriyle meşgul olmuştur. Risale-i Nur'un yayılması ve anlaşılması için büyük gayret sarf etmiştir. 19 Kasım 1997 tarihinde Almanya'dan dönerken Bulgaristan'da geçirdiği bir trafik kazasında vefat etmiştir. Kabri Isparta Barla Yukarı Mezarlığı'ndadır. * Manevi Evladı: Bediüzzaman Said Nursi, Bayram Yüksel'i manevi evladı olarak nitelendirmiş ve adını varisleri arasında zikretmiştir. Bayram Yüksel, Risale-i Nur camiasında "ağabey" olarak anılan, Bediüzzaman'ın hayatına ve Risale-i Nur'un hizmetlerine dair birinci elden kaynak bilgiler sunan önemli bir şahsiyettir.

photo content

Muhacir Hafız Ahmet, Bediüzzaman Said Nursi'nin Barla dönemindeki önemli talebelerinden ve hizmetkarlarından biridir. "Muhacir" lakabı, atalarının Rumeli'den (bir rivayete göre Macaristan'dan, bir rivayete göre de Bulgaristan'a bağlı Tırnova'dan) göç etmesinden gelmektedir. İşte Muhacir Hafız Ahmet'in Risale-i Nur ile olan ilişkisine dair bilgiler: * Bediüzzaman'ın İlk Ev Sahibi: Bediüzzaman Said Nursi, Barla'ya ilk geldiğinde yaklaşık bir hafta veya yirmi gün kadar Muhacir Hafız Ahmet'in evinde misafir kalmıştır. Bu dönemde ailesiyle birlikte Bediüzzaman'a büyük bir sadakatle hizmet etmişlerdir. * Barla'daki İmamlık Görevi: Bediüzzaman'ın medresesinin bitişiğindeki Yokuşbaşı Mescidi'nin imamıydı. * Risale-i Nur'daki Yeri: Muhacir Hafız Ahmet'in hizmetleri ve Bediüzzaman'a olan yakınlığı, Risale-i Nur külliyatında, özellikle İkinci ve Onuncu Lem'alar ile Emirdağ Mektupları'nda anlatılmaktadır. Bediüzzaman onu ve onun gibi sadakatle hizmet edenleri övmüş, "Bu köy namına Cenab-ı Hak onu ve Mustafa Çavuş'u ve Muhacir Hâfız Ahmed'i ve Abdullah Çavuş'u bana ihsan etti. Ben de Cenab-ı Hakk'a şükrediyorum. Bunlar bana yüzer dost kadar kıymettar göründüler, vatanımı bana unutturdular. Gurbet ve misafirlik elemini bana çektirmediler." demiştir. * "Şefkat Tokatları" Risalesi: Onuncu Lem'a'da yer alan "Şefkat Tokatları" bölümünde, Muhacir Hafız Ahmet'in kendi yaşadığı bir olayı anlatılır. Bu olayda, hizmet-i Kur'aniyede yaptığı bir içtihat hatası sonucunda, hizmete fütur verecek bir arzuda bulunması nedeniyle şefkatli ancak şiddetli bir tokat yediğini ifade etmiştir. Bu hatasının, camisini terk etmemek ve yeni usul yapmamak adına Bediüzzaman'ın geçici olarak başka bir köye gitmesini arzu etmesinden kaynaklandığını belirtmiştir. * Ailesinin Hizmetleri: Muhacir Hafız Ahmet'in ailesi de (iki kızı Sania ve Nafia, iki damadı Bahri Çağlar ve Berber Mehmet, oğlu Kazım) Risale-i Nur'a önemli hizmetlerde bulunmuştur. * Vefatı: 1946 veya 1948 yılında vefat etmiştir. Vefat haberi Bediüzzaman'a ulaştığında, Üstad onun için "Binler rahmet onun ruhuna insin. Âmîn! Kabri de hanesi gibi Kur'ân ve Nur'un bir menzili olsun. Âmîn!" diye dua etmiştir. Kabri Barla kabristanındadır. Muhacir Hafız Ahmet, Risale-i Nur'un ilk dönemlerindeki sadık talebelerinden biri olarak, Bediüzzaman'ın hayatına ve eserlerinin neşrine önemli katkılarda bulunmuş bir şahsiyettir.

photo content

Risale-i Nur külliyatında ve Bediüzzaman Said Nursi'nin hayatında adı geçen birden fazla "Abdullah Çavuş" bulunmaktadır. Bu şahsiyetler, Risale-i Nur hizmetlerinde farklı şekillerde önemli roller üstlenmişlerdir. İşte bilinen üç Abdullah Çavuş ve Risale-i Nur ile ilişkileri: * Barlalı Abdullah Yavaşer (Çavuş) (1895-1960): * Bediüzzaman Said Nursi'nin Barla'daki yakın komşusu ve talebesidir. * Üstad'ın Barla'daki sekiz yıllık ikameti boyunca ona yakın hizmetlerde bulunmuştur. * Bediüzzaman, onu "Bu köy namına Cenab-ı Hak onu ve Mustafa Çavuş'u ve Muhacir Hafız Ahmed'i ve Abdullah Çavuş'u bana ihsan etti." diyerek takdir etmiştir. * Risale-i Nur'da adı sekiz yerde geçmektedir.

photo content

Sıddık Süleyman, Risale-i Nur Külliyatı'nın müellifi Bediüzzaman Said Nursi'nin yakın talebelerinden ve hizmetkârlarından biridir. Özellikle Bediüzzaman'ın Barla sürgünü döneminde ona sekiz yıl boyunca sadakatle hizmet etmiş ve bu hizmetleri sayesinde "Sıddık" unvanını almıştır. İsmi Risale-i Nur'da "Sıddık Süleyman", "Barlalı Süleyman", "Süleyman Efendi" ve "Süleyman" gibi farklı şekillerde anılmaktadır. Said Nursi, onun sadakatini ve kalbinin temizliğini takdir etmiş, mektuplarında ve eserlerinde ondan sıkça bahsetmiştir. Sıddık Süleyman'ın hayatındaki önemli noktalardan bazıları şunlardır: * Barla Dönemi: Bediüzzaman Said Nursi 1926 yılında Barla'ya sürgün edildiğinde, Sıddık Süleyman onun ilk ve en yakın talebelerinden biri olmuştur. Sekiz yıl boyunca Bediüzzaman'a hem günlük işlerinde yardımcı olmuş hem de Risale-i Nur'un yazımında müsvedde kâtipliği yapmıştır. * "Sıddık" Unvanı: Bediüzzaman, onun gösterdiği fedakâr ve samimi hizmetten dolayı kendisine "Sıddık" (doğru, sadık) unvanını vermiştir. * Cennet Bahçesi: Risale-i Nur'un önemli bölümlerinden olan "Yirmi Sekizinci Söz" (Cennet Bahsi), Sıddık Süleyman'ın bahçesinde, kısa bir süre içinde yazılmıştır. Bu olaydan sonra bahçe "Cennet Bahçesi" olarak anılmaya başlanmıştır. * Risale-i Nur'a Hizmet: Sıddık Süleyman, diğer Nur talebeleri gibi Risaleleri çoğaltmış ve yayılmasına katkıda bulunmuştur. Onun samimi duygularını ve Risaleler hakkındaki düşüncelerini içeren mektupları da Risale-i Nur Külliyatı'ndaki Lahikalar'da yer almaktadır. * Vefatı: Sıddık Süleyman, 6 Mayıs 1965 tarihinde Ankara'da vefat etmiş ve cenazesi Barla'ya getirilerek kabristanına defnedilmiştir. Sıddık Süleyman, Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur hareketinin ilk dönemlerindeki önemli şahsiyetlerinden biri olarak bilinir. Onun hizmetleri ve sadakati, Nur talebeleri arasında bir örnek olarak anılmaktadır.

photo content

Nev'-i insanın üçten birisini teşkil eden gençler, hevesatları galeyanda, hissiyata mağlub, cür'etkâr, akıllarını her vakit b
Nev'-i insanın üçten birisini teşkil eden gençler, hevesatları galeyanda, hissiyata mağlub, cür'etkâr, akıllarını her vakit başına almayan o gençler, âhiret imanını kaybetseler ve Cehennem azabını tahattur etmezlerse; hayat-ı içtimaiyede ehl-i namusun malı ve ırzı ve zaîf ve ihtiyarların rahatı ve haysiyeti tehlikede kalır. Asa-yı Musa -Birinci Kısım/ Sekizinci Mesele

Nev'-i insanın üçten birisini teşkil eden gençler, hevesatları galeyanda, hissiyata mağlub, cür'etkâr, akıllarını her vakit b
Nev'-i insanın üçten birisini teşkil eden gençler, hevesatları galeyanda, hissiyata mağlub, cür'etkâr, akıllarını her vakit başına almayan o gençler, âhiret imanını kaybetseler ve Cehennem azabını tahattur etmezlerse; hayat-ı içtimaiyede ehl-i namusun malı ve ırzı ve zaîf ve ihtiyarların rahatı ve haysiyeti tehlikede kalır. Asa-yı Musa - Birinci Kısım/ Sekizinci Mesele

"İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olanla sav." — Fussilet Suresi, 34. Ayet 🌿 Kalbinin değeri, sabrınla ölçü
"İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olanla sav." — Fussilet Suresi, 34. Ayet 🌿 Kalbinin değeri, sabrınla ölçülür. Hak edene sevgi, layık olana saygı ver. 🔗 https://t.me/addlist/SZfEJg6SNe4zMjEx

Evet ene ince bir elif, bir tel, farazî bir hat iken, mahiyeti bilinmezse, tesettür toprağı altında neşvünema bulur; gittikçe
+1
Evet ene ince bir elif, bir tel, farazî bir hat iken, mahiyeti bilinmezse, tesettür toprağı altında neşvünema bulur; gittikçe kalınlaşır. Vücud-u insanın her tarafına yayılır. Koca bir ejderha gibi, vücud-u insanı bel' eder. Bütün o insan, bütün letaifiyle âdeta ene olur. Sözler - Otuzuncu Söz/ Birinci Maksad

O zât (A.S.M.) öyle bir şeriat, bir İslâmiyet, bir ubudiyet, bir dua, bir davet, bir iman ile meydana çıkmış ki, onların ne m
O zât (A.S.M.) öyle bir şeriat, bir İslâmiyet, bir ubudiyet, bir dua, bir davet, bir iman ile meydana çıkmış ki, onların ne misli var ne de olur. Ve onlardan daha mükemmel ne bulunmuş ve ne de bulunur. Çünki ümmi bir zâtta zuhur eden o şeriat; ondört asrı ve nev'-i beşerin humsunu, âdilane hakkaniyet üzere, müdakkikane, hadsiz kanunlarıyla idare etmesi emsal kabul etmez. Şualar- Ayet-ül Kübra/ 16.Mertebe

"Dünya mâdem fânidir, değmiyor alâka-i kâlbe…" / Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hz. (r.a)📕

Ey Rabbü'l-Berri Ve'l-Bahr! 🌊denizlerin böyle gayet hârika bir tarzda arzın etrafında vaziyet-i acibesiyle bulunması ve 🐬🪼
Ey Rabbü'l-Berri Ve'l-Bahr! 🌊denizlerin böyle gayet hârika bir tarzda arzın etrafında vaziyet-i acibesiyle bulunması ve 🐬🪼🦑🐙denizlerin mahlukatı dahi, gayet muntazam idare ve terbiye edilmesi bilbedahe gösterir ki; ♦️yalnız 🔸senin kuvvetin ve kudretin ile ve 🔹senin irade ve tedbirin ile, 🔸senin mülkünde, 🔹senin emrine musahhardırlar. Ve 👉lisan-ı halleriyle Hâlıkını takdis edip ☝🏻"Allahu Ekber" derler. Risale-i Nur Külliyatından 📕

photo content

photo content