🇹🇷#ĀNĒMĔDİ@🇹🇷
قناة بسيطة
ANTI-HUMAN TRAFFICKING&ANTI-TERRORISM PREVENTION CONSULTANT & HUMAN RIGHTS CONSULTANT ❤️🇹🇷🇹🇷 H DIPLOMATIC PROTOCOL AND ETIQUETTE CONSULTANT & DIGITAL JOURNALIST 🇹🇷""Vatan hastalığı diye bir hastalığımız var""🇹🇷
إظهار المزيد8 098
المشتركون
لا توجد بيانات24 ساعات
-117 أيام
-10430 أيام
أرشيف المشاركات
8 098
Bugüne kadar çok istihbarat raporu okudum. Kodlanmış mesajlar, algı operasyonları, sinir savaşı taktikleri gördüm. Ama ilk kez, evet, ilk kez içimde buz gibi bir korku hissettim. Çünkü bu seferki silah bir füze değil, bir tank değil, bir drone değil. Bu seferki, sesiyle zihnine giren, beyninin ritmini çalan, seni senden alan bir frekans.
Fizikoakustik harp yöntemi bir fısıltı gibi başlar. Duymadığını sanırsın ama bedenin duyar. O titreşim hücrelerine sızar. Uydu destekli, düşük frekanslı dalgalarla çevrendeki her cihazın içine işlenmiş bir komut gibi. Bluetooth bağlantın açıkken, sadece bir videoyu izlemekle kalmazsın, komut alırsın.
Bu teknoloji İsrail’in askeri laboratuvarlarında geliştirildi. Zihin kontrol sistemlerinde kullanılan akustik algoritmalar, savaş bölgelerinde test edildi. Sesle emir verildi, görüntüyle panik yaratıldı. İnsanlar düşünmeden koştu, saldırdı, teslim oldu. Çünkü bu bir telkindi. Bu bir zihin işgalidir.
Şimdi bu yöntem Türkçe videolarla geliyor. IDF’in resmî hesabından paylaşılan içerikler artık doğrudan sana hitap ediyor. Ve bu artık sadece bir "bilgi savaşı" değil. Bu bir nöral sızmadır. Bu, seni konuşmalarla değil, dalgalarla teslim almaktır.
Beyin frekanslarınla oynandığında, sen hâlâ kendin olduğunu zannedersin. Ama değilsindir. Kararların, hislerin, reflekslerin sana ait değildir artık. Çünkü senin iç ritmine hükmeden bir sistem seni ele geçirmiştir.
İlk defa bu kadar açık bir tehdit görüyorum. Çünkü bu silah görünmez. Ama işler. Etki eder. Komuta eder. Kontrol eder.
Ve şu an bunu okuyan herkes bilsin ki:
Eğer bu tehdidi anlamazsak, sıradaki savaş artık cephede değil.
O savaş senin zihninde bitecek.
Ve sen, o savaşın farkına bile varamayacaksın.
8 098
Video 'da gördüğünüz kişi, geçmişte 33. derece mason olan ve şimdi her şeyi itiraf eden biri.
Serinin ilk bölümü gelecek hafta başlıyor!
Kendi sesiyle yaptığı bu ifşaları, 15 dakikalık parçalar halinde sizlerle paylaşacağım. Bu sadece bir konuşma değil; karanlığın iç yüzüne açılan bir kapı…
Çocuklar neden hedef alınıyor? Pagan ayinlerinin ardındaki gerçek ne? Ormana götürülüp “ruh arayışı” diyerek kandırıldığınız şey gerçekte ne?
Hepsini duyacak, öğrenecek ve araştırdıkça noktaları birleştireceksiniz.
Bu seriyi kaçırmayın!
8 098
Sayfamızın kuralları açıkça belirtilmiştir.
DM (özel mesaj) yoluyla iletişim kesinlikle yasaktır.
Buna rağmen az önce “Nazlı” adlı profil, DM üzerinden iletişim kurmaya çalışmıştır.
Bu davranış, sayfa düzenini ve güvenliğini ihlal ettiği için, ilgili profil DM’lerde yasaklanmıştır.
Benzeri bir durum tekrarlandığında, ilgili profiller tamamen sayfadan engellenecek ve hiçbir şekilde geri dönüş sağlanmayacaktır.
Burada bulunma amacımız nettir:
Efeliya Hanım’ın dijital güvenliğini sağlamak ve sayfa düzenini korumak.
Kurallara uymayanlar için hiçbir istisna yapılmayacaktır.
Saygılar,
Av. Bozkurt
8 098
Türkiye’de bazı kişilerin sizi ormana götürüp “ruh arayışı” adı altında pagan ritüelleriyle şeytanî öğretileri aşılamaya çalıştığını fark ettiğinizde, bu serinin ne kadar hayati olduğunu anlayacaksınız.
Eski bir 33. derece masonun kendi sesiyle yaptığı itirafları 15 dakikalık bölümler halinde Instagram serisi olarak paylaşacağım.
Bu ses kayıtlarında masonluğun en karanlık sırlarına, neden çocukları kullandıklarına, hangi sembollerin aslında neyi temsil ettiğine ve Tanrı’nın ışığına nasıl sırt çevrildiğine şahit olacaksınız. Anlattıklarını dinledikçe ve araştırdıkça, noktaları birleştirecek ve gerçeğin perde arkasını göreceksiniz.
Bu nedenle, tüm takipçilerimin bu seriyi dikkatle izlemesini, kalpleriyle hissetmesini ve Tanrı'nın sevgi enerjisinin her zaman var olduğunu unutmamasını istiyorum.
Seriyi kaçırmamak için tüm kanallarımda duyuru yapacağım.
#eppi
8 098
Kısacası bu protestolar,
Omnibus Torba Yasası ile birebir örtüşen bir altyapının sahaya sürülmesi için kurgulanmış bir sah yaptı (girişçi) ve aynı zamanda bir PSYOP'tu — yani psikolojik operasyon.
Halkın tepkisi, gençlerin cesareti, çocuklarınızın umudu; hepsi önceden hazırlanmış bir planın içine yerleştirildi.
Yüz tanıma sistemleri, elektronik kelepçeler, ASELSAN'ın entegre vücut kameraları, anlık izleme yazılımları tek tek devreye alındı. Bu bir güvenlik önlemi değil; bu, sistemin “gerçek zamanlı stres testi”ydi. Protestolara katılanların yüzleri özellikle kaydedildi, ardından sabaha karşı evlerinden alınarak sistemin tanıma ve müdahale algoritmaları canlı olarak sınandı.
Bu bir refleks değildi — bu bir mesajdı: “İzliyoruz.” Amaç, sadece kontrol değil, aynı zamanda psikolojik eşik kırmaktı.
İnsanlar ne zaman, neyi, nasıl söylediğini sorgulasın diye... Ve bu süreçte herkes birer veriye, birer algoritma girdisine dönüştürüldü.
8 098
An itibarıyla Türkiye’de güvenlik birimleri, ASELSAN tarafından geliştirilen ileri düzey yüz tanıma sistemlerini aktif olarak kullanmakta; bu sistemler özellikle 2025 yılında polis memurlarına dağıtılan vücut kameralarına entegre edilmiştir.
Bakan Ali Yerlikaya'nın açıklamalarına göre, bu kameralar sadece görüntü kaydı yapmakla kalmayıp, eş zamanlı olarak merkez komuta merkezine canlı veri akışı sağlamakta, burada görevli personel görüntüleri anında analiz ederek aranan şahısların kimliğini tespit edebilmektedir.
ASELSAN’ın yerli algoritmaları, düşük ışıkta bile yüz algılama, yaşlandırma tahmini, yüzde maske veya şapka gibi kısmi engel durumlarında eşleşme yapabilme gibi ileri düzey yeteneklere sahiptir.
Kolluk kuvvetleri, bu sistem sayesinde sadece olay yerinde değil, olay sonrasında da görüntüleri analiz ederek şüpheli tespiti yapabilmektedir.
Özellikle 19 Mart 2025 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından başlayan gösterilerde, göstericilerin büyük kısmının eylem yerinde değil, günler sonra evlerinden alınması, bu teknolojilerin nasıl işlediğine dair ipuçları vermektedir.
Görgü tanıkları ve video kayıtları, gösteriler sırasında polislerin protestocuların yüzlerini özellikle yakından kayda aldığına işaret etmekte, bazı durumlarda maske veya atkı gibi yüzü kapatan nesnelerin ortaya çıkartıģı bildirilmektedir.
Ardından güvenlik birimlerinin gerçekleştirdiği sabaha karşı operasyonlarla, özellikle üniversite öğrencilerinden oluşan 1.400’ün üzerinde kişi gözaltına alınmıştır.
Bu sürecin hemen ardından, emniyetin 13.000 yüz tanıma kamerası, 280.000 elektronik kelepçe, 10.000 biber gazı spreyi, 100.000 göz yaşartıcı kapsül ve 50.000 sis bombası alımı için ihaleye çıkması, ASELSAN teknolojisinin geniş çaplı kullanımına geçildiğini ve yüz tanıma sistemlerinin olay sonrası geri dönük tespitlerde etkili şekilde kullanıldığını ortaya koymaktadır.
Öte yandan sahadaki polislerin belge kontrolü esnasında, kimlik bilgilerine ulaşmak için mobil cihazlar ya da merkezle bağlantılı uygulamalar kullandığı, bunların arasında yüksek çözünürlüklü yüz tarama ve eş zamanlı veri sorgulama özelliklerine sahip sistemlerin yer aldığı belirtilmektedir.
Bu entegre sistem sayesinde, suça karışmayan ancak belirli bir eyleme katılan kişiler dahi, daha önce kaydedilen görüntüler üzerinden tespit edilip işlem yapılabilmektedir.
8 098
Çocuklarınız kullanıldı. Gençleriniz birer denek gibi izlendi, fişlendi.
İnsanlar evlerinden alındı, sistemler beslendi.
Yüzler, kimlikler, hareketler veri haline getirildi.
Her çığlık, her adım, her bakış… algoritmalara aktı.
Bu bir güvenlik önlemi değil; bu, planlanmış bir sayapın içinde, halkın bizzat gözetim teknolojilerine "canlı veri" olarak sunulduğu bir sahneydi.
Yasalar hazırdı, altyapı hazırdı, tek eksik gerçek bir senaryo idi—o da yaratıldı.
Artık mesele suç değil, sisteme ne kadar uyum sağladığınız. Her şey umursandı.
Her şey izlendi. Her şey işlendi.
8 098
Ortaya çıkan tablo, yaşanan protestoların sadece kendiliğinden gelişen bir halk hareketi değil, aynı zamanda uzun süredir hazırlıkları tamamlanmış ve yasal zemini Omnibus Torba Yasası ile oluşturulmuş olan ileri gözetim teknolojilerinin sahaya sürülmesi için bilinçli şekilde kurgulanmış bir sayap olduğunu açıkça göstermektedir.
ASELSAN üretimi yüz tanıma sistemlerinin, elektronik kelepçelerin, entegre vücut kameralarının ve anlık veri aktarımı yapan izleme ağlarının bu süreçte milimetrik şekilde devreye alınması, bunun sıradan bir güvenlik refleksi olmadığını; bilakis, çok önceden yazılımı yapılmış bir sistemin, gerçek toplumsal tepkiler üzerinden test edilerek optimize edildiğini göstermektedir.
Protestolara katılanların evlerinden sabaha karşı alınması, yüz görüntülerinin gösterilerde yakın çekimlerle kaydedilmesi ve bunların sistem üzerinden eşleştirilerek operasyonel harekete dönüştürülmesi; gözetim ve kontrol teknolojilerinin yalnızca hazır olduğunu değil, aynı zamanda her şeyin "an be an" izlendiğini ve hiçbir detayın gözden kaçmadığını gösteren çarpıcı bir göstergedir.
Bu, hūkūmetin elindeki teknolojik kapasitenin sadece suçla değil, potansiyel muhalefetle de nasıl başa çıkabileceğini sahada göstermesi açısından bir dönüm noktasıdır.
Artık mesele, güvenlik değil, her şeyin umursandığı, her bireyin bir veri noktasına dönüştüğü yeni bir gözetim düzenidir.
8 098
Özellikle mazlumun yanında durmanın iman sorumluluğu olduğu hatırlatılarak,
Filistin davasının yalnız Filistinlilerin değil tüm ümmetin davası olduğu belirtilmiş..
Fetvada ayrıca,
İsrail’le ilişkisi olan İslam ülkelerinin bu ilişkileri gözden geçirmesi gerektiği, işgalcilere yardım edenlerin dahi ahirette büyük vebal altında kalacağı bildirilmiş ve tüm Müslümanlara "şimdi birlik zamanı" çağrısı yapılmış....
#eppi
8 098
Müslümanlara,
maddi destek ve dua ile direnişi destekleme, İsrail ürünlerini ve ona destek veren şirketleri boykot etme,
ABD hükümetine baskı yapma, İslam ülkeleri arasında askerî ittifak kurulması, işgal altındaki kardeşlerimize yiyecek, ilaç ve yakıt ulaştırılması,
Batı'daki Müslümanların hükümetlerine mektup ve medya yoluyla çağrıda bulunması gibi pek çok alanda görev düştüğü 'de vurgulandı!
